• BIST 105.700
  • Altın 191,389
  • Dolar 4,5854
  • Euro 5,3525
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 25 °C

Yeni çıkan kitaplar / 7 Mayıs 2018

Yeni çıkan kitaplar / 7 Mayıs 2018
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

1-470.jpg

Berk Yüksel
KARANLIĞA BAŞKALDIRI
Akıl çelen Kitaplar

Yazar Berk Yüksel, Ana Tanrıça Serisi'nin ikinci romanı olan Karanlığa Başkaldırı'da okuyucuyu gizemin derinliklerine sürüklüyor. Martin Luther, Francis Bacon, Nostradamus, Leonardo Da Vinci, Mediciler, Gül-Haç Kardeşliği, Johann Valentin Andreae, Paracelsus, Fama Fraternitatis, Dante, Shakespeare, Şövalyeler derken bu gizemli macera, okuyucunun elinden bırakamayacağı bir tarihi dönem romanı haline dönüşüyor.

Berk Yüksel'in altıncı kitabı olan bu romanda, aydınlığın karanlığa karşı verdiği mücadele tarihin bu kesitinde iki ana kahramanın gözünden yansıtılıyor. “Mücadelen kadar varsın!” diyor yazar. Taassup ve dogmanın ve her devrin hegemonlarının ışığı hapsetme, aklı ve bilgiyi sınırlama çabasının prangalarını kıran ve karanlığa meydan okuyan “Kahramanlar” insanlığa ümit oluyor... 
Karanlığın suratına şöyle haykırılıyor:

Ya varoluşa saygı duy ya da karşı çıkışı kabul et!

"Bilginin yokluğunda, ışığı getirenden karanlıklar gibi korkulur!"

172 s. İstanbul 2018

2-408.jpg

Ahmed Arif
CEMAL SÜREYA’YA MEKTUPLAR
Alaca Yayınları

Cemo Baboş, Cemo Kurban

... biz dağlılar, gök gürültüsü "Gurgur Baba" ve çığla aynı soydanız....

… Malum ben öyle derin aydın değilim. İlkelim! Ama asla onursuzluğa yönelmiyecek, halkını ve hele misyonunu asla unutmayacak bir ilkel!...

… Kapak için kullanacağın fotoğrafımı öyle suratımın yarısını kapkara boyamadan, aydınlık ve alnımın olanca aklığını belirtecek şekilde klişeye vermeni rica ederim. Ayrıca yüzümdeki Diyarbekir Çıbanı da olduğu gibi çıkmalıdır…

…Şehveti iki yaşında tattım. O zamandan beri şehvetin hep doruğuna çıkarım. ...Beş altı yaşında iken bazı türküler daha doğrusu türkülerde bazı mısralar beni sarhoş edecek kadar sardı.

“Bacısı güzele kardaş olaydım”

“Çayın öte yüzünde - ceylan oynar düzünde”

“Ben seni gizli sevdim. Bilmedim alem duyar!”

Şirin canıma gelsin, /size gelen kadalar.

115 s. İstanbul 2018

3-297.jpg

Seda Arıkan
DORİS LESSİNG-MARKSİZMDEN SUFİZME BİR YAŞAM FELSEFESİ
Çizgi Kitabevi Yayınları

Sokrates sorgulanmamış bir hayatın yaşamaya değer olmadığını söylerken yaşamın basit bir şekilde sadece hayatta kalmaktan ibaret olmadığını, yaşam üzerine sürekli bir tefekkür ve arayış içinde olmayı, daimi olarak benliğin diğer benlikler ile olan ilişkisi içerisinde sorgulanması gerekliliğini tüm insanlara salık verir.

Bu süreç, insanı yaşamda sonu gelmez bir arayışçı olarak imlerken onun en nihayetinde kendi yaşamı için bir hakikate ulaşmasını önceler. Arayış, kişinin kendi ile yola çıkmasını, öncelikle kendi gölge yönü ile yüzleşerek mevcut dünyadaki uykusundan uyanmasını ve yüzünü Platoncu güneşe dönmesini gerektirir.

