• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

'Trump Amerikası'nda Gülen Al Capone olabilir'

'Trump Amerikası'nda Gülen Al Capone olabilir'
Gazeteci Murat Yetkin, Donald Trump'ın ABD başkanı seçilmesiyle dünya siyasetinin gerçekçi zemine kaydığı görüşünde.

Gazeteci Murat Yetkin, Donald Trump'ın ABD başkanı seçilmesiyle dünya siyasetinin gerçekçi zemine kaydığı görüşünde. Türkiye-ABD hattında Gülen'in iadesi ve YPG pürüzleri merak edilirken, Yetkin, "1920'lerde mafya babası Al Capone adam öldürme, saldırı suçlarından değil fatura/vergi yolsuzluğundan hapse konulmuştu. Her şey olabilir" dedi.
ABD'de başkanlık seçimini Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump’ın kazanmasının ardından yeni dönem tartışılıyor. Trump’ın yeni dış politikası ve Türk-Amerikan ilişkilerinin evrileceği yön de büyük merak konusu. Washington-Ankara hattında kilit iki başlık var: 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Fethullah Gülen’in iadesi ve Türkiye’nin 'terörist' olarak gördüğü ABD’nin Suriye'deki ortağı YPG konusundaki tutumlar. Dış politika konusunda deneyimsiz Trump'ın Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kuracağı ilişkiyi Hürriyet Daily News’un Genel Yayın Yönetmeni ve Hürriyet gazetesi yazarı Murat Yetkin Rusya'nın Sesi FM'de Ceyda Karan'ın hazırlayıp sunduğu Eksen programında.anlattı.

'ANKARA’NIN TERCİHİ BİLDİĞİ ŞEYTANDI'

Ankara’nın tüm sorunlara rağmen ABD başkanı tercihinin aslında Clinton olduğunu belirten Yetkin, “Bildiğin şeytan bilmediğin şeytandan iyidir” atasözünü hatırlattı. Ankara’nın Clinton ekibini tanıdığını belirten Yetkin şu tespitleri yaptı: "Fakat sonuç böyle geldi. Ankara'da zaten her iki durum için de belirli senaryolar sonuçta iki noktada düğümleniyordu. Bir tanesi iki ülke arasında kronik bir sorun olan ve Suriye savaşı ile daha da alevlenen Kürt meselesi ve onun terörizm boyutu, Suriye ve Irak ile olan bağlantıları. İkincisi de Fethullah Gülen'in durumuydu. Bu iki konuda hangi başkan gelirse gelsin bu iki konu kilit olacaktı. Şimdi de öyle oluyor. Fakat Clinton ve ekibi Türkiye'yi yıllardır tanıyan ve üzerinde yıllarca çalışmış kişiler de barındırıyordu. Şimdi Trump ekibinde bu yok. Ama Trump ekibinde bölgeye ve Türkiye'ye daha makro düzeyde bakan isimler var. Fakat bunlar da hep ulusal güvenlik ve istihbarat danışmanlarından oluşan kişiler. Bakış açıları da özgürlükler haklar ne durumda olacaktan çok, ABD'nin çıkarları nedir, ABD’nin müttefiklerinin çıkarları nedir düzleminde olacaktır.”

'SİYASET ARTIK DAHA GERÇEKÇİ BİR ZEMİNE OTURDU'

 Dünya kamuoyunda Hillary Clinton’ın başkanlığında bir özgürlük dalgası olacakmış gibi sahte bir hava yaratıldığını anımsatan Yetkin, “Obama döneminde hak ve özgürlükler konuşuldu da ne oldu? Türkiye'de bazı kesimlerin, sadece Türkiye'de değil, Fransa'da Rusya'da ve dünyanın her yerinde sanki Clinton seçilse dünyaya bir özgürlük dalgası gelecek gibi biraz abartılmış sahte diyebileceğimiz hayaller ortadan kalktı. Siyaset daha gerçekçi. Bunu çok olumlayarak söylemiyorum ama daha gerçekçi bir zemine oturmuş bile denilebilir şu halde” vurgusu yaptı.

