• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 11 Ocak 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 11 Ocak 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim: [email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser. ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

YENİ ÇIKANLAR


Suat Derviş

GÖNÜL GİBİ

İthaki Yayınları

İthaki Yayınları, Suat Derviş'in tüm yapıtlarını yayımlamaya devam ediyor. Ocak 2016'nın kitabı Gönül Gibi. Toplumcu gerçekçi romanlarıyla daha yakından tanıdığımız Suat Derviş, bu kez gençlik dönemine ait melankolik bir aşk hikâyesiyle karşımızda. Yurtdışına kadar uzanan bu hikâyenin kahramanları, kendi önyargılarının, çaresizliklerinin, kendilerine dair bilgilerinin ve bilgisizliklerinin kurbanı olarak karanlık bir dünyada sürükleniyorlar.

Kendi döneminde çok daha geniş bir okuyucu çevresine seslenme isteğiyle kaleme alınan Gönül Gibi, daha sonraları Fosforlu Cevriye'yi yazacak olan Suat Derviş'in romancılığının hangi yollardan geçtiğini göstermesi açısından da önem taşıyor.

192 s.

İstanbul, 2016


Yunus Koray

BÜTÜN ZAMANLARIN BOŞLUĞU

Noktürn Kitapları

Yalınlaştırılmış, özenli mısralarla oluşan şiirleri aynı zamanda yaşam karşısında tutarlı bir tavrı, düşünsel ve duygusal bir derinliği de içeriyor. Yunus Koray'ı, yalnızca geleceği değil, "şimdi"si de ilgi çekici, olgun bir ozan olarak görüyorum.

-Onat Kutlar, 1987-

Yunus Koray perspektifi, cambazların telini, bir cam işçisinin üfleme borusunu, bir saat tamircisinin tornavidasını kullanıyor. Yaşadığı tarihten başarılı ve özgün, içsel şiirler çekiyor.

-Küçük İskender, 1994-

128 s.

İstanbul, 2015


Halit Erdem Oksaçan

HEMCİNSİNE TUTKUN BEDENLER

(Modern Edebiyatta Eşcinsellik - 1)

Agora Kitaplığı

"Sultanlar Devrinde Oğlanlar" kitabının yazarı Halit Erdem Oksaçan bu kitabında, cinsiyet rollerini ve cinsel kimlikleri modern dünya edebiyatındaki yansımalarıyla ele alıyor; hemcins aşkıyla eşcinselliğin açık ya da örtük olarak işlendiği eserlerde aşkın, bedenin, duygulanımın ve hazların dile getirilişini irdeliyor. Oksaçan'ın bu kitabı aynı zamanda, beş cilt halinde yazmakta olduğu modern dünya edebiyatında cinsellik serisinin ilk cildi...

176 s.

İstanbul, 2015


Tahir Abacı

EDEBİYAT VE ÖTEKİ ALANLAR

İkaros Yayınları

Edebiyat ve Öteki Alanlar, edebiyatın eleştiri, deneme, anı, biyografi, roman, dilbilim, yapısalcılık, ruhbilim, felsefe, sosyoloji, siyaset, ideoloji, tarih, gelenek, estetik, ütopya, müzik, sinema, aşk, bohem, karşı cins, fantazya, mektup, doğa, teknoloji, şehir, tren, yolculuk gibi olgularla kesişmeleri üzerine çatılmış yazılardan oluşmaktadır.

Başta şiir olmak üzere edebiyatın her alanında ürün vermiş olan TAHİR ABACI, edebiyat incelemesi, kültürel araştırma, eleştiri, deneme ve polemik söylemlerini harman ederek oluşturduğu yazılarda çağdaş edebiyatın pek çok sorununa da, açık ve duru bir üslupla cevaplar arıyor. Edebiyatın kendi özgül araçlarına sahip bir tür olduğunu sürekli anımsatan yazar, kesişmelerin, buluşmaların yanı sıra, özellikle yapısalcı dilcilerin "tasallut"u karşısında alan savunması niteliğinde eleştiriler de yapıyor. Pek çok yazıda ise, edebiyatın geçmişi de yoklanarak, renkli bir deneme dili geliştiriliyor.

416 s.

İstanbul, 2015


Murat Gülsoy

YALNIZLAR İÇİN ÇOK ÖZEL BİR HİZMET

Can Yayınları

"Bakın, siz bedenen ölmüş birini zihninizin içine aldınız, onu konuk ediyorsunuz. Ev sahibisiniz. Bu ilişkide tüm denetim sizin elinizde olmalı. Yani zihninizin içinde ona ne kadar yer açacağınız, onunla ne kadar özelinizi paylaşacağınız hep size ait kararlar. Şimdilik zihninizde yaşamasına izin verdiniz. Dilerseniz ona gözlerinizle bakmayı öğretebilirsiniz. Bedensel deneyimlerinize ortak edebilirsiniz."

"Nasıl?"

"Çok zor değil. Sözcüklerle..."

"Konuşarak mı?"

"Sözcüklerin gücünü küçümsemeyin. Zihnimizdeki tüm duygulanımların sözcüklerle doğrudan bir bağı var."

"Garip."

"Değil aslında. Neyse... Zihninizin içinde ikinci bir insan var artık Mirat Bey. Bundan sonra kendinizi asla yalnız hissetmeyeceksiniz."