Yaşamda hakikat arayışında olanlar için dünyevi bağlılıkların ötesinde tinsel bir kurtuluş ihtimali tüm insanlığın daha iyiye doğru evrilmesini sağlayacak bir umut vaat eder. Doris Lessing, görünür gerçekliğin rasyonalizm adına büyük bir bağlılık ile peşinden gidildiği yirminci yüzyılda bu kurtuluş ihtimaline inanarak yola çıkan, arayışın daimi bir şekilde "yolda olmak" ile eşdeğer olduğunun farkında olan, görünürün ötesindeki hakikatlerin izini süren bir düşünür ve yazar olarak kendi yolculuğunu öteki insanlara yazını aracılığı ile rehber kılar.

Lessing, yirminci yüzyılın birçok insanı peşinden sürüklediği Marksizm, feminizm, psikanaliz gibi kurulu büyük anlatıları ne dışarıdan tamamen reddiyeci bir tavır ile öteler ne de kendi arayış yolculuğunda belirli dönemlerde uğradığı bu durakları sorgusuz olarak benimser.

Onun tutumu, kendisinin tecrübe ederek sağlamasını yapmadığı herhangi bir izm'i yaşamının anlamı olarak belirlemek olmamıştır.Bu nedenle, deneyimlediği her yol Lessing'in kendi benliğini baştan kurup tekrar yıkmasını sağlayacak bir yeniden inşa olarak okunmalıdır.

Dünyevi kazanımlar, politik idealler, hazcı tutumlar, tarihsel ilerlemeye inanç ve devamında tüm bunlara karşı inanç kaybı Doris Lessing'in var olan gerçeklerin ve verili nesnelliğin ötesinde mistik bir hakikat alanına girmesine ve Batının büyüklenmeci rasyonalizmine savaş açarak Doğunun manevi ve mistik yoluna yönelmesine neden olur. Bu arayış yolunda ise artık rehberi Sufizm olacaktır.

328 s. Konya 2018

4-201.jpg

Ateş Barut
NEŞETER
Bilgi Yayınevi

Ancak bir saç teli kadar kalındır neşter kesisi. 
Tenin bütünlüğünü bozan en ince çizgidir aslında. 
Sonun başlangıcındaki ilk detay. 
Sadece yaranın dudaklarını değil ruhun uçlarını, delilik ile dehayı,
ölüm ile yaşamı ayırangerçek mesafe....

304 s.İstanbul 2018

5-120.jpg

Osman Balcılıgil
KARANLIK ODA
Kara Karga Yayınları 

Kürtlük-Türklük, Alevilik-Sünnilik, Zenginlik-Fakirlik, Doğuculuk-Batıcılık, Dindarlık-Laiklik…

Büyükada'daki bir evin karanlık odasında, soluk kırmızı ışığın altında, 61 yaşındaki gazeteci Osman Balcıgil ve ondan yedi yıl önce doğan 25 yaşındaki delikanlı Deniz Gezmiş, memleketin siyah beyaz klişelerine bakıyorlar.
İşçiler, köylüler, öğrenciler, ekmek, toprak ve özgürlük…

Osman Balcıgil, “bir ceza olarak idamdan” bahsettiği kitaplardan bağımsız bir ağabey, sembollüğünden haberdar olsa da bihaber kardeşi Deniz. Darağacına doğru yürüyen gencecik, pırıl pırıl insanlar ve onlar gittikten sonra olanlar küvetlere dolduruluyor; ama bu sohbet, dokunulmaz, mahrem, samimi bir iç döküş olarak satırlara düşüyor.

120 s. İstanbul 2018

6-102.jpg

Semra Bülgin
BOZMA KIZIN MORALİNİ
Bilgi Yayınevi

Muzaffer İzgü Gülmece Öykü Yarışması Birincisi

“Gülmece” malzemesi bol bir ülkede yaşıyoruz. Muzaffer İzgü, bu malzemeyi, bize rağmen bizim için kullanmayı başaran yazarlarımızdan biri. On milyonu bulan okuru için tükenmek bilmeyen enerjisiyle yüzlerce kitap üreten İzgü adına, Bilgi Yayınevi'nin düzenlediği gülmece öykü yarışmasının ilk ödülünü Semra Bülgin kazandı. Edebiyatımız da bir “sivri uçlu kalem” daha kazandı.

