• BIST 108.615
  • Altın 145,126
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Üniversite yönetimleri 'Barış' diyen akademisyenlere savaş açtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hedef göstermesinin ardından 'Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi'nin bildirisine karşı Üniversite yönetimleri harekete geçti.

İstanbul, Kayseri, Burdur, Gaziantep, Bolu, Çorum ve Van’daki akademisyenler, yaptıkları açıklamalar ve yayınladıkları bildirilerle tepkilerini dile getirdiler. 

İSTANBUL

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse, "Böyle bir ortamda 'çocuklar öldürülüyor, sivil vatandaş öldürülüyor, barış olsun' diye açıklama yapan herkesin PKK'yı desteklediği çok aşikar" dedi.

Köse, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bu ülkenin akademisyenleri ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriye imza atan bin 128 akademisyenin bu açıklamalarıyla kimi desteklediklerinin apaçık ortada olduğunu söyledi.

Köse, şunları kaydetti:
"Böyle bir ortamda 'Çocuklar öldürülüyor, sivil vatandaş öldürülüyor, barış olsun' diye açıklama yapan herkesin PKK'yı desteklediği çok aşikar. Açıklamayı yapan akademisyenlerin geçmişteki açıklamalarıyla bunları bütünleştirdiğiniz zaman terör örgütüne açık bir şekilde destek verdikleri ortada. Bu tavır akademik değil, ideolojik ve siyasal bir tavırdır. Üniversite mensuplarının kan akıtan bir terör örgütünün peşinden giden, onları destekleyen bir açıklama yapmalarının doğru olmadığını, devletin de bu konuda gerekli tedbirleri alıp bunları üniversite bünyesinde barındırmamaları gerektiğini düşünüyorum."

Bildiride imzası bulunan bazı akademisyenlerin PKK konusunda devleti destekleyen açıklama yapanlardan çok farklı düşünmediğini tahmin ettiğini ancak siyasi iktidar ve cumhurbaşkanının kimliğiyle çok fazla uğraştıkları dile getiren Köse, cumhurbaşkanını tasvip etmedikleri için akademisyenliğe yakışmayacak bir siyasi mücadeleye girdikleri ifade etti.

Köse, akademisyenlerin internetteki paylaşımlarından da bunun görülebildiğini belirterek, şunları kaydetti:
"İdeolojik kimlikleri, akademik kimliklerinin önüne geçtiği için 'devlet ve iktidar neyi savunuyorsa biz tersini savunalım, cumhurbaşkanı neyi savunuyorsa biz tersini savunalım'a girdiler. Bunların önemli bir kısmı geçmişte, ulusalcı dediğimiz tarzda, mevcut hükümet açılım sürecini yönetirken, barış için üst düzeyde uğraşırken, o zaman memleketin satıldığını, Kürtlere peşkeş çekildiğini, açılım sürecinin ülkeyi PKK'ya teslim etmek olduğunu savunan insanlardı. Şimdi tam dönüş yaptılar. Geçmişte ulusalcı beyanatlar veren insanlar bu seçimde HDP'ye oy vereceğim diye beyanatlarda bulundu. Dolayısıyla bir kısmı gerçekten PKK'yı desteklediği için değil, iktidarla, cumhurbaşkanıyla, devletin söylemleriyle çatıştıkları için böyle bir beyanata imza atmışlardır diye düşünüyorum."

"Karşı durmaları gayet doğal"
Bu bildirinin ardından başka bir grup akademisyenin de "Bu ülkenin akademisyenleri olarak devletimizin ve milletimizin yanındayız" başlığıyla başka bir bildiri yayınlamasını olumlu gördüğünü aktaran Köse, "Bir taraf kavramlarla, sözcüklerle PKK'yı destekleyen bir bildiri yayınlarsa, doğal olarak da bu ülkenin vatandaşı olan, devletten maaşını alan, üniversitelerde hocalık yapan, devletin tüm imkanlarını en iyi şekilde kullanan akademisyenler olarak, devletin ve devletsizliğin ne demek olduğunu bilen insanlar olarak açıklama yapmaları ve karşı durmaları gayet doğal" diye konuştu.

KAYSERİ

Erciyes Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Öztürk, Barış İçin Akademisyenler Oluşumu tarafından yayımlanan, "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriye ilişkin, "Sadece devlet suçlanarak terörün önlenmesi mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu.

Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Öğretim Öğretim Üyeleri Derneği olarak böyle bir bildiriye imza atmadıklarını, dernek üyelerinden herhangi birisinin de imzasının bulunmadığını belirtti.
Türkiye'nin ciddi anlamda yol ayrımında olduğunu ve bütün gelişmiş ülkelerin veya uluslararası güçlerin Türkiye'yi bölme operasyonlarının devam ettiğini vurgulayan Öztürk, Güneydoğu'da bulunan bazı şehirlerde, yer altı örgütleri şeklinde değil, açıktan halkın da teşkilatlandırılarak bütün binaların, caddelerin silah deposu ve mayınlı tarlalar haline getirildiğini ifade etti.

