• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 27 °C

Yeni çıkan kitaplar / 8 Mayıs 2017

Yeni çıkan kitaplar / 8 Mayıs 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

0001701119001-1.jpg

Wolfgang Borchert

AMA FARELER UYURLAR GECELEYİN

Yapı Kredi Yayınları

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası'nda askere alınarak gönderildiği Rus Cephesi'nde ağır yaralanıp nasyonal sosyalizm karşıtı görüşlerinden dolayı tutuklanan, 1942 ve 1944'te iki kez çarptırıldığı ağır hapis cezalarında yakalandığı hastalıklar yüzünden yirmi altı yaşında hayatını kaybeden Wolfgang Borchert, Almanya'da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı'nın önde gelen isimlerindendir.

Ölümünden önceki iki yıla sığdırdığı yapıtıyla umudunu, vatanını, yaşama amaçlarını yitirenlerin sesi olmuştur.

Yapıtı manifesto niteliğiyle okunması gereken, gerçeklikle düş gücünü, insanın yıkıcı dünyasıyla edebiyatın yırtıcı karakterini birleştirebilmiş bir dil aracılığıyla, savaşın karanlığına özgün bir bakış getirmiştir Wolfgang Borchert. Bugün, sesi hala gür ve sarih biçimde duyulurken, savaş karşıtı feneri ışığını bütün keskinliğiyle koruyor.

“…aramızda, ah kim çıkar aramızda, kim kurşunlarla delik deşik bir akciğer hırıltısına bir şiir düzebilir, kim bir idam mahkûmunun çığlığını şiire dökebilir, kim bilebilir o ölçüyü, bir ırza tecavüze uygun düşecek o ritmik ölçüyü, kim makinelilerin uluyuşunu duyuracak bir vezin bilebilir ve bir sözcük, içinde gökyüzünün artık yansımadığı, yanan köylerin bile yansımadığı, ölü bir at gözünün yeni susmuş çığlığını anlatabilecek bir sözcük bulabilir, hangi basımevinde yük vagonlarının pas kırmızısı, bu dünya yangını kırmızısı, ak insan tenindeki bu kurumaya başlamış kan kabuklu kırmızı için bir harf bulunabilir?..”

336 s. İstanbul 2017

0001700838001-1.jpg

Firdevs Gümüşoğlu

CILAVUZ KÖY ENSTİTÜSÜ

İş Bankası Kültür Yayınları

1937'de eğitmen kursu olarak açılıp 1940'ta enstitüye dönüşen Cılavuz Köy Enstitüsü, köy enstitüleri tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nin yoksul köy çocukları için büyük bir umut kaynağı olan Cılavuz Köy Enstitüsü'nde yetişen eğitimciler, köydeki değişimin de özneleri haline gelir.

Enstitü mezunları arasında edebiyat, sanat, politika ve bilim alanında yüz akı insanlar yetişir. Bu insanlar aracılığıyla Türkiye'nin öğretmen örgütlenmesine ve demokrasi kültürüne büyük katkı sağlanır. Prof. Dr. Firdevs Gümüşoğlu'nun sözlü tarih yöntemiyle hazırladığı Cılavuz Köy Enstitüsü, Artvin'den Ağrı'ya, Ardahan'a, Erzurum'a ve Kars'a kadar bu coğrafyada yaşananları, geçmişin belleğinden bugüne ve geleceğe taşıyor. Daha önce yayımlanmamış belgeler, gazete arşivleri ve fotoğrafları gün yüzüne çıkartıyor.

Köy enstitüleri açısından önemli bir örneği tüm yönleriyle sergileyen kitap, kurum tarihine, eğitim sosyolojisine, Türkiye'nin toplumsal yapısına ışık tutan veriler içermesinin yanı sıra, aile tarihi açısından da büyük önem taşıyor.

