• BIST 107.160
  • Altın 145,853
  • Dolar 3,5202
  • Euro 4,1375
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 1 Kasım 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 1 Kasım 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

karanlik-kalbimin-cirasi-kizlar79fc75d5ac3c3864c032734d17cc614a-(1).jpg

Karacaoğlan
Hazırlayan: Şehmus Ay
KARANLIK KALBİMİN ÇIRASI KIZLAR
Kırmızı Kedi Yayınları

Karacaoğlan... doğayı, kadını ve şiiri yeniden yaratan insan. İnsanı, bedeniyle sonsuzluğa dönüştüren bir büyük arzu tutanakçısı. Tanrıya en güzel şirk, tanrının en yüce günahkârı. Güneş doğup şafak atmakta sandım / Meğer yârin düğmeleri çözülmüş. Dünya birden kadının göğüslerinden bedenimize dolar. Karanlık kalbimiz başka nasıl ışır? Yeni zamanların "erotizm"i, taşı-toprağı, börtü böceği, suyu-bulutu, kirpiği-kaşı da yanına alarak, insanın en soylu aşkı olmuştur. Gelin al çimenli koru / Kız tomurcuk güle benzer. Ne gelin ne kız, ne koru ne gül haset eder birbirine. 

Şehmus Ay, halk şiirimizin kurucularının baskın izleklerini öne alan bir dizi seçki hazırlıyor. Karacaoğlan'ın erotik şiirlerini odağına alan bu kitap, bu emeğin ilki. İnsanı, arzuyla kederin, tutkuyla vazgeçişin ince dengelerine oturtan, "nerde güzel görsem artıyor gamım" diyen bir büyük çekim alanındayız. Karacaoğlan'ın en gizli, en büyük penceresinden bir daha bakalım insanın gizlerine. Elbette bakmanın ötesini hiç unutmadan.

144 s. İstanbul 2016
 

joseph-beuysb2c9b2383600ed11a34c38ab01031107.jpg

Ener Merdaner
JOSEPH BEUYS-SANATI VE FELSEFESİNE BİR BAKIŞ
Tekhne Yayınları

Joseph Beuys, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki sanatın en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı sanatçılarından biri olmuştur. Heykel, yerleştirme, çizim, grafik ve performans alanlarındaki çalışmalarında şamanizmden ve Rudolf Steiner'in antropozofi öğretisinden etkiler taşıyan ezoterik ve mistik kavramları kullanmıştır. Sanatsal faaliyetlerinin yanında sanat kuramı, eğitim, sosyal felsefe ve politika alanlarında da yaptığı çalışmalarla etkili olmuştur.

119 s. İstanbul 2016
 

nigredo-durayazmake398376e067b2ee861105efb0872920b.jpg

Enis Batur
NİGREDO-DURAYAZMAK
Kırmızı Kedi Yayınları

"Kendi zemininde bir külliye inşaatına girişen, ana yapılarla olmazsa olmaz ara yapılar arası mekik dokuyarak yolcu yolunda ilerleyen kişi ördüğü, öreceği duvarların bakışlarını her seferinde tartmak zorunda olduğunu baştan bilmelidir; hele tanıdığı tek kudret Helios ise: Işığın gün boyu, evet gece boyu hareket düzeni onun kimi duvarları kör, hangilerini pencereli, hangi penceresini nasıl tasarlayacağını belirler: Bunlar, aslında, yalnızca nereden nereye bakılacağıyla sınırlı bir kaygıdan kaynaklanan seçimler, ölçüler sayılmaz, bir o kadar da iç'in, içerisi'nin nereden/nasıl/ne denli görülmesini istediği, nereden görülmesini istemediğine de sıkısıkıya bağlıdır.
...
Nigredo, durayazmak, içerdiği yakın tarihli vas/ziyet metninden sınırları, kapsama alanı, rakım ölçüleri esnek, dolayısıyla belirsiz geleceği için, bu kez bir pencereyi değil de bir kapıyı aralık bırakıyor. Odadan odaya, yapıdan yapıya bir dolu kapı kurulmuş, geçeneklerin ve dehlizlerin öteki uçlarında başka kapılar, bir de, ah tabiî, aşağı yukarı merdivenlere açılanlar, kimi ardına kadar açık, bazıları kilitli, birinden ötekine çilingir, anahtar destemi şakırdatarak yürümüşüm ve bu en yeni, aralık kapıdan, gerçekte epey olmuş, kırık ışıklı boşluğa geçmişim - yerini kestiremediğim son, çıkış kapısına doğru yürüyorum: Kafam, ellerim dolu."

