• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 12 °C

Yeni çıkan kitaplar / 13 Kasım 2017

Yeni çıkan kitaplar / 13 Kasım 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

1-351.jpg

Thomas Bernhard
HAKİKATIN İZİNDE
Konuşmalar, Okur Mektupları, Söyleşiler, Edebiyat Yazıları
Yapı Kredi Yayınları

Düzyazının huysuz sesi Thomas Bernhard'ın konuşmalarını, okur mektuplarını, söyleşilerini, edebiyat yazılarını bir araya getiren Hakikatin İzinde, tıpkı romanlarında ve tiyatro oyunlarında çizdiği baş karakterlerinden biri gibi söz alan hakiki Thomas Bernhard'ı çıkarıyor okur karşısına. Ülkesi Avusturya'ya duyduğu nefretle karışık sevgi ile ışıkları yanan yazınsal sahnesinde odağa aldığı darkafalılık, kötülük, bilgisizlik, eylemsizlik meselelerinden edebiyat, tiyatro, müzik, felsefe ile ilişkisine, kendisini yaşama bağlayan uçlara, intihar kavramına dek pek çok konuda bu kez ete kemiğe bürünen yazar Thomas Bernhard'ın bütün aksiliği ve dürüstlüğüyle konuşuyor. Hakikatin İzinde Thomas Bernhard'ın yazar kişiliğinin somut yaşamına yansıyan siyaseti.
Sizin şehir mızıkacılarınızın masalına göre davranamayacağım; bir şey anlatmak istemiyorum; şarkı söylemek istemiyorum; vaaz etmek istemiyorum; ama şurası doğru: masalların zamanı geçti, şehir ve devlet masallarının ve tüm o bilimsel masalların; felsefi olanlar da dahil; artık hayaletler âlemi yok, evrenin masallık bir yanı kalmadı; en güzel masal olan Avrupa ölü; işte hakikat ve gerçeklik. Gerçeklik de hakikat gibi masal değildir ve hakikat asla masal olmamıştır.

284 s. İstanbul 2017

2-299.jpg

Onur Öymen
ZOR ROTA
Gençlik ve Diplomasi Anıları
Remzi Kitabevi

Onur Öymen bu kitapta gençlik yıllarının ve diplomat olarak görev yaptığı dönemin anılarını, düşünce ve yorumlarıyla okurlarla paylaşıyor. Dışişleri Bakanlığı'nda geçirdiği 38 yıl boyunca yaşanan pek çok krizin ve diplomatik mücadelenin yanı sıra, yeterince bilinmeyen bazı gelişmelerin içyüzünü de onun kaleminden öğreniyoruz:

Cunta döneminde Batı Trakya Türklerine nasıl baskı yapıldı?
Kıbrıs harekâtından sonraki Amerikan askeri ambargosuna Türkiye nasıl karşılık verdi?
Amerikan Kongresi'ndeki Ermeni lobisi nasıl etkisiz kılındı?
Kıbrıs'a müdahaleyi engellemek isteyenlerle Türkiye nasıl mücadele etti?
Ecevit neden “Duvarın öbür tarafına geçeriz!” dedi?
Almanya'daki ırkçı saldırıların arkasında kimler var?
Doğu Alman servisleri Batı'daki radikal İslami örgütleri destekledi mi?
Türkiye'nin kilise kapattığı iddiasını nasıl çürüttük?

Öymen, geleceğe yönelik derslerle dolu bir dönemde yaşananları anlatırken, ileri ülkelerin düzeyine ulaşabilmemiz için önerilerde de bulunuyor. Yazar, diplomatlarımızın “talimatlarını Atatürk'ten alması”nı, ulusal çıkarlarımızın tam bağımsızlık anlayışıyla korunmasının tek yolu olarak görüyor.

520 s. İstanbul 2017

3-214.jpg

Ergin Yıldızoğlu
EMPERYALİZM VE JEOPOLİTİK
Remzi Kitabevi


Ergin Yıldızoğlu, bu kitapta küreselleşme, jeopolitik ve emperyalizm kavramlarını, tarihsel ve çağdaş perspektifleriyle yeniden ele alıyor.
Bu kavramları açıklayıcı bir “alet çantası” sunan yazar, onları bugün aldıkları gizli açık, doğrudan dolaylı biçimler içinde tanımaya, izlemeye ve son çözümlemede değerlendirmeye çalışıyor.
Kitaptan bazı başlıklar:
Sınıflı toplumlar ve imparatorluk
Kriz, şiddet, genişleme, emperyalizm
Küreselleşmeler
Kapitalist emperyalizm
Yeni jeopolitik
Modern emperyalizm teorileri