600 s. İstanbul 2017

0001701259001-1.jpg

Almudena Grandes

JULES VERNE OKURU

Alfa Yayınları

Küçük bir çocuğun gözünden gerilla Cencerro'nun hayatı ve korku dolu üç yıl…

İspanya'daki kanlı iç savaşı General Franco'nun kazanmasının üstünden sekiz yıl geçmişti. Çeşitli baskılar ve yoksulluk ülkenin geri kalmış bölgelerinde hala sürmekteydi. Tüm bunların ortasında, Sierra Sur de Jaén'de yoksul bir dağ köyünde yaşayan ve bir jandarmanın oğlu olan dokuz yaşındaki Nino 1947 yazında yaşananları asla unutamayacaktı.

Yeni tanışıp etkilendiği ve model aldığı Portekizli Pepe bu küçük çocuğun hayatını baştan aşağı etkileyecekti. Köyün biraz uzağındaki terk edilmiş değirmene yerleşen bu gizemli adam ile Nino güçlü bir dostluk kurar. Babası gibi jandarma olmak istemeyen Nino'nun önünde bambaşka bir dünya açılır: Kendisini çağıran maceralarla dolu bu dünyanın ilk temsilcisi de Jules Verne kitapları olur.

462 s. İstanbul 2017

0001700808001-1.jpg

İsmail Saymaz

ÇAY GÜZELİ

İletişim Yayınları

İsmail Saymaz, Ovit Dağı'nı aşmaya çalışanların, aşıp da hayata iyi kötü tutunanların izini sürmeye çağırıyor bizi. Bu iz boyunca çay tarlasındaki mevsimlik işçiye, tezgâhının başında sıkıntıdan her şeye ama her şeye bahis tutan hamsiciye, Rus Pazarı'nda orak çekiçli rozet satan Matmazel Loya'ya, şeyhine ulaşmak için rabıtaya durup da onun yerine bir otel odasından hatırladığı Olga'yı gören “sofi”ye rastlayacaksınız. Karayemiş ağaçlarının, çaylıkların arasından kentin dar sokaklarına, ormanları yağmalayıp yapılan geniş otoyollara...

Zeliha, hesapta son bohça çayı toplayacak, çay makaslarını yanına alacak, annesinin ardı sıra alım yerine gelecekti. Genç kız alelacele sıktığı bohçayı annesinin sırtına yüklerken böyle söz vermişti. Oysa bir saatten fazla geçmiş, Zeliha gelmemişti. Annesi Mukadder, gözlerini gökyüzüne çevirdi. Kırılgan bir güneş, gri ile lacivert arasında kararsız kalan yüklü bulutları, bulutlar da çaylıklarda tek tük biten mandalina, hurma ve karayemiş ağaçlarını yalayıp geçti.

Çay Güzeli, siyah beyaz fotoğraflarda başka renklerin de olduğunu gösteren hikâyeler.

123 s. İstanbul 2017

0001701146001-1.jpg

Bart Beaty

SANAT KARŞISINDA ÇİZGİ ROMAN

Yapı Kredi Yayınları

“Sanat Karşısında Çizgi Roman” adlı kitap çizgi roman ile müze, müzayede evi, sanat basını gibi en önemli sanat dünyası kurumları arasındaki ilişkiyi inceliyor. Bart Beaty'nin çalışması iki soru üzerinde yoğunlaşıyor: Çizgi roman 20. yüzyılın büyük bölümünde sanat tarihinden niçin dışlandı? Çizgi roman üretiminin şimdi sanat dünyasıyla daha yakın doğrultuda olmasının anlamı nedir? Bu ilişkiye ilk kez kültür sosyolojisinin merceğinden bakan ve Amerikan çizgi roman dünyasına odaklanan Beaty, çizgi roman formuna yönelik tamamen yeni bir yaklaşımı ortaya koyuyor

Ünlü çizgi romanların yaratıcılarının, yayınevlerine bağlı anonim çalışanlardan adı ve üslubu bilinen sanatçılara dönüşme süreçleri nasıl gerçekleşti? Pop Art sanatçıları çizgi roman imgelerini alıp kullandıklarında çizgi roman dünyasının buna tepkisi ne oldu? Ne oldu da eski çizgi romanlar ucuz basılı malzemeden koleksiyonluk nesnelere dönüştü?

Çizgi romanlar müzelere nadiren de olsa “kabul edildiğinde” bu hangi koşullarda gerçekleşti? Bütün bunlar bize hem sanat dünyası hem de çizgi roman dünyası hakkında ne söyler?