Kamuoyunda konuşulan bildirinin terörü destekleyen mahiyette bulunduğuna işaret eden Öztürk, şunları kaydetti:
"Hem şahsım adına hem de dernek olarak böyle bir bildiriye şiddetle karşıyız. Terör operasyonlarını dernek olarak ciddi anlamda destekliyoruz. Eğer terörist varsa teröriste karşı devlet mutlaka gücünü kullanmalıdır. Yoksa teröre teslim olunur. Şunu biz dernek olarak açıkça söylüyoruz ki terörle her zaman mücadele gerekir. Akademisyenlerin, terör eylemlerine karşı devletin ve güvenlik güçlerinin özellikle ordunun, emniyet mensuplarının yaptığı mücadeleyi yanlış yorumlamaları doğru değildir. Ülkenin geleceği söz konusudur. Ülkenin geleceğine, bölünmez bütünlüğüne baktığımız zaman orada devlet mutlaka eli kanlı teröristle mücadele etmelidir. Ama terörle mücadele ederken de masum halkın da yanında olmalıdır."

"Devlet suçlanarak terör önlenemez"

Akademisyenlerin böyle bir bildiriye imza atmalarının demokratik hak gibi görülebileceğini fakat bunun devletin terörle mücadelesine sekte vuracak bir izlenim oluşturmaması gerektiğine vurgu yapan Öztürk, şöyle devam etti:

"Akademisyenlerin, devletle mücadele eden PKK terör örgütlerine ve onların iş birlikçilerine, yandaşlarına karşı da bildirilerinde yer vermeleri gerekirdi. Maalesef bildiride bunu göremiyoruz. Sadece devlet suçlanarak terörün önlenmesi mümkün değildir. Terör, gerçekten ülke için bir sıkıntıdır ve orada gencecik askerlerimiz, polislerimiz hangi kademeden olursa olsun kaybedilmektedir ve bu üzüntü vericidir. Ayrıca terörü dün gördük. İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda bomba patlatıldı. Biz Erciyes Öğretim Üyeleri Derneği olarak üzülüyoruz. Terörist eylemlerin bir an önce bitirilmesini, terörizme karşı devletin mücadelesinin sonuna kadar devam etmesini dernek olarak destekliyoruz. Evet herkes demokratik hakkını kullanabilir ama ülkenin geleceği, menfaati, milletin menfaati söz konusuysa, orada herkesin elini vicdanına koyması ve attığı adımlara, yazdığı yazılara, sunduğu bildirilere dikkat etmesi gerekir."

BURDUR

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinden (MAKÜ) bir grup akademisyen, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin bildirisine tepki olarak yayınladıkları ortak açıklamada, akademilerin, bir devletin geleceğinin inşa edildiği güzide kurumlar olması gerektiği ancak terör ve bölücülük zehrini bünyelerinde taşımakta beis görmeyen zevatın, bunu ilan etmenin, devlete karşı kin ve nefret söylemleri geliştirmenin akademisyenlik olduğu düşüncesi taşıdığı belirtildi.

MAKÜ öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Karaca, Doç. Dr. Kürşat Özdaşlı, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kılınç, Yrd. Doç. Dr. Esma Özdaşlı, Yrd. Doç. Dr. Barbaros Serdar Erdoğan, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şahin, Yrd. Doç. Dr. Meriç Eraslan, Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Dalkıran ve Yrd. Doç. Dr. Ahmet Sarıtaş'ın aralarında bulunduğu bir grup akademisyen, öğretim görevlisi Dr. Himmet Büke'nin kaleme aldığı "Akademik ihanete geçit yok" başlıklı ortak açıklama yayımladı.

