• BIST 108.624
  • Altın 145,356
  • Dolar 3,4980
  • Euro 4,1269
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 30 °C

Tecavüz lobisine nasıl karşı duracağız?

Gaffar Yakınca

Medeniyetin tarihi bir bakıma geçmişin kuralları ile mücadelenin de tarihidir. İnsanoğlunun daha iyiye doğru ilerleyişi, ancak köhnemiş geleneklerin zincirlerini kırması ile mümkün olmuştur. Tarihin hangi aşamasında bir milim ilerleme, bir parça güzellik varsa bu, kabile döneminin kurallarına, dinsel dogmalara veya geçmiş çağlardan kalma mesnetsiz inançlara rağmen başarılmıştır. 

İnsanlığın uygarlık yürüşü kesintisiz bir çizgi değildir. Zaman zaman duraklamalar, kırılmalar, hatta geriye doğru sıçramalar da görülür. İnsanlık ve yaşam adına kazanımlarla dolu pırıl pırıl bir çağın ardından kapkaranlık gerileme dönemlerinin gelmesi mümkündür. Ancak, binlerce yıllık tarihe geniş bir açıdan bakıldığında, genel ilerleyiş istikametinin aydınlığa doğru olduğu görülür. 

Bu istikametin sebebi öncelikle üretici güçlerin gelişimi ile ilgilidir. Ekonomik ve sosyal düzenin sürdürülebilmesinin tek yolu gelişmesidir. Bu gelişme, en önce insan aklına ve buna bağlı olarak bilimsel ve teknolojik ilerlemeye bağlıdır. Böylesi bir ilerlemenin kaçınılmaz sonucu da sosyal düzendeki değişimlerdir. Örneğin tek eşli çekirdek aile modeli tarih sahnesine sanayi işçi sınıfının varlığı ile beraber çıkmıştır. 

Tarihin dinamosu olarak insan iradesi

Bütün bu amillerin belki de hepsinden daha önemli olan ve fakat ilk bakışta göze çarpmayan etken ise insan iradesidir. Tüm bu gelişim ve dönüşümler iki temel itkinin üzerinde yükselirler. Bunlardan biri doğanın ve verili koşulların insana dayattığı zorunluluklar, diğeri ise bu zorunlulukların ötesinde arzular barındıran insan iradesidir. 

Uzun vadede ileriye doğru hamleleri temsil eden irade, zaman zaman görülen geriye sıçramaların da sorumlusudur. İşte bu yüzden tarihin sahnesi, eskinin köhne düşüncelerini temsil edenlerle yarının aydınlığını isteyenlerin arasında bir çatışma alanıdır. 

Bugün Türkiye’deki durum da budur. Cumhuriyet ekonomik ve sosyal anlamda muazzam bir ilerlemeye imza atmış, 1950 sonrasının sağcı iktidarları doğalarına uygun bir fırsatçılıkla bir yandan bu ilerlemenin meyvelerini yiyip diğer yandan toplumu sürekli olarak bir geri sıçramaya zorlamışlardır. Gelmiş geçmiş sağcı iktidarların en güçlüsü olarak AKP iktidarı ise bir yönüyle seksen yıllık bir intikam hamlesidir. Türkiye gericiliği ilk kez kendinde böylesi bir iktidar gücü bulmuş ve yıllardır kınında sakladığı doğasını ortaya koymuştur. 

AKP’li vekillerin, adalet bakanının ve hatta başbakanın çocuklara tecavüz edenlerin affedilmesi yönündeki ısrarının aslı da budur. Dünyanın hiç bir ülkesinde böylesi bir af veya benzer bir meşrulaştırıcı yasal düzenleme yoktur. Aile içi tecavüz vakaları için de durum aynıdır. Türkiye, Birlemiş Milletler’in ve Avrupa Komisyonu’nun çocukların ve kadınların korunmasına dair kararlarında imzası olan bir ülkedir. Bu kararlar çocukların ve kadınların korunması için devletlerin takınması gereken tutumu tereddüte yer bırakmayacak şekilde tanımlamaktadır. Peki o zaman AKP’lilerin böylesi akıl dışı, çağ dışı, insanlık dışı kararda ısrar etmelerinin sebebi nedir?

AKP’ye ulaşan tecavüz lobisi

Burada bir parantez açıp gözüme çarpan bir iki detayı paylaşmak isterim. Yasanın geneline baktığınızda geçmiş düzenlemeye göre çok daha olumlu maddeler olduğunu görüyorsunuz. Cinsel istimsar suçlarının tanımı genişletiliyor, cezalar ağırlaştırılıyor, bazı noktalarda geri bırakma hafifletici sebep vs kaldırılıyor. Ancak son anda önerilen bu geçici madde ile yasanın ruhuna tamamen aykırı bir talep ortaya konuyor. Madde geçici olduğu için ve belirli bir tarihe kadar işlenen suçları kapsadığı için bunun aslında birilerini kurtarmak için yapılan bir hamle olduğu anlaşılıyor.

Asıl can alıcı soru ise bu noktada aklımıza geliyor: bu birileri kimdir?

AKP ile ne tür bağları olan bazı insanlar çocuklara tecavüz etmek suçu ile hüküm giymiştir?

Hangi çocuk tecavüzcüleri ne tip lobi faaliyetleri ile AKP vekillerine, bakana, hatta başbakana kadar ulaşabilmişlerdir? Ya da lobicilik yapmalarına gerek kalmayacak kadar yakın isimler midir?

Bu kimseler AKP üzerinde etkili olan, hatta belki politikaları bile yönlendirebilecek kadar güçlü bir tarikatın, dergahın, çevrenin mensubu olabilirler mi?

AKP’nin bu ilişkilerinin deşifre edilmesi toplumu geri sıçramaya zorlayan iradenin de teşhir edilmesi anlamına gelecektir. Muhalefet partilerinin, daha doğrusu bu zihniyetle akrabalığı olmayan tek muhalefet partisi olarak CHP’nin üstüne düşen öncelikli görev budur. 

Parantezi kapatıp tekrar konumuza dönelim, bugün Türkiye’de devleti ele geçirmiş olan islamcı irade tüm toplumu büyük bir geri hamleye doğru zorlamaktadır. Bu zorlama aklın, bilimin ve vicdanın emrettiği doğrultunun tam tersi yöndedir. Geriye doğru hareketler nasıl ki böylesi bir iradenin ürünü oluyorsa ileriye doğru olanlar da ancak insanın iradi müdahalesi ile mümkündür. Şu halde, yapılması gereken tersi yönde bir müdahaledir. En önce sol ve kemalist çevrelerde uyanan infial, vakit kaybetmeksizin toplumun en geniş kesimlerine yayılmalı, özellikle de inançlı ve makul çoğunluktan şuurlu bir destek sağlanmalıdır. 

Konu, basit siyasi tartışmalara, içimizi rahatlatacak öfke nöbetlerine heba edilmeyecek denli önemlidir. AKP’nin halka dayattığı ortaçağ elbisesi aklı selimle ve sabırla anlatılmalı, teşhir edilmelidir. Bu alanda küçük bir sosyal medya mesajından örgütlü bir hamleye kadar her adım önemlidir. AKP’nin bu saldırılarını savuşturmanın belki de tek yolu böylesi sabırlı bir çabayı örmekten geçer.

Namuslu yazarların, hukukçuların, siyasetçilerin, eğitimcilerin, anne babaların ve gençlerin bundan daha elzem bir görevi olamaz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)