340 s. İstanbul 2016
 

mor-gecelerin-suskun-dili-pdf-kitap-indir-37115.jpg

Emine Çal
MOR GECELERİN SUSKUN DİLİ
Kanguru Yayınları

"Hayat tekdüzeydi. Hayalleri de sohbetleri de hep aynı mealdeydi. İrat nasıl olacaktı? Ne kadar ekin hasat edebileceklerdi? Savaş çıkar mıydı, çıkmaz mıydı? Yokluk, kıtlık, ekinlerine el koyan devlete kızgınlık. Çocukluk ve askerlik hatıraları, atalarından bu yana dilden dile gelen hikâyeler… Kadınların kendi aralarındaki küçük dedikodularıyla, kimin ne dediği, ne yaptığı, kimin oğlu ya da kimin kızının evleneceği, kimin kimle münakaşa ettiği, kıskançlıkları ve çekememezlikleriyle hayat akıp gidiyordu.

sürgünün, göçlerin, zorunlu iskânın… 
Konar- göçerlerin, otlak kavgaları, yerleşik düzene
geçmeye ve ziraatla uğraşmaya zorlanmaları, Tımar beylerine
ödenen ağır vergiler, toprak ağalarının peyda olması,
tımar sisteminin saltanat haline gelmesi.. Ve savaşlar, savaşlar…"

Bu kitap Anadolu coğrafyasının nerdeyse yüz yıllık serüveninden bir kesiti, bir kız çocuğunun gözünden-gözlemlerinden okura aktarıyor. Bu kesitin içinde acılı günlerin, yoklukların, savaşların ve kuşaktan kuşağa aktarılacak olan travmaların izleri sürüyor. Büyük coğrafyamızdaki sürgünleri, tehcirleri, zorunlu yerleşimleri ve göçe tabii tutulan bin yıllık kültürleri ve onun arkada bıraktığı derin mirasları da anlatıyor.

Nerden gelip nereye doğru gittiğimizi ısrarla duyumsatıyor. Büyülü bir anlatım, sarsıcı bir roman.

192 s. İstanbul 2016

yazarlar-elestiriler-anilar24b5664cde217ec5a403ec9680447a30.jpg

Emre Kongar
YAZARLAR, ELEŞTİRİLER, ANILAR
Remzi Kitabevi

Emre Kongar'dan yazarlar üstüne tartışma yaratacak değerlendirme ve eleştiriler… Emre Kongar, sanat ve edebiyat çevreleriyle çocukluğundan beri içiçe yaşama şansına sahip olmuş bir yazar ve bilim adamı.

-Yahya Kemal'in çocukluğu ve İstiklal Savaşı yazıları 
-Attilâ İlhanve Troçkizm
-Melih Cevdet'in bilinmeyen dizeleri
-Ömer Seyfettin ve İttihatçılar
-Aziz Nesin ve Aydınlar Dilekçesi
-Halikarnas Balıkçısı ve Anadolu tanrıları
-Tahiriler-Eyyubiler tartışması
-Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın son söyleşisi
-Hilmi Yavuz, Orhan Pamuk'u eleştiriyor
-Orhan Pamuk ve Ilımlı İslam
-Elif Şafak-Adalet Ağaoğlu polemiği 
-Hocaefendi'nin Sandukası'ndaki gizem!

160 s.

İstanbul 2016

 

hitler-in-unutulan-cocuklari0c5774efc437e0c82c0202d4a884593e.jpg
Tim Tate, Ingrid Von Oelhafen
HİTLER’İN UNUTULAN ÇOCUKLARI
Beyaz Baykuş Yayınları

