• BIST 93.269
  • Altın 146,449
  • Dolar 3,5820
  • Euro 3,8889
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 21 °C

Türk Solu'nda Merkel krizi

Komünist Parti, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti öncesinde 100 akademisyenin Merkel'e mektup yazmasıyla ilgili açıklama yaptı.

Komünist Parti, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti öncesinde 100 akademisyenin Merkel'e mektup yazmasıyla ilgili açıklama yaptı. Komünist Parti'den yapılan açıklamada, "AKP'nin Avrupa ve Amerikan emperyalizminin destek ve iteklemesi ile ülkemizin başına dert edildiği açıkken, şimdi emperyalist merkezlerin bir yenilenme arayışında oldukları ortadayken, Merkel'e yazılan mektup bir utanç vesikasıdır" ifadeleri kullanıldı.  100 Türk liberal-sol akademisyen Merkel'e mektup yazarak Türkiye'de yaşanan süreçten şikayetçi olmuştu.

KP'NİN AÇIKLAMASI ŞÖYLE:

Komünist Parti, halklarımızdan, Merkel'e yazılan ve AB'ci AKP'yi, AB standartlarına şikayet eden mektubu yok saymalarını istiyor.

13 yıllık gerileme ve yıkımın Avrupa Birliği projeleriyle geri sarılacağını kimse düşünmesin. Kanlı oyun Avrupa Birliği masallarıyla başlamıştı, şimdi aynı yere dönmeye hiç kimse niyetlenmesin.

Neredeyse tek bir aksi görüşün çıkmasına izin verilmeyen, Avrupa Birliği fikrine biraz yan bakmanın entelektüel linç sebebi sayıldığı bir dönemde AKP, bu gerici ve piyasacı parti, varlığının ve iktidarının en önemli dayanaklarından birisi olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunu ileri sürmüştü.

Avrupa Birliği'nin bir emperyalist yapılanma olduğunu, özellikle Doğu Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde bu birliğe üye olmanın sadece emperyalistlerin komutu altına girmek ve daha fazla sömürülmek anlamına geldiğini söyledik.

Gerici ve piyasacı partinin kendisine meşruiyet sağlamak için bu emperyalist projeyi değerlendirmesinin de onun karakterine uygun olduğunu belirttik.

Sonra olanlar ortadadır. Avrupa Birliği projesinin kendisi, daha merkezinde, çöktü. “Avrupa değerleri” gibi kavramlar bir anda toz haline gelirken, gerici piyasacı parti kendisine yeni bir çıkış buldu: Yeni Osmanlı.

Avrupa Birliği tartışmaları sırasında AKP'yi doğrudan ya da dolaylı olarak desteklemiş olan siyasetçi ve aydınlarımız, ülkenin üzerine bir karabasan gibi çökmekte olan Osmanlıcı hayalleri uzun süre görmezden geldiler.

AKP'nin Yeni Osmanlıcılığının en önemli tatbikat sahası Suriye oldu. Sağdan ve soldan liberallerimiz, insan hakları diyerek, “diktatör Esed” edebiyatı ile bu ülkede kışkırtılan iç savaşta uzun bir süre açıkça AKP politikalarına payanda oldu.

Proje çöktükten, AKP'nin “Osmanlı” projesi uluslararası basında “hasta adam” parodileri ile alaya alınmaya başladıktan sonra Erdoğan'ın saltanat özentiliği keşfedildi!

Avrupa değerleri, özgürlükler ve insan hakları, hatta demokrasi ve ilerleme gibi kavramlar üzerinden AKP'ye destek olanlar bugün “AKP'yi geriletme” edebiyatı ile karşımızdadır.

Ülkemizin geride bıraktığı 13 yıllık dönemin sonunda, yaşanan büyük gerilemede bu dönem boyunca AKP'yi desteklemiş, onun özürcülüğünü yapmış ya da AKP karşıtlığını küçümseyerek bu partinin hedef haline getirilmesine karşı çıkmış olanların payı vardır.

Bunlar yakın tarihimizin gerçekleridir.

Biz “100 akademisyen”in Alman emperyalizminin son kalebendi Merkel'e yazdıkları mektubu bu gerçekler ışığında okuyoruz.

AKP'nin Avrupa ve Amerikan emperyalizminin destek ve iteklemesi ile ülkemizin başına dert edildiği açıkken, şimdi emperyalist merkezlerin bir yenilenme arayışında oldukları ortadayken, Merkel'e yazılan mektup bir utanç vesikasıdır.

AKP, içinde anti-komünizmin amentüsü haline gelmiş “girişim ve mülkiyet hakkı”nı da barındıran bir “Avrupa Değerleri” çerçevesi içinde emperyalizmin bu has siyasetçisine şikayet edilmiştir.

Bu yetmemiş, “100 akademisyen” Merkel'den sıraladıkları sorunları Erdoğan'la görüşmesinde gündeme getirmesini rica etmiştir.

Emperyalizmin projelerine payanda olmak, ona politika ve proje önermek, emperyalist kodamanlara ricacılık bu ülkede 200 yıllık geçmişi olan bir hastalıktır.

Bu hastalığın ülkemiz aydınlarını, düşünce ve eylem dünyamızı temsil etmesi ise sözkonusu bile değildir.

Komünist Parti olarak, “100 akademisyen” girişimini protesto ediyoruz.

