• BIST 103.328
  • Altın 193,733
  • Dolar 4,6527
  • Euro 5,4829
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 23 °C

Yargıda kuzuların sessizliği

Yargıda kuzuların sessizliği
'Böyle bir törenle mesleğe başlayanların da, artık Cumhuriyet savcısı olamayacağı, saray savcısı olacaklarını ifadeye de gerek olmamalı...'

HSYK, 12 Ekim 2016 tarihindeki idari yargı yargıç adaylarının, yine aynı tarihteki adli yargı Cumhuriyet savcı adayları ve yargıç adaylarının mesleğe başlama kura töreninin Beştepe'de yapılmasına karar vermiş.

Yargıya ilişkin törenlerin Beştepe'de yapılması artık tartışma konusu olmuyor.

Yargıdaki açış günleri ve törenlerinin Beştepe'de yapılması, her geçen gün artarak devam ediyor.

Hukukun yerine, Beştepe'nin varlığı ve üstünlüğü topluma da, yargıya da kanıksatılıyor.

Mesleğe yeni başlayanların kura törenlerinin Beştepe'de yapılması hiç bir biçimde haklı görülemez.

Ancak önceki dönemde yaşananlara bakılarak, adayların "kuzu kuzu" bu törene katılmalarında garipsenecek ne var ki denilebilir...

Öyle ya, bundan önce adli yıl açış töreni Yargıtay tarafından Beştepe'de yapılırsa ve de yüksek yargıçlar da o törene sürü halinde giderlerse...

Yargıç ve savcılığa hatta yüksek yargıçlığa alımlar bile biat esası üzerinden gerçekleştirilirse, adaylar da bu törende kuzu kuzu yer almazlar mı...

Yargıdaki bu kuzulardan, bir tavır bir ses beklenemeyeceğine göre...

Bu tablo karşısında, FETÖ diye ihraç edilenlerin yerine mesleğe alınan bu kuzular, böyle bir başlangıç sonrasında, meslekte yıllandıkça olsa olsa ancak koyun olmazlar mı...

Bu tablodan yargıç ve savcı çıkmayacağına göre başka ne olabilir ki...

İşte artık söz konusu olan bu dönem, yargıda kuzuların sessizliği dönemi...

Evet, Beştepe'de yapılan törenin anlamı, yargıda başka bir dönemin yaşandığı, bir dönemin ve bu bağlamda da Cumhuriyet savcılığı döneminin de kapandığıdır.

Böyle bir törenle mesleğe başlayanların da, artık Cumhuriyet savcısı olamayacağı, saray savcısı olacaklarını ifadeye de gerek olmamalı...

Ve bu tabloyu yaratan ise, ne kadar ilginçtir ki HSYK’dan başkası değil…

O HSYK ki, yargıyı yönetmek için değil, her türlü koşulda yargıya güvence için var olduğunu unutan bir HSYK...

Bugün geldiğimiz noktada kendi varlık nedeninin dışına çıkarak, yargıyı yöneten bir HSYK!..

Başka bir ifade ile HSYK üzerinden de yönetilen bir yargı!..

Yönetildiği tartışmasız olan ama söze gelince ise, adı bağımsız ve kendi de ayrı bir erk olan bir yargı!

AKP, kullanıp daha sonra ise FETÖ diye çöpe attığı bir önceki HSYK yerine işte bugünkü bu HSYK'yı 2014'te ortaya çıkarmadı mı...

2014'teki bu HSYK'yı da “yargıda birlik” diyerek, “farklı görüşlerin birlikte temsili” adı altında kendi ağırlığını yansıtır biçimde, yargı mensuplarının oylarıyla yaratmadı mı...

Şimdi AKP yine olayın dışındaymış gibi, bu HSYK ile de kendine göre yargıda temizlik yapıp, kendi kadrolarını oluşturmuyor mu...

AKP, şimdilerde yaşanan anayasa tartışması ile de, bu HSYK "mensuplarına da", sizin işiniz bitti diyerek onları da bir kenara atıp, öte yandan kullanıp sonuç aldığı bu HSYK modelini ise anayasallaştırıp, rüştünü ispat eden HSYK üyeleriyle yoluna devam edeceğini de açıkça göstermiyor mu...

Tüm bu tabloda rüştlerini ispat etmek uğruna HSYK mensupları ise, nasıl ki bu HSYK’yı kuzu kuzu oluşturdular, şimdi de kuzu kuzu bu süreçte yer alıp, HSYK'nın işlemlerini ve bu bağlamda Beştepe'deki törenleri de kuzu kuzu yapıyorlarsa, mesleğe başlayan adaylar ne yapsın...

Beştepe'deki törene kuzu kuzu katılmasınlar mı...

AKP yargıda bu şekilde kadrolaşmasına da rağmen, yargıda kuzuların sessizliği dönemini yaratmasına rağmen, yeni HSYK üyelerini bu yargı mensuplarına bile seçtirmeyi düşünmediğini ifade ediyor.

Yapısında kendi sayısal ağırlığı yer alınca, artık sonuç aldığını gördüğü bu HSYK modelini kendi sayısal ağırlığını içerecek biçimde anayasaya taşıyıp, yeni HSYK üyelerini ise bu yargı mensuplarının bile değil, çoğunlukta olduğu TBMM yoluyla doğrudan kendisinin seçeceğini açık açık ta söylüyor.

Bunu da, yargıda da RTÜK modeli diye açıklıyor! Sanki RTÜK modeli ile Türkiye özgür basına kavuşmuş ta...

Muhalefet ise, oturmuş bu anlayıştaki iktidarla anayasa çalışması yapıyor...

Kuzu kuzu muhalefet yapılırsa, başka ne beklenebilir ki...

Bu tablodan bile ortaya çıkan, AKP'nin gücünü kendinden değil, kuzuların sessizliğinden aldığı değil mi...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
    • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
    • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
    • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
    • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
    • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
    • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
    • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
    • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
    • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
    • Skripal suikastı...06 Nisan 2018 Cuma 13:00
    • 1234567
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)