• BIST 103.328
  • Altın 198,376
  • Dolar 4,7816
  • Euro 5,6166
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 28 °C

Türkiye: Gazeteciler için korku ülkesi!

Türkiye: Gazeteciler için korku ülkesi!
Türkiye'de son dönemde yabancı basın mensuplarına yönelik gözaltı ve sınırdışı uygulamaları giderek artıyor. Basın örgütleri, "Türkiye, yerli-yabancı tüm gazeteciler için korku ülkesi haline geldi" diyor.

Türkiye'de basın özgürlüğü üzerindeki baskılar, son dönemde ülkede çalışan yabancı basın mensuplarının da korkulu rüyası haline geldi. Dünyanın pek çok ülkesinden birçok basın mensubu, "terör örgütü üyeliği", "akreditasyon iptali" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" gibi gerekçelerle Türkiye'den sınırdışı edildi ya da gözaltına alındı.

Deutsche Welle'den Aram Ekin Duran'nın haberine göre, Türkiye'nin hem yerli hem yabancı gazeteciler için bir 'korku ülkesi' haline geldiğini dile getiren gazeteci örgütleri ise Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki iktidarın basın özgürlüğü konusundaki antidemokratik uygulamalarına gerekli tepkyi göstermemekle eleştiriyor.

Türkiye'de şu an 30 gazeteci tutuklu. Bu gazetecilerin üçte birini PKK ile çatışma yaşanan bölgelerden haber yapan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabirleri oluşturuyor. Yüzlerce gazeteci ise yaptıkları haberler ve yazdıkları kitaplar nedeni ile yargılanıyor. Yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gazeteci ve yazarlara açtığı tazminat davalarının sayısı 1843'e ulaşmış durumda. Son dönemde ise Türkiye'deki basın özgürlüğü sorununa yabancı basın mensuplarının durumları da eklendi. Erdoğan ve AKP hükümetine yönelik eleştirel haber yapan uluslararası basın kuruluşlarının muhabir ve yazarları gözaltına alınıyor, sınırdışı ediliyor.

Der Spiegel, akreditasyonu uzatılmayan muhabiri Hasnain Kazim'i geri çekme kararı almıştı.

Çatışma bölgesindeki gazetecilere sınırdışı

Geçen yıl kasım ayında Hakkâri Yüksekova'da “silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan gözaltına alındıktan sonra savcılıkça serbest bırakılan Hollandalı gazeteci Frederike Hanneke Geerdink sınır dışı edilmişti. Geçen mayıs ayında da Şanlıurfa'da üç yabancı gazeteci gözaltına alınmış “Sınır ihlali” gerekçesiyle Brezilyalı Fotoğrafçı Gabriel Chaim, Alman gazeteci ve fotoğrafçı Robin Hinsch ve ABD'li yazar Elizabeth Chappell sınır dışı edilmişti.

Der Spiegel'in Türkiye temsilcisi Hasnain Kazım da Türkiye'de giderek artan basın özgürlüğü sorununun mağdurlarından biri olmuştu. Derginin tüm çabalarına rağmen Kazım'ın basın akreditasyonu devlet yetkilileri tarafından uzatılmayınca, Der Spiegel muhabirini mart ayında Türkiye'den çekmek zorunda kaldı. Kazım, Türkiye'yi terketmesinde hükümete yakın sosya medya hesaplarından kendisi ve ailesinin hedef gösterilmesinin de etkili olduğunu belirtmişti.

Spiegel Online'ın Genel Yayın Yönetmeni Florian Harms konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Kazım'ın bir çok haberinde 'adil ama eleştirel bir şekilde' hükümetin hataları ve yapılan yanlışlara değindiğini belirtmiş ve "Türk makamlarının davranışı, muhabirimizin gazeteci olarak yaptığı haberler nedeniyle bölgede artık istenmediğinden başka bir sonuç çıkarmamıza izin vermiyor" ifadesini kullanmıştı.

ARD muhabiri Volker Schwenck'in Türkiye'ye girişine izin verilmedi.

El Cezire muhabirine giriş izni verilmedi

Nisan ayı başında Alman Devlet Televizyonu ARD muhabiri Volker Schwenck de, Türkiye'ye giriş yasağı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınarak sınır dışı edildi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Alman gazeteci Volker Schwenck'in "güvenlik" gerekçesiyle ülkeye girişine izin verilmediğini, söz konusu gazetecinin basın akreditasyonunun buunmadığını açıkladı.

Geçtiğimiz hafta sonu ise Hollanda'nın Metro gazetesinde köşe yazarlığı yapan Hollanda vatandaşı gazeteci Ebru Umar, "Cumhurbaşkanına hakaret" gerekçesiyle gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için Twitter hesabı üzerinden ve yazdığı makalede "diktatör" dediği için gözaltına alınan gazeteci Ebru Umar, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından, adli kontrol şartıyla yurt dışı yasağı konularak serbest bırakıldı. Son olarak ise Türkiye, Müslüman ülkeler, medya, kültür, yemek gibi konularda makaleler yazan El Cezire Muhabiri David Lepeska'ya Türkiye'ye giriş izni verilmedi.