www.artiyor.com internet sitesinde imzaya açılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti devletinin akademisyenlerinin ve araştırmacılarının "ihanete ve bölücülüğe" geçit vermeyeceği belirtildi.
"Türkiye Cumhuriyeti'nin fiilen 40 yıla yakın bir süredir mücadele ettiği terör ve bölücülük zehri görülmüştür ki akademilerde bazı gönüllere ve beyinlere de girmiş hatta sempati kazanmıştır" değerlendirmesine yer verilen açıklamada, "Akademiler, bir devletin geleceğinin inşa edildiği güzide kurumlar olması gerekirken, bu zehri bünyelerinde taşımakta bir beis görmeyen zevat, bunu ilan etmenin, devletimize karşı kin ve nefret söylemleri geliştirmenin akademisyenlik olduğu zannındadır" denildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:
"Şu an Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bazı ilçelerdeki sokağa çıkma yasağı orada yaşayan vatandaşların yaşama hakkının devamlılığını sağlama adınadır. İnsanlarımızın açlık ve susuzluk altında işkence gördüğü, planlı bir kıyıma tabi tutulduğu hatta katliam gibi mesnetsiz yakıştırmalar, bölgeye hayatında bir defa bile gitmemiş, üniversitelerindeki konforlu odalarında ve yüzlerce metrekarelik evlerinde rahat içinde yaşayan, ölü ve ölüm üzerinden pay çıkarma hevesinde olan, ilmi sadece kitap ve makale okumak olarak algılayan, birleştirmeyi değil bölmeyi şiar edinen zihinlerin sorumsuz, samimiyetsiz ve tutarsız açıklamalarıdır."

Yüzlerce yıldır bu topraklarda huzur içinde birlikte yaşama amacını gerçekleştiren Türk milletinin, bölücü söylemlere hiçbir zaman prim vermediği belirtilen açıklamada, şu görüşler vurgulandı:

"Fildişi kulelerinde akademisyenlik yapanlar halkı tanımadıkça, halkla birlikte olmadıkça, onlarla diyaloğa girmedikçe hep devleti suçlayacak, halkın gerçek hissiyatını asla göremeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin akademisyenleri ve araştırmacıları olarak bölücü yıkıcı terörist her türlü eylemin karşısında olduğumuzu, devletimizin milletimizle bölünmez bütünlüğü ebed-müddet savunacağımızı, bu ilke üzerine akademisyenlik mesleğini milletimiz ve devletimiz için yapacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz."

GAZİANTEP

Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayınladığı bildiriye ilişkin, "Toplumla devleti karşı karşıya getiren söylemler iç barışı ve huzuru zedeler" dedi.
Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversitelerin temel görevinin bilimsel çalışmalar ve Ar-Ge olduğunu söyledi.
Bilim insanlarının bu çalışmalarla topluma katkı sağlaması gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Üniversite ve öğretim üyelerinin devletle iş birliği içerisinde toplumun huzur ve refahı için birtakım aksiyon ve söylemlerde bulunması gerekir. Toplumla devleti karşı karşıya getiren söylemler iç barışı ve huzuru zedeler. Dolayısıyla bilim camiasının bundan uzak durması gerekir" diye konuştu.
Güçlü bir Türkiye için herkesi birlikte hareket etmeye davet eden Yılmaz, bu noktada üniversite ve bilim adamlarının da özel misyon üstlenmesi gerektiğine işaret etti.
Yılmaz, söz konusu bildiriye üniversitelerinden imza atan herhangi bir akademisyenin olmadığını sözlerine ekledi.

BOLU

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayımladığı bildiride imzası bulunan 3 akademisyen hakkında soruşturma başlattıklarını belirtti.
Coşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bildiride AİBÜ'de görevli 3 ve üniversiteden emekli 1 akademisyenin de imzasının bulunduğunu söyledi.

"Bu bildiriyi hiçbir şekilde kabul etmek mümkün değil" diyen Coşkun, "Devletimiz için 'planlı kıyım' gibi bir ifadenin geçtiği, 'katliam' gibi ifadenin geçtiği böyle bir bildiriye imza atanlar hakkında gerekli soruşturmalar başlatıldı. Devletimize karşı bu türden yaklaşımları asla kabul etmeyeceğimizi, gereğini de yapacağımızı buradan paylaşmak isterim" ifadelerini kullandı.

Haklarında soruşturma başlatılan AİBÜ'de görevli akademisyenlerin Prof. Dr. Barış Kılıçbay, Doç. Dr. Selime Güzeları ve Dr. Ülkü Güney olduğu öğrenildi.

ÇORUM

Hitit Üniversitesi Rektörlüğü, "Barış için Akademisyenler İnisiyatifi" kapsamında yapılan açıklamayı kınadı.
Üniversite rektörlüğünden yapılan yazılı açıklamada, huzur, mutluluk ve barış ortamında bir arada yaşayan vatandaşları ayrıştırmaya yönlendirme çabaların ve kardeşlik ortamını bozmaya yönelik oyunların asla amaçlarına ulaşamayacağı belirtildi.

