• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 3 °C
  • Adana 5 °C
  • Antalya 13 °C

Yalçın Küçük: Film teklifi aldım, Fuat Avni diye bir adam beni taklit ediyor

Yalçın Küçük: Film teklifi aldım, Fuat Avni diye bir adam beni taklit ediyor
Prof. Dr. Yalçın Küçük, İzmir'de katıldığı panelde, kendisine 1970'li yıllarda Sovyetler Birliği tarafından Lenin'i oynaması için film teklifi aldığını söyledi.

Yalçın Küçük, konuşmacı olduğu bir panelde, 1970’li yıllarda Sovyetler Birliği Büyükelçiliği tarafından kendisine  bir filmde Lenin rolünü oynaması ciddi bir teklifin iletildiğini açıkladı. Küçük olayı şöyle anlattı:

"1970'li yıllarda, Sovyetler Birliği Büyükelçiliğinden Sovyetler Birliği’nde çevrilecek bir Lenin filminde benim Lenin rolünü oynayıp oynamayacağım soruldu. Siz bunun farkında değilsiniz. Çok enteresandır. Bende çok fazla joker vardır. Şu tarafa baktığım zaman Lenin olurum, şu tarafa baktığım zaman Troçki olurum. Yüce gök böyle uygun görmüş. Hatta bir gün Cumhuriyet gazetesinden ayrılmıştım. Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosunu çok ender olarak ziyaret etmiştim. Büro şefi de Hasan Cemal’di. Evvela Füsun vardı gazetede çalışan. Beni gördü, kalpağım da var, bu kalpak değil, bu biraz daha İç Asya kalpağı. “Aa, Yalçın, ne kadar Lenin’e benziyorsun” dedi Füsun. Ben de Füsun’a dedim ki: 'Dostlarım beni Lenin’e benzetiyor, düşmanlarım da Troçki’ye benzetiyor”. Hasan Cemal de büro şefiydi. Küçücük bir odası var, oradan çıktı. “Baba, ne kadar çok Troçki’ye benziyorsun' dedi. İdare ediyoruz bir şekilde."

İzmir'de düzenlenen, B. Sadık Albayrak’ın yönettiği panale Taylan Kara ve Yalçın Küçük konuşmacı olarak katıldı. Yalçın Küçük'ün panalde yaptığı konuşmanın diğer bölümleri ise şöyle:

"Ben size birazcık tarihten bahsedeyim. Benim zamanımda da, yani ben öğrenciyken de en önemli yazarlardan bir tanesi Kerime Nadir’di. Ama Kerime Nadir’i Türkiye’de hiç kimse yazar, edebiyatçı kabul etmezdi. Kerime Nadir yazar değildi. Hiçbir kitapta Kerime Nadir’in yazar olduğuna dair bir işaret görmezdiniz.  En çok kitapları olan, bütün kitapları film yapılan, Esat Mahmut Karakurt vardı. Erikler Çiçek Açtı… Esat Mahmut Karakurt’u hiç kimse yazar saymazdı. Böyle bir durum yoktu. Bu başka bir şeydi. Buradan şu noktaya geliyorum: Bir kısmınız hatırlıyor mu? Mayk Hammer diye bir adam vardı. Hatırlıyor musunuz? Türkiye’de çok satıyordu. Ondan sonra Hayk Mammer çıktı. O daha çok satmaya başladı. Hayk Mammer’i -biz hep dedikoduya inanırdık- Kemal Tahir’in yazdığını duyardık. O biraz daha o türdeydi. Ama onlara da hiç kimse roman demezdi."

SOLJENİTSİN, ORHAN PAMUK VE AHMET ÜMİT YAZAR DEĞİLDİR

"Bir de kendimi anlatayım. Ben tuhaf bir insanım. Hangi anlamda tuhaf bir insanım. Soljenitsin dünyayı yıktı. Sovyetler Birliği yıkılmamıştı. Ben Soljenitsin’in yazar olmadığını Türkiye’de savundum. Öyle adamdan yazar olmaz dedim. Ama Soljenitsin’e Nobel verdiler. Ben devam ettim. Yazar değildir dedim. Bir müddet sonra Amerika’da şurada burada Soljenitsin’in çok büyük bir yazar olduğunu söyleyenler onun yazar olmadığını söylediler. O yazmasını bilmeyen bir adamdı. Bunu çok açık olarak söyledim. Bu çok açık olarak kabul gördü.

