• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 13 °C

Tarım yazarı Yıldırım: Temel sorun denetimsizlik, başıboşluk

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, fiyat artışının en önemli nedenlerinden birinin, ürünü tarladan ve doğrudan en ucuza alıp tüketiciye en pahalıya satan süpermarket ve hipermarket tekelleri olduğunu söylüyor.

 

Yaş sebze ve meyvedeki fahiş fiyat artışı önemli gündem maddelerinden biri. Konunun uzmanı Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, fiyat artışının en önemli nedenlerinden birinin, ürünü tarladan ve doğrudan en ucuza alıp tüketiciye en pahalıya satan süpermarket ve hipermarket tekelleri olduğunu söylüyor. 2010’da çıkarılan Hal Yasası’yla market zincirlerine önemli avantajlar sağlandığını hatırlatan Yıldırım ayrıca, bu mekanizmanın hiç denetlenmediğini vurguluyor.

soL'dan Ahmet Çınar'ın Ali Ekber Yıldırım ile röportajı:

Ülkemiz yeni yıla pazar yerlerinde, marketlerde, manavlarda yaş sebze ve meyvedeki inanılmaz fiyat artışlarıyla girdi.

Öyle ki tarladaki üretici ile market arasındaki fiyat farkları, hiç olmadığı kadar yüksek.

Maydanozda yüzde 560, portakalda yüzde 430, mandalinada yüzde 330, lahanada yüzde 250, marulda yüzde 245, ıspanakta yüzde 230, limonda yüzde 215, havuçta yüzde 210, elmada yüzde 200 oranında artış var.

Tarlada 12 kuruş olan maydanozun markette 77 kuruşa satılması, yüz binlerce aileyi, milyonlarca dar gelirliyi, ücretli çalışanı derinden etkiliyor.

Önemli yaş-sebze meyve alıcılarımızdan olan Rusya’yla ticari ilişkilerimizi kesilmesi, bu kış fiyatların düşeceği beklentisi yaratmıştı oysa. Rusya’ya ihraç edilecek ürünlerin iç piyasada kalacağı, böylece daha ucuza satın alabileceğimiz öngörülmüştü.

Öyle olmadı.

Aralık ayında ve Ocak’ın ilk on gününde, en önemli gündem maddelerimizden biri de yaş sebze-meyvedeki fahiş artış oldu.

Bu konuyu, konunun uzmanı olan Dünya gazetesinin tarım dünyası yazarı Ali Ekber Yıldırım’a sorduk. Yaş sebze-meyvenin tarladaki fiyatı ile marketteki fiyatı arasındaki farkın neden bu denli yüksek olduğunu, Rusya’nın almadığı ürünler iç piyasada kaldığı halde, fiyatların ucuzlamasını beklerken, niçin arttığını konuştuk.

“SEBZE MEYVENİN PİYASASINI SÜPER VE HİPERMARKET ZİNCİRLERİ BELİRLİYOR”

- Sayın Yıldırım, Pazar yerlerinde ve özellikle marketlerdeki bu fahiş fiyat nerden kaynaklanıyor?

- TÜİK yılbaşından hemen önce 2015’deki bitkisel üretim rakamlarını açıkladı. Sebze üretimi Türkiye’de 30 milyon ton, meyve üretimi 18 milyon ton civarında. Toplam 48 milyon ton civarından bir üretim var. Bu üretimin yüzde 20’si tezgâha gitmeden tamamen çöp oluyor, yok oluyor. Yüzde 5’ini de ihraç ediyoruz. Evet Rusya krizi önemli bir krizdi. Rusya kriziyle birlikte, bu ürünlerin iç pazara sürüleceği ve fiyatların düşeceği beklentisi vardı. Ama böyle olmadı. Türkiye’deki 10 büyük ve modern sera üreticisi ortak bir karar aldı ve “ürünlerimizi iç piyasaya vermeyeceğiz” dediler. Başka Avrupa ülkelerine satıldı o ürünler. Bir de psikolojik olarak kar yağdığında otomatik olarak bir zam yapılıyor yaş sebze ve meyveye. Her kar düşüşünde, olağanmış gibi bu zam yapılıyor. Oysaki artık her yerde seralar var. Karla ilgisi yok. Bu modern ve büyük seralar, seralarını ısıtabiliyorlar. Ancak şu var: 2010’da çıkarılan Hal Yasası’yla birlikte hipermarketlere ve süpermarketlere, büyük market zincirlerine büyük avantajlar sağlanmaya başlandı. Bu yasanın, ürünün ucuzlatılması için çıkarıldığı söylenmişti o zaman. Ama öyle olmadı. Süper ve hipermarketler doğrudan üreticiden ürünü alıyor. Ve giderek piyasayı hipermarketler ve süpermarketler belirlemeye başladı. Çarşıdaki, pazardaki manavlar da bu büyük marketlere bakarak fiyat belirlemeye başladılar.

