• BIST 101.892
  • Altın 190,254
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 24 °C
  • Antalya 22 °C

Yandaştan Ertuğrul Özkök'e: Dikilmeyi bu kadar arzu ediyorsa dikilsin, işe yarar

Yandaştan Ertuğrul Özkök'e: Dikilmeyi bu kadar arzu ediyorsa dikilsin, işe yarar
Ertuğrul Özkök'ün AKP'ye yanaşma konusundaki azmi, AKP yandaşları arasında alay konusu olmaya başladı.

1 Kasım seçimlerinin ardından 'Fabrika ayarlarıma döneceğim' diyerek AKP'ye göz kırpan ve geçtiğimiz günlerde Tayyip Erdoğan'a hitaben 'bizimle de barışın'  mesajı gönderen Ertuğrul Özkök'e yanıt Yeni Şafak yazarı Salih Tuna'dan geldi.

Ertuğul Özkök için “dikilmeyi bu kadar arzu ediyorsa, bırakın dikilsin,” diye yazan Tuna, Özkök'ün 'fırıldak yandaşlardan' daha çok işe yarayacağını da belirterek, Özkök'ün yandaşların bir çoğundan daha 'kullanışlı' olduğunu da  yazdı.

İşte yanaş Salih Tuna'nın Özkök'le dalga geçtiği yazısındaki o bölüm:

Son günlerde bu vicdanın sahipleri orda burda, “madem dışarıda barış yapıyorsunuz, bizimle de yapın” demeye başladılar.

Sizin anlayacağınız, “ülkenin dikişlerini yıpratan konuşmalar” yüzünden çok örselenmiş, çok yıpratılmışlar; artık “dikilmek” istiyorlar.

Bunlardan biri ve en heveslisi (asla pes etmem diyor) Ertuğrul Beyciğim.

Bunun üzerine bu köşede açık seçik şekilde, “dikilmeyi bu kadar arzu ediyorsa, bırakın dikilsin,” dedim. ( AKP'li fırıldaklardan daha çok işe yarayacağına da kalıbımı basarım.)

Gel gör ki, ben onun “dikilme” arzusuna omuz verirken, o benim veda etmemi bekliyormuş,

“Ertuğrul sen bir sus, o zaman veda edeceğim” diye yazmışım da o da 4 gün boyunca yazmamış da, lakin ben hala veda etmemişim…(İroni denemesinde bulunma dedim, diye kendini kanıtlamak istercesine, baştan sona kıvranmış durmuş. Tamam, Ertuğrul Beyciğim ironi yapabiliyorsun, ama sen yine de yapma.)

Diyor ki: “Gazetenin yazarı Salih Tuna, 'Erdoğan'dan fazla Erdoğancılara' ve 'Şarlatan AKP'lilere' kızarak bir veda yazısı yazar…”

Külliyen yalan. Yazı arşivde, bir daha baksın, öyle mi? Boşuna demiyorum, okuduğunu anlamıyor diye. (O yazıyı anladığı gün ben ses mes beklemeden yazmayı bırakacağım, hadi bakalım.)

O değil de, ben bu adama o kadar yazı yaktım; yahu “Ertuğrul Beyciğim şiiri” (31 Aralık 2009, Yeni Şafak) bile yazdım. Taştan ses var, ondan yoktu. Şimdi ne değişti de yazılarını bana teksif eder oldu?

Veda etmemi mi bekliyordu yoksa Fehmi Bey'i mi kıskandı?

Geçenlerde Fehmi Bey hakkında peş peşe yazdığım yazıların birinde, “yazı yazma ama maaşını almaya devam et” teklifini kabul etmeyen Fehmi Bey'in yerinde Ertuğrul Beyciğim olsaydı bu teklifi kabul eder, anında tatillere akardı, demiştim.

Daha önceleri hiçbir yazıma cevap vermeyen Ertuğrul Beyciğim bu sefer şappadak ses vermiş; kendisini çok iyi tanıdığımı, böylesi teklifi anında kabul edeceğini dercetmişti.

“Kıskandı” dediğim de bu işte; yani, “onu yazma beni yaz” durumu.

Şayet böyleyse biraz daha kıskansın.

Hazır bulmuşken kaybetmek istemem. Ayrılmadan evvel hiç değilse nefsimi köreltmiş olurum, fena mı?

O halde, “MHP yönetimi Akşener'in önünü kesebilir, ama hiç tavsiye etmem” diyen Fehmi Bey'e bi güzel değineyim de kıskanmaya devam etsin.

Her şeyden evvel şunu söyleyeyim: Fehmi Bey'in tavsiyelerine uymayanın kazandığı tecrübeyle sabittir.

AK Parti'ye de CHP'yle koalisyon kurun, sakın erken genel seçime girmeyin, 7 Haziran seçim sonuçlarını da ararsınız, demişti; sonucu biliyorsunuz.

Fehmi Bey söz konusu yazısında, Akşener'in önünün kesilmek istenmesinin işe yaramayacağını söylemek için, “Tayyip Erdoğan'ın önü kesilmek istendi de ne oldu?” argümanını öne sürüyor.

Gözden kaçırdığı veya gözden kaçırmak istediği şu: Akşener formülüyle de önü kesilmek istenen yine Erdoğan, başkası değil.

Sayın Erdoğan da maşallah, mülâanecilerin olanca bedduasına, “kalp krizi geçirdi” şeklideki tezvirlerine rağmen Messi'yle maça çıkacak kadar diri ve zinde.

Paralel yapının direktifleri doğrultusunda Akşener bu saatten sonra paralel yapıya sabah akşam çaksa, Sarıgül de iddia edildiği gibi yanına katılsa, Fehmi Bey'ler de omuzlasa, AK Parti'ye dikilenler de sökülüp bu oluşuma katılsa, özgül ağırlıklı abiler, ve “üst akıl da nerden çıktı” diyen bilumum fırıldaklar da eklense boş.

Ne diyordu Necip Fazıl: “Beni Allah tutmuş, kim eder azat?..”

Erdoğan da bu şiiri bir başka güzel okuyor!

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)