• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 16 °C

Trajedikomedya nihayet bitti

Trajedikomedya nihayet bitti
Peki, futbolumuzun altyapısının sorumlusu son 15-20 yıllık süreç de kim? Tek yanıt, hatta son 3.5 yıldır kendisine "Türkiye Futbol Direktörü" ünvanı verilen Fatih Terim tabii ki...

Ali Kaya Soysal

Dün gece Finlandiya-Türkiye maçı yerine aynı gruptaki Ukrayna-Hırvatistan maçını izledim, eminim çoğunluk TV izleyicisi böyle yapmıştır. O nedenle benden A Ulusal takımımızın oynadığı son maçın teknik analizini beklemeyin sevgili ABC okuyucuları, zaten hiçbirinizinde umurunda olmadığını tahmin edebiliyorum..

Dünya ve Avrupa Kupası  eleme grup maçlarından aldığımız her başarısız sonuçdan sonra futbol alimleri tarafından, teknik direktör gitsin, federasyon değişsin, altyapıya  önem verilsin gibi klişeler yıllardır pek saygın medyamızda yer alıyor...

O zaman sonuncusundan, yani altyapıdan başlayalım: Merak ettim, bugün gündüz kuşağında 17 yaş altı Dünya Kupası Grup maçı olan Türkiye-Mali maçını izledim...

Maçı 3-0 kaybettik, ilkinde ise Yeni Zelenda ile 1-1 berabere kalmıştık. Skorlar önemli değil, oynanan oyun kalitesi özellikle altyapılarda çok belirleyici.

Mali karşısında 90 dakika ezildik, gruptaki diğer takım Paraguay, gruptan çıkmamız hayal ki rakiplerin hiçbiri dünya futbolunda söz sahibi değil..

Peki, futbolumuzun altyapısının sorumlusu son 15-20 yıllık süreç de kim? Tek yanıt, hatta son 3.5 yıldır kendisine "Türkiye Futbol Direktörü" ünvanı verilen Fatih Terim tabiki... Çünkü 1993, 94, 95 yıllarında, Şenez Erzik federasyonu Serpil Hamdi Tüzün’ün patronajlığında o zamanki adıyla  Genç Milli Takımlara arka arkaya ülkenin takım sporlarında ilk Avrupa Şampiyonluklarını kazandırmıştı ve o jenerasyon Galatasaray’ı, Terim zamanında 4 kez şampiyonluğa, UEFA Kupası’na ve 2002’de  A Takımda Dünya 3.sü yapmıştı.

Nedir bu çöküşün sebebi, anlaşıldı herhalde...

Dün gece izlediğim ikinci maç, Ampute takımımızın şampiyonlukla biten 50 dakikasıydı... Kolu, bacağı olmayan kader kurbanları, ülke şartlarında asgariye yakın ücretlerle yaşayan 13 cengaverle kupayı kazandı, öbür yanda Euro Milyonerleri olan A Milli Futbol Takımının futbolcularına gönderme yaparak...


Ancak, bu şampiyonluğun kutlama törenlerinde bir konu beni rahatsız etti.. Sahasını 20 günlüğüne bakıma  alan  Beşiktaş Kulübü, ki orada 15 gün sonra Şampiyonlar Ligi maçını oynayacak, zemin kriterlere uymazsa  eğer birisinin  "eeey UEFA" çemkirmelerine bakmadan maç tarafsız sahada oynanır... Bu kurala rağmen  sahasını böyle bir manevi maça açan  Beşiktaş’a teşekkür etmek yerine, cep telefonuyla canlı yayına bağlanan Cumhurbaşkanı Spor Bakanı’na  aynen şunları söylüyor.." Ne Beşiktaş’ı ya, o stat bizim verdiğimiz paralarla yapıldı ya".

Bir devlet adamına yakışmayan uslup bir yana, bu bilgi  doğru değildir. 160 milyon dolara mal olan Dolmabahçe İnönü Stadı’nın "Eski Gazhane " tarafındaki  tribünü Spor Toto  teşkilatına eski parayla 50 trilyon karşılığında sponsor olarak "tahsis" edilmiştir. İsmide koltuklarda yazılıdır Spor Toto’nun, yani devletin, matematik olarak verdiği destek 1/30’dur. Acilen  Cumhurbaşkanı’nın bu "esprisini" düzeltmesini veya Fikret Orman tekzibini "istirham" ediyorum.