“ÜRETİCİ UCUZA SATMAKTAN, TÜKETİCİ PAHALIYA ALMAKTAN ŞİKÂYETÇİ, MARKETLER MEMNUN”

- Marketlerden yüksek fiyata alabildiğimiz bu ürünler tarlada ne kadar?

- Sonuçta üretici aslında çok ucuza satıyor. Hatta Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda bir internet sitesi var, baktığımızda ortalama olarak o sitede portakal 57 kuruş, mandalina 52 kuruş, domates 1.62 lira, salatalık 1.02 lira görünüyor. Ama pazara ve markete gittiğinizde bu fiyatların 4-5 katı fiyatla karşılaşıyoruz. Üretici ucuza satmaktan, tüketici pahalıya tüketmekten şikayetçi. Bir de eskiden fiyatlar ne zaman yükselse, “ihracat yapıldığı için iç piyasada fiyatlar yükseliyor” denirdi. Oysa Rusya önemli bir pazardı. Rusya pazarı kapalı olmasına rağmen, yani ihracat azalmasına rağmen, iç piyasada fiyat yine yükseldi. İhracat olduğunda fiyat yükseliyor, ihracat durduğunda yine fiyat yükseliyor. Buradaki temel sorun, denetimsizlik, başıboşluk… Piyasada tarım ürünlerinin ne kadar denetimsiz, bu konudaki yaptırımların ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor. 2014’ün sonunda bir gıda komitesi oluşturmuştu. Bu komite suni olarak fiyatı artıranları denetleyecekti ama bu komite bugüne kadar hiçbir şey yapmadı.

“AVRUPA’YA 3 LİRAYA SATTIĞIMIZ DOMATES, HALKIMIZ 5-6 LİRAYA ALIYOR”

- O halde hipermarketle, süpermarketler zincirleri, tarladan en ucuza alıp bizlere satabileceğinin en pahalısına satıyor diyebilir miyiz? Denetim de yok bu alanda…

- Üreticideki rakama, hal fiyatına ve bir de pazardaki fiyata bakıyoruz. Arada yüzde 300-400’e varan farklar var. Bu da piyasanın iyi düzenlenmediğini gösteriyor. Türkiye yüzde 20 yaş sebze ve meyvesini çöpe atıyor. Bu ürünlerin halde satılması çok önemli ama bu alan sanki serbest piyasa ekonomisi içinde isteyen istediği fiyata satar gibi durum ortaya çıkıyor. Mutlaka bir denetime ihtiyaç var. Tüketici denetimine de ihtiyaç var. Tüketicinin bazı ürünleri protesto etmesi, bu kadar yüksek fiyattan almaması gerekiyor ama böyle bir bilinçli tüketicimiz de yok. Ama Avrupa’ya bu domatesler 3 liradan ihraç ediliyor. Avrupalıya 3 liradan verdiğimiz domatesi, Türkiye’de halkımıza 5 liradan, 6 liradan yediriyoruz. Burada bir sıkıntı var o halde. Bunun mutlaka düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor. Serbest piyasa ekonomisi adı altında herkes istediğini istediği fiyattan satar diye bir şey yok. Bu kadar yüksek kâr marjıyla satılamaz. Eskiden hep “kış geldi, ürünler kamyonlarda donuyor, az ürün geliyor, fiyatlar yükseliyor” denirdi. Şimdi artık bu da yok. Araçlarda ısı kontrolü sağlanarak ürünler istenilen yere gönderiliyor. Türkiye’de artık zaten yerinde üretilen ürün, yerinde tüketilebilir. İstanbul’un sebzesinin Antalya’dan, Mersin’den değil, İstanbul’a yakın yerlerden gelmesi sağlanmalı. Yoksa biz her ay enflasyon rakamları açıklandığında “bu ayın suçlusu sivri biber”, “şu ayın kabahatlisi domates” demeye devam ederiz.