"Başka şeyler de… Benim bu tür söylediklerim var. Pasternak’ı okudunuz mu? Doktor Jivago… Ben Doktor Jivago için bizim Kerime Nadir’in eline su dökemez dedim. Taylan çok güzel bir şey söyledi. Ondan öğrenmişler. Neyi söyledi? İşte, Orhan Kemal’e, şuna buna… Bir överler dedi. O zaman da yazdım. Doktor Jivago nedir? Doktor Jivago Sosyalist bir Sovyetleri yerle bir eden, ama sonunda üç sayfası vardır, üç sayfa, 'Ah! sosyalizm de olmasa ne kötü olur' der, sansürden geçer.

"Elime aldım mı almadım mı bilmiyorum. Ama adı neydi, Ahmet Ümit, hayır, yazar sayamayız. Öyle şeyler yazar olmaz. Ben daha çok edebiyat mı yazdım, daha çok iktisat mı yazdım, onu bilmiyorum. Ama ben Orhan Pamuk’un yazar olmadığını yazdım. Türkiye’de Orhan Pamuk okunmaz bir adam oldu. Konyalılar 'biz seni okumayız' dediler. O da 'Konyalılar okumaz, Koreliler beni okur' dedi.

"Şimdi, söyleyeceklerimin birinci kısmını bitiriyorum. O da şu: Taylan arkadaşımın söylediği kadar kötümser miyiz? Bir noktada kötümser olmamız gerekiyor. Bizde roman var mı, yazar var mı? Yok! Yok olunca onlara bakıyorsunuz. Peki, birinci kısmı şöyle bitirmem lazım. Roman, olağanüstü güzel bir sanat, yazı yoludur. İnsan çıktığı zaman, yani kapitalizm doğmaya başladığı zaman roman çıkmıştır. Her romanda biz kapitalizmi öğrendik, insanı öğrendik. Şimdi şu kitapta, Tenkit’te de söylüyorum. Başka şeyler de söylüyorum. Ben bugünkü bir insana benziyorsam, beni Halid Ziya yetiştirdi diyorum. Ben bunları okuyarak yetiştim. Sizlerin, çoğunuz okumadınız. Reşat Nuri beni yetiştirdi. Çatalı nasıl tutacağımı ben Reşat Nuri’den, evimden öğrendiğim kadar ondan öğrendim. Roman başka bir şeydir. Ve 1500 1600 yılında insan çıkmaya başladığı zaman roman çıktı. Ve 20. yüzyıla geldiğimiz zaman emperyalizm dediğimiz tekeller ortaya çıktıktan sonra, hiçbir insan kalmadı.

"İnsan yoksa roman yoktur. Biz roman dediğimiz zaman Balzac biliriz. Biz roman dediğimiz zaman Dostoyevski biliriz. Onları okuduk. Onları okumak başka bir şeydir. Bu bitti. Bitişini de Kafka’dan öğreniriz. Onu izleyenlerden öğreniriz."

'YAŞAR KEMAL'İ HİÇBİR EYLEMDE GÖRMEDİM'

"Buraya birçok kitap getirdim. Buraya hazırlanarak geldim. Ne demek hazırlanarak gelmek? Daha çok kendi kitaplarımı okudum. Ne kadar enteresan şeyler yazmışım. Böyle bir kitap mı var? Tenkit, Sadık ve Okan bu kitabı hazırladılar. Ben bu kitabı sonradan gördüm. İçindekiler benim… Ama olağanüstü bir kitap. Bir kısmını yeni okudum. Burada yazdıklarımda var, Önsöz’de de bu söylediklerimin bir kısmı, Giriş kısmında da var. Bu kitapta ne var? Hepinize bunu söylemeye mecburum, içinde var. Yaşar Kemal benim arkadaşımdı. Aynı partide beraberdik. Ben burada iki şey söyledim. Biri Yaşar Kemal’in yazar olmadığını söyledim. Hiçbir romanı yoktur. O zaman bugün sizinle roman nedir onları tartışıyoruz. Hiçbir romanı yoktur. İkincisi de olağanüstü, en kibar deyimle çekingendir diyorum. Nâzım Hikmet’in mektupları var. Geleceğim geleceğim. Hiçbir eylemde yoktu. Bana bir şey sorabilirsiniz. 1950 yılından beri bütün eylemlerde varım. 1940’lardan beri bütün eylemlerde varım. Bu eylemlerin hiçbirinde Yaşar Kemal’i görmedim.

