• BIST 106.862
  • Altın 145,039
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 24 °C

Yanlış yoldasınız 'Müdür Bey!'

Çağlar Ezikoğlu, Hasan Karakaya'nın ölümü üzerine Akit'i arayarak taziye mesajı veren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na neden tepki gösterildiğini yazdı.

Önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, hemen akabinde ise Genelkurmay’ın geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya için taziye telefonları açması kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açtı.

Bir tarafta, AKP’nin %49 oy oranı ile kazandığı seçimlerden sonra ‘ama AKP iyidir arkadaşlar’ modunda dolaşmaya başlayan Ahmet Hakan ve türevi liberal sıfatlı gazeteciler ve isimler Kılıçdaroğlu’nu bu tavrından dolayı tebrik etti ve son günlerde artan kutuplaşmanın azaltılması açısından önemli bir hamle olarak gördüler. Öte yandan, hem CHP içinden hem de tabandan Kılıçdaroğlu’nun bu taziyesi sertçe eleştirilerek, CHP’ye ve muhalefete galiz küfürler saçarak yazılarını sürdüren Karakaya için taziye verilmesinin anlamsızlığı savunuldu.

Gezi Parkı sürecinde kaybettiğimiz canlar için ağza alınmayacak hakaretlerde bulunan, insanların karılarını veya kızlarını ağzına sakız edip bunu köşesinde yazı olarak kullanan bir ismin vefatı kendi adıma önemsiz bir gelişme. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun bu taziyesinin ‘anlamsızlığı’ noktasında hissi ve duygusal bağlamda kendisini eleştirenlerle aynı fikirde olacağım. Fakat işin duygusal tarafını bir kenara bırakıp, siyasetin doğası ve realizm bağlamlarında Kılıçdaroğlu’nun yanlış bir yolda olduğu kanaatindeyim.

Düzgün ve Dürüst Siyaset Bu Topraklara Çok Uzak

Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve geldiği günden beri toplum nezdinde çizmeye çalıştığı imaj ‘dürüst güvenilir sağduyulu bir siyasetçi’ olma çabasından ibaretti. Bu çaba yıllardan beri aynı çizgide devam ediyor olacak ki, normal koşullarda her siyasetçinin ulusal basından vefat eden bir isme taziyesini sunması gibi bir girişimde bulundu Kılıçdaroğlu.

Ama normal koşullarda dedik ya; işte Türkiye o normal koşulların, sağlıklı ve sağduyulu bir siyaset ortamının yakınından bile geçmedi tarihi boyunca. Burada Kılıçdaroğlu’na inanan CHP’li arkadaşlar, Kılıçdaroğlu’nun izlediği bu uzlaşmacı ve sağduyulu anlayışın toplum tabanında bir karşılık bulacağına inanıyorlar. Bu anlamsız inanışın arkasında ise son derece sakat bir siyasi hedef söz konusu. Kılıçdaroğlu partinin başına geldiği günden bu yana CHP’nin oy tabanını genişletmek için iki hedef koymuştu.

Birincisi CHP’nin hem solla hem de Kürtlerle barışını sağlamak adına bölgede etkinliğini arttırma çabası. Lakin bu çabanın yetersizliği konusunda çok delil aramaya gerek yok. Aslında bu yetersizlik Kılıçdaroğlu ve ekibinin başarısızlığından değil. Aksine partinin başına geldiği günden bu yana CHP’nin Kürt sorununa ilişkin takdire şayan adımlarının var olduğunu söylemeliyiz.

Sur’da aylardır devam eden çatışmalar için Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke önderliğindeki heyetin bölgeye ziyareti bile bu çabaların en basit örneklerinden birisi. Lakin Kılıçdaroğlu’nun anlayamadığı nokta şu ki, bölgede Kürt Sorunu AKP’nin elinde ‘Çözüm Süreci’ kartı ve şiddet mekanizması olduğu müddetçe ve bu şiddet mekanizmasına PKK’nın aynı şekilde şiddet kullanmak suretiyle cevabı olduğu müddetçe, CHP’nin çabaları beyhudedir. Zira bu şiddetin durdurması noktasında bölgedeki tek büyük sivil güç HDP olmuştur olmaya da devam edecektir. Güneydoğu’da ne zaman siyaset bu şiddet sarmalından kurtulmaya başlar, işte o zaman CHP bu kısır döngüden kurtulmak için hamlelerini daha etkili şekilde yapmaya başlayacaktır. Bu bağlamda CHP’nin şu konjonktürde bölgede varlığını arttırması imkansıza yakın bir durumda olmaya devam edecektir.