144 s. İstanbul 2018

7-088.jpg

Selami Genli
TIMARHANE
Bilgi Yayınevi

Yılanların taşların altından çıkmaya cesaret edemediği ağustos sıcağında, beni adaya götürecek olan tekneye bindim. Uzun zamandır bu günü bekliyordum. “Adadaki Tımarhane” haberini okuduğumda, orasıyla ilgili bir kitap yazma fikri beni çok heyecanlandırmıştı. Ancak bir yazarın yeni bir kitap için esinlenmesinde heyecan tek başına yeterli olamaz. Heyecan sizi sadece harekete geçmeniz için uyarır. Fakat hemen işe başlamak istiyorsanız ayakkabınızın altına bakmalısınız; delikse, yazmak için son sürat yola koyulursunuz. Ayağımda altı delik ayakkabım, üzerimde pazar malı tişörtüm, elimde küçük bavulum ve ısındığında pancar motoru gibi çalışan laptopumla adaya doğru yol alıyordum. Oradaki tımarhanede kim bilir ne karakterler ne hikâyeler bulacaktım. Parka giden küçük bir çocuk gibiydim. İçimde pırıl pırıl bir neşe...

“2 Süper Film Birden”, “Aşk Tutulması”, “Aşk Geliyorum Demez”, “Çakallarla Dans” filmlerinin senaristlerinden Selami Genli'nin ilk romanı…

180 s. İstanbul 2018

8-074.jpg

Yeşim Demir, Fatih Özcan
BİR CESUR KADIN HALİDE
Destek Yayınları

Başucunda duran tahta kutunun kapağını açtı Halide, kurumuş güle baktı.

Derin bir “Ah!” çekti...

Duvarlara çarpıp, tren raylarının tıngırtısına karıştı sesi. Mahzun gözleri ıslanmış, yüreğindeki yara tekrar kanamaya başlamıştı...

Kutuyu dudaklarına doğru yaklaştırdı, gülü öpmek istedi ama zarar vermekten korktu.

Ciğerlerini doldururcasına bir nefes çekti gül dudaklarının önündeyken. Sevginin taze kokusu yerini pişmanlıkların, vazgeçmişliklerin ve ayrı geçen zamanların isli kokusuna bırakmıştı.
Kutunun sallanmasına tren neden olsaydı keşke...

Gerçek olansa ellerinin titremesiydi.

Kapağını dikkatlice kapattı anı yüklü kutunun. Eliyle üzerindeki tozu alır gibi sevdi ve yatak başındaki yerine bıraktı.

Tuvalet etajerinin üzerinde duran kristal şişenin içerisinden avuçlarına bolca kolonya döktü, burnuna çekti... Derin bir nefesle...

Arkasında bıraktığını sandığı yıkıntıları yıllarca yüreğinde taşımış olduğunu düşündü hayretle.

Zamanın karmaşık akışında; bazen rüyalarında, bazen de bir çocuğun ışıltılı bakışlarında açmıştı o anılar kutusunun kapağını... Hep kapalı kalsın, açılıp canını acıtmasın istedi yıllarca...

424 s. İstanbul 2018

9-055.jpg

Henri Barbusse
ATEŞ
Çeviren:Suat Derviş
Kor Kitap

“Kitlelerde inkılapçı şuurun göze batacak kadar arttığı her yerde görülmektedir. Bunun en kuvvetli delillerinden biri de Henri Barbusse'ün Ateş adlı romanıdır. Kendi görüşleri ve peşin hükümleri tarafından tamamıyla ezilmiş, tamamıyla cahil bir küçük burjuvanın, tamamıyla cahil kalmış bir sokak adamının, en çok da savaşın etkisiyle, bir inkılapçı haline gelmesi, sonsuz bir hakikatle, ustalıkla gösterilmiştir.”

- Lenin

"Barbusse Ateş adlı eseriyle 1914-18 (emperyalist savaş) cinayetini parlak bir şekilde aydınlatanlardan biri oldu."

- Maksim Gorki

"Henri Barbusse'ün Ateş'ini okumayan bir işçinin, bir emekçinin ve hakiki aydının kafası bir parça yarımdı. Ve bu kitabı çevirerek kütüphanesine sokmayan bir dil, insan kafası ve yüreğinin en büyük değerlerinden birinden mahrum kalmış demektir.

Bence bugün Henri Barbusse için yapılacak ilk iş Ateş'in Türkçeye çevrilmesi olmalıdır."

- Nazım Hikmet

"Harbin en ateşli zamanlarında, emperyalistlerin suratında bir tokat gibi şaklayan Ateş'i ve Cellad'ı yazan... Bu genç ihtiyarın ölümü bu kavgada her boşalan yerin beş on misli kuvvetle dolduğunu bilmesek, bizi yeise bile düşürebilirdi."