Ingrid yıllar boyu annesinin onu neden sevmediğini düşündü. Neden onu yanına yaklaştırmıyordu? Neden uzaklara gönderiyordu? Çünkü o annesi değildi. Çünkü Ingrid, Heinrich Himmler'in Ari Irk yaratma projesinin bir parçasıydı. Ailelerinden kaçırılarak uzaklarda yetiştirilen yarım milyon çocuktan biri...1942 yazında, Nazi istilası altındaki Yugoslavya'da aileler çocuklarını incelenmeleri için SS askerlerine teslim etmeye mecbur bırakıldılar. Bunlardan biri de dokuz aylık Erika Matko'ydu ve Nazi doktorlarına göre "Hitler'in Çocuğu" olabilecek kadar safkandı. Erika Almanya'ya götürülerek Nazi Partisi'ne yakın olan Oelhafen ailesine verildi. Fakat yıllarca sadece bir "proje" olarak, sevgisiz ve mutsuz yaşadı. Kalbinin sesini dinleyen Ingrid yıllar sonra gerçek kimliğinin izlerini sürmeye başladı.
Naziler pek çok kaydı ortadan kaldırmış olsa da Nürnberg Mahkemeleri'nde kendi kaçırılma olayının duruşma tutanakları da dahil olmak üzere pek çok dokümana ulaştı. Doğum yerini bulduğunda ise onu o zamana kadar öğrendiklerinden çok daha büyük bir sürpriz bekliyordu: Yıllar önce annesine kendisi olduğu söylenerek başka bir bebek verilmişti.

Ingrid Oelhafen, gerçek adıyla Erika Matko'nun gerçek yaşamöyküsü aynı zamanda müthiş bir tarih dersi!

216 s. İstanbul 2016
 

birinci-dunya-savasi-ve-osmanli-imparatorlugu-nun-sonu9ebcb5804a57fb65f3bae574c3270b27.jpg

Hüner Tuncer
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI OSMANLI DEVLETİNİN SONU
Tarihçi Kitabevi

Birinci Dünya Savaşı arifesinde İngiltere Dış İşleri Bakanı Sir Edward Grey şöyle demekteydi: "Avrupa'nın her yerinde lambalar sönmekte! Yaşamımız boyunca onların yeniden yandığını bir daha göremeyeceğiz!"

Doç. Dr. Hüner Tuncer tarafından kaleme alınan bu kitapta; 1914-1918 yıllarında Avrupa cephelerinde yer alan muharebeler ile aynı yıllarda Osmanlı Devleti'nin farklı cephelerde yürüttüğü savaşlar üzerinde ana hatlarıyla durulmaktadır. 

Hüner Tuncer, kitabını öncelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun 20. yüzyılın başlarında içinde bulunduğu vahim durumu ve bir zamanlar askeri gücünün üzerinde başka bir güç tanımayan Osmanlı'nın, bu alanda dahi varlık gösterememesini gözler önüne sermek amacıyla kaleme aldığını belirtmektedir. Osmanlı'nın yeniden diriltilmesine ve saatin geriye döndürülmesine olanak yoktur! Türkiye Cumhuriyeti; laik, demokratik ve çağdaş bir devlet olarak, 21. yüzyıl dünyasında yerini almıştır. Bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

192 s. İstanbul 2016
 

fransiz-uclemesi30439d27d58e57e05d2e707094ea3a61.jpg

Karl Marx
FRANSIZ ÜÇLEMESİ
Fransa'da Sınıf Mücadeleleri, Louis Bonapart'ın 18 Brumaire'i, Fransa'da İç Savaş
Yordam Yayınları

Marx'ın Fransa'daki sınıf mücadelelerine ilişkin üç kitabı, Fransız Üçlemesi başlığıyla tek kitapta toplandı; ciltli-sert kapak olarak…

Fransız Üçlemesi, Karl Marx'ın Fransa'daki sınıf mücadeleleriyle ilgili üç temel eserini bir araya getiriyor: Şubat 1848 Devrimi sonrasında yaşanan gelişmelerin çözümlendiği Fransa'da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850 ile Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i ve 1871 Paris Komünü deneyiminin çözümlendiği Fransa'da İç Savaş. Ayrıca, Fransa'da İç Savaş'ın birinci ve ikinci taslakları da kitapta yer alıyor.

Fransa'daki 1848 Şubat Devriminde, işçi sınıfı, siyaset sahnesine ilk kez ayrı bir sınıf olarak çıkmış, cumhuriyetin ilan edilmesini sağlamış ve bu cumhuriyetin "sosyal" bir cumhuriyet olması için mücadele etmişti. Egemen sınıfların karşılığı, işçi sınıfını erken bir ayaklanmaya zorlayarak, aynı yılın Haziran ayında bir katliam gerçekleştirmek oldu. "Burjuva cumhuriyeti"nin gerçekte "burjuva diktatörlüğü"nden başka bir şey olamayacağı görüldü. Fransa'da Sınıf Mücadeleleri'nde, işçi sınıfının kapitalist düzen ve onun siyasal kurumları hakkındaki yanılsamalarını çözümlenirken, yenilgilerden çıkarılması gereken dersler tarif ediliyor. Engels'in 1895 tarihli kapsamlı Giriş yazısına ise, Almanya'daki sosyal demokrat parti yöneticilerinin o dönemdeki dayatmaları nedeniyle istemeden çıkardığı pasajları da içeren eksiksiz hâliyle yer veriliyor.

