unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Doğan Yurdakul

Lütfen aklımızı ve algımızı rahat bırakın

22.08.2016 10:51

Cumhuriyet tarihi için kısa sayılabilecek bir süre önce iktidar ortaklarından cemaatin polis-savcı-hakim çetelerinin yönetip, AKPnin başsavcılığını üstlendiği dalga, dalga operasyonlar yapıldı, ordu üst kademeleri ve ABD karşıtı subaylar Silivri zindanına tıkıldı. Bu davaların kumpas olduğunu gözünü kırpmadan savunan gazeteciler de onlardan birkaç yıl sonra Silivriye gönderildi.

Başsavcı kitap bombadan tehlikelidir dedi. Kendilerini siyasal islamcı iktidarın küçük ortağı sanan ikinci cumhuriyetçi sözde liberaller onlar gazeteci değil, terörist masalını anlatıyorlardı. Her dönemin anlı şanlı demokrat yazarları, bu korkunç insan hakları katliamına karşı çıkamadılar, sıranın kendilerine gelebileceği korkusu içinde yapmayın, etmeyin, kurunun yanında yaş yanmasın gibilerinden homurdanmakla yetindiler.

Gün geldi, devran döndü. Önce yetmez ama evetçi liberaller gemiden atıldı. Sonra büyük ortaklık bozuldu, cemaat paralel ilan edildi. AKP iktidarı, savcısı olduğu o davaları kumpas ilan etti, sorumluluğu cemaate yıkıp işin içinden sıyrıldı. Tüm o süreçte tam siper olan anlı şanlı yazarlar da nihayet ortaya çıkıp on yıl önceki insan hakkı ihlallerini yazmaya başladılar.

DEMOKRASİYİ SAVUNAMAYAN DEMOKRATLIK

Bu kısa anımsatmayı, bugüne bir paralellik kurmak için yaptım.

Bir zamanlar bizlere onlar gazeteci değil, terörist diyenler şimdi kandırılmışız, biz terörist değil gazeteciyiz diyorlar. İster tetikçi olsunlar ister gerçekten gazeteci, onların da tutuksuz ve adil yargılanmalarını biz savunuyoruz. İlkeli tutum budur.

15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasından sonra bilerek ve hesaplı olarak uygulanan insan hakkı ihlalleri gün geçtikçe artıyor. Anlı şanlı demokrat yazarlarımız bu ihlallere kesinlikle karşı duracaklarına, yine eski tavırlarına döndüler: etmeyin, eylemeyin, kurunun yanında yaş yanmasın. Sanki iktidar, kimin kuru, kimin yaş olduğunu onlardan öğrenecek! Hadi olabilir, bugün korkuyorlar ama yarın yine dönüp, insan haklarını savunmaya başlayabilirler diyebiliriz. Ama sorun orada bitmiyor. Bir zamanlar kenarından seyrettikleri nehrin içine düşüp akıntısına kapılmışlar. Bize, siyasal islamcı faşizmin demokratlaşmaya, hatta hatta anti-emperyalist olmaya başladığını yutturmaya çalışıyorlar.

Sayın demokrat bayanlar ve baylar! Lütfen aklımızı ve algımızı rahat bırakın! Bırakın duyduğumuzu, gördüğümüzü, okuduğumuzu biz kendi aklımızla kendimiz algılayalım. Yazdıklarınızın başında (hiç olmazsa içinizden) ben böyle algılıyorum, ya da sonunda (yine hiç olmazsa içinizden) ben böyle algıladım derseniz, göreceksiniz ki siz de çok rahatlayacaksınız. Belki de bu yönlendirmeleri, algı yoksunu sandığınız insanlar için yapıyorsunuz, bırakın onlar da olup biteni kendilerine göre algılasınlar.

İşin en acı tarafı, bazı muhalif solcuların da kendilerini bu akıma kaptırmış gibi görünmeleridir. Şu kadarını anımsatmalıyım ki, gün, kayığını akıntıya teslim edip rahatlamak değil, akıntıya karşı durma günüdür!

Eğitim