• BIST 89.270
  • Altın 146,969
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 15 °C

Tarihe kör olmak

Cüneyt AYRAL / Paris

Birkaç yıl önce yine Merdan Yanardağ’ın yönettiği Biz TV’de “sanat ve biz” adıyla bir televizyon programı yapıyordum.

Ardı ardına tarihi anlatan romanlar yazan, gazeteci Hıfzı Topuz’un evinde konuk olmuş, çalışma masasının önünde kameralara karşı sohbet ediyorduk.

Türkiye’deki gelişmeleri Topuz’a sorduğumda bana : “Biz bu filimi daha önceden gördük, nasıl gelişeceğini ve nasıl biteceğini de biliyoruz” demişti...

Aradan kaç yıl geçti?

Onunla yaptığımız bu söyleşi sırasında basına olan baskılar devam ediyordu ama, daha Hürriyet Gazetesi gibi büyük gazetelere milletvekillerinin rehberlik ettiği saldırılar başlamamıştı, gazeteciler (Ahmet Hakan gibi) henüz dövülmemişti...

Yani film devam ediyor.

Eğer tarihe karşı kör davranmazsanız, Tan Gazetesi olayından sonra nelerin olup bittiğini ve gelişmelerin nereye vardığını da anımsayacaksınız...

Artık elinizin altında Google var, o da yoksa akıllı telefonlarınızda soru sorabildiğiniz 'Siri' diye birisi var...

Siri'ye “Tan Gazetesi olayı nedir?” diye sorunca bakın ne diyor: “4 Aralık 1945 günü sol eğilimli Tan Gazetesi yağmalandı”

Kitap okumadığınız zaman, övünerek “arkadaşlar kitapları okuyup bana özetlerini anlatıyorlar” dediğiniz zaman, dünyadan kopuk yaşamaya başladınız demektir. Hele hele steril bir yaşamı, korumalarla çevrili yaşamaya başlamışsanız, düyanın tüm gerçeklerinden iyice uzaktaysanız...

Dünyadan kopmaya başladığınız zaman, gelişen olayların sizi ve ülkenizi nereye doğru götüreceğini, nasıl etkileneceğinizi kestiremezsiniz, bilginiz size okuyanların kavrama ve anlatma gücü ile sınırlıdır.

Örneğin Alman Merkel size 3 milyar euro para teklif ettiğinde, siz de ondan Avrupa Birliği ile görüşmelerin açılmasını istersiniz, o da hemen “aaa tabii ne demek” deyiverir, çünkü Merkel Kıbrıs’ın ambargosunun kalkmayacağını

 Fransa’nın bu meseleye farklı baktığını adı gibi bilir ve “vallahi ben isterdim ama” diyecektir.

Siz eğer Maraş konusunun Kıbrıs meselesindeki kilitlerden birisi olduğunu bilmiyorsanız, okumamışsanız, unutuyorsanız, Fransa’nın, Türkiye’nin AB üyeliğini referanduma götüreceğini ve hayır oyları için uğraşacağından habersizseniz, o zaman istemeye devam edersiniz, ama hiç bir somut sonuca da varamazsınız.

4+4+4 eğitim sisteminiz ile cahil bir toplum yaratıp, kendi cehaletinizi, cahiller ile örtmeye kalkışırsanız, sonunda ne özgürlüğünüz, ne egemenliğiniz kalır, kala kala bir koca saray ve içindeki altın varaklı tahtlar kalır.

Elbette onlar da sonuna kadar sizin değildir, çünkü cehalet ve tarih bilmemek bir ülkeyi yok eder, yok olduğunuzda da o saraylarda başkaları oturmaya başlar...

Bir ülkenin gelişmişliğindeki önemli ayrıntılardan bir tanesi de müzeleridir.

Müzeler size tarihi anlatır, geçmişten gelenleri sergileyerek, nereden nereye geldiğinizi gösterir. Bu yolculuğunuzda yeni hedefleri belirleyebilmek ve şimdi olduğunuz yerden, nereye gideceğinizi hesaplayabilmek için ise bilgiye, bilimsel bilgiye gereksinmeniz vardır.

AKP iktidarı 13 yıllık sorumluluğunda kaç kere eğitim sistemini değiştirdi? Lâik eğitimden vaz geçileli ne kadar oldu? Başbakanı, karşı olduğunu anlatmaya çalıştığı bir örgüte 360 derece uzak olduğunu söyleyebiliyorsa ve üstelik “Profesör Doktor” ünvanını taşıyorsa, bu eğitim sisteminin üreteceği insan stokundan Türkiye’nin gerçekten korkması ve önlemini alması gerekiyor.

Demokrasilerde önlem almanın tek yolu var, o da sandık/seçim!

Tarihe kör kalmayıp, yakın geçmişimize bir göz atarsak eğer, Türkiye’nin bu türden sıkıntıları çok çektiğini göreceğiz, anımsayacağız.

16 Şubat 1969 Kanlı Pazar Taksim

01 Mayıs 1977 Taksim Kanlı 1 Mayıs 34 insanımızı o meydan da yitirmiştik, ilk akla gelenler bunlar...

Şimdi artık geçmişimize bakıp, iyi değerlendirip, yanlışlarımızı kavrayıp, doğruyu nasıl bulabileceğimizi hesaplamamız gerekiyor.

Kısaca söylemek gerekirse, 01 Kasım seçimleri bir partinin iktidara getirileceği bir seçim olmaktan çoktan çıktı. Türkiye bu seçimlerde tarihi ile hesaplaşacak ve nasıl bir ülkede yaşamak istediğine karar verecek.

Ya çağdaş, uygar ülkelerin yanına geri döneceğiz, ya da Orta-Doğu’nun bataklığında boğulacağız. Bunu ben demiyorum, tarih böyle anlatıyor...

Paris

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.