• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 0 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 8 °C

Yasemin Öney Cankurtaran: Türkiye'de faşizmin şöleni yaşanıyor

Yasemin Öney Cankurtaran: Türkiye'de faşizmin şöleni yaşanıyor
Darbe girişiminin ardından özellikle MHP ile AKP'nin başkanlık sisteminde anlaşmasıyla CHP'ye yönelik saldırıların artmasını CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran'la değerlendirdik.

Ali AVCU

15 Temmuz Fethullahçı darbe girişimi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik suikast girişimi ardından genel başkan yardımcısı Bülent Tezcan'a yönelik silahlı saldırı ve peş peşe gelen provokatif saldırılar...

Darbe girişiminin ardından özellikle MHP ile AKP'nin başkanlık sisteminde anlaşmasıyla CHP'ye yönelik saldırıların artmasını CHP Genel Başkan Yardımcısı Yasemin Öney Cankurtaran'la değerlendirdik. 

Cankurtaran, 'Türkiye'de dört dörtlük bir faşizm şöleni yaşanıyor' diyerek var olan durumu özetledi. 

.CHP Genelbaşkanı dahil partililere yapılan peş peşe saldırılar, ülkenin kuruluşundan beri varlığını sürdüren Cumhuriyet Gazetesi'ne operasyon ve HDP'li vekillerin tutuklanması... Tüm bunlar bir araya geldiğinde memleketteki tablo nasıl anlatılır?

Tek cümleyle neyi çağrıştırdığını söyleyeyim: Türkiye’de dört dörtlük bir faşizm şöleni yaşanıyor. Bunun adı faşizm, başka bir şey değil. Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı direkt CHP’ye yapılmış bir saldırıdır çünkü sayın genel başkan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal temsilcisidir. Akabinde sayın Tezcan’a yapılan saldırı, ardından seçimle gelenlerin görevden alınması, halkın sesi olan basının susturulması, basın özgürlüğünün ihlali... Tamamen basının tarafsız, bağımsız olmasına karşı ciddi bir demokrasi ihlaliyle karşı karşıyayız.

MUHALİF OLAN HİÇBİR ŞEYE TAHAMMÜLLERİ YOK


Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan saldırılara baktığımızda aslında direkt olarak muhalif sesin susturulması, sindirilmesi ve bastırılması için korku kültürünün Cumhuriyet Halk Partisi’ne de sirayet etmesi amacıyla yapılıyor. Özellikle sayın Tezcan’a yapılan saldırı, MHP’li oyların AKP’ye yönlendirilmesi için CHP’ye karşı bir provokasyon yapılıp bir şekilde MHP oylarının AKP’ye konsolde edilmesi amaçlanıyor. MHP ile beraber hareket etme amacıyla bir oy konsolidasyonu aslında. Zaten saldırgan tutuklanırken “Bu bana devletin bir şeref madalyasıdır, seninki şerefsizliktir. Sen Aydın’dan olacağına Kandil’den aday ol” diye bağırıyor. Direkt MHP söylemi ile oyların yönünü değiştirmeye çalışıyor.
 

MHP'li seçmenin AKP'ye yönlendirilmesi olarak mı görüyorsunuz?

Aynen öyle. AKP bünyesinde MHP oylarını konsolde etmek bunun amacı. Bir çatıştırma ortamı yaratarak AKP buradan da oy kazanmak istiyor.

BU ÜLKE TAHRİKLERE GELMEZ

Son yaşananlar çerçevesinde Türkiye'de bir iç savaş tehdidi var demek artık komplo teorisi olmaktan oldukça uzaklaşmış durumda. Bu baskı siyasetinin neden iç savaşa tahrik etmek olabilir mi?

Ben bu ülkenin tahriklere gelmeyeceğini düşünüyorum. Biz geçmişte mezhep tartışmaları üzerinden çok büyük kanlı eylemler ve maalesef çok büyük acılar paylaştık, çok büyük sayıda canlar verdik fakat bunların hiçbiri aslında iç savaş değildi. Tamamı belli bir kesime yapılan saldırılardı. Bu topraklarda çok uzun senelerdir iç savaş olmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana baktığımızda Kürtleriyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle son derece bütüncül bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan bir yapı vardır. Özetlersek AKP bugün Türkiye’de kutuplaştırma yaparak, biz siz ayrımını derinleştirerek oy kapma politikası güdüyor.
 

