• BIST 102.258
  • Altın 190,240
  • Dolar 4,5876
  • Euro 5,3980
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 29 °C

Yandaşların diline doladığı İnönü'den 'tarafsız' Erdoğan'a ders

Nahit DURU

AKP Kongresi sonrası Genel Başkan seçilen Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı görevini de sürdürecektir.

Bu sistemin sakıncalarını anlatırken AKP’liler, hala bir yalanın arkasına sığınma gereği duyuyorlar nedense.

“İnönü de, Mustafa Kemal de, -Atatürk demekten kaçınıyorlar- hem CHP Genel Başkanı hem Cumhurbaşkanıydı”

Bir defa 1946 yılına kadar Türkiye’de ikinci bir parti yok. Yani tek parti var.

1946 yılında Demokrat Parti kurulup, Temmuz ayında seçimler yapıldıktan sonra, partili Cumhurbaşkanlığının sıkıntıları da ortaya çıkmaya başlıyor.

İsmet İnönü, Cumhurbaşkanıdır ve DP Genel Başkanı Celal Bayar, iktidarın ve valilerin tutumlarından yakınmaktadır. Paşa bunun üzerine, 14 Haziran’da DP Genel Başkanı Celal Bayar’la Başbakan Recep Peker’i çağırır, dinler. Ardından 17 Haziran tarihinde Celal Bayar’ı kabul eder ve uzun bir görüşme yapar.

Paşa, Recep Peker’e muhalefete de iktidar kadar olanak sağlanması ve Demokrat Partililere baskı yapılmaması konusunda talimat verir.

İsmet İnönü, bu görüşmeler ve Bayar’ın yakınmaları sonucu tarihe 12 Temmuz Beyannamesi olarak geçen bir de yazı kaleme alır.

“…Bir kanuni siyasi partinin metotları ile çalışan muhalif partinin, iktidar partisi şartları içinde çalışmasını temin etmek lazımdır. Bu zeminde ben, Devlet Reisi olarak, kendimi her iki partiye karşı müsavi derecede vazifeli görürüm.” cümlelerinin altının çizildiği beyannamenin kamuoyuna açıklanmasının ardından, Eylül ayında Başbakan Recep Peker Cumhurbaşkanının “tarafsız” olmasından rahatsızlık duyarak istifa eder.

CHP 7’nci Kurultayında ise, Tüzük değişikliği ile CHP Genel Başkanvekilliği makamı oluşturularak, bu göreve Hilmi Uran getirilir.

İsmet İnönü bu değişiklikle, CHP Genel Başkanlığından fiilen ayrılmıştır.

Bu arada, Başbakanlık ile CHP Genel Başkanvekilliği görevleri de bayrı kişilere verilmiştir. Fiili Genel Başkan artık Hilmi Uran’dır.

İsmet İnönü, tarafsız Cumhurbaşkanlığına adım atarken “muhalefetin de güvence içinde yaşamasını” sağlamaya çalışmıştır.

Paşa, güçlüklerin ve eski alışkanlıkların üstesinden gelmek için hem hükümetten, hem muhalefetten yardım istemiştir.

İnönü, Dünya’nın 2’nci büyük savaştan, ülkenin ilk kez çok partili seçimden çıktığını, Türkiye’nin bütünleşmeye, iç barışa ihtiyacı olduğunu, siyasi gerginliğin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünmekte ve bunun için her yolu deneme kararlılığındadır.

Paşa’nın bu demokratik ve parlamenter sistemin gereklerine uygun tutumu, ne yazık ki 1950’de iktidar değiştikten sonra, DP’nin Cumhurbaşkanı Celal Bayar tarafından benimsenmemiştir.

Tıpkı bugün olduğu gibi.

Her ne kadar, Cumhurbaşkanının partili olabileceğine ilişkin anayasa değişikliği yapılmış olsa da, Cumhurbaşkanlığı andı hala yürürlüktedir.

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla… Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma… Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”

Yani tarafsız davranacağına ilişkin yemin hala anayasada duruyor.

Hem AKP Genel Başkanı olacaksınız, hem de yemindeki gibi tarafsız…

Hadi canım sende…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)