• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 22 °C
  • Antalya 21 °C

Ubuntu Gezi’de pişti, komşuya düştü...

Noyan UMRUK

27 Mayıs 2013 günü Gezi Parkı’nın Asker Ocağı Caddesi’ne bakan duvarının 3 metrelik kısmının Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında gece 22:00 sularında yıkılması ve 4-5 ağacın sökülmesine karşı Taksim Dayanışma’sına mensup 40-50 kişilik bir grup gezide çadır kurup, nöbete ve eyleme başladı 

Sembol fotoğraf ‘Kırmızılı Kadın’ 28 Mayıs günü çekildi. Parkta pasif direnişlerini sürdüren eylemcilere polis çok sert müdahale etti. Parkı korumak için sosyal medya üzerinden örgütlenerek sayıları hızla artan gençler sabaha kadar nöbeti sürdürdü. 

Polisler sabah saat 5:00 civarında müdahale etti. Çadırlar ateşe verildi. 
Başbakan inşaatın başlaması nedeniyle yapılan protestolara değinerek “Biz kararımızı verdik, buraya Topçu kışlasını yapacağız. Tarihe saygınız varsa önce Gezi Parkı’nın tarihini araştırın” dedi. 

Buna karşı eylemciler “Taksim bizim, İstanbul bizim” ve “Tayyip elini hayatımdan çek” sloganları attı. Grup adına açıklama yapan mimar Mücella Yapıcı, Gezi Parkı’nın Başbakan’ın emriyle AVM ve rezidans yapılmak üzere ellerinden alınarak toplumsal hafızadan silinmeye zorlandığını belirtti.

30 Mayısta çok sayıda sanatçı, akademisyen ve siyasi de eyleme katıldı. Akşam saatlerinde hızla sayı arttı; parkta on binleri buldu.

 Taksim Dayanışması adına basın açıklamasını okuyan tiyatro oyuncusu Şebnem Sönmez, “Pazartesi gününden itibaren bu parka demokrasi ekilmiştir. Korku duvarını çoktan aştık, buradaki mücadelemiz sadece Taksim için değil, tüm yaşam alanlarımız için” diyerek eylemin ciddi ölçüde genişleyen boyutunu ortaya kodu.

Ancak bu pek anlaşılamadı… Şiddet tırmandıldı…

31 Mayısta eylem Ankara’da Kuğulu Park, İzmir’de Gündoğdu ve Konak meydanlarını içine alarak Eskişehir, Mersin, İzmit, Konya, Manisa, Edirne gibi pek çok kenti içine alarak yüz binlerce genç ve ailelerinin katılımı ile tüm yurda yayıldı.

 

Aynı gün İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Topçu Kışlası Projesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Direniş uluslararası siyasi arena ve medyasının geniş ilgisini çekti “İslami kökenli hükümetin gittikçe otoriter ve uzlaşmaz”bir tutum sergilemesi olarak yorumlandı.

Penguen belgeseli ile simgelenen yerli medyanın vurdumduymazlığı ise, yabancı basın tarafından şöyle yorumladı:” “Times Meydanı’nın savaş alanına döndüğünü ve hiç haber yapılmadığını düşünün. İşte şu an Türkiye’de bu oluyor…”

KIVILCIM NEDEN YANGINA DÖNÜŞTÜ?

*Sanal, digital dünyanın gamsız ürünleri sanılarak, yeterli eğitim,iş bulma vb. Batı’daki yaşıtlarının olanaklarından yoksun kılınan, hülasa bir türlü “adam yerine konulmayan” lakin, geleceklerinin yolsuzluklara, rant hırsına kurban edildiğini gören belirli bir eğitim düzeyi olan gençlerin Taksim Dayanışması’nın nedenini süratle aşıveren tepkileri, siyasi despotizm ve orantısız, vahşi bir iktidar şiddetiyle, adeta üzerine benzin dökülerek karşılanınca yangın kaçınılmaz oldu.

* Ailelerin özveriyle çocuklarının yanında yer alması ile orta sınıfların, aydınların, parlamento içi ve dışı muhalefetin, demokratik kitle örgütlerinin büyük bölümünün ciddi, samimi empati ve desteği yangını yurt sathına yaydı.

*Lakin cop, gaz, basınçlı sular, tomalar, eli palalı ne idüğü belirsiz paramiliter bozuntularınca söndürülmeye çalışılan yangın verilen bunca şehide rağmen için için devam etti..

 Ancak bütün dünyada yankılar bulan, demokratik ülkelerde, İtalya’da “Beş Yıldız’, İspanya’da yerel seçimleri kazanan “PODEMOS”la benzer nitelikler gösteren giderek komşuda iktidar olan “Syriza” ile bizatihi etkileyen bu harekete ne oldu?

foto2-001.png

HENÜZ “UBUNTU” SAĞLANAMADI…

Ubuntu ne demek biliyor musunuz? 

Afrika'da çalışan bir antropolog bir kabilenin çocuklarına bir oyun
önerir. Çocuklar yarışacaklar, ağacın altına koyduğu meyvelere ilk ulaşanın ödülü o meyveleri yemek olacaktır.

Onlara, "Haydi, 1, 2,3 başla” komutunu verir. 
O an bütün çocuklar elele tutuşur, ağacın altına beraberce koşup, 
meyveleri birlikte yemeye başlarlar.

Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda şu cevabı alır;
"Biz "ubuntu" yaptık. Yarışsa idik, yarışı kazanan bir kişi olacaktı.
Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi
yiyebilir? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik."

Anladık herhalde. “Park Forumları” ile “Bileşik Haziran Hareketine” dönüşen Gezi ve diğer muhalefet odakları ülkenin “demokrasi-hukuk- adil gelir dağılımı- eğitim-çevre ” beşlisiyle özetlenebilen asgari müştereki üzerinde henüz “ubuntu” sağlayamadı…

Batı’daki benzerleri gibi sistemi sadece daha adil, namuslu ve yaşanabilir kılmayı öngören bu hareket ile tüm bu süreçte (kendilerine pek sıcak bakmayanlar hariç) flört eden ve aynı amaca yönelik muhalefet partileri arasındaki etkileşim  tam bir “ubuntu” ya dönüşmesi ve meyveleri hep birlikte yemek zamanı geldi de geçiyor artık...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)