• BIST 102.410
  • Altın 186,954
  • Dolar 4,4877
  • Euro 5,2816
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 28 °C

Uğur'suz 24 yıl!

Uğur'suz 24 yıl!
Onun sesini duyuyor musun, onu anlıyor musunuz? Ey halkım unutma Uğur'u...

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

24 yıldan beri omuz başımızda boşluğunu duyduğumuz, yurtseverliğin simgesi o yiğit adamı bugünkü ortamda ne kadar çok anıyor, ne kadar çok arıyoruz. Evet, yıllardır ülkemin Atatürk’ten, aydınlanmadan, çağdaşlıktan uzaklaşarak cumhuriyet karşıtı bir iktidarın ve dış güçlerin güdümünde bir karanlığa doğru, dinci bir toplum yapısına doğru sürüklenişine tanıklık ederken Uğur Mumcu'yu hatırlamamak, özlemle anmamak mümkün mü ?

Vurgunları, soygunları, yolsuzlukları, Deniz Feneri'ni, Cübbeli'yi, Mısırlı tarihçiyi, dinci bir yapılanmanın kararlı adımlarını izledikçe hep Uğur'u anmak geliyor içimden.

Yıllardır "aydın" yaftalı, AKP’ye demokrasi misyonu biçen, soldan dönme, emperyalizmi lügatlarından çıkarmış, sahtenin sahtesi sözde bir ileri demokrasiyi alkışlayan,(son gelişmelerle çok geç kalmış dönüşler sergileyen) liberalleri okuyup dinledikçe, Uğur'u ne çok özledik.

Türkiye’de sosyal devletin, laikliğin, bağımsızlığın kökünü kazıyanların güç kazandığını görüp yaşadıkça, Uğur'u özlemle anmamak olur mu ?

Töre cinayetleri, kadın cinayetleri ile birbiri ardı sıra yitirdiğimiz gencecik, günahsız genç kızlarımızın acısı yüreğimizi dağlarken ve bunlara eklenen yıllardır süregelen terörle yitirdiğimiz gencecik insanların onulmaz acısını yaşarken, her açıdan ülkenin ortaçağa sürüklenişinin, orduya kurulan kumpasın  tanıkları olurken, "keşke Uğur bizimle olsaydı" diye düşünüyorum.

Yakın dostlarımız İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek ile birlikte emekli generallerin, profesörlerin, gazetecilerin sabah karanlığında bir baskınla ve hoyratça gözaltına alındığı, yaşam mücadelesi veren sevgili Türkan Saylan'ın evine polis baskını yapıldığı uğursuz günlerde, Uğur'u hatırladık.

Yıllardır masum protesto ve gösterilerde yerlerde sürüklenen ve coplanan genç çocuklarımıza, o tertemiz Gezi çocuklarına reva görülen şiddeti izledikçe, yaşasaydı Uğur'un bu zulmün, bu haksızlıkların nasıl üzerine gideceğini geçiriyoruz aklımızdan.

Neredeyse unutacağız, yıllar önce Cumhuriyet'ten, bağımsızlıktan, aydınlanmadan, laik, soysal hukuk devletinden yana, Atatürk’ün akıl ve bilim mirasını özümsemiş milyonların gerçekleştirdiği o görkemli cumhuriyet mitinglerine katılanları, destek verenleri "darbe yandaşları" olarak suçlayanlar aklımıza herkesten çok Uğur'u getirmişti.

Cumhuriyet, laiklik karşıtı "iki örgütün" suç ortaklığını, izleyen kapışmalarını kimbilir nasıl ele alacak, nasıl irdeleyecekti. Sağ olsaydı ne büyük bir heyecanla o yürek soğutucu yazılarını okuyacaktık.

Birkaç yıl önce  Küba’da bir süre kalıp orada 50 yıldan beri ambargo altındaki bu ülkede kapitalizme ve emperyalizme karşı nasıl bir direnç oluşturulduğuna yakından tanık olduğumda, yine bu bağımsızlık savaşçısı antiemperyalist büyük gazeteci, büyük yazar Uğur Mumcu ile birlikte yakında kaybettiğimiz Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro’nun ”Sizin Atatürkünüz var. Başka bir lider aramaya ihtiyacınız yok” deyişini  hatırladım. Onunla paylaşmak istedim duygularımı.

Emperyalizmin oyunlarına  alet olan, ülke yöneticilerinin aymazlığında, ırkçılığa, dinciliğe ilkelliğe sürüklenen yurdumun ve halkımın zavallılığını ve birer birer vurulup öldürülen Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Cavit Orhan, Ümit Doğanay, Bahriye Üçok, Hrant Dink ve Ergenekon-Balyoz davalarında, 15 temmuz darbe girişiminde yitirdiklerimizi, daha nice değerlerimizi andıkça sağduyu ve vicdan sahibi halkımla birlikte utanç duyuyorum.

Uğur 70’li yıllarda Türkiye’nin gençleri sağ ve sol kamplara ayrılarak birbirlerini öldürürken, bu çatışmada kullanılan silahların Bulgaristan yolu ile aynı kaynaklardan geldiğini ve iki tarafa servis yapıldığını ispatlıyordu. Ayakları yere basmayan gerçekleri göremeyen sözde sosyalist bir grup , onu sosyalist bir ülkeyi karalamakla suçluyordu. O ise benzersiz bir çaba ve çalışkanlıkla teröristlerle, silah ve uyuşturucu madde kaçakçıları ile siyaset, ticaret, tarikat üçgeni ile  mücadele veriyordu.

Hayatta olsa idi, bizim gibi onun ardından Türkiye’nin ne kadar çok dönek, iki yüzlü, çıkarcı, riyakar, işbirlikçi, fikir ve düşünce fahişesi, beyninin ışığını satışa çıkaran insan yetiştirdiğine tanık olacak, mücadele alanını genişletmek zorunda kalacaktı. Gözleri ile birlikte vicdanlarını da gerçeklere kapatarak hukuksuzluk, adaletsizlik ve zulüm üreten bir sahte demokrasiyi alkışlayan sahte solculara karşı, en anlamlı mücadeleyi o verecekti.

Hiç bir zaman, hiç bir yerde eksik olmayan yurt ve insanlık düşmanları, onun vücudunu 24  yıl önce yok ettiler. Şimdi o yürekli, o yiğit insanın yitirdiğimiz tüm yurtseverler adına yükselttiği haykırış tüm namuslu, yurtsever insanların kulaklarında çınlıyor. Cenazesi ardından İlhan Selçuk'la yağmur altında yürürken sevgili İhan'ın “Coşkun bu büyük kalabalık dağılır” deyişini hiç unutmuyorum.

“Vurulduk ey halkım unutma bizi, göz göre göre öldürüldük, Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin, bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Kurtuluş savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Korkmadan öldük ey halkım unutma bizi. Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım unutma bizi. Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım unutma bizi!. Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz, şimdi hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi!. "

 Onun sesini duyuyor musun, onu anlıyor musunuz? Ey halkım  unutma Uğur'u...

24 yıl önce içimizden yüreğimizden bir parça olarak koparılan bu yiğit insan bizim için, bizim bağımsızlığımız için, sömürüyü, emperyalizmin oyunlarını önlemek için, insanca yaşayabilmemiz için can verdi. Onun sesini , onun haykırışını duyuyor musunuz? Ey halkım unutma onu.

[email protected]

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • Skripal suikastı...06 Nisan 2018 Cuma 13:00
  • Ulusal maçlar sonrası30 Mart 2018 Cuma 15:45
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)