'GÜLEN İÇİN GEÇİCİ TUTUKLAMAYA GİDİLEBİLİR'

ABD’de siyaset zemininin ‘daha gerçekçi bir zemine oturması’ ile Ankara-Washington arasında gerginliğe neden olan Fethullah Gülen konusunda Türkiye açısından olumlu adımların atılabileceğini söyleyen Yetkin “Trump yönetiminin 20 Ocak'ta görevi devralmasıyla, Gülen konusunda en azından bir adım atması ihtimali çok yüksektir. Bunu illa ki iade diye düşünmemek lazım. İadenin dışında da pek çok adım var. ABD-Türkiye arasındaki suçluların iadesi anlaşmasına göre hakkında tutuklama kararı bulunan bir insanın geçici tutuklama denilen bir statüyle 60 yıl boyunca cezaevine konulması gibi bir süreç var. Ankara bunu gündeme getirmişti daha önce” dedi.

'GÜLEN EN AZINDAN KIRMIZI IŞIKTA GEÇMİŞTİR'

Türkiye’nin 15 Temmuz’daki darbe girişiminin arkasında olması gerekçesiyle, yani terörizm suçlamasıyla Gülen’i istediğini belirten Yetkin, ABD’nin ise kendi hukuki duruma göre bir formül geliştirebileceğini belirtirken ilginç bir benzetme yaptı: ‘Al Capone’. “(Adalet Bakanı) Bekir Bozdağ'ın ABD'ye gidip dosyalarını sunmasının ardından bir ABD'li yetkili tüm uluslararası ajanslara, ‘Bu kendi halinde masum bir din hareketi değil. Daha çok para aklama işlerini organize eden bir suç şebekesi gibi görünüyor’ diye bir açıklama yaptı. Bunu duyar duymaz aklıma Al Capone geldi” diyen Yetkin, şu öngörüde bulundu: “1920'lerde ortalığa terör estiren mafya babası, adam öldürme saldırı suçlarından değil de basit bir fatura/vergi yolsuzluğundan yakalanıp hapse konulmuş, ondan sonra diğerleri arkasından gelmişti. Yani herşey olabilir. 1999'dan biri orada bulunan birisi hakkında FBI herhalde bir kırmızı ışıkta geçme cezası da bulacaktır.”

'SÜREÇ TÜRKİYE’NİN İSTEDİĞİ BİÇİMDE YÜRÜTÜLMEYECEK

Trump’ın bir danışmanının yazısına da dikkat çeken Yetkin şu değerlendirmede bulundu: “İade için ABD'nin daha önce yaptığı ‘Bizim kendi yasalarımız var, bunları uygularız’ açıklaması doğru. Ama Trump’ın danışmanının yazdığı makalede de, neye vurgu yapılıyor? ‘Usame Bin Ladin, Türkiye’de bir çiftlik evinde yaşadığını ve ABD vergi ödeyen kişilerinden orada 160 tane okul işlettiğini duysaydık ne yapardık’ diye sormuş. Bu doğrudan Gülen’in oradaki faaliyetlerini tarif eder gibi. Bu kadar yıl içinde bu okullardaki mali düzensizlikler konusunda FBI defalarca soruşturma açtı. Fakat bu soruşturmalar siyasi gerekçelerle ilerlemedi. Şimdi bunlar kalır mı kalmaz mı bilmiyorum. Ama alt alta koyunca çıkardığım şey, illa ki Türkiye'nin istediği çerçevede değil ama başka bir çerçevede Trump yönetiminin Gülen aleyhine ve Gülen şebekesinin aleyhine bir adım atma ihtimali çok yüksek. Eğer Obama yönetimi bu krediyi, bunu Trump yapmış gibi göstermeyip bu arada yapmazsa.”

'HİMMET ÖDEMELERİ SUÇ UNSURU OLARAK KULLANILABİLİR

ABD'nin Gülen'in iadesi için neyi beklediğini açıkladı Yetkin, ABD’nin olası hareket tarzını öngörürken, şu unsurlara da dikkat çekti: “Çünkü kendi yasasını işletip, 'Benim yasamı ihlal etmiş meğer adam, bak kırmızı ışıkta geçmiş, şu faturasını eksik ödemiş' diyebilir. Örneğin atıyorum, Utah’daki bir okulda Türkiye'den giden öğretmenler var. Ki bunların çoğu kendi talebeleri. Ama ABD'li ya da başka milletten öğretmenler de var. Onlara 3 bin dolar maaş veriyor diyelim. Sonra bir kısmı 'himmet' adı altında geri alınıyor. Şimdi o aradaki fark aslında ABD hükümetinin cebine gitmesi gereken fark. Yani vergilendirilmemiş bir kazanç. Buralardan yakaladıkları zaman kendi işlemini yapmış olur, Türkiye'nin talebini değil.”

