• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 12 °C

Türkiye solunun kısa tarihi bu kitap içinde

Türkiye solunun kısa tarihi bu kitap içinde
"Özellikle yeni yetme olup da solculuğa heveslenen çocukların periyodik bir akışa vakıf olabilmeleri için ansiklopedik sözlük niyetine yanlarında taşımaları lazım gelen bir kitaptır. "

Sami Günal

Günlük etkin gazetelerimizden birinin kitap eki eski Yayın Yönetmeni olan sevgili dostum Haldun Çubukçu kendileri için kitap eleştirisi yazmamı istemişti. Tabii beni tanıyanların benden bekleyecekleri klasik tepinmelere giriştim. Yapamam, edemem! Aslında haklıydım. Sıkıştırılmış bir hayat içinde benim gibi hem analık hem babalık yapan ev işlerinden tutun da yavrusu için iyi bir aşçılık da yapmaya çalışan üstüne üstelik titizlik takıntısı olan biri olarak hadi haftada bir kitap okumak bir şey değil de altını çize çize oku, gerekli notları al ve kritiğini yap... Yazıyı, haftanın beşinci günü teslim etme zorunluluğu da var. Yapamazdım, yapmadım işte! Eh, çok az sayıda sinema kritiklerine kendi üslubumuzca göz kırpmışlığımız oldu, kompetan dostlarımızdan çekine çekine.

Şimdi bu eski Yayın Yönetmeni dostumun anısına bir istisnai kitap yazısı denemeye çalışacağım. Hangisi olsun hangisi olsun diye düşünürken kalıcı olan, bin yıl geçse de geçerliliğini koruyacak bir yapıt olsun istedim.


Kimi kitaplar vardır, okunur kitaplığın bir köşesinde emekliye ayırtılır. Kimi kitaplar içinse hepten ya da bir bölüm olarak, hadi diyelim ki içindeki tekil bir yazı babında “Ay, tadı damağımda kaldı.” dersiniz. O hazza ulaşmak istediğiniz eşref saatlerinizde çekip çekip okursunuz. Örneğin sizi saran şiirler hep böyle değil mi? Üstelik ezberlersiniz de. Ansiklopediler vardır, lokal çalışmalarınızda bilgilenme ihtiyacınız süresince elinizi uzatırsınız. Bir de her zaman masanızın bir köşesinde elinizin altında bulundurmak istedikleriniz olur. Bunlar da başvuru kitabı niteliğine haiz dokümanlardır.


Nezaket ve şirinlik denince zihnimde canlanan figürlerden biri de değerli dostum Şenol Çarık’tır. Şenol, arı gibi çalışan bir çocuktur. İlgi alanı derin, yaşı itibariyle de boyunu aşar. (“Derinlik” iyi de aslında “boy” vurgusu pek de anlamlı değil ama ben sevecenlik halesi içinde Şenol için takdir teşbihinde bulundum.)


Şenol, Türkiye’nin siyasal tarihi; özelinde de sol siyasal tarihi üzerinde çalışan bir genç gazeteci-yazar olmasının yanında bastırılmış siyasal atmosfer içinde basın sütunlarında kendini ifade imkânı bulamayıp da kamuoyuna ulaşamayanların kısmen soluk aldığı bir penceredir.


Sol ideolojik jargonda yer alan bir kavram eksenine oturan iç ve dış politik bir gelişmeye istinaden, acaba en ücrada yasal olarak örgütlenmiş bir sol yapılanma ne der, ara ki bulasın! İşte Şenol haberleri ve derlemeleriyle çoğulcu demokrasiye ve halkın haber alma özgürlüğüne hizmet eden bir gazeteci rolüyle onların söylediklerini bizim okumamıza-bilgimize sunar.

senol1.jpg
Gazetecilik sanatının en temel taşlarından olan saha muhabiridir. Solunu yakın takibe almıştır. Özel olarak sol siyasetin şeceresi Şenol’un çalışmalarında sorulur. Yüksek lisans tezi bile Hikmet Kıvılcımlı üzerinedir. Konu itibariyle yüksek lisans tezini hazırlama çalışmalarının onu ne derece sağlam temelli araştırmalara yönelttiğini tahmin edebilirsiniz.


İşte bu temel üzerine bin yıl da geçse her zaman ihtiyaç duyacağınız ansiklopedik ve alfabetik formatta sol üzerine bir kitaba imza attı Şenol. Adı: “Türkiye Solunun Kısa Tarihi” Alt başlık olarak da “Denizlerin Yolu” adını taşımaktadır. Yaklaşık bir yaşında ve ikinci baskıya ulaşmış durumdadır. Yetmez!


