• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

Trump'ın zaferi ve kitlelerin şaşkınlığı

Haluk ŞAHİN

24 Eylül’de Ya Trump Kazanırsa başlıklı bir yazı yazmış ve “Umarım kazanmaz!” diye bitirmiştim. Ama “asla olmaz” denen şey oldu ve Donald Trump Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı seçimini kazandı.  

Bu yazı Trump’ın New York’taki seçim merkezinde yaptığı konuşmadan bir saat kadar sonra yazılıyor. Amerika’da hala gece, seçim sonucunu öğrenen Amerikalılar bir kaç saat içinde yatacak ve yarın yeni bir güne uyanacaklar. 
Seçimde hiç ummadıkları bir yenilgi almış olanların nasıl uyanacaklarını tahmin edebiliyorum: Berbat! 

Ya oyunu Trump’a vermiş olanlar? Onlar ne hissedecekler? Düğün bayram kutlama mı yapacaklar yoksa içlerine bir şüphe kurdu mu düşecek:  
“Dur yahu, ben ne yaptım?  Oylarımla mümkün kıldığımın sonuçlarına katlanmaya ne kadar hazırım?”  

Tıpkı bundan altı ay kadar önce Büyük Britanya’da Brexit’e “Evet” deyip referandumu kazanınca ne yapacağını bilemeyen ve “Yahu, biz ne halt ettik?” diyen milyonlar gibi.

Ne halt ettiklerini ve edeceklerini hala bilmiyorlar. Birçoğu pişman ama son pişmanlık fayda etmiyor.

Avrupa Birliği’nden çıkışın faturaları bir bir gelmeye başlıyor.

“Öfkeyle kalkan zararla oturur” diye bir atasözümüz var ya, yaşanan tam böyle bir şey.

Avrupa Birliği’ne, Brüksel’deki bürokratlara, egemenlik kısıtlamalarına kızıyorlardı ama öfkenin esrikliği ile, AB’nin kendilerini bir çok olanaklar da sağladığını görmezden geliyorlardı. Niyetleri ceza vermekti ama tokadın bir şekilde kendi suratlarında da patlayacağından haberleri yoktu. 

Göreceksiniz Trump için de öyle olacak. Küreselleşmenin sonuçlarına, Washington bürokrasisine, işsizliğe ve Amerika’nın demografik değişimine tarifsiz öfke duyanlar “eski düzen“in temsilcisi olarak gördükleri Hillary Clinton’ı reddettiler. Ama Donald Trump’ın Amerika’yı “yeniden büyük yapmak” için bol keseden attığını masalımsı vaatleri irdelemediler. 

Önümüzdeki bir kaç yıl içinde aldatıldıklarını keşfedeceklerdir. Öfkeleri yeniden kabaracaktır. Yine devirecekleri bir şey aramaya başlayacaklardır.

Sosyo-psikolojik bir fenomenle karşı karşıyayız: Bu türden öfkeli ve şaşkın kitlelere Batı’nın sanayileşmiş ülkelerinin birçoğunda rastlıyoruz. Bunlar popülist demagogların elinde toplumsal bir güç haline geliyorlar, onların dediklerini yaptıktan sonra apışıp kalıyorlar.

Bu durumu ben klasik demokrasinin geçirmekte olduğu büyük bunalıma bağlıyorum.

Klasik demokrasi kuramı iki temel varsayıma dayanıyordu: İnsanlar akıllı (rasyonel) yaratıklardır, iyi ile kötüyü ayırt edebilirler, bu bir. Yeter ki, sürekli ve doğru olarak bilgilendirilsinler, bu iki.

21. Yüzyıl’da bu iki varsayımın da ağır hasarlı olduğunu görüyoruz. İnsanın rasyonelliği 20. Yüzyılda epey sorgulanmış ve güvenilmez bulunmuştu. Bunun yanı sıra,  iletişim medyalarının, özgün işlevlerinin çok ötesinde eğlence ve ticari endoktrinasyon araçlarına dönüşmesiyle ikinci varsayım da şaibeli hale gelmişti.

Kendilerini olumsuz olarak etkileyen değişiklikleri rasyonel olarak açıklayamayan ve bu konuda iletişim medyalarınca cahil bırakılan ya da yanıltılan kitleler,  öfke duyacakları kolay hasımlar arıyorlardı:

“Ötekiler”di bunlar --  yani göçmenler, farklı renkliler,  farklı inançlılar, yapay elitler, bürokratlar...  Ters giden her şeyin sorumlusu onlardı!

Bu sanrılar elbette olgulara ve bilimsel nedensellik bağlarına dayanmıyordu. Ama kimin umurunda: “Hakikat-ötesi siyaset” gibi terimlerle anlatılmaya çalışılan buydu...

Trump işte bu tarihsel şaşkınlığın üzerinde yükseldi ve Beyaz Saray’ın yolunu tuttu. 

Yakında ikinci perde başlayacak. Olacakları tahmin etmek o kadar da zor değil aslında.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.