• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 14 °C

Türkiye AKP eliyle Ortadoğu denkleminde yok ediliyor

Torun Ahmet TÜRKMEN

Uzunca bir süredir Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi için ortaya konan çabaları izliyoruz. Son beş yıldır Suriye toprakları üzerinde yaşananlar bu sürecin son ayağını oluşturuyor. Belki de Suriye iç savaşının sonuçları “ kimin ne elde edeceğinin “ ortaya çıkmasıyla sonuçlanacak. Kazananlarla, kaybedenler bu sonuçlarla ortaya çıkacak.

Daha önceki savaşlarda olduğu gibi petrole bağlı Emperyal hesapların belirleyici olduğu bu süreç, Irak, Mısır, Libya vb ülkelerden farklı olarak Suriye’de umulan ve beklenenden farklı olan bir dirençle karşılandı. Söz konusu ülkelerde olduğu gibi Suriye’de de kolayca yönetim değişikliği gerçekleşecekti bu olmadı. Daha güvenilir, daha sadık aktörlerin devreye sokulması hesabı tutmadı.

Burada öngörülemeyen, hesaplanamayan Suriye devletinin kurumsal yapısıydı. Demokratik olmamasına rağmen, çok kültürlü, çok etnisiteli ve kültürlü yapısına rağmen ağırlıklı olarak Suriye toplumunun devlet ve rejim etrafında kenetlenmesiydi. Rusya, İran gibi devletlerin desteğini bu faktörle bağlı olarak değerlendirmek gerekiyor.

İşte bu noktada AKP Hükümetinin Suriye politikasını bu temel gerçek üzerinden değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.

Devletlerarası ilişkileri yönetmeyi, belirli bir mezhebe bağlı insanları yönetmekle eşdeğer gören siyasi iktidar, iyi hesaplanmamış, dengelerin farkına bile varmayan, bölgede egemen olmaya dönük hayallerle adımlar atan bir siyasi iktidardan zaten süreci akılcı ve ülke yararına yönetmesi beklenemezdi. Nitekim sağduyu sahibi insanların uyarılarına rağmen iktidar bölgede tam bir hezimet yaşamaya başladı.

 Bugün Türkiye; oyunun içinde bile değil. Ne oyun kurabiliyor, ne de oyuna girebiliyor. Sadece kendi ekseninde top çeviriyor. Bu durumun iç politikaya olumsuz etkisini azaltmaya çalışıyor. Bu nedenle de topluma karşı şiddeti arttırıyor, çemberi daha da daraltmaya çalışıyor. Çok sıkıştığı anda da Baykal gibi, Perinçek  gibi yedek oyuncular devreye sokuluyor.

Cumhuriyetten bu yana ortaya konan bölge ülkeleriyle barış içinde yaşama çizgisinin adından bile bahsedilmiyor. Kontrolsüz, ne yapacağı bilinmeyen bir güç algısı güçleniyor. Bu yanıyla bugün Dünya Türkiye’nin nereye gittiğini tartışıyor. Rusya ve ABD bölge politikaları konusunda birbirlerine dokunmama konusunda mutabakata varmış gibi gözüküyor.

Emperyalist güçler bir yandan petrol merkezli politikaları ile bölgeyi şekillendirmeye çalışırken, diğer yanıyla derinleşen açmazları ile boğuşuyor, sorunları konusunda yeni açılımlar getiremiyorlar. Dünya ekonomik bunalıma doğru hızla sürükleniyor. Kapitalizm derin bir bunalım yaşıyor. Avrupa mülteci sorununda bugüne kadar savunduğunu iddia ettiği tüm değerlere sırtını çeviriyor.

Esad rejimi  muhalifler üzerindeki çemberi günden güne daraltıyor. Kürtler, YPG, Rusya ve ABD’nin tam desteği ile Türkiye /muhaliflerin/ arasındaki son bağı da ortadan kaldıracak Tel Rıfat, Azez hattını kontrol etmek için son ataklarını yapıyorlar. Türkiye’nin göstermelik obüs toplarıyla bölgeyi topa tutmasının iç politikayı rahatlatma amacı taşıdığını herkes görüyor. Fırat’ın batısına geçme teranesi unutulmaya başlandı bile.

Hükümetin önünde iki yol var bugün. Ya Suriye politikasını böyle devam ettirerek ülkeyi daha da karanlık senaryolara sürükleyecek. Çok zayıf bir ihtimal olarak gözükse de Suriye’de bir kara harekatına ülkeyi sürükleyecek. Ya da nerede yanlışlar yaptığını görüp, sahanın gerçeklerini dikkate alarak politikasında köklü bir dönüş gerçekleştirecek. Ama Tayyip Erdoğan ve Hükümetin doğası gereği bu mümkün gözükmüyor.

Bu noktada iki noktanın altını çizmek istiyorum. Birincisi Suudi Arabistan’ın kara harekatına hevesli bir görüntü çizmesi, altında başka planların olabileceği çağrısını yapıyor. ABD ve NATO liderliğinin İsrail’le birlikte, ehlileştirilmiş bir Suudi Arabistan’ın NATO şemsiyesine alınması projesi olabileceği dikkatlerden kaçmaması gereken bir olgu.

İkinci olarak ta, yakın gelecekte Rusya destekli yeniden şekillenen bir Suriye devletinde sorun olarak gördükleri “Hatay sorununun” gündeme getirileceğidir. Suriye bağlantılı çevrelerde bu olgunun konuşulmakta olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bir söz vardır: "Sen benim tavuğumu kışlarsan bende senin horozuna kış derim”

(Bu satırların yazıldığı anda Ankara’daki patlayan bomba gündeme düştü. Patlamada ölenlere başsağlığı, yaralılara şifa diliyorum. Bu elim olayı şiddetle lanetliyorum. Kim yaparsa yapsın teröre, şiddete ortak duruş sergilemeye ihtiyacımız var)

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)