• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 27 °C

'TR 82 Halep' suya düştü

NATO'nun Suriye'de ne işi var?

İrfan Taştemur / Haber Analiz

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 9 Kasım'da CNN'de Christiane Amanpour'a IŞİD'le mücadeleyle ilgili, "Hava ve kara operasyonu olmak üzere bütünleşmiş bir stratejiye ihtiyacımız var. Ancak Türkiye tek başına tüm yükü üstlenemez" dedi.

Hürriyet'ten Uğur Ergan'a konuşan bir Türk güvenlik yetkilisi de BM Güvenlik Konseyi ve NATO Konseyi'nin desteği olmaksızın Suriye'de bir operasyonun mümkün olmadığını söyledi.

Bu haberlerden bir yıl kadar önce Almanya'nın eski Genelkurmay Başkanı ve NATO Askeri Komitesi Başkanı General Harald Kujat, Türkiye'nin kendi dar çıkarları yüzünden NATO'yu Suriye'de müdahalede bulunmaya uğraştığını söylemişti. CNN'e konuşan General Kujat, “Türkiye NATO'yu (5. Madde) kışkırtmaya çalışıyor. Biz bunu yapmayacağız. NATO buna izin vermeyecek.” demişti.

Alman Generale göre Türkiye'nin niyeti Esad'ı etkisizleştirmekti. Kobani'deki Kürtlere yapılanlar, IŞİD'in bölgedeki katliamları Türk hükümetinin umurunda değildi. Bu haliyle Türkiye NATO'daki müttefikleri tarafından korunmayı ve desteği hak etmiyordu.

Emekli General bu konuşmasıyla Patriot füzelerinin kaldırılacağı sinyallerini de vermişti ve nitekim 2015 yılı Ağustos ayında Türkiye'yi korumak üzere yerleştirilen Patriotlar kaldırıldı. Bir Alman gazetesine göre, “Türkiye'nin çıkarları ile müttefiklerin çıkarları örtüşmemiş ve Patriotlar geri getirilmişti.”

General Kujat, Türk birliklerinin Suriye'nin iznini ve BM'in onayını almaksızın güvenli bölge yaratmak amacıyla girişeceği kara harekatının NATO Sözleşmesinin 5. Maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğinin de altını çizmişti.

Türkiye NATO'nun 5'nci Maddesini uygulatamayacağı bir durumda güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge ilan edebilir miydi? Bu sadece oluşturacağı güvenli bölgenin insani yardım amaçlı olmasıyla mümkün olabilirdi.

HALEP YENİ-OSMANLI'NIN 82'NCİ VİLAYETİ

Türkiye, müdahalesine zemin hazırlayacak insani gerekçeyi hazırlamakta gecikmedi. Suriye'nin Halep bölgesi bu iş için çok uygundu. Fakat güvenli bölge oluşturmak isteyen ülke bu işi herhangi bir çatışmada taraf olmadan yapmak zorundaydı. Aksi takdirde kurulacak güvenli bölge bütün silahlı muhalif grupların hedefi haline gelebilirdi.

10 Ağustos'ta Türkiye'nin Özel Kuvvetler'in eğittiği Türkmen Birliği (Sultan Murat Birliği) ile planlanan bölgeye giriş yaptığı iddiaları yer aldı. Hatta hükümet yanlısı Takvim gazetesi “TR 82 HALEP” manşetiyle çıktı.

Bu manşet Yeni-Osmanlı'nın 82'nci vilayeti olarak Halep'i kendisine bağladığının resmen ilanıydı. Takvim gazetesinde yer alan haritada daha fazlası da vardı: İdlib, Halep ve Lazkiye'nin kuzeyi Yeni-Osmanlının sınırları içerisinde 82'nci vilayetin parçaları olarak gösteriliyordu.

18 Ağustos 2015'te “Halep'in Fethi” başlıklı yazısnda konuyu işleyen Selin Nasi Hürriyet Daily'de, Erdoğan'ın “Bu güvenli bölgede Türkmen kardeşlerimize karşı yapılacak her saldırı Türkiye'yi karşısında bulacaktır” diyerek yeniden Türkmen kartını oyuna sokuyordu. Nasi yazısını, “Biz gerçekten 82'nci vilayetimiz için savaş mı veriyoruz?” diye sorarak yazısını bitiriyordu.

Böylesine ciddi bir konuda ABD ve Koalisyon Güçleri ne diyorlardı? Erdoğan'ın Yeni-Osmanlısının 82'nci Vilayet hayalleri için birliklerini Suriye'de tehlikeye atmaya ve savaşmaya hazmıydılar? Üstelik Erdoğan'ın Türkmen Birliği adı altındaki Fetih Ordusu, Orta Asya, Çin ve Rusya'dan taşınan binlerce militandan oluşurken bunu göze alırlar mıydı?

82'NCİ VİLAYET KİME GÜVENLİ?

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nden Rights Rami Abdul Rahman'a göre, Erdoğan'ın güvenli bölge kurmaya çalıştığı İdlib, Halep ve Lazkiye bölgesinde Çeçenistan, Dağıstan ve Kafkasya'dan savaşmaya gelen 2 bin kadar savaşçı bulunuyor.

Terörizm uzmanlarına göre Çin Türkistan İslamcı Partisi, Özbek İmam Buhari Cemaati İdlib'de konumlanmış durumdalar. Bu gruplar, İmam El Bukhoriy ve Jabhat Özbek Birliği ile beraber El Nusra cephesinde yer alıyorlar ve kendilerini “Halep Özbekleri” olarak adlandırıyorlar. .

Çeşitli kaynaklara göre Yeni-Osmanlı'nın Suriye'deki “güvenli” 82'nci eyaletinde 5,000 Özbek, 2,000 Çeçen ve 1,000'den fazla Çinli militan olduğu tahmin ediliyor.

Suriye Ordusu ve Rusya ise Orta Asya devletlerini, Çin ve Rusya'yı içine alan Şangay Beşlisi adına bu militanlarla çarpışıyor. Buna karşılık Suudi Arabistan ve Katar, “82'nci Vilayetin” Avrasya militanlarına rejim güçlerini zayıflatmak için anti-tank TOW silahları veriyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri Çin ve Rusya'nın kendi ülkeleri için de tehdit oluşturan bu terör üssü sözde “güvenli bölge” talebine sıcak bakmayacakları ortada.

Paris saldırılarının ardından Türkiye'nin yeni umudunun Fransa'nın NATO'yu savaşa sokturtması olduğu söylenebilir ama yine NATO Sözleşmesi'nin 5. Maddesini işletmenin o kadar da kolay olmadığı ve G-20 Zirvesinde açık ve kapalı pazarlıkların buna pek yardımcı olmadığı görülüyor. ABD'nin gözünde artık Türkiye “stratejik ortak” değil, “IŞİD ile mücadelede ortak” konumuna gerilemiş durumda. Başta Rusya olmak üzere Avrasya ülkeleri ise terör kendi evlerinde vurmasın diye İslamcı Cihatçılara karşı Suriye Ordusu ve Suriye Kürtlerini destekliyorlar.

Obama'nın G20 zirvesinde, Suriye'de Cihatçılarla başbaşa kalmamak için NATO ve BM'den destek bekleyen Erdoğan'dan neler istediğini tahmin etmek için ise kahin olmaya gerek yok.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)