• BIST 109.361
  • Altın 153,268
  • Dolar 3,8380
  • Euro 4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Adana 14 °C
  • Antalya 16 °C

Yeni çıkan kitaplar / 12 Haziran 2017

Yeni çıkan kitaplar / 12 Haziran 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

0001705971001-1.jpg

Mine Kırıkkanat
PARİS
Dünyanın En Romantik Kenti
Kırmızı Kedi Yayınları


“Büyük kentler insan gibidir. Mangal gibi yürek ister onları sevmek için. İğrençlik ve güzellikleri, cücelik ve yücelikleriyle kucaklamak gerekir. Sabahları Paris'te uyanmak heyecan vericidir. Gözünüzün kucaklamaya yetmediği koca kent, dev bir dizelin muhteşem temposuyla homurdanmaktadır. Gece düşen nabız, sabah beşe doğru güçlenir. Yattığınız yerde kıpırtısız, gözlerinizi sıkı sıkı yumup dışarıda olan biteni dinlersiniz: Binlerce metrosu, treni, arabası, otobüsü ve “Seine” üzerinde hizmete giren hızlı nehir otobüsleriyle, kentin kan dolaşımı çoktan başlamıştır.”
Mine G. Kırıkkanat dünyanın en romantik kentini, Paris'i anlatıyor. Kafelerinden kiliselerine, tarihinden siyasi geçmişine, şehre dair ne varsa paylaşıyor.
Yaşadıklarını ve gördüklerini keyifli bir dille, Paris'in havasını taşıyan kalemiyle kağıda döküyor.

180 s. İstanbul 2017

0001701676001-1.jpg

Mario Bellatin

BÜYÜK CAM ÜÇ OTOBİYOGRAFİ

Notos Yayınları

Meksikalı yazar Mario Bellatin, deneysel otobiyografisi Büyük Cam’da türün yerleşik kalıplarının dışına çıkıyor. Onun için otobiyografi yazarın kendi kimliğini bütünleştirdiği bir anlatı değil, kendini farklı kimliklere parçaladığı bir kendinden çıkış kurgusu. Bellatin “Bellatin”i birbirine hiç benzemeyen üç ayrı otobiyografiye bölerek kendisini özyaşamkurmacalar içinde yeniden yaratıyor.
“Tenim, Işıltılı”da annesinin onu götürdüğü hamamlarda testislerini sergileyerek hem sayısız armağan topluyor hem de Özel Okul’a girmeyi başarıyor. “Mürşidenin Gerçek Hastalığı”nda şehit derviş mertebesinde bir karakter oluveriyor ve kitaplarına, hayatına, sufiliğe dair birtakım düşler eşliğinde sufi topluluğunun mürşidesinin gerçek hastalığının peşine düşüyor. “Modern Görünümlü Bir Karakter”deyse anlatıcının kimliği, cinsiyeti, yaşı, geçmişi ve arzuları durmaksızın değişiyor, kâh araba avına çıkmış bir adam oluyor, kâh kırk altı yaşında kukla gösterileri yapan küçük bir kız...
Adını Duchamp’ın ünlü çalışmasından alan Büyük Cam, boşlukları ve yanıtsız kalan sorularıyla klasik bir otobiyografinin yakalayamadığı bir hakikat düzeyinde çokboyutlu bir tablo yaratıyor.
“Yazmadan yazmak... bu yolda atmam gereken ilk adım, Mario Bellatin adındaki yazardan kurtulmaktı.”.

