• BIST 106.682
  • Altın 146,758
  • Dolar 3,5211
  • Euro 4,1343
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

Taşlar yerine otururuken

Ali Haydar NERGİS

Konuşmaların tanığı, Merkez Partisi Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, AKP yanlısı Akit gazetesi  yazarı Abdurrahman Dilipak ve Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç...

Bir tanık daha olabilirdi, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu. O, aydınlatılamayan bir helikopter kazasında kurban gitti...

AKP’nin kuruluş günlerinde, Recep Tayyip Erdoğan,  Muhsin Yazıcıoğlu’nu çağırıyor, parti kurucuları arasında  yer alması için ona da öneri sunuyor.

 Yazıcıoğlu, şöyle diyor:

“Kardeşim, zaman ve hadiseler bana öğretti ki, Amerika’nın desteğindeki bir siyasete hizmet edilmiyor. Eğer millete dayanarak siyaset yapacaksan geleyim. Aksi takdirde Amerika hep kendine hizmet ettirir.”

Erdoğan, bu sözlere karşılık, “Bir müddet Amerika’nın dediklerini yaparız, sonra millete hizmet ederiz. Mani olurlarsa dirsek vurur, gideriz.” 

Yazıcıoğlu, şu yanıtı veriyor:

 “Amerika dirsek vurulacak bir güç değil. Fil ile gireceğin yataktan ezilerek çıkarsın.”

Bu görüşmede, Muhsin Yazıcıoğlu AKP’nin kurucuları arasında yer almayı reddediyor.

Abdurrahim Karslı, Abdurrahman Dlipak ve Ali Bulaç’ın anlatımlarına göre, Erdoğan, daha partinin kuruluş anlaşmasında Amerika, İngiltere ve İsrail’le anlaşmış, AKP, siyaset sahnesine ’’Bir proje partisi’’ olarak çıkmış...

Ali Bulaç, 22 Aralık 2014 tarihli zaman gazetesinde,  "AK Parti bir proje miydi?" başlıklı yazısında şunları yazıyor::

’’Geçenlerde Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, +1 TV’ye verdiği röportajda, Abdurrahman Dilipak’ın,AK Parti’nin bir proje olarak ABD, İngiltere ve İsrail tarafından kurulduğunu’ iddia ettiğini, kuruluşuna destek veren güçlerin, şu üç şeyi talep ettiğini söyledi:

Biz sizi iktidara taşıyalım.
Size iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim.
Size gerekli finansal destekleri getirelim.

AK Parti’den istenenler de şunlardı:

İsrail’in güvenliğini arttıracaksınız.
Büyük Orta Doğu Projesi, yani sınırların değişmesi
İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız.

Ali Bulaç,o yazısında daha sonra şu ilginç değerlendirmelerde bulunuyor:

’’Bu konuyu yazmamın iki sebebi var: İlki, Sayın Karslı beni de şahid gösteriyor. Konu sosyal medyada yer aldıktan sonra doğru olup olmadığını soran onlarca e-mail aldım. Yine yazmayacaktım ama Dilipak, Rotahaber’den Ünal Tanık’a konuşulanları teyid edince yazmaya karar verdim. İkincisi, AK Parti hükümetinin neden Batı’yla bozuştuğunu anlamak için artık bunları yazmak lazım. Evet, o toplantıda vardım, 40 senedir tanıdığım Abdurrahman Dilipak, bunları –ifadelerde bazı değişiklikler olsa da- anlattı. Mesele şu:

1998’lerden başlamak üzere Amerikalılar, sıklıkla bizlerle görüşmeye başladılar. Biri gidiyor, üçü geliyordu. Sordukları şuydu: “Türkiye’de dindar zemini kuvvetli bir iktidar mümkün mü?” Ben ana fikir olarak şunları söylüyordum: “Türkiye’de İslami-muhafazakâr aktörlerin belirleyici rol oynadığı bir döneme giriyoruz. Kronikleşmiş sorunlarımızı eski zihniyetle çözemeyiz; bölge gibi Türkiye de yeniden şekillenmek durumunda, Batı İslam’a, Müslümanların hayat tarzına ve kaynaklarına saygı göstermelidir. Batı ile savaşmak zorunda değiliz ama Batı’nın süren tahakküm ve hegemonyası altında Ortadoğu böyle devam edemez. İsrail sınırlanmalı, rejimler demokratikleşmeli, kaynaklar adil dağıtılmalı, İslam’ın cevaz verebileceği siyasetlere engel olunmamalı

Amerikalılar, ikna edebilselerdi söz konusu projeyi Erbakan hocaya uygulatmayı düşünüyorlardı, ancak o reddetti. Erbakan hoca vefatından önceki son görüşmemizde AK Parti’nin nasıl kurulduğunu uzun uzun anlattı, elindeki bazı belgeleri bana gösterdi; Ertan Yülek Bey şahittir.

Karslı’nın evinde Dilipak, şunları da söyledi: “AK Parti böyle kuruldu ama Erdoğan artık bağımsız hareket ediyor.”

Sistemin onayını al, imkânlarını kullan, sonra ’Ben yokum’ deyip diklen! Arkasından Saddam’ın Batı adına İran’la savaştıktan sonra Kuveyt’i işgal etmesini andırırcasına Suriye ’Bizim iç meselemizdir, birkaç hafta sonra Beni Ümeyye Camii’nde namaz kılacağız’ diye silahla rejim devirme ve müdahale arzularını açığa vur. Bu ilk günden yanlıştı. Bugün faturası hepimize kesiliyor...’’

***

Ali Bulaç’ın yazdıkları, Abdurrahman Karslı ve Abdurrahman Dilipak’ın söyledikleri bunlar..

Taşlari yerine oturuyor.

Son zamanlardaki  yaşadıklarımızın anahtarı bu sözlerde ve yazılanlarda gizli...

AKP iktidara geldiğinde,’’Postmodern darbe 28 Şubat süreci’’nden yeni çıkılmıştı.

Toplumun eğitimli kesimlerinde  ve askerlerde laikliğin korunması konusunda güçlü güçlü bir duyarlılık vardı.

İktidara gelen AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan, ’gizli bir ajandasının  olduğu’ biliniyordu.

 İşleri zor görünüyordu.

 O koşullarda, anlaştıkları üzere, ABD ve Batı’nın desteğini arkalarına aldılar. Erdoğan, bir ipek böceğinin kozasını örmesi  gibi, hedeflerini  adım/ adım gerçekleştirdi

14 yıl boyunca ABD ve Batı’ya vereceğini verdi, onlardan alacağını aldı.

Şimdi, kıvrak bir beden hareketiyle, ’harç bitti, yapıya paydos!’ diyerek onlara sırt çevirip Rusya’ya ve Doğu’ya yöneliyor.

Amerika ve Batı da, haliyle  ’’Beraber yürüdük biz bu yollarda, dur bakalım, böyle nereye?’’’ diyor..

14 yıllık iktidarında kimlerle dans ettiğini öğrenememiler demek ki..

Elin adamı,  bizimkiler gibi öyle ’’kullanışlı aptal’’ değil.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun dediği gibi:

“Amerika, dirsek vurulacak bir güç değil. Fil ile gireceğin yataktan ezilerek çıkarsın.”

Salıverdiler FETÖ’yü üstüne.

Bu kadarıyla kalacakları da kuşkulu...

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 963 1051 (pbx)