• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 23 °C

Türkiye'de aydın olmak

Torun Ahmet TÜRKMEN

Aydın olabilmek, aydın tanımına uyabilmek zor bir durumdur. Çünkü belirli bir duruş, özgür birey olmayı gerektirir. Sürekli tetikte olmayı, her daim zorluklara hazır olmayı gerektirir; Meşakkatlidir. Gerektiğinde işten atılmaya, aç kalmaya, dışlanmaya hazır olmak demektir.

  Aydın olmak sorumluluk gerektirir. Çevresine, içinde yaşadığı toplumuna karşı sorumluluk taşır. Var olanla yetinmez, sürekli araştırır. Sadece kendisine empoze edilenle yetinmeyip, sürekli araştırır; sorular sorar. Çevresiyle tartışır.

Aydın insan düşünür. Belirli kalıplarla düşünmeyi reddeder. Toplumsal olguları tek yanlı değil, olgunun bütün yanlarıyla araştırarak sonuçlar çıkarmaya çalışır. Bu yanıyla sürekli bir arayış içindedir. Araştırmalarının, gözlemlerinin sonuçlarını ve bu konulardaki önerilerini çevresi ve toplumla paylaşır.

  Aydın çevresine ışık saçandır. Özgün bir bakış açısı ortaya koyandır. Kendine özgü bir dili vardır. Bu dil barışçı bir dildir, sevgi ve kardeşliği temel alır. Ayrıştırmayı değil birleştirmeyi savunur.

Bu özellikleri nedeniyle toplumun ilerleyebilmesinin itici güçlerinden biridir. Toplumcu karakteri, toplumun çıkarlarını düşünen özellikleri nedeni ile egemen güçlerle çoğu zaman çelişkiye düşer. Çelişki bazen derin çatlaklara, çatışmalara dönüşebilir. Bu bir bakıma aydın olmanın gereğidir. Belki de onun kaderidir.

  Hele Türkiye’de aydın olmak çok daha zor bir olgudur. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi toplumsal olarak yeterli bir demokrasi deneyimimizin olmaması nedeni ile, toplumsal alt- üst oluş sürecini henüz tamamlayamamış olmamız, sınıfsal ve toplumsal dengelerin yerli yerine oturmuş olmaması. İkincisi ise; önemli oranda bu tablonun ortada olmasının ana nedenlerinde biri olarak yüzyıllardır devam eden baskıcı, otoriter, bireysel hakları yok sayan devlet gelenekleridir. Buna bir de sevgiyi, hoşgörüyü yok sayan çarpık din anlayışımızı eklemek gerekiyor.

Her geçen gün şiddetin toplum yaşamına daha çok egemen olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bilinçli bir tercihle şiddet politik bir tercih aracı olarak topluma dayatılıyor. Bu yolla politik hedeflere ulaşmaya çalışıyorlar.

  Ortalık otoriter, faşizan devlet anlayışı için kalemini, kimliğini çıkara endekslemiş 'aydınım' diyen insanlardan geçilmiyor. Bu insanlar toplumun terörize edilmesinde ve  barışın, kardeşlik duygularının yok edilmesinde büyük bir işlev görüyorlar.

Bu tür insanlara aydın denebilir mi? Halkın haber alma hakkını, düşünce özgürlüğünü yok etmeye çalışanlara çanak tutan aydın olabilir mi? Toplumu ayrıştıranlara, etnik, mezhepsel kavga çıkarmaya çalışanlara destek verenlere aydın denebilir mi?

  Şehirleri kuşatıp insanları en basit insan haklarından mahrum edenleri, onlarca insanı evlerde yakanları alkışlayanlar aydın olabilir mi? Aydın, kimden gelirse gelsin şiddeti kutsayabilir mi? Barışı, kardeşliği savunanları linç etmeye çalışanları, sırf barış istediği için insan öldürenleri, diri diri onlarca insanı yakanları savunanlar aydın olabilir mi?

Aydın olmanın yolu öncelikle tertemiz bir yürekten ve iyi bir insan olmaktan geçiyor. İnsan seven vatanını da sever.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)