• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 17 °C

Türkiye nasıl bölünüyor?

Ender HELVACIOĞLU

“Vatan bütünlüğü”, “ortak vatan” gibi sorunlar bağlamında, Türkiye’nin siyasi tarihinden damıtarak çıkarabildiğimiz “tunç kanunlarını” sıralayalım:

- “Milliyetçilik” böler; “anti-emperyalizm” ve “yurtseverlik” birleştirir.

- “Ortaçağ kalıntıları” böler; “demokrasi” (feodal ilişkilerin tasfiyesi anlamında) birleştirir.

- “Şeriatçılık”, “dincilik”, “İslamcılık” böler; “laiklik” ve “aydınlanmacılık” birleştirir.

- “Osmanlıcılık”, “saltanatçılık” böler; “cumhuriyetçilik” birleştirir.

- “Muhafazakârlık” ve “gericilik” böler; “devrimcilik” ve “ilericilik” birleştirir.

- “Sermaye” böler; “emek” birleştirir.

Bunlar Türkiye’nin yüz yıllık cumhuriyet tarihinden çıkan, binlerce olgu ile kanıtlanmış toplumsal “yasalar”dır.

Türkiye milliyetçilikte ne kadar koyulaştıysa, ortaçağ ilişkilerine ne kadar teslim olmuşsa, ne kadar dincileşmiş, muhafazakârlaşmış, gericileşmiş ve kapitalistleşmişse, o kadar bölünmüştür.

Bizim gibi ülkelerin “tunç kanunları”dır bunlar ve bu kanunların en net biçimde kanıtlandığı coğrafyaların başında da Türkiye gelir.

Türkiye’yi yönetenlerin en anti-emperyalist olduğu dönem, milliyetçilikten, şovenizmden en uzak olunduğu dönemdir.

Yurtseverlik ile milliyetçilik arasında “ters orantı” vardır.

Türkiye tarihinde ilkel milliyetçi, şeriatçı, tarikatçı, gerici olup da, aynı zamanda yurtsever ve anti-emperyalist olan bir siyasi akım var mıdır? İran’da, Mısır’da olabilir belki, tam bilemiyorum; ama burası Türkiye. Türkiye tarihinde yoktur.

Türkiye tarihindeki sınıf mücadelelerinden çıkan birbirine zıt iki paket var:

Biri “bölücülüğün paketi”dir: Milliyetçilik, şeriatçılık, İslamcılık, Osmanlıcılık, gericilik, kapitalistlik…

Diğeri “birliğin paketi”dir: Anti-emperyalizm, yurtseverlik, laiklik, cumhuriyetçilik, kardeşlik, devrimcilik, eşitlik, emekçilik…

“Muhafazakârlık ve dincilik” ile “kardeşlik ve ortak vatan” arasında “ters orantı” vardır.

Laiklik elden giderse vatanın bütünlüğü de kalmaz. Türkiye’nin aydınlanma birikimi ülkenin bütünlüğünün de teminatıdır. Bir an için Cumhuriyet mitinglerinde, Gezi’de ayağa kalkan kitlelerin olmadığını düşünelim; ülke çoktan paramparça olmuştu. Böyle bir toplumsal birikime sahip olmayan ülkelerin kısa sürede ne hale geldiklerini görüyoruz.

Vatan, halka şiddet uygulayarak, milli düşmanlıklar körükleyerek değil, laiklikle, demokrasiyle, yurtseverlikle, kardeşlikle savunulabilir.

Bu tarihsel olgulara çalım atılabileceği sanılmasın. Bunu ne gerici iktidar sahipleri ne de yeni “yetmez ama evetçiler” başarabilir.

***

Bugün Türkiye’de milliyetçi, şeriatçı, dinci, Osmanlıcı, muhafazakâr, gerici ve emperyalizme göbekten bağımlı bir iktidar var. Halkın, kentlerin üzerine tankla-topla gidiyor, şiddet uyguluyor. Sözde gerekçesi ise “vatanın bütünlüğü” (Bunun PKK’ya karşı bir vatan savaşı olmadığını defalarca yazdığım için tekrar etmiyorum).

Ama Türkiye hiç bu kadar bölünmemişti! Hiç bu kadar “ortak vatan duygusu”ndan uzaklaşılmamıştı.

Cizre’yi, Sur’u, Silopi’yi, Şırnak’ı haftalarca abluka altına alıp, tanklarla bombalayıp yerle bir ederek vatanla bütünleştirdiğinizi mi sanıyorsunuz?

Cesedi bir hafta boyu sokak ortasında kalan ananın çocuğunun vatanla bütünleştiğini mi sanıyorsunuz?

Yaralı halde günler boyu bodrumlarda kalıp, ambulansın girmesine izin verilmeyip kan kaybından ölen insanların akrabalarının, arkadaşlarının vatanla bütünleştiğini mi sanıyorsunuz?

Siz, bütün bu şiddet sayesinde Kürtlerin vatanla bütünleştiğini mi sanıyorsunuz?

***

Bugün Türkiye halkının “baş düşmanı” AKP iktidarıdır.

Emperyalist tahakküme ve planlara göğüs de gerilecekse, ortak vatanın bütünlüğü de sağlanacaksa, laiklik de savunulacaksa, eşitlik, özgürlük de getirilecekse, emeğin iktidarı da hedeflenecekse, AKP iktidarının, AKP’nin dayattığı rejimin halk inisiyatifiyle alaşağı edilmesinden geçmektedir bütün bunların yolu.

Bu tespit yeni değil, on yıldır böyle. İnce analizler yapmaya da gerek yok; yanıtı zaten emekçi halk vermiş: Son on yılda görülmemiş kitle hareketleri yaşandı. Bu ilerici halk kalkışmaları kimi hedef aldı?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)