"Yalnızca gerçekleri aktarmaya çalışıyoruz"

DW Türkçe'ye konuşan ancak ismini vermek istemeyen Türkiye'de çalışan yabancı basın mensuplarından biri, "Son zamanlarda yaşanan olaylardan sonra korkularımız arttı" diyor. Yabancı gazetecilere uygulanan akreditasyon iptallerinin Türkiye'de çalışmayı imkânsız hale getirdiğini anlatan gazeteci, şöyle konuşuyor:

"Sürekli sınırdışı edilme endişesi ile çalışıyoruz. Akreditasyonlarımız iptal edildiğinde ise aslında işsiz kalmış oluyoruz. Çünkü Türkiye'de yabancı kurumlar için çalışan gazetecilerin çoğu serbest çalışan. Benim Türkiye'deki iktidar ile herhangi bir sorunum yok. Yalnızca gerçekleri aktarmaya uğraşıyoruz. Eleştiri bile yapmıyoruz. Yine de bu fikirlerimi ismimi vererek söylersem, Türkiye'de bir daha çalışamama endişem var."

"İktidarın işine gelmeyen gazeteciye sınırdışı"

DW Türkçe'ye konuşan basın örgütleri ise Türkiye'deki ifade özgürlüğü alanında yaşanan daralma ve gazetecilerin mesleki koşullarının kısıtlanmasının giderek daha fazla yaygınlaştığına dikkat çekiyor.

Türkiye'nin gazeteciler için "tehlikeli bölge" haline geldiğini ifade eden Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, "İktidar yerli basını havuz medyasına çevirip susturdu. Hiç olmazsa yabancı basın yazıyordu. Artık buna da tahammül edilemiyor" diyor. İktidarın yerli-yabancı ayırmadan adeta gazeteci avına çıktığını dile getiren Abakay, "Türkiye, gazeteciler için bir korku ülkesi haline geldi. Can Dündar ve Erdem Gül tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı ama hala 30 gazeteci cezaevinde. Bu gazetecilerin neredeyse üçte biri çatışma bölgelerinde haber yapan DİHA muhabirleri. Savaş bölgesinden haber yapan ya da Saray ve hükümetin işine gelmeyen haberler yapan yabancı gazeteciler de gözaltına alınıyor, sınır dışı ediliyor" diye konuşuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cumhuriyet tarihi boyunca gazeteci ve yazarlara en fazla dava açma rekorunu elinde bulundurduğunu kaydeden ÇGD Başkanı Abakay, "Adalet Bakanı, Erdoğan'ın gazetecilere yönelik açtığı tazminat davalarının sayısının 1843'e ulaştığını açıkladı. Bu davalar tüm gazeteciler içn bir tehdittir. Gözaltı, sınırdışı etme, tutuklama Türkiye'de çalışan gazeteciler için gündelik hale geldi. Yabancı gazeteciler de her geçen gün bu baskılardan daha fazla nasibini almaya başladı" şeklinde konuşuyor.

"AB, gerekli tepkiyi göstermiyor"

Peki Türkiye'de basın özgürlüğü konusundaki bu kara tablo, Avrupa tarafından gerektiği kadar anlaşılıyor mu?

Ahmet Abakay, AB kurum ve liderlerinin Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlalleri konusunda 'oportünist' bi yaklaşım içinde olduğunu öne sürüyor. Abakay, "Avrupa Birliği, tavşana kaç tazıya tut diyor. Bir yandan Türkiye'deki hak ihlalleri kınanırken, diğer yandan Türkiye'nin sorumlu davranması için gereken tavrı almıyor. Maalesef Avrupa'nın en güçlü ismi Almanya Başbakanı Merkel, bu konuda Erdoğan iktidarının en büyük destekçisi gibi davranıyor" diyor. Abakay, Türkiye'de mesleğini yapan yerli ve yabancı tüm basın mensuplarının uluslararası dayanışmaya ihtiyaç duyduğunavurgu yapıyor

"Sınırdışı uygulaması sürecek"

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da, Türkiye'de gazetecilere yönelik baskıların her geçen gün arttığına işaret ediyor. Önderoğlu, "Erdoğan yönetiminin özellikle Gezi eylemlerinden itibaren uluslararası haberciliği casuslukla damgalamasından sonra can güvenliği ve basın kartı iptalleriyle ilgili çok sayıda şikayet almaya başladık" diyor. Bugüne kadar Der Spiegel, USAToday, Norveç'ten AftenPosten ve Avrupa medyasından çok sayıda gazetecinin Türkiye'de çalışma izni alamadığını hatırlatan Önderoğlu, "İktidar, 'yeni Türkiye' vizyonunu tartışmayı bırakana kadar ulusal kadar eleştirel uluslararası medya temsilcilerine de diz çöktürmeyi sürdürecek. İktidarın ne pahasına pekiştiğini sorgulamakta ısrar eden yabancı gazeteciler sınırdışı edilmeye, çalışma izinleri iptal edilmeye devam edecek" diye konuşuyor.

"Gazetecilere 'Ya sev ya terket' mesajı veriliyor"

Önderoğlu'na göre eleştirileri, gözlem ve haberleriyle "politik prestiji" zora sokan gazetecilere, iktidar tarafından "Ya sev, ya terk et" mesajı veriliyor. Bu noktada Avrupa Birliği'nin tavrının da eleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Erol Önderoğlu, şunları söylüyor: "AB'nin idealleri halen kendi içinde ve Türkiye ile ilişkilerde geçerliyse, gazetecilerin yasadığı bu sıradışı sorunları aktarmakta ve çözüm yaratmakta sıkıntı çekmemesi gerekir. Ancak gazetecilerin hakları, Türkiyeli yetkililer için ne AB ile yapıcı ilişkiler geliştirmenin, ne de demokratik değerlere bağımlılığı göstermenin bir fırsatı gibi gözükmüyor."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)