224 s. İstanbul 2017 

4-145.jpg

Arif Koşar
NEGRİ, SINIF VE ÇOKLUK
Kor Kitap

Antonio Negri, 1970’lerde İtalya’da oldukça etkili olan otonomcu düşüncenin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden birisi. İşin reddi, sabotaj, daha sonra sivil itaatsizlik gibi mücadele stratejilerinde karşılık bulan bu perspektif, açık ya da örtülü bir toplumsal özneyi varsaydı. Negri de önce Küreselleşme Karşıtı Hareket ve Zapatistalara, sonra Arap isyanları, Gezi ve Occupy eylemlerine atıfla bu özneyi tanımladı: Çokluk...
1990’lı yıllarda işçi sınıfının bittiği, tarihin ve sınıf mücadelelerinin sonunun geldiğini anlatan egemen dogmatizmin ardından 2000’li yılların yeni mücadele öznesi olarak ileri sürülen ‘çokluk’, kapitalist toplumsal analizden sınıfları çıkarmanın yeni bir yolu olabilir mi? Evet, ancak bu sefer ‘sağ’dan değil ‘postmodern sol’dan. Belki etkisi daha dar ama daha derinden bir inkâr. Çünkü bu hayali özne vasıtasıyla siyasal tahayyülden köklü toplumsal dönüşümler çıkartılıp yerine küçük alternatif yaşam alanları konuluyor. Radikal ret ve -mikro- itaatsizlik çağrıları makro itaatle birleşiyor. Arif Koşar’ın kaleme aldığı bu kitap Negri’nin “Çokluk” kavramı üzerine bir eleştiridir.

256 s. İstanbul 2017

5-080.jpg

Murat Çelikkan
…DAHA DANS EDİCEM…
Doğan Kitap


Bir aşk hikâyesi deniz türkali...
Bu kitap, Deniz Türkali ve Murat Çelikkan’ın dört yıl boyunca sürdürdükleri sayısız görüşmenin sonucunda ortaya çıktı. Aslında 25 yılı aşan dostluklarının bir ürünü olduğu da söylenebilir. 
...daha dans edicem… bir aşk hikâyesi. Deniz Türkali’nin başına iyi kötü, acı tatlı ne gelirse gelsin yaşama duyduğu aşkın hikâyesi. Bu aşktan hiç vazgeçmemesinin hikâyesi. 
Türkali’nin hayatı, Türkiye’nin bir türlü bitmek bilmeyen altüst oluşlarıyla kesişiyor. 1951 tevkifatından 6-7 Eylül’e, 1960 darbesinden 12 Eylül’e ve günümüze uzanıyor. Bu siyasal ve sosyal dönüşüm içinde sahne ve sinema dünyasının yıldızlarıyla da tanışıyor, her ikisine de içeriden bir bakış atıyoruz. Herkesin hayatına öyle ya da böyle damgasını vuran, baba-kız, kadın-erkek, anne-çocuk ilişkilerine uzanıyoruz. 
Bahsi geçen dönem hepimizi ilgilendirse de anlatılan sadece Deniz Türkali’nin hikâyesi. Ama her şeyden önce tutkunun ve aşkın hikâyesi.
 
484 s. İstanbul 2017

6-065.jpg

Oktay Ekşi
GAZETECİLİKTE GEÇEN O YILLAR
Kaynak Yayınları


Gazetecilikte Geçen O Yıllar… Oktay Ekşi, 1952 yılında Ankara’da başladığı gazetecilik
hikâyesini anlatıyor. Ekşi, gazetecilik hikâyesini anlatırken, Türk basın tarihine de ışık tutuyor. İptidai koşullarda yapılan haberciliğin hikâyesinde, Türk siyasi hayatının önemli figürlerini ve Meclis tartışmalarını okurla paylaşıyor.  Hürriyet gazetesinde 36 yıl sürdürdüğü başyazarlık görevinden kopuşunun perde arkasını aktarırken, 1952 yılından 2010 yılına kadar, aradan geçen 58 yılda, basının geçirdiği evreyi ve geldiği durumu da gözler önüne seriyor. Kitap, çarpıcı soruların yanıtlarını okurla paylaşıyor.
 
• Makale boyu özüre rağmen Başbakan’ın gazabına neden uğradı? • Adalet ve Kalkınma Partisi, Hürriyet’in önünde neyi protesto etti? • 36 yıllık başyazarlığa vedada kamuoyunun bilmediği neler yaşandı?
• Oktay Ekşi, aşkla başlayan gazeteciliğin ilk yıllarında kimlerle çalıştı?  • Gazetecilik mi devrimcilik mi?
• Basın dünyasındaki üç komünist kimlerdi? • Çetin Altan, geleceğini garanti altına almak için mi milletvekili oldu? • Kim Çetin Altan’a “güvenilmez” dedi? • Gazeteci Hüseyin Cahit 79 yaşında neden hapse girdi? • Demokrat Parti’nin Meclis çalışmaları ve basınla hesaplaşmasında
    neler yaşandı?