Yanlış Ata Oynuyorsunuz

CHP’nin ikinci hedefi ise AKP’nin en büyük oy deposu olan ‘muhafazakar’ kitledir. Bu kitleyi yanına çekmek için merkez sağa açıldıkça açılan CHP bu bağlamda birçok muhafazakar ismi parti bünyesine katmış, önemli görevler vermiştir. Bu çaba hali hazırda Karakaya’nın vefatından dolayı verilen taziyede bile gözlemleniyor.

Kılıçdaroğlu’nun ve ekibinin burada kavrayamadığı nokta ise, böyle bir uzlaşmacı siyaset anlayışı ile muhafazakar kitleden kendilerine kopuş olacağına inanmasıdır. Zira bu kitle artık AKP ve onu yöneten Tayyip Erdoğan tarafından tamamen konsolide edilmiş ve kutuplaştırılmıştır. Erdoğan özellikle 2011’den sonra bu kutuplaştırıcı söylemi tam gaz ileriye taşımış ve en az %40’lık bir kitleyi ‘Erdoğan ve AKP karşıtı muhalefete’ düşman bellettirmiştir. Dolayısıyla böyle bir kutuplaşmanın olduğu ortamda CHP liderinin toplumu ‘normalleştirme’ çabaları beyhude olmakla birlikte siyasi hedefleri açısından da anlamsızdır.

CHP’nin esas odaklanması gereken başka iki hedefi vardır. Birincisi MHP veya milliyetçi kanat içerisinde kendini seküler tanımlayan ve Erdoğan’a karşı ciddi şekilde nefret besleyen kesim. İkincisi ise seçimlere katılmayan %15 lik seçmen kesimin içinde CHP’ye oy vermesi beklenen %50-60’lık kitle. Bu kitlenin de Erdoğan’a karşı çok ciddi bir antipati beslediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Erdoğan’ın kutuplaştırdığı toplum artık tek taraflı değil iki taraflı olarak konsolide olmuştur. Bir tarafta Erdoğan sevgisi ile onun karşısına çıkan muhalefeti sinek gibi ezmek isteyen kitle. İşte bu kitlenin ulusal basındaki karşılığı Akit gazetesidir. Diğer tarafta ise Erdoğan’ın otoriter anlayışına isyan etmek ve onun liderliğinde yönetilmemek isteyen bir kitle mevcuttur. Ama bu kitlenin siyasi açıdan buluştuğu ortak bir oluşum söz konusu değil. İşte CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun üstlenmesi gereken vazife bu oluşuma önderlik etmesidir.

Bütün bu söylediklerimden ötürü beni ‘dürüst ve sağduyulu siyaset’ istemeyen hatta Erdoğanvari bir siyaset anlayışı gütmek isteyen birisi olarak eleştirenler olacaktır. Daha önce de bahsettiğim gibi Türkiye’de duygusal hareket etmek istenilen neticeye ulaşmak açısından en son yapılması gereken nokta. Erdoğan nasıl ki yıllar boyunca bu kutuplaştırmayı arttırarak gücünü hem korumuş hem de seçmen tabanındaki mevzisini sağlamlaştırmıştır, aynı yöntemi Kılıçdaroğlu’nun da izlemesi elzemdir.

Kendisine ‘Genel Müdür’ sıfatı takıp bunu Akit gazetesinde manşetlere süsleyen adama taziye telefonu açmak ancak ve ancak ‘duygusal ve naif CHP’liler’in gururunu okşar. Fakat bu taziye yerine Akit gazetesinin yıllardır sürdürdüğü nefret politikasının üzerine daha çok gitmek ve bu politikayı AKP zihniyetiyle bir değerlendirip eleştirileri bunun üzerine inşa etmek, ‘alternatif muhalefet arayışında olan anti-Erdoğan’cı’ kitlenin sandığa gitmesine ve CHP’nin yıllardır aradığı %30’luk psikolojik barajı geçmesine fazlasıyla yardımcı olacaktır.

Kemal Bey özünde çok iyi bir insan olabilir, çok sağduyulu bir siyasetçi olabilir, çok dürüst bir lider olabilir; fakat bütün bu kavramlar ancak bir İskandinav ülkesinde karşılık bulabilir. Kemal Bey, kendi rakibinin uyguladığı sanatı aynı şekilde icra etmeli ki bahse konu kavramları bu ülkenin siyasetine yerleştirebilmek için elindeki gücü sağlayabilsin. Aynı 2002-2007 arası ‘demokrasi’yi bindiği tramva olarak kullanıp daha sonra o tramvaydan kendi otoritesini tek adamlığa çevirmek için inen Erdoğan gibi…

Çağlar Ezikoğlu

Aberystwyth Üniversitesi

Uluslararası Siyaset Departmanı

Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)