"Konuşmamı bu şekilde bitireceğim; Yaşar benim dostumdur. Çok severim, yanlış anlaşılmasın ama bunları gayet açık olarak söylüyorum. Yaşar’la ilgili benim en çok sevdiğim, bir öykü var. Yaşar, Kadirli’de adliyenin önünde arzuhalcilik yapardı. Arzuhalciliği bilir misiniz? Eski bir daktilosu vardır, orada arzuhal dediğimiz dilekçe yazardı. Köylünün biri gelmiş, Yaşar orada yazıyor. Yaz ağam demiş. Acıklı olsun demiş. Asker ailesine yardım almak için bir arzuhal yazacak. Ayda 25 kuruş veriyorlar. Yaşar Kemal bunu yazmış. Yaşar bitirdikten sonra, ağam okuyayım mı bunu demiş. Yok ağam yazmışındır artık sen demiş. Yaşar da böyle ileride yazar olmak istiyor, sonra da okumuş. Köylünün gözü yaşlı: Ağam demiş, ölmüşük de habarımız yok. Böyle bir yazarımızdı. Burada duruyorum."

B. Sadık Albayrak: Teşekkür ederiz Yalçın hocam. Sizin konuşmanız ve Taylan’ın konuşmasından sonra, edebiyat alanında da galiba ölmüşük de habarımız yok. Çünkü siz dediniz ki: Biz Kerime Nadir’e yazar demiyoruz, Esat Mahmut’a yazar demiyoruz, Soljenitsin’e de demiyoruz Nobel verdiler. Orhan Pamuk’a da demiyoruz. Tamam da hocam bugün yazar diyeceğimiz insanlar da var mutlaka ama belki de yayınlanmadan önlüyorlar onları.

FUAT AVNİ DİYE BİR ADAM BENİ TAKLİT EDİYOR

"Hayır hayır. Bir noktada geleceğiz oraya. Nerede yaşadığımızı burada bilmek zorundayız. Ya 12 Mart 1971’den itibaren bir tarih çizeceksiniz yahut 12 Eylül 1980’den… Biz karanlık bir dönemde, bütün düşüncelerimizi, her türlü yaratıcılığımızı, birbirimizle teması kestik. Bunu bilin. Öyle şaka falan değil. İki gün önce biz bir davada beraat aldık. Düzeltiyorum. Temyiz. Çok güzel bir karar. Ben de onu söylüyorum. Hesaplıyoruz. Mahkemeye gideceğiz. Bize haksız ceza verdiler, bize para verin. Ben şunu düşünüyorum. Ben çok zarar ettim diyorum. Kusura bakmayın sözü kestim. Şuraya bakın, şu Türkiye’ye bakın. (Calıgula’yı gösteriyor) 5.000 5.000 5.000 satıyor. Üç ayda on beş bin sattı.

"Tayyip Erdoğan’ın sara olduğunu bu kitapta, Caligula’da yazdım… Yüzüme bakıyorsunuz değil mi? Kahraman zannediyorsunuz beni. Haberiniz yok. Tayyip Erdoğan’ın sara olduğunu, Tayyip Erdoğan’ın bir doktor raporuyla sağlıklı olduğunu ispat etmediği takdirde cumhurbaşkanı olamayacağını… Tayyip Erdoğan’ın üniversite diplomasının olmama ihtimalinin çok yüksek olduğunu… Şimdi bir adam çıktı beni taklit ediyor. Kim o? Fuat Avni... Şimdi yazıyormuş. Diploması yok, saralı. Herkes okuyor artık. O yazıyormuş. Belki yeni şeyler de söylemiştir. Bir de işaret edilmiş. Falan üniversiteye söyleyin, bunun işaretlerini kaldırsın."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)