1848 yılının Aralık ayında halkın büyük çoğunluğunun oylarıyla cumhurbaşkanlığına seçilen Louis Bonaparte, Aralık 1851'de bir hükümet darbesi gerçekleştirerek Fransa'daki İkinci Cumhuriyet dönemine son verdi. 18 Brumaire'de, sıradan ve gülünç bir maceracının kahraman rolünü oynamasını mümkün kılan koşullar çözümlenirken, burjuva cumhuriyetçilerinin ve küçük burjuva cumhuriyetçilerinin politikalarının, Louis Bonaparte'ın Aralık 1852'de kendisini imparator ilan edebilmesine nasıl yol açtığı da ortaya koyuluyor.

Louis Bonaparte 1870 yılında Prusya'ya açtığı savaşta esir düşmüş, ülkede cumhuriyet ilan edilmiş, burjuva siyasetçileri tarafından bir "ulusal savunma" hükümeti kurulmuş ve Paris, Prusyalılar tarafından kuşatma altına alınmıştı. Hızla bir "ihanet" hükümetine dönüşen ve başkentin Prusya'ya teslim edilmesi için çaba harcayan iktidara direnen halk, 18 Mart 1871'de Paris'in yönetimini kendi eline aldı. Fransa'da İç Savaş'ta, tarihteki ilk işçi sınıfı iktidarını, yani Paris Komünü'nü ortaya çıkaran koşullar, Komün'ün siyasal ve toplumsal önlemleri ve yıkılmasının nedenleri çözümleniyor.

Fransa'da İç Savaş'ın taslakları ise, eserin ortaya çıkış süreci hakkında bilgilendirici olmanın yanı sıra, Marx'ın nihai metinde özetleyerek aktardığı bazı sonuçlarla ilgili daha geniş kapsamlı değerlendirmelerini içeriyor.
Erkin Özalp'in Almancadan yaptığı özenli çeviriyle…

495 s. İstanbul 2016
 

bogaz-in-dort-muhafizi15ffea1db54637a11d33286d790585b6.jpg

Samet Altıntaş
BOĞAZIN DÖRT MUHAFIZI
Destek Yayınları

İstanbul Boğazı... İçinden deniz geçen şehrin hikâyesi bu medeniyetin bağrında saklı sanki... Ahmet Hamdi Tanpınar'a göre, şehr-i İstanbul'un kıyafetidir Boğaz: "Onun kendisine seçtiği elbiseye bürünürler. Bu bazen bir musikinin sırmadan hilatı olur, bazen sadece mehtabın sarı gülleridir, bazen yaşayan günün dilde ve damakta dolaşan lezzeti veya dört bir taraftan semt ve mahalle adlarının hayalimize birbiri ardınca sunduğu hatıralardır."
Geleneğe göre, Boğaz'ın dört manevi bekçisi vardır: Üsküdar'da Aziz Mahmud Hüdayi, Beşiktaş'ta Yahya Efendi, Beykoz'da Yuşa Aleyhisselam ve Rumeli Kavağı'nda Telli Baba. Bu dört ulu insan, bugün bile konuşmaya devam ediyorlar. O yüzden bizden çok zaman evvel yaşamış bu kişilerin hayatlarına kendi dünyamızdan kulak kabarttığımızda, bir rayiha serinliğindeki hikâyelerinin tazeliğine bakıp şaşıyoruz. Belki de ruhumuzun hüviyetini bu seslere dokundukça yeniden tanımladığımız için geçmişi fethetmenin hazzını, ardından rüyaların dalgınlığını yaşıyoruz. Milyonluk şehir İstanbul'da, bin bir meşakkatle türbesini ziyaret edenler, münevver kabrine bir Fatiha okumak için gelenler, hep aynı duygu tayfının içinde aslında.