Eskiden, yüzeysel bakıldığında, çizgi roman ile “yüksek” sanatlar arasındaki ilişki basit görünürdü; çizgi romanlar ve bant karikatürler ilham kaynağı olabilseler de, başlı başına “geçerli” sanat nesneleri sayılmazlardı. Bu geleneksel ayrım aşınmaya başlamasına karşın, çizgi roman ve sanat dünyaları son derece farklı sosyal alanları kaplamaya devam ediyor.

256 s. İstanbul 2017

0001698304001-1.jpg

David Priestland

KIZIL BAYRAK

BİR KOMÜNİZM TARİHİ

İletişim Yayıncılık

Kızıl Bayrak hem bu rüyayı anlamak hem de geçmişten dersler çıkarmak için önemli bir kitap.

Marx, Engels, Lenin, Stalin, Troçki, Mao, Che, Castro, Tito, Enver Hoca, Ho Chi Minh... David Priestland, komünist siyasetin başlıca unsurlarının ilk kez görüldüğü Fransız Devrimi’nden Marksist partilerin kuruluşuna; Ekim Devrimi’nden gerilla hareketlerine; siyasal fikir, tutum ve davranışlardan komünist ülkelerde yaşayanların hayatlarına; ekonomizm batağından totalitarizme kayışlara; enternasyonalizmden milliyetçi çizgiye uzanışa kadar birçok konuya değinerek özlü bir komünizm tarihi anlatıyor. İnsanlığın, “cenneti yeryüzünde kurma” hülyası 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte sona erdi diye düşünülüyordu. Oysa binlerce yıllık kapitalizm tarihiyle kıyaslandığında kısacık bir geçmişi olan komünizm düşü hâlâ yaşıyor.

“Bu kitap, etki merkezi Batı’dan Doğu’ya ve Güney’e... oradan Uzak Doğu’ya, Çin’e ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Güneydoğu Asya’ya ve sonra Güney Küre’ye yer değiştirirken, komünizm tarihinin izini sürüyor. Küresel kapitalizm krizde olduğuna göre, şimdi komünistlerin alternatif bir sistem yaratma çabalarını ve başarısız olma nedenlerini yeniden gözden geçirmenin tam zamanıdır.”

-David Priestland-

624 s. İstanbul 2017

0001700831001-1.jpg

Byung-Chul Han

ŞEFFAFLIK TOPLUMU

Metis Yayıncılık

“Şeffaflık neoliberal bir aygıttır. Enformasyona dönüştürmek amacıyla her şeyi içine girmeye zorlar. Günümüzün gayrı maddi üretim ilişkileri koşullarında daha fazla enformasyon ve daha fazla iletişim, üretkenlik ve hızda artış demektir. Buna karşılık gizlilik, yabancılık ve ötekilik sınırsız iletişime engel oluşturur. Şeffaflık adına bunlardan kurtulmak gerekir.”

“Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor. Sosyal medya da giderek toplumsallığı disiplin altına alan ve sömüren dijital panoptikonlara benziyor daha çok. Şeffaflık bir ideolojidir. Bütün ideolojiler gibi onun da mistik hale getirilmiş ve mutlaklaştırılmış olumlu bir çekirdeği vardır. Şeffaflığın tehlikesi de bu ideolojikleşmededir. Totalize edilirse şiddete yol açar.”

-Byung-Chul Han-

84 s. İstanbul 2017

0001700832001-1.jpg

Hülya Dündar Şahin

NARSİST ENTİRİKALAR

NAHİT SIRRI ÖRİK’İN YAPITLARINDA PSİKANALİTİK BİR BAKIŞ

Metis Yayıncılık

Narsisist Entrikalar’da Örik’in kurmaca yapıtlarının yetkin bir haritasını serimleyen Şahin, saptadığı örüntülerden yola çıkarak narsisizmin metinlerin edebi özelliklerini ne şekilde belirlediğini de çözümlüyor.