Ülkemiz sol düşüncesini uluslararası gericiliğin kırık bir aynası haline getirme çabaları her zaman bizi karşısında bulacak.

Akdeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'ya ve Balkanlar'a uzanan geniş coğrafyada halklar emperyalist kodamanlardan medet ummayacak kadar köklü ve güçlü bir toplumsal mücadele birikimine sahiptir. Merkellerin, Obamaların, Putinlerin borusunu öttürmek bu mücadele birikimini hiçe saymaktır.

Türkiye işçi sınıfı önce kendi gücüne, sonra da tüm ülkelerden emekçilerin, işçi sınıfının devrimci birikim ve mücadele mirasına güvenecektir.

Komünist Parti olarak halkımıza ve bölge halklarına bildiririz."

AKADEMİSYENLERİN MEKTUBU

Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden 100 akademisyen, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti öncesinde açık mektup yazmıştı. Akademisyenler, seçime iki hafta kala bu ziyareti yadırgadıklarını ifade etmişlerdi. Aralarında Fethi Açıkel, Cengiz Aktar, Zeynep Ayata, Koray Çalışkan, Mustafa Görkem Doğan, Ferdan Erkut, Zeynep Gambetti, Mehmet Karlı, Nuray Mert, Özgür Mumcu, Baskın Oran, Yüksel Taşkın ve Tahsin Yeşildere'nin de bulunduğu mektubun tamamı şöyle:

"Sayın Angela Merkel,

Size modern Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısının hemen ertesinde henüz tuttuğumuz yas esnasında yazıyoruz. Genel seçime kısa bir süre kalmışken ülkemize yapacağınız ziyarette dikkatinizi çekmek istediğimiz önemli bir husus var.

AGİT gözlemci heyetinin tüm uyarılarına ve konu hakkında yazdığı iki rapora rağmen Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan'ın anayasal zorunluluk olan tarafsızlığını ettiği yemine rağmen korumadığı bu kampanya ikliminde, bu ziyareti yadırgadığımızı Türkiyeli akademisyenler olarak belirtmek zorundayız.

AB Antlaşması 3. Maddesi AB'nin ve üye devletlerinin AB'nin değerlerini yalnızca AB sınırları içerisinde değil, aday ülkeler dahil tüm dünyada muhafaza etme ve teşvik etme yükümlülüğünü getirir. Oysa başta Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sn. Başbakan Davutoğlu olmak üzere hükümet ve AKP parti mensupları bu değerleri açıkça ihlal etmektedir:

Uzun bir zamandır devam eden dil, din, etnik köken ve cinsiyet temelli ayrımcı söylem ve uygulamalar, devleti yönetenlerin propaganda esnasında nefret suçu işlemesi (AB Temel Haklar Şartı 20, 21, 22, 23 maddeleri ve İHAS 14. Madde ihlali); iş dünyasına yapılan keyfi müdahalelerin girişim özgürlüğü ve mülkiyet hakkını ihlal etmesi (AB Temel Haklar Şartı 16, 17. Maddelerin ihlali); Türk Ceza Kanununda son derecede geniş ve müphem biçimde tanımlanmış olan Cumhurbaşkanına hakaret suçu bahane edilerek gazetecilere ve bilim insanlarına soruşturmalar ve aleyhte kararlarla baskı ve sansür uygulanması (AB Temel Haklar şartının 11. Maddesi ve İHAS 10. Madde ihlali); yayın organlarının AKP milletvekillerinin de katılımıyla basılması, taşlanması, mülklerine tecavüz edilmesi, gazetecilerin tehdit ve darp edilmesi, AKP mensuplarının ve güdümündeki gazetelerin halkı şiddete teşvik etmesi (AB Temel Haklar şartının 11 maddesi ve İHAS 10 madde ihlali); terör olayları ile ilgili haberlere getirilen gerçek amacı sansür olan yayın yasaklarının AB Temel Haklar Şartının kamunun haber alma özgürlüğüne müdahale edilemeyeceği prensibini ihlal etmesi, idari yaptırımlarla gösteri özgürlüğünün engellenmesi, can güvenliğinin ve ifade özgürlüğünün sağlanamaması (AB Temel Haklar Şartı 6 madde ve İHAS 5 madde ihlali); ve son olarak AB Temel Haklar Şartının 2. maddesinde öngörülen ve İHAM'ın tek mutlak insan hakkı olarak kabul ettiği yaşam hakkının devletin kolluk güçleri tarafından güvenceye alınmaması nedeniyle gerçekleşen ve 102 kişinin ölümüyle sonuçlanan Ankara Katliamı göstermiştir ki Sn. Cumhurbaşkanı ve Sn. Başbakan AB'nin ortak değerlerini yok saymaktadır.

Bu bağlamda yapacağınız ziyaretin kampanya ikliminde siyasi bir destek olarak görüleceğinden ve AB'nin en önemli değerlerini çiğneyen siyasetçileri taltif etme ihtimalinizden dolayı akademisyenler olarak fevkalade rahatsızız. Sn. Erdoğan ve Sn. Davutoğlu ile yapacağınız ortak basın toplantısında bu hususları gündeme getirmenizi rica eder, ülkemizi demokrasimizin güçleneceği günlerde de ziyaret etmenizi umarız.

Saygılarımızla,"

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)