125 s. İstanbul 2017

0001705401001-1.jpg

Stefan Zweig
AY IŞIĞI SOKAĞI
İş Bankası Kültür Yayınları
 
Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel. Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…

80 s. İstanbul 2017
 
0001691196001-1.jpg

Arzu Arınel
KAYIP OSMANLILAR
Destek Yayınları
“... Ritim sertleşti, eller çırpılarak merfalara hız kattı. Başının üstündeki tepside yüzük bütün bu gürültünün arasında kendine özgü bir tıngırtıyla dönüp dururken Fatima tüy gibi hafif, ince vücudu ve müthiş kıvraklığıyla Yemenli kadınların meşhur dansını yapmaya koyuldu. Vurmalı çalgılara derinden bir tarab sesi karışınca kadınlar hep bir ağızdan tempo tutmaya başladılar: ‘Kıs kıs kıs kıs...’ Fatima hızlandıkça hızlanıyor, dalında olgunlaşmış lakin henüz tadına bakılmamış göğüsleri, ince beli ve sıkı kalçaları ayrı ayrı yönlere kıvranırken, kız ayak parmaklarının ucunda ince bileklerini çevire çevire dönüyordu. O, ayrıkotu gibi iğreti bırakılan Fatima gitmiş, yerine herkesi gölgede bırakan ihtişamlı bir kadın gelmişti. Derler ki, Arap dünyasında göbek dansının en inceliklisi, en zarifi Yemen’dedir. Yerde halhalın şıngırtısı, tepside yüzüğün tıngırtısı, Fatima ağır ağır dizlerinin üzerine çökerken pırıl pırıl yağlanmış on sıra örgülü saçlarını yavaşça savurdu. Artık tarabın tınısı merfaları bastırmış, bütün oda kalp gibi atıyordu: ‘Kıs kıs kıs kıs...’ Fatima son bir dönüş yaptı ve birden olduğu yerde durdu kaldı. Adiba sedirin tam ortasında heykel gibi kıpırtısızdı...” Kayıp Osmanlılar, zamanın ve mekânın en acımasız kuytularından birinde geçen bir aşk ve savaş romanı. Birinci kitap, isyanları ile ünlü Yemenli Zeydilerin yaşadığı Dar-ül Muamma adlı bir diyarda neredeyse tam bir distopyayı anlatır. İkinci kitap ise bu diyarın “kudretli efendisi Osmanlılar”ın son çırpınışlarının hikâyesidir. Sanaa, ilk ve ikinci kitabın kahramanlarını buluşturur. Aşkı, ihaneti ve çöküşü acımasız bir savaş fonu önünde yaşarlar.
416 s. İstanbul 2017

0001701454001-1.jpg

Karl Marx
TÜRKİYE ÜZERİNE-ŞARK MESELELERİ
Sümer Yayıncılık
Marx’ın “Türkiye Üzerine” kitabı, bundan 164 yıl önce « New York Tribune » gazetesine yazdığı makalelerden oluşuyor. Dönemin Osmanlı, Rusya ve Avrupa (Avrupa dediğimiz özellikle İngiltere) ilişkileri üzerinde toplumsal yapı, siyasal yaklaşımlar, çıkarlar ve bunun üzerine şekillenen diplomasiyi irdeleyerek günümüze dek uzanan ilişki yumağını sorgulayarak ele alıyor. Devletlerarası sorunların nedenlerini oluşturan çelişkiler ortadan kalkmadığı için zamansal değişimin geride bıraktığı mekânsal sorunların aşılamayacağını çok çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyılındaki sorunlarını, açmazlarını, “hasta adam” tanımlanmalarının ortaya çıkardığı ilişkileri, günümüzün Türkiye devlet yapısının yaşadığı sorunlara mercek tutuyor. Bir solukta okunacak olan bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye devlet yapısına uzanan “stratejik konum” macerasının Rusya, Avrupa ve özellikle İngiltere arasındaki çelişkilerin güzergâhında, nasıl boğuntuya uğradığına ışık tutuyor.