264 s. İstanbul 2017

7-055.jpg

Haluk Gerger
CANAVARIN AĞZINDA:ABD KOMÜNİST PARTİSİ TARİHİ,1919-1959
Yordam Yayınları


Emperyalizmin lider ülkesinin topraklarında, yani canavarın ağzında bir Komünist Parti hangi politikaları geliştirerek halka hitap edebilir, nasıl bir politik yol izleyerek komünist düşünceyi 
toplumda yaygınlaştırabilir? 
Haluk Gerger’in ABD Komünist Partisi’nin tarihini derinlemesine araştırdığı, neredeyse tüm belgeleri, Komintern arşivini, süreli yayınları ve konuyla ilgili çalışmaları ayrıntılı ve titiz bir şekilde inceleyerek oluşturduğu Canavarın Ağzında adlı kapsamlı yapıtı, bu kritik sorunun peşinde şimdi ikinci cildiyle buluşuyor okurlarla. 
İkinci kısmı, 1929 büyük bunalımına, sendikal çalışmalara, Stalin’in “sınıfa karşı sınıf” siyasetinin yansımalarına, “sosyal faşizm” tartışmalarına, parti kadrolarının siyah hareketiyle buluşmasına, kitleselleşme çabalarına, tıkanma ve sorunlara ayıran Gerger, üçüncü kısımda da “Halk Cephesi”nin Amerikan versiyonu olarak Demokratik Cephe’ye odaklanıyor. 
Amerikan Komünist Partisi’nin serüven dolu tarihini anlatan Canavarın Ağzında, sadece ABD’nin değil tüm dünya komünist partilerinin yaşadığı deneyimlere ve karşılaştığı açmazlara dair eşsiz bir kaynak!

416 s. İstanbul 2017

8-048.jpg

Zafer Toprak
TÜRKİYE’DE YENİ HAYAT-İNKILAP VE TRAVMA
Doğan Kitap


Cihan Harbi ertesi Cumhuriyet Türkiyesi Batı’ya yönelmiş, “yeni hayat” özlemiyle yaşam tarzında köklü dönüşümlere gitmişti. Reform kaygıları, seküler yaşam özlemi, Osmanlı kültür kodlarının sorgulanışı, nesiller arası uyumsuzluklar yoksul ülkenin insanlarını her geçen gün çözümsüzlüğe yöneltmişti. Türkiye, 1930’lu yıllarda “ideal”lerle donatılmış 
kendi “yeni insan”ına ulaşıncaya kadar, giriştiği inkılaplarla toplumsal travmayı birlikte yaşayacaktı. 
 
Türkiye’de Yeni Hayat çağdaş yaşam özleminin toplumsal travmaya dönüşümünün öyküsü. Nüfus sorunu başta olmak üzere, kadının, gençliğin, çocuğun erken Cumhuriyet döneminde karşılaştığı sorunları ele alan Zafer Toprak, uzun savaş yıllarının yol açtığı bunalımı, yoksulluğun neden olduğu fuhuşu, intiharlarla sonuçlanan umutsuzluğu dönemin kaynaklarına başvurarak gün ışığına çıkarıyor.

472 s. İstanbul 2017

9-034.jpg

Tayfun Atay
GÖRÜNÜYORUM O HALDE VARIM
Can Yayınları


Türkiye, Batı’dan esen rüzgârların etkisinde kitlesel bir “meşhurluk” hevesine hanidir kapılmış görünmekte. Andy Warhol’un, “Bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak,” sözünün geçerlik kazandığı günlerin içinde gibiyiz.
Var olmanın yolunun düşünmekten değil “görünmek”ten geçtiği sanısının yaygınlaştığı bir dünya bu. Okumadan duramayan yazılı kültür insanının çok gerilerde kaldığı, seyretmeden duramayan görsel kültür insanının dünyası...
Böyle bir dünyada okumaktan çok seyretmek, bilmekten çok görünmek, akla hitap etmekten çok göze hitap etmek, kafa yormaktan çok “yorma kafanı” telkinine uğramak söz konusu.

Görünüyorum O Halde Varım, bu dünya insanının ruh haline, itki ve yönelimlerine karşılık gelen bir ifade.

Ancak kimsenin kimseyi umursamadığı, herkesin herkesten ürktüğü “kalabalık yalnızlıklar” dünyasında, “Var olmak görünmektir,” ifadesi aslında bir “sanı”dan ibaret olmaktan öteye de gitmiyor.
Peki ya gerçekler?..
Gerçekler karşısında “yorma kafanı” diyen çok olsa da…
Hâlâ kafa yormadan duramamanın mutluluğuyla yazdığı bu kitabında Tayfun Atay, gerçekler üzerine bir tartışma açmayı hedefliyor. 
 
304 s. İstanbul 2017

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)