• BIST 102.258
  • Altın 190,182
  • Dolar 4,5880
  • Euro 5,3948
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 29 °C

Tatil notları 2: Duyarsızlaşan toplum

Cüneyt AYRAL / Paris

26 Haziran’da, yirmi yıldır yaşamakta olduğum Fransa’dan Türkiye’ye gelerek, ilk defa çok uzun bir tatil yapmaya karar vermiştim. Eş-dost, arkadaşların evlerinde geçecek olan tatilimi, bunca yıldır ilk kez “yalnız başıma” yapabileceğim için etrafı ve olayları gözlemleyerek geçirebileceğimi ve hayli “malzeme” toplayabileceğimi düşünmüştüm... Yazarlar çevrelerinde olup biten ile beslenirler, gözlem bizim için en değerli malzemeleri bulduğumuz eylemdir.

Tatilim Türk Hava Yolları’nın feci servisi ve haksız davranışları ile başladı.

Yanımda 20 kilo fazla bagaj vardı. Fransız posta idaresi 20 kiloluk bir koliyi ya da bavulu 70,- Euro’ya Türkiye’deki adresinize teslim ediyor. Türk Hava Yolları ise bu serbest rekabet ortamında “taşımasaydın kardeşim, bana ne” düşüncesiyle olacak aynı kiloyu 200,- Euro’ya taşıyor. Bırakın kapınıza teslim etmeyi, bir de taşımakta olduğu bavulu hırpalıyor, kırıyor.

Bavulumun kırılmış olduğunu Ankara Esenboğa Hava Alanı’nda dış kapıya çıktığımda gördüm ve hemen fotograflarını çektim, THY’na bildirdim. Gidip gelen yazışmalar sonucunda, içeride kırık bavulu fark etmediğim için, tazmin edemeyeceklerini bildirdiler... Şimdi herkesin uzun zamandır konuşmakta olduğu, “THY günden güne kötüleşiyor”, söyleminin nedenini de anlamış, öğrenmiş, kendim yaşamış oluyorum... BU işi mahkemeye taşımaya kalksam bavul parasında daha çok para harcayacağımı ve mahkemelerin adalet dağıtmadıklarını, çok uzun sürdüğünü bildiğim için vazgeçtim ve lânet olsun deyip unutmaya karar verdim.

Öte yandan, THY’nın Miles & Smiles programının çok eski üyesi olduğum için, uçakta bana verilecek servisin de ona göre olmasını bekliyorum elbette. Yani bu program için doldurduğumuz formda yemek olarak “deniz ürünleri”ni seçtiğim, uçak içinde koridorda oturmayı yeğlediğim belirtilmiş. Uçağa bindiğimde benim için “deniz ürünleri” yemeğinin yüklenmediğini öğrendim. Bu şikayetimi THY bildirdiğimde aldığım cevap da “komik” ötesindeydi. “Sizin forma yazmış olmanız birşey değiştirmiyor, her seferinde bizi uyarmanız gerekiyor” diye cevap vermişler. Kısacası Türk Hava Yolları artık “Allahlık Ali Bey Hava Yolları” olmuş ve Yeni Türkiye’nin kuralsızlığına ve vurdumduymazlığına geçiş yapmış. O nedenle THY’yi seçerken iki kere düşünmekte yarar var!

ayraldetay.png

Yaşasın tatil! İyi başladı... Düşüncesi ile Ankara’da eve vardım.

İlk dikkatimi çeken, gerek aile ortamında, gerekse eş-dost, arkadaş ortamında kimsenin yüzünün gülmediği, herkesin dertli ve sıkıntılı olduğu, kafelerden lokantalara, dost sohbetlerine kadar her yerde “ne olacak bu memleketin hali” sorusunun sorulduğu, ancak kimsenin bir çözüm üretmediği ve çözümde yer almaya da yeltenmediği oldu. Benim bildiğim, insanlar birşeyden dertliyseler

eğer, onun çözümü için birşeyler yaparlar, Türkiye’de herkesin sorunları konuştuğunu, ama hiç birşey yapmadığını gördüm. Günden güne duyarsızlaşan bir toplumun parçası mı olmak istiyorum, yoksa şu tatil bitse de, gitsem mi diye düşünmeye başladım.

“Gitmek” fiili aklıma düşünce, gerek internet ortamında, gerekse basında günden güne artan “Portekiz” haberleri ilgimi çekti.

Portekiz, Türkiye’den gitmek isteyenlere, ev aldıkları takdirde vatandaşlık bile veriyormuş... Türkiye’den ciddi bir “burjuva” ve “akıl” göçü olduğunun ayrımına böylece vardım.

ayraldetay2.png

Fransa’da iken bana gelen e- postalarda pek çok “Fransa’ya nasıl yerleşebilirim” sorusu oluyordu, hatta bu soruyu soranlar arasında polis emeklisi bir babanın kızı bile vardı, yani orta gelir gurubundan bile ülkesinden vazgeçenler olduğunu görüyordum, ama bu işin bu denli ciddi bir boyuta varmış olduğunun farkında değildim açıkçası.

Türkiye’de iktidarın tutumu, muhalif aydınların ve ortalama gelir gurubunun artık ümitsizliğe kapıldığını gösteriyor ki bu ülkenin geleceği açısından ciddi zararlara neden olacak.

Bu arada, bir ışık niteliğinde gördüğüm “Adalet Yürüyüşü” yapıldı ve onca insan Kılıçdaroğlu’nun peşinden Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüdü. Yürüyüş büyük bir açık hava toplantısı ile sonlandırıldı. Peki ya sonra? Sonrasız eylemlerden birisini daha mı yaşadık? Yoksa Kılıçdaroğlu “altın vuruş” için zamanını mı kolluyor? Türkiye’deki siyasi ortamı anlama yeteneğimi kaybetmiş olduğum için, gerçekten bilemiyorum...

ayraldetay3.png

Bu yazının başına oturduğumda, İspanya’nın Barselona şehri terör ile sarsılmış, 13 insanını yitirmişti. Televizyonu pek izlemediğini bildiğim bir arkadaşıma, olay olur olmaz mesaj göndermiş ve haberdar olmasını istemiştim, çünkü o da seyahat eden, aydın olduğunu varsaydığım bir arkadaşımdı. Bu sabah, akıllı telefonumda onun yazdığı cevabı okuyunca iyice ürktüm “terör yoluyla nüfus planlaması” diye cevaplamış benim ona verdiğim haberi.

İnsanımızın, hem de çok yakınımıza olanların, bu denli duyarsızlaşabilmeleri beni gerçekten çok, ama çok korkuttu...

Tatilim devam ediyor, notlarımı almayı da sürdürüyorum. Paylaşacağım...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)