unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Fransız cumhurbaşkanlığı seçimleri zorda

25.02.2017 14:31

Fransada iki ay sonra yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri merkez sağın adayı François Fillon için üç yargıcın görevlendirilmesi ile iyice zora girdi.

Fillonun eşi ve yakınlarını danışman olarak kullanması ve onlara devlet kasasından maaş ödetmesi skandalının ortaya çıkmasından sonra yargı mekanizması çalışmaya başlamış ve soruşturma açılmıştı.

Mali suçlarla ilgili savcılığın yürüttüğü soruşturmanın sağlıklı yapılabilmesi için, alışılmışın dışında, üç bağımsız mali suçlar yargıcı araştırmayı yapmakla görevlendirildi, şimdi gözler yargıçlarda...

Fransada Cumhurbaşkanlığı yarışında ilk turda Sosyalist Partinin adayı Benoit Hamon, Komünist blokun adayı Jean-Luc Mélenchon aşırı sağın adayı ise Marine Le Pen. Ayrıca sosyalistlerden ayrılarak kişisel olarak adaylığını açıklayan eski maliye bakanı Emmanuel Macron da aday.

Şimdiki Cumhurbaşkanı F.Hollandın başarısız yönetimi ve sağa yakınlaşması nedeniyle sosyalisterin pek şansı olmadığı söylenen seçimlerde, radikal ekonomik görüşleri ile öne çıkan Macron şans arıyor, ancak çok genç ve hırslı olması Fransız seçmenini rahatsız ediyor. Öte yandan Macronun dev seçim kampanyasını hangi bütçe ile yaptığı da çok yakında sorgulanmaya başlayacaktır.

Aşırı sağcı Le Pen, tarihinde olmadığı kadar güçlü, ikinci tura çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor, ama karşısına kim gelecek ve ortak oylar nerede toplanacak? Temel soru ve Fransanın sorunu da bu zaten...

Komünist blokunun adayı Mélenchonun oy oranı değişmiyor, % 12-19 arasında gidip gelen bir oy oranı var, ancak eğer Fillonun başı yargı ile derde girerse, o zaman ilk turda kimin kaç oyla ipi göğüsleyeceği de pek belli değil. Fransa belki de ilk kez bu kadar karmakarışık duygularla bir seçime gidiyor.

Egemenliğin kayıtsız şartsız halkta olduğu, gerçek bir demokrasi olan Fransada olup biteni iyi izlemek ve demokrasi dersi almak gerekiyor. Çünkü seçimlere beş kala yargının işleyişi, halkın ödediği vergilerin hesabını soruyor oluşu, seçimlerde kimin kaç oy alacağının ortada olması gibi pek çok ders var.

Öte yandan demokrasi olduğu savındaki Azarbeycanda, bir kararname ile devlet başkanı, eşini başkan yardımcısı ilan edebiliyor. Bu da farklı bir demokrasi örneği değil mi?

Türkiye de bir kararın aşamasında şimdi, 16 Nisanda sandığa gidilip yeni Anayasa oylanacak.

Demokrasi olarak ya Fransa gibisi seçilecek ve HAYIR denilecek, ya da EVET denilip eş, kardeş, damat vs ile devlet yönetilmeye çalışılacak ve elbette baskılar artacak, sistem kökünden değiştirilecek ve Türkiye nereye gittiği ve nasıl olduğu belli olmayan bir demokrasiye teslim olacak.

Olağan Üstü Hal yasalarının hâlâ geçerli olduğu Fransada tutuklu bir tek gazeteci yok, tutuklanmış herhangi bir milletvekili de yok. Her gazeteci istediği eleştiriyi sonuna kadar yapabiliyor, milletvekilleri de eleştirilerini ya da savunmalarını rahatça yapabiliyorlar. Seçimler için her aday sürekli olarak propagandasını sürüdürüyor, hiç bir engelle karşılaşılmıyor.

Türkiye kendi sistemine demokrasi derken, Fransada demokrasinin içinde yaşayıp, Türkiyedeki haberleri okuyarak ya da dinleyerek izliyor olmak insanın kafasını gerçekten karıştırıyor. Demokrat olmanın, zögürlükçü olmanın bir erdem olduğu ortamda Türkiyeyi dinliyor olmak insana yalnızca azap veriyor...

Eğitim