unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Cüneyt Ayral

Nereye doğru gidiyoruz?

16.02.2017 21:08

Bugünkü gazetelerden birisinde (Pariste) manşet ilginçti, FN yani Le Pen (Fransanın faşist partisi) cumhurbaşkanlığı seçiminde hiç bu kadar güçlü olmamıştı diye yazmışlar.

Fransız merkez sağının lideri Fillon ise bir yandan mali skandallarla uğraşırken, bir yandan da seçim çalışmalarını sürdürüyor ve verdiği fotograflarda sürekli olarak kıliselerin önünü tercih ediyor. Sık sık da hristiyan olduğunun altını çiziyor... Dinden siyasi medet ummak şimdi de Hristiyanlara bulaştı anlaşılan. Bu nasıl bir anlayış ise, akıl sır ermiyor...

Rusyada durum malum... Açıklayacak pek birşey yok...

ABDde de durum ayan beyan ortada. Trumpın seçilmiş mi? Seçtirilmiş mi? Olduğu hâlâ tartışılıyor ve görünen o ki kimse memnun değil, soruların cevapları da veriemeyecek kadar karmaşık.

Fransada OHAL olmasına rağmen halk sokaklarda. Nedenleri ise farklı.

Birincisi polisin halka olan davranışları, bir gencin işkence gördüğünün saptanması Parisin banliyösünü ayağa kaldırınca, başka şehirlerde de destek gösterileri yapıldı. Polisten halkın polisi olması bekleniyor, isteniyor!

İkinci neden ise daha farklı, halk ortaya çıkan yolsuzluklara karşı meydanlarda toplanıyor. Aslında şeffaf olan sistemin daha da şeffaf olması önde gelen talepler arasında, elbette yolsuzluğa karışanların bir an önce adalete teslim edilmesi de isteniyor ki, bunlar arasında Fillon da var, yani merkez sağın cumhurbaşkanı adayı.

Benim aklım öyle derin işlere, komplo teorilerine pek ermez, ama şu günlerde Türkiyeyi önce CIA başkanının, ardından da ABD Genel Kurmay Başkanının ziyaret ediyor olmaları hiç de hoş kokular yaymıyor ortalığa. Hele NATO savaş gemilerinin Samsunda demirledikleri haberi de yayınlanınca...

Türkiye bir referanduma hazırlanıyor. 16 Nisanda yeni Anayasa için oy kullanılacak. Yeni Anayasanın getireceği başkanlık sistemi için, ülkeyi tek bir kişinin iki dudağı arasına bırakmak için, Evet ya da Hayır denilecek.

Memlekete uzaktan bakınca:

Hayır diyenler terörist ilan ediliyor, hem de kimler tarafından? Şu anda iktidarda olanlarca...
Sonunda istifa etmiş bile olsa, bir AKPli yönetici Hayır çıkarsa iç savaşa hazırlıklı olun diyebiliyor...
Mafya babaları Hayır diyebilecek olanları açıkça ölümle tehdit ediyor
Yine devleti elinde bulunduranlar Hayır oyu verebilecekleri 15 Temmuz darbecileri ile yanyana gösteriyorlar...

Bunlar benim görebildiklerim, duyabildiklerim. Bir de orada olup da gündelik yaşamda karşı karşıya gelinen olumlsuzluklar var.

Kiminle konuşsam Türkiyede yaşamakta olan, umutsuz, ürkek, canı sıkkın, neşesiz, sinmiş, bıkmış...

Bir insanın ait olduğu ülkede bu durumda olması kadar KÖTÜ bir durum olabilir mi?

Fransada da ekonomi durgun, insanlar kızgın ama çözümün ne olduğunu ve nerede olduğunu amansızca tartışıyorlar. Birlikte olup meydanlara çıkıyorlar, seslerini yükseltiyorlar. Aynı ABD de başlayan Trump karşıtı kadın hareketi gibi, kimse susmuyor.

Tabii susmayanları susturabilecek bir güç de yok, çünkü henüz buralarda demokrasi var. Sesini çıkaramayanların ülkelerinde korku, demokrasiye egemen olmuş anlaşılan...

Bütün bunları söylemiş olmamın özetine gelince... Dünyada bir hal var! Tatsız bir koku yayılıyor her yandan. Kuzey Kore rahat durmuyor, Trump rahat durmuyor, Putin rahat durmuyor... Avrupa ağır hareket ediyor ve huzursuz...

Paris, 16 Şubat 2017

 

Eğitim