• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 5 °C
  • Adana 7 °C
  • Antalya 9 °C

Türkiye nereye?

Haluk ŞAHİN

Artık sonlarına yaklaştığımız Amerika ziyaretimizde kimle konuşsak söz sonunda oraya geliyor:

"Türkiye nereye?"

Ezeli sorumuzdur. Bu konuda bu adla iki ayrı kanalda program yaptığımı hatırlayanlar çıkabilir... 

Netameli sorudur: Bu programı yaptığım kanalların ikisi de battı!

Tam bu sözcüklerle sormuyor olabilirler. Ama hangi sözcükleri, jest ve mimikleri kullanırlarsa kullansınlar öğrenmek istedikleri şey, son yıllarda belalı bir yumağa dolanmış olan sevgili ülkemizin bundan nasıl kurtulacağı, nasıl selamete çıkacağıdır.  

Hatta, çıkıp çıkamayacağı...

Onlara kolay, rahatlatıcı yanıtlar veremiyorum: Aynı soru, benim beyin damarlarımda da kezzaplı su gibi dolaşıyor.

                          ***

2007 yılında çıkan Ötekiler adlı kitapta da sormuştum bu soruyu. O zaman bir yanıtım vardı:

"Türkiye şu anda haritası çizilmemiş sularda yol alıyor. O yüzden net bir şey söylemek mümkün değil. Daha önce buralardan hiç geçilmedi, şu ufkun ötesinde ne olduğunu bilemiyoruz."

Bunu söylerken şunu demek istiyordum:

"Türkiye 1923'ten bu yana uygarlık tercihini Batı'dan, yani bilim ve sekülarizmden yana yapmış bir ülke olarak 21. yüzyıl'a kadar geldi. Sonunda Avrupa Birliği'ne tam üyelik adayı olarak müzakerelere başladı. Bugüne kadar, kimi fırtınalarla sarsılsa da, ana rotasını değiştirmedi...Ancak, şimdi ülkeyi siyasal İslamcı bir iktidar, hem de arkasına halkın neredeyse yarısının desteğini alarak,  yönetiyor. Bu iktidar bu rotayı sürdürür mü? Siyasal İslamcı bir iktidar,  Batı tipi özgürlükçü demokrasinin çarkçıbaşılığını yapar mı? Yoksa başka bir rota mı belirler? Bunlar yeni sorular, daha önce hiç yaşanmadı, o yüzden haritası çizilmemiş  sulardayız."

                                 ***

2010 referandumunun ardından, Arap karmaşasının puslu havasında, akıntılar gemiyi oraya buraya sürüklemeye başlayınca tanımlamamı "kayıp"a değiştirdim:

Türkiye artık kayıptı; dümeni bozulmuş bir tekne gibiydi ve rotası karışmıştı, nerede olduğunu kendisi dahil kimse bilmiyordu. Kaçınılmaz olarak bir o yana bir bu yana çarpıyor, yara bere alıyordu.

 2016 yılının başında bunun da ötesindeyiz: Çok açık ve belli ki, Türkiye kayalıklara doğru gidiyor. Sivri kayalıklara doğru!

Oranın haritada yeri var. Yuttuğu gemilerin adlarıyla biliniyor. Çevresi enkaz parçaları ve şişkin cesetlerle dolu...

Bir kayaya daha isim olmak istenmiyorsa rotanın acilen değiştirilmesi zorunlu. Ancak harita okumayı bilmediği artık iyice anlaşılmış olan gemi zabitanı, tam tersini yapıyor. 

Sanki, tam yol üzerine gidilirse, gemi o sivri kayalıkları yerinden sökecek ve yoluna devam edecek!

Böyle bir şeyin mümkün olmadığını biliyoruz... Ama ne yapacağımızı bilmiyoruz.

Bu yüzden bu ziyaretimde "Türkiye nereye?" diye soranların çoğuna yarım yamalak yanıtlar vermek yerine acı acı gülümsemekle yetiniyorum.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.