• BIST 106.239
  • Altın 161,217
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 12 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 10 Ekim 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 10 Ekim 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

kureb9e42c9aefeeb3e9532ac080385ad98b.jpg
Murathan Mungan
KÜRE
Metis Yayıncılık

"Şiir sanatı üzerine görüşlerimi içeren poetik kitapçıklar dizisinin ilk kitabı… Şiirin tükenmez kıvılcım ocağından aklımın payına düşenleri paylaşmak istedim. Bunun için de birçok düşünce ve deneme kitabının vazgeçilmezi olan 'fragman'lar biçiminde ilerleyen bir tarzı tercih ettim."

116 s. İstanbul 2016
 

baslama-yeri94df2fd4f5480cd82fb6a93bd9b93a03.jpg
Ursula Le Guin
BAŞLAMA YERİ
Ayrıntı Yayınları

Başlama Yeri, Ursula Le Guin'in en önemli yapıtlarından biri; fantastik edebiyatın nadide metinlerinden. Aşkın, tutkunun, hayalgücünün ve serüvenin iç içe geçtiği roman nefes kesen olaylarla yüklü. 

Romanın esas karekterlerinden biri olan Hugh Rogers tekdüze ve sıkıcı hayatından bıkıp usanmıştır. Hayatını değiştirmek için çaba göstermektedir. Arayışları sonuç verir ve derken günün birinde beklenmedik bir şey olur: Hugh Rogers kendisini cennetten farksız, değişmeyen alacakaranlığıyla Tembreabrezi'ye, yani "başlama yerine" götürecek olan kapıyı bulur. Irena Pannis ise başlama yerini bulduğunda henüz on üç yaşındadır. Aradan yedi yıl geçer, Irena Pannis büyüyüp serpilir, genç ve güzel bir kadın olur. Dağkenti'ne izinsiz giriş yapan Hugh Rogers ile karşılaşır. Bu karşılaşmanın hemen ardından devasa bir gölge Dağkenti'ni yıkmakla tehdit eder. Hugh ve Irena bu gölgeyi bulup kovmak için bir araya gelir ve yola çıkarlar. Yolculuk esnasında birbirlerine âşık olurlar. Yeni bir başlangıca ya da kaçınılmaz bir sona doğru mu sürüklenmektedirler..?

224 s. İstanbul 2016

alacakaranlikta-bir-oyku47c32aa20a3fbeeaee6d297156c50a0d.jpg

Stefan Zweig
ALACAKARANLIKTA BİR ÖYKÜ
Ayrıntı Yayınları

Bütün yapıtlarında ele aldığı konularla ve anlatımıyla okuru kolayca kendine bağlayan Stefan Zweig okurunu düşündürür de. Çünkü o bir umut yazarıdır. Her zaman barışı, iyiliği düşleyen, savaş karşıtı, çok yanlı insancıl bir yazardır. Eserleriyle okurunu yüreklendirir, onu kendine tiryaki eder, ona yaşam sevinci aşılar.

Her şeye hümanizmin penceresinden bakan Stefan Zweig yazar olarak özgürlüğüne çok düşkündü. O insanlığın birliğini arzulayan kozmopolit bir insandı. Yapıtlarında hep bir hoşgörü düşüncesinden yola çıkan Zweig'ın misyonu Avrupalı sanatçılarla edebiyatçıları ortak barış uğruna bir araya getirmekti.

"Alacakaranlıkta Bir Öykü" ve "Yakıcı Sır" adlı iki hikâyenin yer aldığı bu kitapta, insanın içindeki gizemli dünya ile saf arzuların buluştuğu ve çatıştığı anlar yine Zweig'a özgü yaratıcı ve etkileyici bir üslupla sunuluyor. Çağdaş edebiyatın, nadide örneklerinden…

128 s. İstanbul 2016
 

beni-odulle-cezalandirmaba5b0cec7df5a24d15b3851231bd2b7f.jpg

Özgür Bolat
BENİ ÖDÜLLE CEZALANDIRMA
Doğan Kitap

Çocuk Eğitiminde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar! Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı? 

- Ödül, neden motivasyonu düşürür? 
- Ödülle değerler neden öğretilemez?
- Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?
- Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir? 
- Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
- Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?

Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor. 

Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor. 

Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.
Dr. Özgür bolat
Eğitim Bilimci

248 s.İstanbul 2016

ahmak-wilson-in-trajedisi428c41ca9a3209175bcb8a6003572027.jpg

Mark Twain
Ahmak Wilson'ın Trajedisi
Maya Kitap

"Twain güçlü bir edebiyatçı. Adeta yanan ateşin yanında, örsünün başındaki bir nalbant gibi. Sertçe vuruyor ve her darbesiyle iz bırakıyor." 
-Maksim Gorki-

Ahmak Wilson'ın Trajedisi, genç bir köle kadının 1/32 oranında siyahi olan çocuğunu köle olmaktan kurtarmak için efendisinin çocuğuyla değiştirmesi ile başlıyor. Kitap, 19. yüzyılın gizem romanlarındaki tüm detaylara yer veriyor: Değişen kimlikler, işlenen korkunç bir suç, tuhaf bir dedektif, şüphe dolu bir mahkeme sahnesi, alışılmamış ve şaşırtıcı bir son.

Ancak bu kitap yalnızca bir gizem romanı değil. Bu esprili ve satirik roman, ırklar arası eşitsizliğe ve köleliğe sert bir eleştiri getiriyor. Eleştirmenlere göre bu kitap, Twain'in en ironik, en komik ve aynı zamanda eleştirel yönü en güçlü romanlarından.

"Muhteşem bir yazarın başyapıt düzeyinde bir çalışması ve değeri bilinmemiş bir klasik…" 
-F. R. Leavis, Edebiyat Eleştirmeni-

200 s. İstanbul 2016
 

dort-okuma-kitabid76bde91819ef403ef552193804cf92e.jpg
Lev Tolstoy
DÖRT OKUMA KİTABI
Encore Yayınları

Öyle bir öyküler ormanı ki kah bir masal, kah gerçek bir hayat hikayesi, kah bir bilimsel tasvir. Prensesler, tilkiler, geyikler, çiftçiler, avcılar, ırmaklar, ağaçlar, kargalar, köpek balıkları... Hepsi de acımasız bir hayatta kalma içgüdüsüyle ama aynı zamanda düşmanca bir dünyaya karşı tek gerçek silah olan bir yüce gönüllülük ahlakıyla hareket ediyor. Tolstoy kendi arazisinde yaşayan köylü çocukları için okullar kurmuş, onların sınır tanımayan düşgücünden, bazen bize göre bambaşka olan bakış açılarından doğmuş öyküleri kağıda dökmüştü. Sayıları on ikiye varan okulların kapısında "özgürce gir, özgürce çık" yazılıydı. Tolstoy'un öğrencilerine ve onların düşgücüne tanımak istediği özgürlüktü bu. Hayatının en anlamlı, en mutlu deneyimi olarak hatırladığı bu dönemden bizim payımıza düşen, hem çocuklar hem de yetişkinler için paha biçilmez anlatılardır.

Üç yaştan itibaren büyük küçük herkesin okuyabileceği veya dinleyebileceği metinler herkes için özellikle de ilk ve orta okul çağındakiler için benzersiz bir eğitsel değere sahip. Bir yandan da sadelik ve incelikleriyle şaşırtıp gülümsetiyorlar bizi. 

Geyik yavrusu bir gün annesine; "Anneciğim," demiş, "sen köpekten daha iri ve güçlüsün, üstelik kendini savunman için kocaman boynuzların var, köpeklerden neden korkuyorsun?"

Geyik gülmüş: "Doğru söylüyorsun, yavrucuğum. Ama işin kötü tarafı, köpek havlamasını duyar duymaz kaçmaktan başka bir şey düşünemiyorum."

Balıklar suda, insanlar havada soluk alır ve yaşarlar. Balıklar, kendileri hareket etmedikleri ya da suyun kendisi dalgalanmadıkça suyu ne görürler ne de sesini duyarlar. Biz de kendimiz ya da hava hareket etmedikçe havanın sesini duymayız.