141 s. İstanbul 2017

0001705823001-1.jpg

İnci Aral

SEVGİLİ

Kırmızı Kedi Yayınları

“Arkadaşlar! Dışarda bir şeyler oluyor, farkında mısınız? Uykuda olanları sarsın, uyandırın. Herkese söyleyin, yakında ışıklar kesilebilir. Karanlıkta ne yapacaksınız?”
-Yılmaz Güney-
Işıklar her söndüğünde beyazperdede inatçı bir umut yaratan, karanlıkları aydınlığa çıkartmak için topluma bir çift asi göz armağan eden, halkın sevgilisi haline gelmiş devrimci bir sanatçı... Türkiye’nin, bugünlere nasıl geldiğimizi gösteren çalkantılı bir dönemi... Özgürce yaratma ve var olma savaşı veren aykırı sinema adamının, ülkesinin çetin gerçekleriyle, adım adım ilerleyen trajik ama onurlu bir çatışmaya sürüklenişi... Ve bu unutulmamış serüveni aynı inatçı umutla, aynı asi sadakatle taçlandıran büyük bir aşk... Sevgili, gerçek kişilere fakat edebi kurguya dayalı, acı bir umudun ve yalın sevginin romanı.

284 s. İstanbul 2017

0000000672107-1.jpg
Stefan Zweig
RILKE’YE VEDA
Edebi Şeyler Yayınları


Stefan Zweig'ın Rainer Maria Rilke'ye vedası... Elinizdeki kitap Zweig'ın Rilke'nin ölümünden yaklaşık iki ay sonra ve 10. ölüm yıldönümünde yaptığı iki konuşmadan oluşuyor. Türk okurunun en sevdiği Batılı şairlerden Rilke, yine en sevdiğimiz yazarlardan Zweig'ın kaleminden.
"Bazen bir halk, bir şair öldüğünde şiirin de sanki onunla birlikte öldüğünü düşünür. Belki İngiltere de benzer bir durumu yaşamıştır tek bir on yıl içinde Byron, Shelley ve Keats gittiğinde. Bunun gibi trajik zamanlarda son giden şair aynı zamanda kuşağının şair sembolü olur ve görüp göreceğimiz sonuncusu olduğunu düşünerek titreriz. Bugün biz Almanya'da şair dediğimiz zaman hâlâ onu [Rilke'yi] düşünmekteyiz ve bu arada onun sevgili görünümünü onunla karşılaştığımız her yanda bakışlarımızla aramaktayız, bu görüntü çoktan zamanımızdan ayrılarak zamansız olana geçti ve ölümsüzlüğün mermerden ormanında heykel oldu."
-Stefan Zweig-
88 s. İstanbul 2015

0001705493001-1.jpg

Barış İnce
ÇELİŞKİ
Can Yayınları

“Yanılmıştın… Zaten hep yanılırdın. O günden bugüne geçen yıllar boyunca tüm arzularımda yanıldın. Ömrüm boyunca sadece bir şeylere inanmak ve bağlanmak istedim dostum. Derinlemesine düşünmeden… Uzun uzadıya değil kestirmeden… Her beğenir gibi olduğu şeye ‘süper’ diyen beyaz yakalı gibi üstünkörü… Derinliğin caydırıcılığından ötürü… Misal kaçaklık gibi bir vasatı sevmek istedim, vasata sarılmak, vasatı koklamak istedim. Çabalarımızın ve çabalayanlarımızın imkânsızlığını bildim. Onları beceriksizliklerinden, başarısızlıklarından sarmak istedim.”

Doksanlı yılların sonu… Yolunu kaybetmiş bir ülke ve birçok benzeri gibi yaşadığı toplumla hesaplaşma çabasında yolunu kaybetmiş bir delikanlı. Çevresindeki herkes, her şeyin hızla değiştiğini düşünüyor; oysa yaklaşmakta olan esas değişime kendilerini hazırlamaktan başka bir şey yaptıkları yok. Seçim otobüslerinin masum duyguları solladığı yollarda, kavurucu Akdeniz güneşi altında kaçak bir hayat ne kadar sürdürülebilir ki İyi bir yol arkadaşı yoksa.Çelişki, son yılların cesur kalemi Barış İnce’den zülfüyâre dokunan bir roman…