'TRUMP’IN GÜCÜ KULLANMA SİYASETİ BUSH’UN DA ÖTESİNE GEÇECEK'

Trump hakkında ‘dünyayla çıkar ilişkisi kuran acemi bir siyasetçi’ nitelemesi de yapan Yetkin, Trump’un Amerikan gücünün yükselişi için farklı rotalar tutturabileceğini de kaydetti: “Bir güç politikası izleyeceği çok açık. Zaten sloganı ‘Amerika'yı yeniden büyük yapmalım’ idi. Bunun için bütün analizlerde ABD'nin askeri gücünü, hiç de Obama'nın yapmadığı gibi, ciddi bir şekilde tekrar kullanacağı yönünde. Bush'un da ötesinde birşey olacak. Çünkü Bush da yaptıklarını yerleşik düzen sağlamak için de yaptı. Ama bu, bütün herşeyi yıkacağını söylüyor. Daha dakika bir gol bir, ABD ordusu ile ters düştü. Çünkü ABD ordusu taahhütte bulundu NATO’ya, Avrupa’daki iki tümene Ukrayna nedeniyle bir tümen daha ekleyeceğiz diye.. Ama Trump dedi ki, 'Hayır niye gönderelim efendim önce onlar paralarını versinler…’ Ben niye gönderiyorum kardeşim diyecek. Ben savaşmaya mı niyetliyim. Ben onları Suriye'ye göndermek istiyorum diyecek mesela çünkü başkomutan.

” 'ERDOĞAN DA TRUMP DA LAFINI SAKINMAYAN LİDERLER'

 ABD’nin yeni başkanı olarak Trump’ın güvenlik ekseninde bir dış politika izleyeceğini öngören Yetkin, Rusya ve Çin ile ise farklı bir tablo çizdi: “Rusya Çin ne olacak derseniz. Onlarla el sıkışırlar. Onlarla pazarlığa girecektir. Sen burada benim tarafıma bakma, ben de şurada senin tarafına bakmayayım diyecektir. Muhtemelen bunu yapacaktır. Çünkü kendisi de öyle olmak istediği için güçlü ve güç kullanan siyasetçileri karşısında görmek istiyor.” Trump’un Erdoğan ile çok daha kolay anlaşabileceğini belirtirken, “Acemi olduğu için ağzına geldiği gibi konuşuyor. Sayın Erdoğan da özellikle de kızdığı zaman lafını sakınmayan bir lider” anımsatması yapan Yetkin, bu bağlamda da sorunları çözmenin de diplomat ve askerlere kalacağını ekledi.

'AB'NİN DÜNYA SİYASETİNDEKİ AĞIRLIĞI AZALACAKTIR

Trump’ın başkan olmasıyla reel politika çağına iyice geçildiğini vurgulayan Yetkin, gidişatın AB’yi dünya siyasetinde daha geri plana ittiği görüşünde. “Yani Putin’e döndük, Merkel’le döndük, Erdoğan'la döndük. Şimdi Trump ile dönüyoruz. Bu çizgi böyle olacaktır” diyen Yetkin, önümüzdeki yıl da Fransa’da seçimleri anımsatıp şu saptamaları yaptı: "Hollande ile Sarkozy mi kapışacak zannediyorlar. Hayır, Sarkozy ile Le Pen kapışacak. Sağ ile aşırı sağ kapışacak. İtalya'daki seçimlerde ne olacağıni kimse bilmiyor. İspanya'da Sosyalist Parti üç kongredir genel sekreterini seçemez durumda. Hollanda ve Danimarka'da aşırı sağ yükseliyor. Trump'ın seçilmesiyle AB'nin dünya siyasetindeki ağırlığı azalacaktır. AB'nin yaptırım gücü iyice azalacaktır. Bunları ‘Aman ne güzel’ diye söylemiyorum. Hayallere kapılmamak lazım tablomuz budur" dedi.

KAYNAK: SPUTNİK

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)