420 s. İstanbul 2016
 

james-joyce4ac8e254c299c8cbdac13e218e88906a.jpg

Andrew Gibson
JAMES JOYCE
Yapı Kredi Yayınları

James Joyce öteden beri "uluslararası modernizm" çerçevesinde ele alındı. Dünya edebiyatının en radikal yol açıcılarından biri olan Joyce'un hayatının ve yazdıklarının yeniden değerlendirildiği bu eleştirel biyografide ise Andrew Gibson yazarın hem hayatını hem de eserlerini İrlanda bağlamı içine yerleştirip bunların İrlanda tarihi, siyaseti ve kültürüyle sıkı bağlarını gözler önüne seriyor. İrlanda'nın iki "emperyal efendisi" ile, yani Britanya İmparatorluğu ve Katolik Kilisesi ile olan ilişkisinin Joyce'un bütün eserlerine nasıl damgasını vurduğunu, Joyce'un gönüllü "Avrupa sürgününde" bile İrlanda'yı nasıl takip ettiğini, yazarın gazete yazılarından mektuplarına, öykülerinden Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi'ne, Ulysses'e ve Finnegans Wake'e varan bir yelpazeden seçtiği örneklerle gösteriyor. Böylece sadece Joyce'u değil edebiyatta modernizmi de yeni ve daha yerel bir çerçeveye oturtuyor. 

Gibson'ın James Joyce'u, bu büyük yazarı hep merak edip yaklaşmakta tereddüt etmiş olanlar için yazarın kitaplarına sağlam bir giriş niteliği taşırken, Joyce'a aşina olanlarda ise yazarın eserlerine yeniden, başka bir gözle bakma isteğini tetikleyecek kısa ama yoğun bir eleştirel biyografi. 

184 s. İstanbul 2016

 

yedi-kadinc9d632b98817630175e5f08c44e1156f.jpg
Lydie Salvayre
YEDİ KADIN
Alakarga Yayınları

Lydie Salvayre, erkek egemen bir edebiyat ortamında var olmaya çalışan mücadeleci yedi kadını anlatıyor: Emily Bronte, Djuna Barnes, Sylvia Plath, Colette, Marina Tsvetaeva, Virginia Woolf ve Ingeborg Bachmann. Yaşam mücadelelerine ve yazın dünyasında ayakta kalmaya çalışan bu kadınları çocukluklarından, eğitim hayatlarından, aile yaşantılarından, aşklarından, edebiyat dünyasındaki tecrübelerinden kesitlerle aktarıyor. 7 Kadın'ı okurken kadınlık hallerine, kadının gücüne ve edebiyatın iyileştirici yönlerine tanıklık edeceksiniz.

188 s. İstanbul 2016
 

kopek093f81a8c3a9c4bec009934d75c8cc6d.jpg

Paul Nizon
KÖPEK-ÖĞLE VAKTİ GÜNAH ÇIKARTMA
Everest Yayınları

"Canto'yu okudum ve anladım. Sizi kutluyorum ve yeteneklerinizden dolayı sizi kıskanıyorum."
-Max Frisch, kutlama telgrafı, 1963-

Alman dilinin yaşayan en büyük yazarlarından Paul Nizon, Bernhard ve Handke düzeyinde bir biçeme sahiptir. Edebiyatı "özgürce seçilmiş varoluşsal bir görev" olarak gören, biçimsel özgürlüğe her şeyden çok önem veren, sanat tutkunu bir kent gezgini olan Nizon, günümüzde yazınsal tür haline gelmeden çok önce, kurgulanmış özyaşamöyküsü olarak tanımlanan "öz-kurgu" (auto-fiction) biçimini yenilikçi romanlarında kullanmaya başlamıştır.

Köpek, Céline'i, Henry Miller'ı, Bulantı'nın Roquentin'ini anımsatan tavrıyla, kökten bir kırılmanın, geri döndürülemez bir uzaklaşmanın serinkanlı ve şiirsel anlatımıdır. Yoldan çıkmış, ailesini, köpeğini, gönül ilişkilerini terk etmiş, toplumsal yaşamın tüm değerlerine sırtını dönmüş bir sokak serserisinin hikâyesidir bu. Gün boyu kaldırımlarda sürten, çevresindeki marjinal, dışlanmış tipleri inceleyen ve sürekli eski yaşamını, köpeğini, ilişkilerini anımsayan anti-roman kahramanı, yaşamın ve yazının anlamını, mutlak özgürlüğü, kesif yalnızlığı umutsuzca arayışı boyunca, yazarı derinden etkilemiş en öznel temalar aracılığıyla kendisinin yöntemli bir araştırmasına girişir, dünyanın duyusal izlenimlerine müthiş bir dikkatle tanıklık eder.

