unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Nahit Duru

Davutoğlu zor durumda

06.11.2015 23:37

Başkentte dedikodu bitmez!

AKP de milletvekileri bakanlık beklemeye başladı. Hakları olduğuna inanıyor hemen hepsi. Yıllardır gözlerim. Bakanlığın hakkı olduğunu düşünüp de atanmayanlar kırılır, küser hayal kırıklığına uğrar. Her atanan bakan en az 7-8 milletvekilini küskünler sınıfına sokar. Davutoğlu da bunu önlemeye çalışıyor anladığım kadarıyla.

Şunu net biçimde biliyorum. Başbakanlık görevi Ahmet Davutoğluna verilirse, bakanlık sayısını artırmayı düşünüyor. Çünkü sarayın önerilerinin yanı sıra kendi ekibinden de kimi isimleri bakan yapmak istiyor, küskün sayısını azaltmak için. O düşünüyor, ama sarayın ne diyeceğini bilmiyor. 

Ya saray, bakanlık sayısının artmasını istemez ve bakanların çoğunu kendisi atamaya yeltenirse ne olur? 

Yalnız bir Başbakan... Ya da, yetkisiz bir Başbakan...

İşte o zaman  AKP içinde bir kıpırdanma olur, aykırı sesler yükselir mi? Hiç kuşkunuz olmasın, ancak, saray onları susturmayı bilir, olay büyümeden...

Bu arada TBMM Başkanı da seçilecek. "Kim olacak ?" sorusu ise daha şimdiden AKPliler arasında tartışılmaya başlandı.  5 ay başkanlık yapan İsmet Yılmaz mı, yoksa Cemil Çiçek mi seçilir? Şimdilik tartışılan bu iki isim.

AKPlilerin büyük bölümü Cemil Çiçeki şanslı görüyor. Onun çok deneyimli oluşu, usulüne olmayan konuları bile içtüzüğe, mevcut yasalara uyduruşu Cemil Çiçek için artı puan. 

Ayrıca, partinin kuruluşundan itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile uyumlu çalışması, her kesimden siyasi ile dost olabilme özelliği "Cemil Çiçek " dedirtiyor AKPlilere...

Bu tartışma sürerken, şimdilerde milletvekili olmayan, son genel kurulda da göreve talip olmamış,  AKP kurucularından, Çiçekin çok eski dostu, siyasetin ağır toplarından biri, " Cumhurbaşkanı ikisini de yapmayabilir. Hiç ummadığınız bir başka yakını o koltuğa oturabilir" sözleri ile bir gerçeğin altını çizdi galiba.

AKPde olmaz olmaz. Çünkü, bu parti hala Recep Tayyip Erdoğanın hakimiyetinde.

Aslında CHPde neler olacağı da konuşuluyor kulislerde. Herkes merak içinde. 

CHPde kimlerin genel başkanlığa aday olacağı değil, adayların şansı tartışılıyor. Olağan kurultay beklenir mi, birileri olağanüstü kurultay toplamak için girişimde bulunur mu, ya da hiç umulmadık bir gelişme yaşanabilir mi?

CHP bu... Sabah kalkarsınız her şey değişmiş...

Bir kaç gün daha bekleyeceğiz...

***

MHP genel Başkanı dün söylediklerini unutup, istifa etmemekte kararlı. İstifa etmediği takdirde, hiç bir kuvvetin Devlet Bahçeliyi deviremeyeceği ifade edilirken, olağanüstü genel kurul için çalışma başlatanlar da yok değil. Ancak, yönetimi devirmek için değil, tüzük tadili yapmak amacıyla. Çünkü, 2009 kurultayında tüzükteki 63ünü maddede yapılan değişiklikle olağanüstü kurultaylarda seçim yapılamayacağına dair hüküm getirilmişti. MHPde önce tüzük değişikliği, sonra da yönetimi değiştirmek amacıyla olağanüstü kurultay yapılması planlanıyor.

Bahçeli bugünleri görecek kadar ileri görüşlüymüş anlaşılan.

***

HDPde ise durum farklı.  Parti tüzüğü  gereği, -bir değişiklik yapılmazsa - Demirtaşın görevi ilk genel kurulda bitecek zaten...

Ancak, görülüyor ki, muhalefet Partilerinin genel başkanları , başarısızlıkları için bir kılıf bulmuş, ya da bulmaya çabalıyor.

Adama sormazlar mı, "nereye kadar " diye.

Türkiye gariplikler ülkesi haline geldi. Siyasi partilerde beklenen deprem medyada oldu seçimden sonra. Cüneyt Ülsever yazı yazmayı bırakmıştı. Uğur Dündar da, Halktvde yaptığı "Halk Arenası" programına ara verdiğini duyurdu. Dündarın "Halk Arenası programını Umut verici bir değişim ve gelişme olmadığı sürece yapmayacağı ileri sürüldü. 

Dündar, ise aksi bir açıklama yapmadı.

***

Şimdi Ankarada konuşulanları yazmayayım. 

Ancak, ben Uğur Dündarın da, Cüneyt Ülseverin de korktukları için vazgeçtiklerine inanmam. 

Biliyorum ki, Uğur Dündar baskılara boyun eğmez, Cüneyt Ülsever  bildiğini okur. Cüneyt Ayral için görüşlerimi daha önce yazmıştım. 

Bu arkadaşlarım, birileri gibi fabrika ayarlarına dönmezler. Olsa olsa bu kararlarından dönüp, halkın düştüğü, belki de bir bölümünü düşürdükleri karamsarlıktan kurtarırlar. Ekranı ve yazmayı bırakan arkadaşlarımın, aydın geçinenler gibi bir sahil kasabasında etliye sütlüye karışmadan yaşatmaları da mümkün değil kanımca. 

Onların yeri ekranlar, gazete sütunlarıdır. O nedenle, kısa zamanda  değil, hemen verdikleri bu hatalı karardan vaz geçeceklerine inanmak istiyorum.

Siz ne dersiniz! 

Eğitim