112 s. İstanbul 2017

0001705481001-1.jpg

Pınar Ülgen
ORTAÇAĞ AVRUPASI’NIN ÖLÜMLE DANSI
Arkeoloji Sanat Yayınları

“Pro patria mori - Vatan için ölmek”

-Ernest Kantorowicz-

Bu özdeyiş, XIV. yüzyıl Avrupa’sında insanların ölümle mücadelesini, milli bilincin oluşmasını, gelecek nesillere miras bırakılması için yapılan savaşları ve bu felaketler yüzyılını anlatmaktadır. Burada karşımıza gerçeği ararken uzaklara kaçmaya çalışan ve bunun yanı sıra evrenselliğini sonuna kadar koruyabilen bir Ortaçağ çıkmaktadır. Ortaçağda Avrupa, dünyayı kendi aynasında inşa etmeye çalışmıştır. Dolayısıyla bu aynada çok farklı yansımalarla karşılaşmaktayız. Bu dünya, hayaller, hayaletler ve düşlerle dolu olup mistisizm, aşırı boyutlara ulaşmıştır. 

175 s. İstanbul 2017

0001706032001-1.jpg

Arundhati Roy
MUTLAK MUTLULUK BAKANLIĞI
Can Yayınları

Arundhati Roy ilk romanı Küçük Şeylerin Tanrısı ile 1997’de Booker Ödülü’nü kazandıktan 20 yıl sonra ikinci romanını okurlarıyla buluşturuyor.
 
Mutlak Mutluluk Bakanlığı, bizi yıllarca süren bir yolculuğa çıkarıyor – hikâye Eski Delhi’nin kalabalık mahallelerinden dışarıya uzanarak yeni filizlenmeye başlayan metropollere ve oradan da savaşın barış, barışın savaş anlamına geldiği, arada bir de “olağan hal” ilan edilen Keşmir Vadisi’ne ve Orta Hindistan ormanlarına açılıyor.
 
Bir zamanlar Afitab olan Encüm, evim dediği bir şehir mezarlığında pare pare olmuş bir halıyı seriyor yere.
 
Gece yarısından sonra birdenbire kaldırımın üzerinde çöpten bir beşik içinde bir bebek ortaya çıkıyor. Gizemli S.Tilottama kendisine âşık olan üç erkeğin yaşamında varlığıyla olduğu kadar yokluğuyla da yer tutuyor.
 
Mutlak Mutluluk Bakanlığı, hem sancılı bir aşk hikâyesi hem de belirleyici bir protesto niteliğinde. Bu hikâye bazen fısıldayarak, bazen haykırarak, gözyaşları ve kahkahalarla anlatılıyor.Hikâyenin kahramanları dünyanın sillesiyle yaralanıp aşkla ve umutla onarılan insanlar. O nedenle kırılgan oldukları kadar katılar ve asla teslim olmuyorlar.  Bu büyüleyici, harikulade kitap bir romanın ne yapabileceğini ve ne olabileceğini yeniden keşfediyor.Ve her sayfasında Arundhati Roy’un mucizevi hikâye anlatma yeteneğini yansıtıyor.
 
480 s. İstanbul 2017


      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 15:35
  • Yeni çıkan kitaplar / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 12:24
  • Editörün seçtikleri / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 19:26
  • Haftanın Kitabı: "Hacettepe Eczacılık Nerede?"27 Kasım 2017 Pazartesi 17:31
  • Haftanın çok satan kitapları / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:52
  • Yeni çıkan kitaplar / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:02
  • Suriye kazandı, kazandık!26 Kasım 2017 Pazar 00:21
  • Haftanın çok satan kitapları / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:37
  • Editörün seçtikleri / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:17
  • Yeni çıkan kitaplar / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 13:30
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)