Boğaziçi medeniyeti şifahi bir kültür demek değil mi? Orada, mazinin diriltici saflığı, gökyüzü kadar parlaktır. Dolayısıyla burada hayat bulmuş öyküler, uyku değil halen devam eden bir rüya ki ara ara zamanın perdesini sıyırıp; karşımıza çıkan dejavular, hakikat denizinde seyahat etmemizi sağlayan "sessiz gemi"ler aslında.

Samet Altıntaş, İstanbul şehir kitaplığında bir ilke imza atıyor. "Boğaz'ın Dört Muhafızı"nı elinizdeki çalışmada bir araya getiriyor. Ve bir tarihçi olarak, geçmişi yeniden inşa ediyor.

176 s. İstanbul 2016
 

sosyalizm-ve-insan-ruhuc5c1ba82dd87cbd4ca33402b4cdc33e4.jpg

Oscar Wilde
SOSYALİZM VE İNSAN RUHU
Metis Yayıncılık

"Sosyalizmin tesisinden elde edilecek en büyük kazanç, bizleri o pek sıkıcı şeyden, başkaları için yaşama zorunluluğundan kurtarması olacaktır." Oscar Wilde'ın bu açılış cümlesi, toplumsallığa değil de bireyselliğe vurgu yapan bir sosyalizm anlayışına karşılık geliyor. Kalabalıkların inanç ve değer yargılarının çoğu zaman mutlakiyetçi otoriteye yol açtığını çok erken bir tarihte görmüş olan Wilde, geleneksel ahlakçılıklara, din temelli hayır kurumlarına karşı çıkar, belirleyici olanın insanın hayırseverliğe muhtaç olma durumundan kurtulması olduğunu vurgular.
 
Öyle bir kurtuluş ki, sömürüyü ortadan kaldırarak insanlara kendi hayatlarını zenginleştirmede eşit imkânlar yaratsın, böylece bir insanın başka bir insana acımasının, yardım etmeye çalışmasının, ama bir türlü gerçekten yardım edememesinin bütün manevi yükünü de ortadan kaldırsın. İnsanın gerçek özgürlüğü de burada yatmaktadır.

Sosyalizm ve İnsan Ruhu'nu Roll Dergisi 2000 yılında, Fatih Özgüven'in çevirisiyle ve başka yazarlardan alıntılarla yayımlamıştı. Aradan geçen yıllara rağmen metnin ve derginin katkısı olan alıntıların bugün de son derece güncel olduğunu düşündüğümüz için Roll edisyonunu aynen yayımlıyoruz.

136 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

bakmak-dinlemek-okumak3542a5518884a43a85be3311cce13e4b.jpg

Claude Levi- Strauss
BAKMAK DİNLEMEK OKUMAK
Yapı Kredi Yayınları

Yaban Düşünce ve Yapısal Antropoloji gibi yapıtlarıyla sosyal bilimlerde çığır açan dünyaca ünlü antropolog/etnolog Claude Lévi-Strauss (1908-2009) bu kez "bakışı"nı sanat yapı't'ları üzerine çeviriyor.

Lévi-Strauss bu kitabında Poussin ve Ingres'in resimleri, Rameau'nun Castor ve Pollux operası, Diderot ve Rousseau'nun dil ve güzel sanatlar üstüne düşünceleri, André Breton'la yaptığı "belge olarak sanat yapıtı" hakkında yazışmalar, Rimbaud'nun meşhur "Sesliler" sonesi ve Amerikan yerlilerinin elişleri üzerine ufuk açıcı bir okuma şöleni sunuyor. 

"British Columbia'daki Thompson Kızılderilileri'ne ait bir tozlukta deri püsküller bulunur. Bunlardan kimileri öylece bırakılmışken kimileri de kemikten ya da camdan boncuk dizileriyle süslenmiştir; bunlar da öyle düzenlenmiştir ki, kemikli püsküller camlı püskülleri, boncuklu püsküller de boncuksuz olanları izler. Boas'ın dikkatini çeken şey, bu tozluklar giyildiğinde, giyen hareket etse de etmese de, püsküllerin birbirine karışmasıdır. Onları işleyen kadın nasıl görünecekleri üstüne düşünmemiştir. Yaptığı hesapların, bunlara işinde uymak için gösterdiği özenin tek kaynağı, sadece bunları yapmaktan aldığı haz olabilir."