“BÜYÜK MARKET ZİNCİRLERİ EN UCUZA ALIP EN PAHALIYA SATABİLİYOR, FİYATLARI DA ONLAR BELİRLİYOR”

- Bu işin gerçek suçlusu sivri biber ve domates değil, market tekellerinin istediği gibi at oynatması ve denetlenmemeleri demek ki…

- Bu konuda Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan’ın tespitleri son derece haklı. O tespitleri hatırlatmak gerekirse… Süpermarketler ve hipermarketler Hal Yasası’yla kendilerine tanınan ayrıcalığı, büyük bir kâr hırsıyla kötüye kullanıyorlar. Söz konusu yasada, “üretici birlikleri ve örgütlerine pazar yerlerinde yüzde 20 oranında yer ayrılır, üretici kendi ürününü orada satar” deniliyor, bu madde hiç uygulanmıyor ama “marketlerin üreticiden gidip doğrudan alıp kendi tezgâhında satması” maddesi çok iyi uygulanıyor. Çünkü üretici birliklerinin ve örgütlerinin ne yazık ki gücü yok. Marketlere böyle geniş bir alan tanınmış oldu. Büyük marketler fiyatları belirliyor. Bir hipermarket zincirinin otellere ürün temin etmesi büyük bir haksız rekabet. Yani büyük süper ve hipermarketler ucuza alıp daha yüksek fiyata satabiliyor. Bunun mutlaka düzenlenmesi gerekiyor. Türkiye’de de artık mahalle manavından alışveriş çok azaldı. Herkes her şeyi market zincirlerinden alıyor. Büyük marketler alanında düzenleme yapılması gerekiyor. Üreticinin en büyük şikâyetlerinden birisi de, marketlere verdiği ürünleri 3 ay, 4 ay vadeyle atıyor. Bu vade olayı da marketlere büyük avantajlar sağlıyor. Ürün zaten üretici de ucuz, tüketiciye pahalıya ulaşıyor. Bu pahalılık da büyük oranda marketlerden kaynaklanıyor. Arada lüzumsuz olarak fiyat artıran mekanizmalar var. Şu anda nihai tüketim mekanizmasına sahip olan, uluslararası market zincirleri. Bu market zincirleri en ücra köşelerde bile var. Piyasayı belirleyen neredeyse onlar. Üretimde Avrupa birincisi olduğumuz halde, sebze-meyveye çok pahalıya ulaşıyoruz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Metrobüs hakkında flaş değişiklik planı16 Kasım 2017 Perşembe 19:31
  • Türk heyetinden Bağdat'a üst düzey petrol ziyareti16 Kasım 2017 Perşembe 15:31
  • Ekmek fiyatları açıklandı!16 Kasım 2017 Perşembe 11:17
  • KFC Türkiye el değiştirdi16 Kasım 2017 Perşembe 08:22
  • E-devlet üzerinden uçuş biletine ulaşım15 Kasım 2017 Çarşamba 18:39
  • DİSK: Gerçek işsiz sayısı farklı15 Kasım 2017 Çarşamba 17:34
  • Hükümet, kimlerden vergi almıyor?15 Kasım 2017 Çarşamba 15:10
  • Besmelesiz et yeni bir “Ekmelettin” vakası mı15 Kasım 2017 Çarşamba 14:50
  • Eski Merkez Bankası Başkanı: Tekeri patlak kamyon gibiyiz15 Kasım 2017 Çarşamba 11:08
  • Euro'dan yeni zirve, dolar rekor düzeye yaklaştı15 Kasım 2017 Çarşamba 11:08
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)