İsabetli bir çalışma yapmış. Özellikle yeni yetme olup da solculuğa heveslenen çocukların periyodik bir akışa vakıf olabilmeleri için ansiklopedik sözlük niyetine yanlarında taşımaları lazım gelen bir kitaptır. Sol, bir anlamda düşünce üretim yatağıdır. Dolayısıyla “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” solda yer alan yurttaşlara yakışmaz. Haddizatında genel itibarıyla insan olana bilgisizlik yakışmaz. Dünyaya ideolojik bir pencere açmak isteyenlerin, o ideolojinin etkin figürlerini, olaylarını ve ürünlerini bilme zorunluluğu vardır. İşte bu kitap o işe yarayacaktır.


Kitapta, Osmanlı’nın son döneminden günümüze kadar öne çıkan Kişiler-Olaylar-Siyasal Partiler-Dernek-Vakıf-Sendika-Dergi ve Gazete-İllegal Parti ve Örgütler ile Kürt Örgütleri de dâhil olmak üzere derli toplu olarak kategorik sunumlama ile ve kendi içlerinde de alfabetik ya da tarihsel sıralama şeklinde işlenmiş.


Her meşakkatli çalışmada olacağı gibi ufak tefek aksaklıklar olmayacak mıdır, elbette olacaktır. Önemli olan bu aksaklıkların özü saptırmamasıdır. İlk çalışmanın heyecanı da olabilir. Nitekim yeni bir baskı söz konusu olma durumunda Şenol’u uyaracağım eksiklikler vardır. Bunlardan birine değinmek isterim. Tekrarlıyorum, bu öze dokunan değil; yani esasa değil şekle/adlandırmaya yönelik bir dalgınlıktır.


Örneğin, kitabının “Olaylar” kısmının 133. sayfasında “7 TİP’linin Öldürülmesi” maddesi var. Bu başlıkta, bir dalgınlık yapılmış. “Öldürme fiili” bir veya daha fazla canlının yaşamına son verme, eylemidir. Oysaki, o olay bir katliamdır. 

Neden katliam?


“Katliam” da bir öldürme olayıdır ama tekilliği kapsamaz, topluca bir öldürme eylemidir. Diğer bir ifadesi de “kırım”dır. Yani her toplu öldürmeye katliam denilmesi gerekir.

Nitekim bu olay siyasi cinayetler literatürüne “Ankara Bahçelievler Katliamı” olarak geçmiştir. 
Yine, Maraş-Sivas olaylarında da insanlar öldürüldü ama ne denir? Olayın niteliğini ve dramatizasyonunu vurgulamak için “Maraş-Sivas katliamı/Kıyımı” denir.


Görüleceği üzere kitapta dalgınlıkla oluşmuş olan bir iki şekli kusur özü değiştirmez. Fiili belli, faili belli bu olayın özü insan hayatını almaktır. Kitap bunu örtülememiştir. Bunlar Kadı Kızı kapsamındaki kusurlardır. Yayıncılıkta şekli anlamda kusursuz kitap yoktur.

“Özellikle yeni kuşağın toplumsal, siyasal ve ideolojik mücadelelerin en büyük öznesi olan solun tarihini ana hatlarıyla tanıması yolunda bir kapı aralamaya yönelik esaslı bir çalışma olmuş.” Kitaplığınızda bulunmasında yarar var.

f1-033.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Diplomasi dili ve anti emperyalizm29 Ekim 2017 Pazar 12:26
    • Erdebil’de Muharrem Belgeseli Üzerine (1)16 Ekim 2017 Pazartesi 12:32
    • Türkiye solunun kısa tarihi bu kitap içinde13 Ekim 2017 Cuma 22:40
    • Ben Hıristiyan değilim ama ilahi olan herşeye ibadet ediyorum07 Ekim 2017 Cumartesi 13:52
    • TEOG bahane, oyun şahane (2)07 Ekim 2017 Cumartesi 13:03
    • Dindarlık mı cehalet mi?04 Ekim 2017 Çarşamba 12:40
    • O tartışmayı bir de böyle okuyun: Semih mi, Meltem mi?04 Ekim 2017 Çarşamba 12:29
    • TEOG bahane oyun şahane! (1)28 Eylül 2017 Perşembe 13:36
    • Orhan Kemal (4)28 Eylül 2017 Perşembe 10:03
    • Irak Kürdistanı: Halkın iradesi mi? Aşiret sultası mı?27 Eylül 2017 Çarşamba 22:01
    • 123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)