Sabahattin Ali

400 s. İstanbul 2018

10-045.jpg

Simon Sebag Montefiore
ROMANOVLAR 1613-1918
Çeviren:Nurettin Elhüseyni
Yapı Kredi Yayınları

“Moğollardan sonra en çarpıcı başarıya ulaşmış imparatorluk kurucuları”

Yaşadıkları dönemde yeryüzünün altıda birine hükmeden Romanovlar, modern ça­ğın en başarılı hanedanıydı. Romanov hanedanına mensup 20 hükümdar 1613'ten çarlığın 1917 Devrimi'yle yıkılışına kadar, yani 304 yıl boyunca hüküm sürdü. Kor­kunç İvan döneminde başlayan bu hâkimiyet, Rasputin döneminde son buldu.

Peki, bu aile savaşla harap olmuş bir prensliği dünyanın en büyük imparatorluğuna nasıl dönüştürebildi ve bu imparatorluğu nasıl yitirdi?

Romanovlar'da bir bölümü dehadan, bir bölümü delilikten nasiplenmiş ama hepsi kutsal otokrasi fikrinden ve emperyal hırstan ilham almış 20 çar ile çariçenin tari­hini okuyacaksınız. Montefiore, sürükleyici anlatımıyla onların sınırsız iktidarla ve imparatorluk kurmaya dönük acımasızlıkla belirlenen, saray entrikalarının, aile çe­kişmelerinin, seks düşkünlüğünün ve çılgınca savurganlığın gölgesinde kalan gizli dünyasını gözler önüne seriyor.

Bu sahnenin geniş oyuncu kadrosunda maceraperestler, saraylılar, devrimciler ve şairler, ayrıca Korkunç İvan'dan Tolstoy'a, Kraliçe Victoria'dan Lenin'e kadar uza­nan tarihsel kişilikler yer alıyor. Kitabın sonunda ise son derece etkileyici bir dille Nikolay ve Aleksandra çifti, Rasputin'in yükselişi ve öldürülüşü, savaş ve devrim, bütün ailenin feci bir vahşetle katledilişi anlatılıyor.

Yeni arşiv araştırmalarına dayanan ve parlak bir edebi üslupla kaleme alınan Roma­novlar hem büyüleyici bir zafer ve trajedi, aşk ve ölüm hikâyesi, hem genel bir iktidar incelemesi hem de Rusya'ya bugün bile damga vuran imparatorluğun portresi.

Simon Sebag Montefiore'nin Romanovlar'ı, büyük ölçekli bir epik tarih örneği... Komp­loların, darbelerin, suikastların, işkencelerin, seks ve alkol düşkünlüğünün, şarlatanlı­ğın ve düzenbazlığın, serfliğe dayalı zenginliğin ve bekleneceği üzere, baskı ve isyandan oluşan bir kısırdöngünün hikâyesi. Burada anlatılanlarla kıyaslanınca Game of Thrones sıkıcı görünüyor... Montefiore'nin muhteşem kitabını okurken, Rus monarşisinin böyle­sine korkunç liderlerle nasıl ayakta kalabildiğini hayal etmek zorlaşıyor.

– Antony Beevor, Stalingrad ve Berlin'in Düşüşü 1945'in yazarı

752 s. İstanbul 2018

11-033.jpg

Maim Tirali
GEÇMİŞ ZAMAN KÜLLERİ
Edebiyatımızdan Portreler, Tartışmalar ve Fısıltılar
h2o Kitap

Sait Faik'i bulabileceğiniz yerler bellidir: Meserret, Yedigün Gazetesi, Elit Pastanesi... Behçet Necatigil'in özenle sakladığı, Abidin Dino'nun resim sergisi davetiyesindeki adres şöyledir: “Sait Faik, Orman Birahanesi, Beyoğlu...”

Edebiyatçıların bir dönem buluşma yeri olan Kadıköy Vagon Kahve'de Dağlarca'nın masasına dökülenler. Cemal Süreya'nın buradan Hatay Restoran'a geçişine eşlik edenler. Yaşar Kemal'in kitap koklama alışkanlığı ve mavi boncuğu...

