• BIST 101.892
  • Altın 189,295
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Teşbih-hata diyalektiği

Ender HELVACIOĞLU

“Teşbihte hata olmaz” der eskiler. Olmaz olur mu? Bal gibi olur! Baksanıza Şeytan Rıdvan’ın yediği halta… Göze gireyim diye bir teşbih yapmaya kalktı, başına gelmedik kalmadı. Sen kalk Tayyip Erdoğan’ı Deniz Gezmiş’e benzet; kimseye yaranamadı.

Konu o kadar çok ağızda sakız, o kadar çok sofrada meze oldu ki, bize yazacak bir şey kalmadı. Aslında tatlı konuydu. Şeytan Rıdvan, Tayyip Erdoğan, Deniz Gezmiş, Devlet Bahçeli, parka, Amerika… Ne kalem oynatılır ama!

Neyse, biz de konuyu genelleştirir, halkımızın “teşbih seçiciliği” diyalektiği üzerine bir şeyler yazarız kısaca…

***

Rıdvan’ın teşbihini duyunca aklıma takılan soru şu oldu: Bu toplumda “Deniz Gezmiş, parkalı Tayyip Erdoğan’dır” diyen biri çıkar mı? Deniz Gezmiş’i, Tayyip Erdoğan üzerinden övmeye kalkışacak birine rastlanabilir mi? Fakat “Tayyip Erdoğan, parkasız Deniz Gezmiş’tir” diyene rastlanıyor.

Bu, Deniz Gezmiş ile Tayyip Erdoğan imgeleri arasındaki kritik farkın göstergesi.

Aynı şey Mustafa Kemal için de söylenebilir. Bilindiği gibi son zamanlarda Tayyip’i Atatürk’e benzetenler de çıktı. Peki, neden Atatürk’ü Tayyip’e benzetenler çıkmaz, çıkamaz?

Demek ki, halkımızın en densizlerinin nezdinde bile Mustafa Kemal’e, Deniz Gezmiş’e benzemek güzel bir şey, övünç kaynağı…

Ama Tayyip Erdoğan için aynı şey söylenebilir mi? Ben Bahçeli’nin bile Erdoğan’a benzetilmekten hoşlanacağını sanmam. Örneğin Rıdvan, şeytana dahi benzetilmeyi, Tayyip’e benzetilmeye yeğleyecektir, eminim…

***

Halkımızın teşbih yelpazesi son derece geniş. Biz övgümüzü de yergimizi de teşbihlerle yapmayı seven bir halkız.

Sevdiğimiz kadına “sülün gibi” deriz, “kısrak gibi” deriz, “ceylan gözlüm” deriz, kedinin hatta örümceğin bile bir gideri vardır; ama “katana gibi”, “akrep gibi” veya “kurbağa gözlü” diyerek sevgimizi belirtmeyiz.

Sevilen erkeğe “koçum” denir, “aslanım” denir, hatta ayı bile denebilir. Ama “manda gibi”, “solucan gibi” diyerek adam sevilir mi?

“Aslan gibi” delikanlı deriz; ama “çakal gibi” veya “it gibi” delikanlı denir mi? Örneğin Yılmaz Güney’e “aslan gibi” yakışır. Peki, -nereden aklıma geldiyse- Sedat Peker’e hangisi yakışır?

Gelelim bitkilere… Çiçek ve ağaç adlarının çoğu sevgi ve övgü sözcüğü olarak kullanılır. Ama sebzelere çok haksızlık yapılmıştır. Kimse birbirini “hıyar, lahana, kabak, patlıcan” diyerek övmez. Meyveler ikircikli… “Kiraz” güzel isimdir; ama kimse çocuğuna “muşmula” adını takmaz.

Delici ve kesici aletlerden, “çakı gibi”, “mızrak gibi”, “ok gibi” diyerek övülür; “balta gibi”, “testere gibi” diyerek yerilir…

Daha binlerce örnek verilebilir. Bütün bunlar yüzyıllar içinde çok çeşitli deneyimlerle oluşmuş teşbihlerdir herhalde…

***

İşin aslı şu: Tarihin bir “hazine sandığı” vardır, bir de “çöp kutusu”. Halkımız kimi nereye koyacağına uzun uzun düşünüp, ölçüp biçtikten sonra karar verir. Karar bir kere verildikten sonra değiştirmek son derece zordur. Teşbihin övgü mü yergi mi olacağını bu kolektif (ve tarihsel) karar belirler.

Erdoğan’a yalakalık yapmak isteyen Rıdvan’ın aklına neden Deniz Gezmiş geliyor? Neden “Tayyip Erdoğan fessiz Vahdettin’dir” demiyor örneğin? Diyemez! O da biliyor kimin hazine sandığında kimin çöplükte olduğunu.

Halkımız övmek isterken kime, yermek isterken kime benzeteceğini çok iyi bilir. İşte bu anlamda teşbihte hata olmaz.

Halkımız kime benzeteceği konusunda hata yapmaz. Kimi benzeteceği konusunda hata yapanlar çıkıyor bazen; o da zamanla düzeltiliyor.

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)