156 s. İstanbul 2016
 

osmanli-dan-gunumuze-turkiye-de-siyasal-hayat6c877d278b4a643304f580a75912954e.jpg

Kolektif
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE SİYASAL HAYAT
Yordam Yayınları

Osmanlı'dan Günümüze Türkiye'de Siyasal Hayat'ı kendi kulvarındaki öteki kitaplardan ayıran 
başlıca özellik, "siyasal hayat"ı kavrayış biçiminde yatıyor. Siyasal hayatı, dünya-tarihsel bağlamı içine yerleştirerek, iktisadi koşullar ve kültür hayatıyla ilişkilendirerek ele alan kitap, bunların tümünün gerisindeki dinamiğin toplumsal sınıflar arasındaki ilişkiler ve çelişkiler olduğunu gözetiyor. Türkiye siyasal ve toplumsal tarihinin önemli dönemeçlerine göre ayrılan her bir bölüm kendi içerisinde dört aşamalı bir izleği takip ediyor: iktisadi ve toplumsal koşullar, siyasal gelişmeler, dünyayla ilişkiler ve kültür hayatında eğilimler. Bu izlek, Türkiye siyasi tarihinin olgu ve olaylarındaki ayrıntı zenginliğini belirli bir teorik perspektif ve analizle yerli yerine oturtmayı, ilişkilendirmeyi ve soyutlamayı mümkün kılıyor. Her bir dönemin özelliklerini yansıtan portreler, çerçeve yazılar, belgeler ve fotoğraflar da kitabın anlatımını zenginleştiriyor.

"Bu muhteşem çalışmaya katkıda bulunan genç tarihçilere, sosyal bilimcilere sonsuz teşekkürler..."
-Prof. Dr. Korkut Boratav-
"Hegel'e göre, gerçeklik bir bütünlüktür. Marx'a göre de, yaşam ancak bütünlüğü içinde kavranabilir. Türkçesi, "parça ancak parçası olduğu bütünlük içinde anlam kazanır". Önünüzdeki kitap, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan başlayıp günümüze uzanan büyük süreci işte bu anlayışla gözler önüne seriyor. Bu bir tarih çalışması, ama basit bir siyasal tarih, iktisadi tarih ya da kültür tarihi değil. Bütünlükçü bir kaygıyla kaleme alınmış bir "yaşam tarihi". Büyük değeri buradan kaynaklanıyor."
-Prof. Dr. Cem Eroğul-

976 s. İstanbul 2016

iran-aklin-imparatorlugub235c09b508e3a092cb9c4c6a3d0457a.jpg
Michael Axworthy
İRAN-AKLIN İMPARATORLUĞU
Say Yayınları

İran… Saldırgan bir güç mü, yoksa bir kurban mı? Yayılmacı mı, yoksa savunma durumunda olan bir ülke mi? Şiiliği ılımlı mı, yoksa şiddet dolu ve devrimci mi? Bu sorulara farklı cevaplar verilebilir ancak ortada bir gerçek var: İran dünyanın en eski medeniyetlerinden biridir ve başından bu yana düşünsel açıdan dünyanın en gelişmiş, en karmaşık medeniyetleri arasında yer almıştır.

Michael Axworthy, Zerdüşt Peygamber zamanından kudretli Pers imparatorluklarına, klasik şairlerden çağdaş İran edebiyatının ve kültürünün temsilcilerine, Şah Pehlevi döneminden 1979 İslam Devrimi'ne, tartışma yaratan siyasi figürlerden günümüz politikalarına kadar tarihsel öneme sahip unsurları ele alarak İran'ın canlı tarihinin izini sürüyor, ortak temel üzerinde hüküm sürmüş hanedanları ve günümüz İran'ının şaşırtıcı etnik çeşitliliğini ilgi çeken taraflarıyla, okuyucuyu tarihler ve isimler karmaşasına sokmadan ele alıyor.

Bir şekilde dünya gündemini meşgul edebilen İran'ın tarihine, yapısına ve amaçlarına yönelik sorulara net bir şekilde yanıt veren İran: Aklın İmparatorluğu, bu çetin ve mistik ülkeyi anlamak için iyi bir rehber.

"İran tarihi üzerine şu ana kadar yazılmış en iyi tek ciltlik kitap."
-New Statesman-

"Bir romandan bile daha sürükleyici… İran: Aklın İmparatorluğu'nun gözünden günümüz İran'ı ve karşılaştığı zorlukları okumak, binlerce belgesele ve makaleye eşdeğer."
-Robert Irwin, Prospect-

408 s. İstanbul 2016
 

 

unnamed-040.jpg

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)