7 Haziran seçimlerinden sonra bir koalisyon ortamı oluşmuştu ama ülke genelinde bir kaos yaratıldı. Akabinde erken seçime gidildi. O zaman da “Koalisyon hükümetleri ülkeyi çatışma ortamına sürükler ve başarılı olamaz.” dediler. Başkanlık için de Binali Yıldırım açıklamasında “Başkanlık sistemi gelmezse ülke bölünür, çatışmalar devam eder” diyor. Bu sözleri tehdit olarak mı algılıyorsunuz, başkanlık sistemi için ülkeyi tekrar bir kaos ortamına mı sürükleyecekler?

Bunu iki şekilde cevaplamak istiyorum. İlk olarak 7 Haziran-1 Kasım arasında Türkiye’de, aynen sizin de dediğiniz gibi, bir algı yönetimi yapıldı. Bu algı yönetimlerinde en önemli zemin kaos, belirsizlik ve krizdir. AKP o dönemde bunların hangisini eksik yaptı? Kaos yarattı, belirsizlik çıkardı, kriz ortaya çıktı. Ekonomide de bildiğiniz gibi bir kriz söz konusuydu, Güneydoğu’da da hendek meseleleri ve terörün hortlamasıyla tamamen bir belirsizlik ortamına soktu. Bu bilinçli yapılan bir şeydi.
 

KEMAL SUNAL FİLMİ GİBİ

Gelelim bugüne. Şu an aynı şekilde “Başkanlık sistemi olmazsa Türkiye bölünür” diyor. Şimdi soruyorum: “1923’ten beri bölünmeyen Türkiye neden son 1 yılda bu söylemi kullanmaya başladı? Siz 14 yıldır parlamenter sistemle ülkeyi yönetirken, sizden önce de 1908’den itibaren yönetilirken bir şey yoktu. Demek ki siz yarattınız bu krizi. 14 yıldır bu ülkeyi yöneten sizsiniz, demek ki siz yarattınız.

Yapay olarak siz sistemi kullanılmaz hale getirip tıkıyorsunuz. Ardından da bu tıkanıklığı açmaya çalışıyorsunuz. Kemal Sunal’ın filmi gibi: Camcı sürekli sevdiği kızın camını kırıp daha sonra da gidip tamir ediyordu. AKP de aynısını yapıyor aslında. Önce sistemi tıkıyor, sonra açacak olan benim diyor. Parlamenter sistemin ne tıkanıklığı vardı? 1923’ten beri bölünme kelimesini kullandık mı hiç? Madem istikrarsız bir ortamdayız, 14 yıldır istikrarsız olduğunuzu da kabul ediyorsunuz siz. Binali Yıldırım’ın bu sözü resmen aslında kendi kendilerini deşifre etmedir. Siz Türkiye’yi bölünme noktasına mı getirdiniz diye soralım. Binali Yıldırım önce başbakan olarak söylemlerine dikkat etsin. Sakın halkı yanlış yönlendirmelere gitmesin.


Cumhurbaşkanının önce Lozan’ı, sonra Misak-ı Milli sınırlarını tartışmaya açması nedir?

Büyük bir hayal peşinde koşmak, maceraperestliktir. Başta cumhurbaşkanı olmak üzere hükümet büyük bir maceraperestliğin peşindedir. Acaba “Birinci cumhuriyetle, misak-ı milliyle, Lozan’la biz sınırları çok dar tuttuk. Bakın ben sınır ötesinde de olacağım, buraları da alacağım, ikinci cumhuriyeti kuracağım, yepyeni bir devlet yapacağım” demek mi istiyor? Neyi yok saymaya çalışıyor.
Lozan küçük görülecek, aşağılanacak bir antlaşma değildir. Lozan o günün şartlarında imzalanabilecek bir onur belgesidir aslında. İmzalanabilecek en iyi belgedir, onurumuzdur, gururumuzdur. Kaldı ki Dünya’nın en uzun süre yürürlükte kalan antlaşmasıdır Lozan. Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur.

FETÖ soruşturması sizce sulandırıldı mı?