Neyse , konumuza dönelim. Bir heves daha heba oldu, üstelik Kosova ve Finlandiya’nın önünde grubu 4. bitirme onuruna ulaşmışken. Bu arada, önümüzdeki 3 takımın İzlanda, Hırvatistan ve Ukrayna’nın futbola  yatırdığı bütçelerinin 30 mislisini bir "top" uğruna harcadığımızı düşünecek olursak...

Benim yazılarımı takip edenler, dostlarım, sohbetlerime katılanlar bilir..Eleştirilerimi somut önerilerle bitiririm.

Öyleyse yazımın "zurnanın son deliğine "geleyim.. 40 yıldan beri Köln Yüksek Spor Okulu’ndan ülkeye döndüğümden beri söylediklerimi zamanımıza uyarlayarak aktarayım.."

30-35  sene önceki çözüm önerilerimde verdiğim  isimlerin bazıları vefat etti, bir çoğu  yaşlandı veya heyecanını kaybetti. O bakımdan hayatta olan bazı dostlar beni affetsinler. Sadece futboldan söz edeceğim ilerleyen satırlarda, diğer branşlar beni bağışlasınlar. Çünkü  geçen hafta sonu Kemer de yapiılan Basketbol Masterler turnuvasında 55-65 yaş kuşağındaki eski dostlarımın saha içindeki "anti fair" hareketleini görünce çok üzüldüm..

Gerçi bu Türk Milletine özgü "rituel" ülkemizin her alanında baskın.

Sonuç olarak "Asiye Nasıl Kurtulur". Yani Türk Futbolu’nun iyileşmesi için reçete nedir ?

Önce federasyon başkanı değişecek. Benim adayım Almanya modeline uyan Cüneyt Tanman. Ekibini kendisi ayarlayacak, "bengay" kokusunu almış eski, dürüst futbolcular ve spordan nasibini almış iş adamları.. Teknik direktör adayım ise Rıza Çalımbay ve ekibi. Bu ekip 15 yıldır Türk liglerinde çeşitli kulüplerde başarılı işlere imza atmışlar, ayrıca 10 yaşından bu yana altyapı çilelerini çekmişler... Yani altyapı tecrübeleri var, çünkü oradanda sorumlu olacaklar.

Ayrıca, Rıza hoca yıllarca Ulusal Takımda Mustafa Denizli’nin yardımcılığını yaptı, öyle bir geçmişi var, dürüst, çalışkan, kafası futbolla dolu, çalıştığı her takımı öne çıkartmış biri. Ama, bu kişiyle minimum 8-10 yıllık kontrat yapılacak, kısa vadeli başarısızlıklarda yolların ayrılmayacağı garantilenecek, o yüzden Cüneyt Tanman diyorum.

Federasyonda Rasim Kara gibi eğitimciler olmalı, kendisini kulüplere pazarlamiş  antrenörler yerine Ziya Doğan, İrfan Buz,

Engin İpekoğlu, Erkanlar, Tunalar, gibi ilkeli antrenörlere güvenilmeli. İsmini bu satırlarda anamadığım Anadolu’nun çilekeş hocalarından özür diliyorum...

Mesela, Cüneyt Tanman kafası karıştığı an Şenez Erzik’ten fikir alabilmeli, Rıza Hoca kendisini yetiştiren Serpil Hocaya, Adnan Dinçer’e bir şeyler sorabilmeli. Yine mesela, "scouting" yani "futbol avcısı" terimini bilmeyip de "squat" , yani bir tür halter deyimini kullanıp milyonlar kazanan, iktidar partisinin torpiliyle her sezon iş bulan antrenörlere kapıları kapatabilmeli.

Ama, tüm bu yazdıklarımın gerçekleşmeyeceğini adım gibi biliyorum, ne yazık ki.”Çünkü biz bir spor ülkesi değiliz olamayacağız da.”

Bu olumlu başlayan yazımı böyle sonuçlandırmak istemezdim. Şöyle yapalım dilerseniz.. Kolu, bacağı olmayan "adamların" başarısı bizlere ders olsun..

f3-011.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)