"Onun günlükleri bir nehir gibidir, bunlar (Paris'i dolaşarak tarayıp biriktirdikleri) akıp gider ve hikâyelere, romanlara girdiğinde, o bu nehirden, karakter adaları yaratır. Sanırım ifade budur. Çok güzel bir tanımlama. Karakter adaları yapar... (Hikâyelerinde) bol özgürlük ve netlik vardır, bunun için onu bazen kıskanırım. Erkeklik de vardır, bunun için de kıskanırım. 
-Peter Handke-

78 s. İstanbul 2016

toplumu-anlatmakcff90473f5442e7daf9ee050fac1e5a0-001.jpg

Howard S. Becker
TOPLUMU ANLATMAK
Heretik Yayıncılık

Howard S. Becker'ın her zamanki rahat ve kıvrak üslubuyla kaleme aldığı eseri şu ezber bozucu iddia ile yola çıkıyor:Toplumu Anlatmak sadece sosyal bilimcilerin tekelinde olan bir uğraş değildir. Romanlar, filmler, fotoğraflar, haritalar ve hatta matematiksel modeller dahi topluma ilişkin bir bilgi üretmenin ve bunu paylaşmanın etkili araçları olabilir. Becker'ın bu noktada verdiği örnekler de en az argümanları kadar ikna edici. Walker Evans'ın fotoğrafları, George Bernard Shaw'un oyunları, Jane Austen'ın ve Italo Calvino'nun romanları ve Erving Goffman'ın çalışmaları bunlardan sadece birkaçı. Kısacası, Toplumu Anlatmak, Becker'ın kendine özgü üslubuyla ve oldukça pratik tavsiyeleriyle, sadece sosyal bilimciler için değil, toplum hakkında bir şeyleri farklı biçimde söylemek isteyen herkes için zihin açıcı bir klavuz.

"Sonraki birkaç saatinizi ufkunuzu genişletmek ve sosyal bilim anlayışınızı derinleştirmek için harcamaya hazır değilseniz okumaya başlamayın. Dahası, sezginin ve orjinalliğin; açıklık ve sade bir yazım tarzıyla bağdaşmadığı inancını da terk etmeye hazır olun."

Larry Gross, profesör, Annenberg School for Communication, University of Southern California.

384 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

gercek-ama-hangi-gercekd6dba69f32d35cf13a78f1f23b6ab430.jpg
Cüneyt Ülsever
GERÇEK AMA HANGİ GERÇEK?
Labirent Yayınları

"O ilaçların bana bir faydası yok ki! Hem içine ne koyuyorlar bilmiyoruz. Bak, sapasağlam kadını öldürdüler, biz aval aval seyrettik."Babasının konuşurken birdenbire değiştiğini, adeta başka bir âleme geçtiğini Emre yıllardır biliyordu. "Baba bak yine sanrılar geldi. Hayal görmeye başladın. İlaçlar..."
"İlaçlar sadece beni yavaş yavaş öldürüyor. Hoş, anneni ilaç vermeden öldürdüler. Sırf ben ellerine kalayım diye!"Paranoid şizofren, emekli matematik profesörü Levent Drama, hastalığının etkisiyle işlediğini düşündüğü bir cinayetin vicdani muhakemesini yaparken, öldürdüğünü düşündüğü Hande Bitez, birkaç gün sonra profesörün itiraf ettiği şekilde öldürülür. Ortada "unutmak" ya da "hatırlamamak" üzerine bilimsel bir muamma varken, "Gerçek ama hangi gerçek?" sorusunun cevabı her şeyden önemli bir sorun haline gelecektir.
Cüneyt Ülsever'den, geçmişle günümüz arasındaki gerilim ve geçişlerle kurgulanmış, usta işi bir roman!

