• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 16 °C

Yaşamdan çalınan aylar!

Nahit DURU

Ülke o hale getirildi ki, gazeteciler, yalnızca hapse girme özgürlüklerini rahatça kullanabiliyorlar. Haber yazma ve yayınlama haklarını, özgürlüklerini kullandıklarında, karşılarına çıkarılıyor, hapse girme özgürlüğü...

İki gazeteci tutuklandı. Haber yapıp, haber yayınladıkları için.

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül.

MİT tırları haberi için önce, "yalan " haber dediler, sonra, "devlet sırrı" oldu birden bire ve gazetecilerin casusluk yaptıkları iddia edildi. Casusluk aleni, herkesin gözü önünde yapılır ya. Bir de örgüt eklendi haber yapıp yayınlamaya. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da "bedelini ağır ödeyecekler, hesabını verecekler" diye haykırmıştı o günlerde.

Cumhuriyetin gazetesinin duyurduğu ve yalan olduğu iddia edilen haber, devlet sırrı haline dönüştürülünce, bir de üstüne üstlük paralel yapıya sokulunca iki gazetecinin başına olmayacak iş geliverdi.

Bu iki gazetecinin tutuklanmasından, başkaları utanacağına ben, benim gibi düşünenler utanıyor. Bugün utanmayanlar, bir gün utanmayı öğrenebilecekler, özür dileyebilecekler mi?

Hatırlayın, yedi sekiz yıl önce; yargıya sızmış, yargıda yapılanmış Fetullah Gülen ekibin kullandığı yöntemler bugün, iktidar tarafından mı kullanılıyor? Kimler için kumpas kurulmadı o dönemlerde...

Sonuçta iki gazeteci tutuklandı. İyi de neden?

Kaçma ihtimalleri var mı?

Kesinlikle yok. Haklarında soruşturma açılmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan hesap sorulacağını açıklamışken, kaçtılar ya da kaçmaya teşebbüs ettiler mi?

Hayır..

Delilleri yok etme, değiştirme gibi bir olasılık söz konusu mu?

O da yok. 

O zaman neden tutuklandılar? 

Bu soruyu sürekli soracağım.

Eğer "emir komuta zinciri içinde " tutuklanmışlarsa, eyvah ki eyvah. Bu da AKP'nin "ileri demokrasisinin" ne olduğunu tüm dünyaya kanıtlıyor.

12 Eylül döneminde, demıkrasi, anayasa, hak hukuk rafa kaldırılmıştı ve hakimlerin bir kısmı emir komuta zinciri içinde karar verirdi. Komutanlar, hüküm giymesini istediği kişileri bu hakimlerin görev yaptığı mahkemelere sevkederdi.

O dönemde Bülent Ecevit'in çıkarttığı Arayış dergisinde çıkan sayısız yazıdan, kullanılan kapak fotoğrafından - kiminde Ecevit'le birlikte - çoğunda yalnız hakkımda soruşturma açıldı. Hem sivil mahkemelere, hem de askeri mahkemelere sayısını anımsamadığım kadar çıktım. Hiçbirinde tutuklama kararı verilmedi. Hatta, mahkeme hakkımda mahkumiyet verdikten sonra bile, hemen hapse atılmadım. Usulüne uygun bir yöntem izlenmişti çünkü.

Sonunda Ulucanlarda verilen mahkumiyeti tamamladım ve çıktım.

1982'de Ulucanlar Cezaevinden çıkarken, "hapse girme özgürlüğümü kullandım" demiştim. 

Gerçi yaşamımdan 2,5 ay çalınmıştı, ancak, bu süre içinde hayata dair bir üniversite daha bitirmiştim adeta.

Can ve Erdem'e de, ileri demokrasinin hüküm sürdüğü iddia edilen bir ülkede, "hapse girme özgürlüklerini" kullandırıyorlar.

Ancak, hüküm giyip hapse girmek, tutuklanıp beklemekten daha kolaydır. Yani zor zanaattır tutukluluk. 

Hüküm giyince, ne zaman özgürlüğüne kavuşacağını bilirsin. Ancak, hüküm giymeden tutuklanmak... 12 Mart'ta da, 9 gün gözaltında kalmıştım, 1 tutuklu muamelesi görerek- kimse ile görüştürülmeden, bir köşede unutularak.

Tutukluluk, daha güç gelir insana. Çünkü, ne zaman tahliye olacağın, hüküm giymeden ne kadar özgürlüğünden yoksun kalacağın, hatta hüküm giyip giymeyeceğin bile belli değildir. Zaman geçmez. Avukatının getireceği bir iyi haber beklersin. İşte bunun için zor zanaattır tutukluluk. Üstelik bir da haksız hukuksuz tutuklanmışsanz!

Dündar'ın ve Gül'ün  bir an önce tahliye edilmeleri, yargılamalarının tutuksuz yapılması gerektiğine inanıyorum.

Bu iki gazeteci arkadaşımız, hapisaneden başları dik çıkacaklar. Ya siz, sokaklarda başınız dik yürüyebilecek misiniz? 

Sanmıyorum!

Can ve Erdem'e sahip çıkmayan, hatta nerede ise tutuklanma kararlarına alkış tutan basın kuruluşları ile gazetecilere gelince! Sizin de ileride hukuka, özgür gazeteciliğe, özgürlüğe, hak arama yollarına ve basın kuruluşlarının desteğine ihtiyacınız olacak. Bunu sakın unutmayın.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.