Darbe yapanlara, içinde bulunanlara terörist diyen ilk partiyiz biz. FETÖ kelimesini de ilk biz kullandık, bu konuda hiç taviz vermiyoruz. Fakat AKP FETÖ’cü darbe girişimi soruşturmalarını tamamen kendi lehine kullanmaya başladı. Öyle bir noktaya getirdi ki, KHK’larla OHAL’i ilan etme sebebi olan tehlikeye karşı mücadele etmekle beraber onun yanında muhalif olan her gruba ve özellikle Solcuları da aynı potada eritmeye başlıyor. Kanun “OHAL süresince, OHAL’i gerektiren tehditler ve sebeplere uygun, bunları ortadan kaldırmaya yönelik şekilde KHK çıkarılır” der. Bugün binlerce öğretmeni görevden alırken Eğitim-Sen’e üye olanları alıyorsun. Bunun FETÖ’cülükle ne ilgisi var? Bu sefer sen KHK’yı, Anayasa’nın vermiş olduğu yetkiyi kötüye kullanıyorsun. KHK’lar dediğim gibi OHAL’in sebeplerine uygun, onu engelleyici olarak çıkarılır ve belirli bir süre içindir. Sen öyle KHK’lar çıkarıyorsun ki OHAL bitse de sürekli devam edecek şekilde oluyor.

OHAL’in bir sivil darbeye doğru evirildiği mi söylüyorsunuz?

Biz başta da söyledik, ne dikta, ne sivil darbe. Ancak AKP darbecilerin yapmadığını yapıyor adeta. Darbecilerin darbe yaptıklarında gerçekleştirecekleri şeyleri şimdi AKP devraldı. Cuhuriyet Gazetesi’ne yapılan budur. Eğer darbe başarılı olsaydı, yine Cumhuriyet Gazetesi’ne gelinecekti, yine solculara gelinecekti, yine muhaliflere gelinecekti. Şimdi darbe engellendi, yine aynısı. Darbeyi millet engelledi, demokrasiye herkes sahip çıktı diyorlar. Şimdi sen demokrasiye sahip çıkan bu halkı, kendine muhalif olanı, solcuları, basın özgürlüğünü hedef alıyorsun.
 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Türkiye korku ülkesi olarak sindirilmeye çalışılıyor. Türkiye rıza yönetimine tabii tutulmak isteniyor. Binali Yıldırım’ın kadınlar nezdinde tüm halk için söylediği şey gibi: Biat et, rahat et. Türkiye’ye bunu vermeye çalışıyorlar. “Bana biat et, rahat et. Aksini görüyorsun bak...” Yani rıza yönetimine tabii tutup toplumun buna karşı bir tepki oluşturmasını engelliyorsun.
 

O YILAN BİR GÜN GELİR SİZE SALDIRIR

Biz tüm topluma “Sakın tepki üretimi yapmaktan kaçınmayın” mesajı vermeliyiz. “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demeyin, o yılan gelir bir gün size saldırır” diyen Aziz Nesin’i de anıyorum. Alman şairin de dediği gibi: “Yahudileri almaya geldiler, Yahudi değildim, ses çıkarmadım. Çingeneleri aldılar, çingene değildim, ses çıkarmadım. Solcuları götürdüler, solcu değildim, ses çıkarmadım. Beni götürmeye geldiklerinde ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Biz solcuyuz, sosyal demokrat bir partiyiz, solu temsil ediyoruz. Bizler ateşe dokunmaktan korkmayız. Aksine biz ateş yanan yerden bir ateş alıp onu yüreğimizde yakıp, direncimizi o alevden alıp devam ederiz. Susmayacağız diyoruz.
 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Utanmazlık!10 Kasım 2017 Cuma 18:20
    • Atatürk’e Hakaret Eden Fethullahçıları Korumayı Bırakın!09 Kasım 2017 Perşembe 19:59
    • Haddini Bil Fethullahçı Şaklaban Engin Ardıç Efendi!08 Kasım 2017 Çarşamba 13:51
    • Nazlıgül Üsteğmen kendini neden vurdu?06 Kasım 2017 Pazartesi 18:21
    • İyi Parti’nin İşlevi: Tarihi Tekerrür Ettirmek03 Kasım 2017 Cuma 17:19
    • İyi Parti alternatif mi?31 Ekim 2017 Salı 12:55
    • Cumhuriyet'e sol lazım!29 Ekim 2017 Pazar 12:51
    • Liyakat25 Ekim 2017 Çarşamba 10:12
    • Yok mu Fethullahçı Örgütün Sempatizanı Rasim’den Hesap Soracak?23 Ekim 2017 Pazartesi 18:23
    • Popülizm Etkisi Avusturya’yı da Sağa Taşıdı19 Ekim 2017 Perşembe 11:36
    • 123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)