208 s. İstanbul 2016
 

devletle-basa-cikmak57c7ad5bfdc255c4a4ad346bf4ac6a04.jpg

Suraiya Faroqhi
DEVLETLE BAŞA ÇIKMAK
Alfa Yayıncılık

Anadolu köylülerinin hoşnutsuzlukları neden kırsalda isyanlara yol açmadı? Ya da uzak bölgelerin beyleri neden, en zayıf anında bile bağımsızlığını ilan etmek yerine padişaha bağlılığını sürdürdü?

Suraiya Faroqhi Devletle Başa Çıkmak'ta bu soruların etrafında dolanıyor. Ama üretim tarzı tartışmalarından ziyade halkın devlete işi düştüğünde, nasıl bir şekilde devletten şikâyetçi olmadan, kötü şeyin sultana rağmen olduğuna dair incelikli bir üslup geliştirdiğini hikâyelerle anlatıyor. Çünkü eğer komşu kavgası değilse söz konusu olan, en nihayetinde şikâyet edilen şahıs siyasetin alanından çıkacaktı. Siyaset ise sultan ve ayrıcalıklı ekabirler için ayrılmış bir alandı. Sultanın kullarına düşense vergisini ödemek ve siyaset yapmaktan kaçınmaktı. Ama kendisinin kul konumuna vurgu yapıp hamisi sultanın yüce gönlüne seslenebilirdi. Ya da evliyalardan yardım isteyip öte dünyadan medet umabilirdi.

245 s. İstanbul 2016
 

gostergeler-ve-makineler90c539a2312d81c96d3a7a50af42432c.jpg

Maurizio Lazarato
GÖSTERGELER VE MAKİNELER
KAPİTALİZM VE ÖZNELLİK ÜRETİMİ
Otonom Yayıncılık

Lazzarato, kapitalizmde "üretim" ve "öznellik üretimi"nin eklemlenmesini, Deleuze ve Guattari'yi izleyerek, "toplumsal tabi kılma" ve "makinesel kölelik" dispozitiflerinin işleyişiyle açıklıyor. Toplumsal tabiiyet sayesinde öznellikle donatılırız ve bir kimlik, bir cinsiyet, bir meslek, bir milliyet tahsis edilir bize. Tabiiyet, bireyselleşmiş özneleri, onların bilinçlerini, temsil ve davranışlarını üretir. Makinesel kölelik ise bireyselleşmiş öznenin üstüne eklemlenir ve bu özneleşmenin çözülüşüyle ortaya çıkar. İşte, Lazzarato'ya göre öznellik üretimi, toplumsal tabi kılma ve makinesel köleliğin bu kesişme noktasında vuku bulur. Peki bu işleyişte göstergeler nasıl işlev görür? Gösteren... sembolik...göstergeleşmeyen semiyotiklerin kapitalist yersizyurtlaşmada, yeniden yerliyurtlulaşmada, toplumsal işleyişi denetlemedeki rol ve işlevi nedir? Kapitalizmde üretim ve öznellik üretimi arasındaki ilişkiyi dikkate almayan günümüz eleştirel teorileri, daha da ileri giderek bu bağı yok sayan Alain Badiou, Jacques Rancière'in teorileri neden yeni politik özneleşmelerimizi kavramaktan yoksundur? Lazzarato kitap boyunca, üretim kavramıyla Marx, hakikati kimin istediğini soran gür sesiyle Nietzsche, kendilik kaygısıyla Foucault, başka bir dünyanın militanları olarak Kinikler ve elbette soruları yanıtlardan daha değerli bulan Deleuze ve Guattari'den yararlanıyor. Lazzarato ile birlikte kapitalist asamblajları bir bir yıkıyoruz. Politik özneleşme süreçlerinin, "yaratımın" ve "yeninin" virtüelliğinde dans ediyoruz. Yüz yıllık o soruyu, hazır cevapları ile değil, bize sağladığı fırsatlarla yeniden soruyoruz; "Ne Yapmalı?"

270 s. İstanbul 2016

unnamed-040.jpg

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)