• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 27 °C

Ülke AKP iktidarından kurtulmalıdır!

Ülke AKP iktidarından kurtulmalıdır!
ABC Günün Analizi

Tayyip Erdoğan-AKP iktidarı bütün meşruiyet zeminini yitirmiş durumda. İktidar, tıpkı parti amblemindeki ampul gibi memleketin tepesinde asılı duruyor. Altı tamamen boş! Daha önemlisi, liberallerin geri çekilmesi ve Cemaat kadrolarını kaybetmesi nedeniyle artık toplumdan ideolojik bir onay, kabul ve meşruiyet de üretmiyor. AKP zor ve hukuk oyunlarıyla iktidarını sürdüren bir parti profili veriyor.

Dolayısıyla şu tespiti yapmak abartılı olmayacaktır; Türkiye’de artık hukuken, siyaseten ve ahlaken meşru bir hükümet yok. Keyfi hareket eden, hukuku askıya alan, istediğinin malına mülküne el koyan, istediğini hapse atmaya kalkan bir zorbalık ülkede hüküm sürüyor. Kapitalizmin en kutsal ilkesi olan mülkiyet hakkı ve dokunulmazlığını bile açıkça ihlal eden bir hükümetle karşı karşıyayız. Üstelik bu hükümet tarihinin en zayıf döneminden geçiyor ve ülkeyi ancak Olağanüstü Hal (OHAL) ile yönetebiliyor.

AKP ülke içinde iktidar zeminini yeniden genişletmek, bölgede yanlış politikalar sonucu yitirdiği etkinliğini yeniden kazanmak için Türkiye’yi Ortadoğu’da kanlı bir savaşa sürüklüyor. Sola ve Kürt muhalefetine saldırarak ülkeyi gözyaşı ve terör sarmalına sokuyor. AKP Hükümeti'nin, daha kısa bir süre öncesine kadar, tam 11 yıl boyunca ülkeyi birlikte yönettikleri; devleti ele geçirmek için cumhuriyetçilere, yurtseverlere, solculara karşı birlikte kumpas kurdukları Cemaatiin 15 Temmuz darbesini gerçekte bastırmak gibi bir niyeti yok. Tam tersine Erdoğan-AKP iktidarı darbeyi tamamlamaya çalışıyor.

Çünkü AKP iktidarı, gerçekte Cemaatin ve darbecilerin siyasal ve tarihsel hedefleriyle büyük bir ortaklığa sahip bulunuyor. Bu anlamda Türkiye, yeni bir örtülü darbe sürecinden geçiyor; Erdoğan-AKP darbesi…

Türkiye nasıl oldu da 14 yılda böyle bir yıkım dönemine girdi?

Anımsanacaktır; AKP izlediği sinsi iktidar çizgisi ile önceleri geleneksel egemen sınıf ve güçlere güven vermeye çalıştı. Bu süreci, sağ ve özellikle sol liberallerle ittifak yaparak, bu çevreleri yedekleyerek götürdü. Entelektüel açığını, kültürel donanımsızlığını, modern hayata yabancılığını ve yetersizliğini liberallerin ve bir ölçüde Cemaatin katkısıyla kapattı. Ortaçağ artığı zihniyet dünyasını ve gerici/mezhepçi programını bu destekle örtmeye çalıştı.

Kuşkusuz AKP iktidarında geçen son 13 yılda küresel sermayenin ve Türkiye burjuvazisinin talep ettiği bütün neo-liberal düzenlemeler yapıldı. Nasılsa İslam’ın kendine özgü bir ekonomi politikası yoktu. Yıkıcı kapitalist politikalarla siyasal İslam pekâlâ yan yana olabilir, vahşi bir piyasacılık İslamcıların ekonomik modelini oluşturabilirdi. Dolayısıyla izlenen bu politika, Batıcı sermaye çevreleri ile AKP arasında 2011’e kadar gelen bir uzlaşma zemini sağladı.Bu nedenle başta İstanbul burjuvazisi olmak üzere, Cumhuriyet sermayesi AKP iktidarını ilk iki dönem boyunca destekledi.

Ancak devleti bütünüyle ele geçiren AKP, özellikle 2010’dan sonra kendi dar dinci ideolojik-siyasal programını yaşama geçirmeye yöneldi. Dolayısıyla sermayenin ortak çıkarlarını temsil eden ve kollayan bir parti ve iktidar olmaktan çıkarak, sadece sermaye içi bir fraksiyonun, muhafazakâr ve dinci bir kliğin partisi haline geldi.

Diğer taraftan, bu dönem boyunca küresel sermaye ve yerli ortakları AKP Hükümetine bütün kirli işlerini gördürdü. Vahşi, insanlık dışı, hoyrat bir ekonomik ve toplumsal düzen kuruldu. Dolayısıyla, dengesiz, öngörülemez, kendi dar İslamcı programını yaşama geçirmeye çalışan AKP ve Erdoğan’a artık pek ihtiyaçları kalmadı. Ancak, Erdoğan direndi ve iktidarı terk etmedi.

AKP’nin kurmayı hedeflediği yeni rejimin sınıfsal ve ekonomik temelini oluşturmaya yönelmesi de, geleneksel İstanbul sermayesinin alanının daraltılması demekti. Bu durum başlangıçtaki uzlaşmayı bozdu. Rejim değişikliği köklü bir dönüşüm demekti ve eski dönem güçlerinin pozisyon kaybetmesi kaçınılmazdı.

O nedenle AKP bugün yapayalnızdır. Hem ülke içinde hem de dünyada... Cami cemaatine dayanan, bu nedenle bozduğu ittifak ilişkilerini onarmaya çalışan ve tarihinin en güçsüz döneminden geçen bir iktidarla karşı karşıyayız.

Eski koalisyon ortağı, Cumaya beraber gittikleri ve cumhuriyeti birlikte boğazladıkları Cemaatin 15 Temmuz darbe girişimi, Tayyip Erdoğan yönetiminin sanıldığı gibi güçlü olmadığını, aksine yaşamının adeta pamuk ipliğine bağlı olduğunu da ortaya çıkardı.

Ülkede ve dünyadaki yalnızlığını aşmaya çalışan AKP, bu nedenle bir yandan Rusya ve İsrail ile ilişkilerini düzeltmeye yönelirken diğer yandan da “Yenikapı mutabakatı” gibi samimiyetsiz girişimler başlattı. Ancak, bunlar sonuç almaktan uzak çabalardır. Bu ilişkiler belli çıkarlar temelinde düzelir gibi görünse bile, gerçek tablo hiçbir zaman öyle olmayacaktır. Çünkü güvenilmez, kaypak ve iki yüzlü bir iktidar profili veren Erdoğan yönetiminin, gerçek anlamda yeniden güçlü ittifaklar kurması artık imkansızdır.

Geleneksel iktidar blokunu dağıtan Erdoğan-AKP yönetimi yerine yeni bir iktidar bileşimi oluşturamadı. Dünyanın hiçbir ülkesinde sadece cami cemaatine dayanan bir iktidar ayakta kalamaz. AKP de kalamayacak. Etkili ve siyasetin gereğini yapan bir muhalefetle ülke çok kısa sürede AKP iktidarından kurtulabilir. Eğer bu yapılamaz ve AKP’nin toparlanmasına izin verilirse, ülke bir iç savaşa sürüklenir.

Henüz vakit varken herkes aklını başına toplamalıdır. Türkiye'yi felakete sürükleyen, toplumun genetiğiyle oynayan ve ülkeyi iç savaşa sürükleyen AKP iktidarından bu ülke bir an önce kurtulmalıdır.

Keskin Kalem

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)