unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Doğan Yurdakul

Gölge Boksu: Barış Sürecine karşı tezkere!

11.02.2016 17:56

Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik önceki hafta Saraya (daha doğrusu Sarayın danışmanlara) barış sürecini anımsattılar. Sarayın buna yanıtı Güney Amerika dönüşü havadan geldi: Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz.  

Barış süreci eleştirisine karşı 2003teki tezkere eleştirisi, ne alâka? diyecek olursanız, ben de size kavgada yumruk sayılmaz derim.

Biri birine senin Dolmabahçe mutabakatından haberin vardı diyor, öteki de ona siz de tezkere olayında beni sattınız diyor. Üstelik bu gölge boksu giriş ücretsiz olarak kamuya açık biçimde yapılıyor! 

Daha önce kullanılan o zat ifadesi genişlemiş, o insanlar biçimine dönüşmüş. Kim olduklarını bilmek için fazla uzaklarda aramaya da gerek yok.

Ahmet Severin Abdullah Gül ile 12 Yıl kitabının 9 sayfası (38-47) bu konuya ayrılmış. O insanlar şunlar: Beşir Atalay, Mehmet Aydın, Ertuğrul Yalçınbayır, Bülent Arınç, Zeki Ergezen, Azmi Ateş, Kemalettin Göktaş...

Belki, Tezkere reddedilirse ekonomiye birşey olmaz garantisi veren Ali Babacanı da bu kadroya dahil etmek gerekir. 

Dönemin Başbakanı Abdullah Gülün de tezkereye karşı olduğu, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek arasındaki bir konuşmadan anlaşılıyor: 

Yakış: Kabinenin yarısından çok fazlası tezkereye açıkça karşı. İşimiz zor görünüyor. 
Çiçek: Öyle görünüyor. Başbakan da sanki reddedilmesini ister gibi bir tavır takındı. 

Kitapta, tezkereye karşı olanlar arasında sürpriz bir isim de geçiyor: O zamanlar Gülün Başdanışmanı olan Ahmet Davutoğlu! 

Acaba o insanlar tanımlamasının içinde Davutoğlu da var mıdır dersiniz? 

Orası bilinmez ama, daha 1 Mart 2003 tarihinde isimleri bir kenara yazılmış olan o insanlar 13 yıl sonra bugün topa tutuluyor! Sonra Gül arabulucu oluyor, suçlanan kişilere Saraydan troller ve troliçelerin kulaklarının çekileceği mesajı gidiyor. 

O zamanlar tezkereye karşı çok ateşli yazılar yazan Abdurrahman Dilipak da o insanlardan mı sayılıyor, bilmiyorum ama bugünkü yazısında trollere hafiften çakıyor: Bir yanlıştan yola çıkarak, kimsenin yanlış yapana yanlışlık yapma hakkı yok. Hele bu işi bir meydan okuma ve linç kampanyasına döndürmek de hiç doğru değil. Bunun kimseye faydası olmaz. Yok etmek istediğiniz şeyi büyütürsünüz... Bu tartışmaya birtakım gençlerin bu üslubla katılması en azından edebe mugayirdir.

Ama, Saray şakşakçılığında sınır tanımayanlar da var: Akşam Gazetesi bugün birinci sayfasından Arınç ve Çelikin paralel yapı davasına müdahale ettiklerini öne süren bir haber yayınladı. Bu tür saldırıların süreceğini tahmin edebiliriz. Yakında kara kaplı deftere yazılmış başka suçlamalar da ortaya çıkabilir.  

Sarayın Başkanlık diretmesi, hatta Suriyeye askeri müdahale tehditleri sürdükçe, gölge boksunun da süreceği anlaşılıyor. 

Eğitim