Aşk deyince aklımıza muharebe, zafer, tahakküm gelmeli. İnsan ilişkileri deyince maddiyat, statü, gençlik, güzellik. Ebeveyn-çocuk ilişkileri ise zaten baştan çıkar üzerine kuruludur. Kadınlar manipülatif, azgın ve haindir. Erkekler ise egemen olamadıklarında zavallı. Bazen taktik ittifaklara yönelseler de imkânı olan herkes başkasını ezerek öne çıkma gayretindedir. Her bir kötücül karakter bir diğerinin kurdudur.

Bu tip karakterlerle kurguladığı yapıtlarında Nahit Sırrı Örik okura “gayri romantik” bir evren sunar. Güvensiz bir dünyadır bu. İyiliğe, sevgiye, şefkate yer ol(a)mayan bir dünya. Nahit Sırrı’nın roman ve öykülerine psikanalitik açıdan yaklaşan Hülya Dündar Şahin, Türkçe edebiyatta “şeytanilik” denince ilk akla gelen metinlerin bu yazarının “entrika” temelinde ördüğü kozmosu “patolojik narsisizm” bağlamında irdeliyor: büyüklenmecilik, hayran olunma arzusu, kıskançlık, haset, acımasızlık, para ve iktidar hırsı, sömürücülük.

20. yüzyıl Türkiyesi’nde yaratılan eşitlikçi, özgürlükçü edebiyattan farklı bir kulvarda yol alsa da, külliyatıyla toplumdaki “dikey” ilişkilerin ve hiyerarşik mekanizmaların adeta sistematik bir panaromasını sunan Örik’in bütünlüklü bir portresine ulaşmayı hedefliyor.

352 s. İstanbul 2017

0001698612001-1.jpg

Hazırlayan:Yücel Demirer

ATATÜRK

BELGELER, ELYAZISIYLA NOTLAR, YAZIŞMALAR

Yapı Kredi Yayınları

Bu kitap, büyük bir bölümü Atatürk’ün kendi elyazısıyla yazdığı, Yapı ve Kredi Bankası Arşivi’nde bulunan Atatürk’le ilgili belgelerden derlenmiştir:

Mustafa Kemal Paşa’nın yaveri tarafından tutulmuş küçük bir defterdeki Birinci Dünya Savaşı sırasındaki yazışmaları, Birinci Meclis’e milletvekili yollamak istemeyen Yozgat eşrafının mektubu, Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis Başkanı seçilmesinden sonra yaptığı konuşmanın metni ve Arif Oruç’la mektuplaşması, Şehzade Ömer Faruk Efendi’nin Anadolu’ya geçmesiyle ilgili yazışmalar, Londra Konferansı hakkında Mustafa Kemal Paşa’nın yazısı, Anadolu’daki savaşın olumsuz sonuçlanma ihtimali karşısında Meclis’in Kayseri’ye taşınmasıyla ilgili yazışmalar, Cemal Paşa’nın Paris’teki temaslarıyla ilgili Mustafa Kemal Paşa’ya mektupları, Başkumandanlık tartışmalarıyla ilgili muhaliflerin eleştirilerine cevaplar, 30 Ağustos Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal Paşa’nın bildirisi, Saltanatın Kaldırılması hakkında Meclis’te yaptığı konuşmanın kendi elyazısıyla notları ve İsmet İnönü’nün başbakanlıktan ayrıldıktan sonra CHP grubunda yaptığı konuşma metni orijinalleriyle birlikte yer almaktadır.

‘‘Türk Kurtuluş Savaşı’nın biri dışa öbürü de içe karşı olmak üzere iki yüzü vardır. Aslında hemen hemen bütün kurtuluş savaşlarında bu olguya rastlanır. Türk Kurtuluş Savaşı’nın dışa karşı olan tarafı en fazla izlenmiş cephesidir. Fakat bu olayı askerî bir çerçeveye hapsolmuş olarak da görmemek gerekir. Çünkü her savaş aslında, ünlü bir savaş uzmanının söylediği gibi, siyasetin başka araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey değildir. O halde,

Ulusal Kurtuluş Savaşımız hangi siyasetin silahlarla sürdürülmesi demek olmuştur? İlk sorumuz bu olmalı.’’

-Bülent Tanör-

380 s. İstanbul 2017

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)