Çok genç yaşta atıldığı edebiyat dünyasında edindiği dostlarını dostça anlatıyor Naim Tirali. Kimler yok ki dostları arasında: 40 ve 90'lı yıllar arasında, edebiyatımızın belki de en önemli yarım yüzyılına sığan herkes. Sadece edebiyatçılar değil ressam, aktör, gazeteci portreleri...

Paris'te bulunduğu yıllarda da sanatçılarımızın Avrupa günlerinden yansımaları ve izlenimleri duru bir dille paylaşırken bizleri bir dönemin tanıklığına davet ediyor.

Edebiyatımızın dört büyüğü ile dil, edebiyat ve edebiyatçıların örgütlenmesi üzerine yaptığı söyleşilerle döneme ait tartışmaları ve yankılarını aktarıyor.

Vatan Gazetesi sahibi olduğu yıllarda Ahmet Emin Yalman ve Şevket Süreyya Aydemir arasındaki polemikten, tefrika romanı için kendisine başvuran İlhan Tarus'un mektubuna kadar pek çok belgeye de yer veriyor; Nezihe Meriç, Salim Şengil, Edip Cansever'in mutluluklarına, Salah Birsel'in bin bir yüzüne, Orhan Boran'ın yükselişine ve daha nice olaya dair fısıltılara da.

Öykücülüğümüzün mahir kaleminden damıtılmış geçmiş zaman küllerinin sıcaklığı asla yitip gitmeyecek.

272 s. İstanbul 2018

12-029.jpg

Margit Köves, Shaswati Mazumdar
FAŞİZM ÜZERİNE ÖNLENEBİLİR YÜKSELİŞ
Çeviren:Ezgi Kaya
Yordam Kitap

Kapitalizm, sancılar içinde doğarken insanlığa ümit ve iyimserlik esinlemişti. Kendisiyle birlikte refahın da yükseleceğini, insanlığa bir ferahlık geleceğini vaat etmişti. Önce kan ve irinle çevrilen çarklarıyla gösterdi gerçek yüzünü. Sonra makineli tüfek ve top mermileriyle. Vahşi sömürü koşullarını gaddar savaşlar izledi. Peşinden krizler geldi; dünya işsizlik, fakirlik ve salgın hastalıklarla kavruldu. Nihayet faşizm boy verdi kapkara yüzüyle. Almanya, İtalya, Japonya, Portekiz ve İspanya'da faşist rejimler kuruldu. Faşist hareketler dünyanın her yerinde uç verdi.

Günümüz dünyasında yeni biçim ve eğilimleriyle kol gezen faşizm belası, işçi sınıfı için hem karşı konulup alt edilmesi gereken bir hedef, hem de Marx'ın kuramlarıyla analiz edilip yorumlanması gereken dünya-tarihsel bir olguydu; bugün de öyledir.

Faşizm üzerine hazırlanmış bu derleme, bir yandan geçmişe bir yandan bugüne bakabilen geniş perspektifiyle, kuram ve olgu arasında uygun bir denge kuran mimarisiyle ve faşizm üzerine yazılmış en önemli metinleri bir araya getiren özenli seçiciliğiyle benzersizdir.

Anson G. Rabinbach, Antonio Gramsci, August Thalheimer, Bertolt Brecht, Daniel Guérin, Ernst Bloch, Georg Lukács, Georgi Dimitrov, Clara Zetkin, Kurt Gossweiler, Kurt Patzold, Michal Kalecki, Palmiro Togliatti, Reinhard Kühnl, Robert Erlinghagen ve Tim Mason'ın değerlendirmeleriyle...

368 s. İstanbul 2018

banner-051.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Haftanın çok satan kitapları / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:40
  • Yeni çıkan kitaplar / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:21
  • Editörün seçtikleri / 14 Mayıs 201814 Mayıs 2018 Pazartesi 15:08
  • Haftanın çok satan kitapları / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 17:47
  • Editörün seçtikleri / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 15:36
  • Haftanın Kitabı: 'Gayrimilli Eğitim'07 Mayıs 2018 Pazartesi 14:43
  • Yeni çıkan kitaplar / 7 Mayıs 201807 Mayıs 2018 Pazartesi 14:20
  • Manevra yaparken sınırı geçti...Hapis cezası aldı03 Mayıs 2018 Perşembe 17:55
  • Yeni çıkan kitaplar / 30 Nisan 201830 Nisan 2018 Pazartesi 16:19
  • Editörün seçtikleri / 30 Nisan 201830 Nisan 2018 Pazartesi 15:45
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)