unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İ.Melih Baş

12 Mart ve ekonomi

12.03.2016 19:06

12 Mart muhtırası neden gündeme gelmişti? Artık çok net biliyoruz ki, uluslararası finans-kapitalin çıkarlarına engel olan 1961 Anayasası ve ortaya çıkan yeni bir toplumsal yapı ortaya çıkmıştı. Natotürk ekolünden ve o zamanın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, 15-16 Haziran 1970de patlayan direnişin ardından, Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı demişti, anımsayanlarınız olacaktır.

Namı diğer Morrison Süleyman Demirelin 12 Mart 1971de havlu atmasının eşdeyişle istifasının ardından namı diğer kitapsız Nihat Erim (N.E.) başkanlığında bir kabine oluşturuluverir. 1961 Anayasasını Türkiye için lüks bulan bu kabinede yarı-darbenin Dünya Bankasından ithal unsuru Devlet Bakanı Atilla Karaosmanoğlu (A.K.) da vardır.

A.K., 1966dan başlayarak Dünya Bankasında 5+22 yıl çalışır ve başkan yardımcısı da olur. Türkiyeye Dünya Bankasından gö(revle)nderilen üç kişi sayabiliriz: 12 Martta A.K., 12 Eylülde Turgut Özal ve daha sonra A.K.nın yanında çalışmış Kemal Derviş! A.K., Usunuza CHPnin Kemal Derviş ile birlikte çalışmış şimdilerde sözcüsü olan bir kadın iktisat profesörü geldiyse, bu işler devamlılık gösteriyor derseniz, bakın bu esaslı bir tartışma…   

A.K., Türkiyeye geldikten sonra (tarımda kapitalistleşmeyi amaçlayan toprak hukuku ve ekonomisi düzenlemeleri, planlı kalkınmanın sonunu getirecek KİT düzenlemeleri, dış ticaret reformları vb.) yeni yasal düzenlemeler tasarımlar.

Ara not: Geçen yıllarda A.Kyı anma toplantısı yapılmıştı okulumuz Mülkiyede, konuşmacılar da Tuncer Bulutay, Korkut Boratav ve Ercan Uygur idi. Aşağıda youtube bağlantı adresi var. Toplantının görsel bantını Mülkiye tarafından yapılmış ve youtubea yüklenmiş kaydını izleyebilirsiniz:

Altını çizerek belirtelim ki, N.E. de kabineye bakan olarak alacağı kimselere reformun ana hatlarını kabul ettirerek bakan tayin eder.

Dönemsel olarak bakıldığında, 1962-1976 dönemi iktisadî olarak içe dönük, dışa bağımlı genişleme dönemi olarak tanımlanabilmektedir. Bu dönemde ekonomiye dış kaynak sokulup akıtılarak yüksek bir büyüme temposu elde edilir. Gelgör ki, sömürü derecesini saptamaya dönük bir gösterge olarak sınai katma değerde ücretlerin payı 1963-1964lerde yüzde 31i aşkın iken 1972de yüzde 24,1 olmuş!

Gelir dağılımı ciddi ölçüde bozulmuş sizin anlayacağınız.

Yıl olarak 1970, ekonominin sürekli olarak darboğazlarda bulunduğu, 10.8.1970 yüzde 66,6lık devalüasyonu sonucu oluşan enflasyonun her gün yeni boyutlara ulaştığı bir yıl olmuştu. Bu ekonomik bunalımın yanı sıra, 15-16 Haziran işçi ayaklanması gibi toplumsal devinimlerde yoğunlaşma yaşandı. Yerli tekelci kentsoylu (burjuvazi), 1971in başlarında orta ve küçük kentsoylunun sağ ve orta kanatlarını da yanına alarak açık faşizme geçti. Tekelci sermaye diğer kesimlere söz hakkı tanımaksızın iktisadî siyaseti belirlemeye başladı.

A.K., 14.4.1971 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, 1967-70 döneminde verilen 8,2 milyar liralık teşvik tedbiri uygulanmasına karşın dışsatımda plan hedeflerine ulaşılamadığını ve teşviklerin gözden geçirileceğini, teşviklerden sadece bir kısım sanayicinin yararlanacağını belirterek bu işi açıktan ilan etti. Bakanlar arasında Sanayi Bakanlığına getirilen Ayhan Çilingiroğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına getirilen İhsan Topaloğlunu da belirtelim. Genel rüzgarın tersine, İ.Topaloğlu milli petrol konusunda namuslu sınav vermiş biriydi!

Yitirdiğimiz değerli iktisatçılarımızdan Arslan B. Kafaoğlunun ifadesiyle Bu hükümetin KİT zamlarını uygulamaya koymasıyla birlikte planlı dönem bitiyordu. Bundan sonraki planlar, Yalçın Küçük hocamızın söylemiyle sadece bir aldatma belgesi olacaktı. Teşviklerden yararlanma vd. kimi konularda kentsoylunun kanatları arasındaki mücadele sonucunda 11ler tasfiye edilerek 1.Erim Hükümeti devrilir. Amerikancı faşist çete ile APnin ortaklığı sonunda 2.Erim Hükümeti kurulur. Büyük kentsoylu ve toprak ağalarının egemenliği APyi ana dayanak yaparken, CHP de karpuz gibi çatırdar. 

Faşist 12 Mart rejimi, 1960larda başka bir eksene kayan ülkeyi tekelci sermayenin istediği eksene çekme konusundaki hukuksal dönüşüm, sosyal baskılama (orduda, sivil bürokraside, akademisyenlerde ve aydın kesimde tırpanlama vb.) ve geçimbilimsel olarak planlı kalkınma evresinin kapanması gibi işlevler görmüştü. Sonra 12 Eylülde bir altın vuruşu, bir sonra Kemal Derviş altın vuruşu. Derken ölüm vuruşu ise 2002den sonra yeni bir ABD projesi ile yapılagel(mekte)di(r)!

Peki maç bitti mi? Hayır, maç devam ediyor. Ne diyor Beşiktaş Çarşı: alem biter, ortam biter, Çarşı bitmez! Şimdi de Çarşı sözcüğü yerine Türkiye halk sınıfları yazabilir miyiz? Neden olmasın?

Meraklısına not: Önce 9 Mart hareketi safında yer alan Gürler-Batur kliği, sonra Sunay-Tağmaç kliği ile ittifak kurup 12 Marttan sonra 11ler tarafından temsil edilerek iktidara ortak oldu. Montajcı büyük sanayi ve malî sermaye çevrelerine dayanan Sunay-Tağmaç kliği ile Gürler-Batur kliği arasındaki ilişkilere ait siyasal ayrıntılara Talat Turhanın ve Erol Bilbilikin kitaplarından bakılabilir.          

Eğitim