Türkiye'nin 2023, 2050 ve 2071 vizyonları kapsamında ülkesini seven herkese çok büyük görev düştüğü kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bu çerçevede Hitit Üniversitesi olarak üzerimize düşen sorumluluğun bilincinden hareketle ülkemizin tüm dünyada her anlamda daha büyük atılımlar yapabilmesi için çalışmalarımızın hız kesmeden devam edeceğini belirtmek istiyoruz. Ülkemizin içinden geçtiği bu süreçte yaşanan olayları tüm vatandaşlarımızın yeniden gözden geçirmesi gerektiği inancındayız. Şüphesiz ki bu olaylar karşısında metanetimizi koruyarak birbirimize daha da çok kenetlenecek, dün olduğu gibi bundan sonrası içinde omuz omuza, tek yürek hareket ederek ülkemizin ve milletimizin birliğini, beraberliğini, huzurunu devam ettirme kararlılığında olacağız. Ülkemizdeki huzur, istikrar ve kardeşlik ortamını bozmaya yönelik yapılan her türlü saldırıyı ve açıklamayı Hitit Üniversitesi olarak kınıyoruz."

VAN

YYÜ Senatosu, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayımladığı bildiriye ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Bildirinin "kara propaganda" olarak nitelendirildiği açıklamada, "Kendilerini 'bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları' olarak tanıtan küçük bir grup öğretim elemanı, yaptıkları basın açıklamasıyla Güneydoğu'da yaşanan olaylarla ilgili ülkemize yönelik ağır ithamlarda bulunmuştur" ifadesi kullanıldı.

Durumun senatoyu derinden üzdüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Halbuki son zamanlarda uygulanan devlet politikalarının halkın can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik tedbirler olduğu ve emniyet güçlerinin meseleye hassasiyetle yaklaştığı bölge kamuoyu tarafından da yakından bilinmektedir. Hatta bazı kalkışma eylemleri, birlik ve beraberlikten, kardeşçe yaşama düşüncesinden, huzur ve istikrardan taviz vermeyen, Suriye, Irak, Afganistan, Yemen gibi ülkelerde yaşanan gerçekleri idrak eden aziz milletimizin sağduyusu ve irfanı sayesinde karşılık bulmamıştır."

Bu durumu hazmedemeyen şer güçlerinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne yönelik her türlü iftira ve karalama kampanyasına başladığı belirtilen açıklamada, bir grup akademisyenin de bu propagandaya alet olmasının, milletin huzur ve güveni adına kaygı verdiği bildirildi.
Açıklamada, üniversitelerin, özgür düşünce, aydınlanma ve evrensel bilimin yeşerdiği en önemli eğitim kurumları olduğuna işaret edildi.
Bu kapsamda öğretim elemanlarının kamuoyunu yakından ilgilendiren meseleleri tartışması ve toplumu aydınlatmasının önemi vurgulanan açıklamada, "Ancak bu görevi ifa ederken istismara yol açabilecek, halkı kin ve nefrete, ayrıştırmaya, bölmeye yönelik her türlü açıklamadan da hassasiyetle kaçınılmalıdır. Bu vesileyle 'barış' adına yapılan, ancak kara propagandadan öteye geçmeyen bu açıklamayı kabul etmiyor, bildiriye imza atan öğretim elemanlarını aziz milletimizin irfan ve sağduyusu etrafında aydınlanmaya davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

GAZİANTEP

Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayınladığı bildiriye ilişkin "Kendi devletine 'katliam yapıyor' şeklindeki sloganik ve ucuz söylemler, bilimsellikle ve akademik özgürlükle bağdaşır değil" dedi.

Prof. Dr. Coşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu bildiriyle ilgili çok net düşüncelerinin olduğunu ve bunu her fırsatta dile getirmeye hazır olduğunu belirtti.

Bazı akademisyenlerin ucuz siyasi söylemlere yöneldiğine üzüntüyle şahitlik ettiklerini dile getiren Coşkun, şöyle devam etti:
"Ülkesine ve ülkesinin yönetimine 'katil' veya 'katliam yapıyor' şeklindeki bakış açısı ve anlayış ne bilimselliğe ne de akademik özgürlüğü sığar. Bu, kabul edilebilir şey değil. Bu düpedüz sloganik siyasi söylemlerle ucuz işportacılık elde etmenin yoludur. Kendi devletine 'katliam yapıyor' şeklindeki sloganik ve ucuz söylemler, bilimsellikle ve akademik özgürlükle bağdaşır değil."

Gaziantep Üniversitesi'nden de bazı akademisyenlerin bildiride imzalarının bulunduğunu aktaran Coşkun, "Farklı siyasi görüşlere saygımız var. Ancak bunlar etik zeminde ve akademik duruşa sahip olmalı. O yüzden bu bildiriye üniversitemizden imza atan bir kaç arkadaşımız hakkında hukuk çerçevesinde gereği yapılacak. Çünkü, bizlerin siyasi görüşleri akademik zeminde olmalı ve akademisyen hüviyetine yakışır olmalıdır" diye konuştu.
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)