Yaşamın yazıyla, yalnızlığın ölümle iç içe geçtiği bir dünyadayız. Murat Gülsoy bu tehlikeli yakınlığı fantastiğe, bilimkurguya cesurca göz kırpan bir anlatımla birleştirerek okurun zihninde canlandırıyor. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen bölümler, ekler, kara sayfalar deliliğin eşiğinde, yalnızlığın derinliklerinde ve ölümün karanlığında birleşiyorlar. Delirmekten ve yalnızlıktan kurtulmanın yolunu ölüme yaklaşmakta bulan karakterler, ölümle kol kola girdikçe deliliğin kaçınılmazlığını deneyimliyorlar.

Tanpınar'a, Atay'a, Atılgan'a selam veren; ama en çok Borges'le, Nerval'le konuşan, onların metinlerinin ve karakterlerinin arasında ustalıkla gezinen roman, sanki yalnızlıktan kurtulmak için edebiyat âleminin büyük ruhlarını içine alıyor. Parçaları birleştirmeyi seven, ipuçlarının peşinden gitmekten haz duyan meraklı okur kadar fantastik bir kurgunun büyüsüne kapılmak isteyen maceracı okur da Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet'ten yararlanmak isteyecek...

208 s.

İstanbul, 2015


Haruki Murakami

KADINSIZ ERKEKLER

Doğan Kitap

Bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek demek… Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın. Hep bu soğuk çoğul eki ile... Bir kadının özlemini çeken, yasını tutan; bir kadın tarafından aldatılmış, terk edilmiş olmanın acısıyla yaşayan, aşkla kendinden vazgeçen erkeklerin öyküleri… Haruki Murakami'den aşka ve kadınlara yazılmış yedi ağıt…

224 s.

İstanbul, 2016


Cuniçiro Tanizaki

NAZLI KAR

Can Yayınları

Japon şiirinde kiraz çiçeklerine dair yüzlerce, binlerce şiir söylenmişti… Eskiler çiçeklerin açmasını sabırsızlıkla bekler… dalından düşüp giden çiçeklere hüzünlenirdi… defalarca, tekrar tekrar aynı şeyleri dillendiren sayısız şiir yazılmıştı… Sachiko küçük bir kızken, bu şiirler ona çok sıradan gelir, pek duygulanmadan okuyup geçerdi. Yıllar geçip yaşı ilerledikçe eski zamanlarda yaşamış bu insanların sadece hoş ve zarif bir söz söyleme kaygısında olmadığını fark etmişti. Kirazların çiçek açmasını nasıl özlemle beklediklerini… sonra en görkemli zamanlarında dökülüp giden çiçeklerin yarattığı hüznü… Sachiko da ruhunun derinliklerinde hissetmeye başlamıştı.

Nazlı Kar bir döneme, farklı bir coğrafyaya, Japon algısına, kültürüne bir yolculuk gibi... Dört kız kardeşin odağında gelişen bir "kadın romanı". Yazar, satırlarında gelenek ve modernlik, Doğu ve Batı kavramlarını sorgularken okuyucusunu da kendisine katılmaya davet ediyor. Kitap adını, Japon şiirindeki bir söz sanatından alıyor. Kiraz çiçeklerinin baharda dallarından dökülmesini kar zannetmek… Kitabın kurgusu da bu imgeye uygun bir biçimde mevsimlerin döngüsünü aktarıyor, zamanın geçişine duyulan hüznü bize ulaştırıyor.

840 s.

İstanbul, 2015


Charles Bukowski

KEDİLER

Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık

Charles Bukowski'nin kediler hakkında yazdığı öyküler, yazılar, şiirler Türkçe'de. "Kediniz var mı? Ya da kedileriniz? Uyurlar, yavrum. Günde 20 saat uyuyup yine de çok güzel görünebilirler. Heyecanlanmak için bir neden olmadığını bilirler. Bir sonraki öğün. Ve arada sırada öldürecek bir şeyler. Güçler tarafından yırtılmakta olduğumu hissettiğimde bir ya da birkaç kedimi seyrederim. 9 kedim var. Uyuyan ya da uyuklamakta olan birine bakarım ve gevşerim. Yazmak da kedilerimden biridir. Yazmak yüzleşmemi sağlar. Beni gevşetir. Bir süre için en azından. Sonra devrelerim karışır ve baştan başlamak zorunda kalırım. Yazarların yazmayı nasıl bıraktıklarını hiçbir zaman anlayamadım. Nasıl gevşerler?" Kediler'de Charles Bukowski'nin kediler hakkında yazdığı yazılar, öyküler, şiirler yer alıyor. Bu eserlerin çoğu çeşitli yeraltı dergilerinde yayınlanmış, ilk defa bir kitapta derleniyor.

112 s.

İstanbul, 2016


Erdener Ildız

GÖZLERİM KUM TORBASI

İkinci Adam Yayınları

Erdener Ildız edebiyat toprağında çekirdekten yetişme bir ad değil. Yaşam programında yazar olmak gibi bir hedef yoktu yetişme çağında. O daha çok fen derslerindeki başarılarıyla kendini gösterirdi. Bunu olumsuzluk anlamında söylemiyoruz; yalnızca bir saptama… Matematik, fizik, kimya derslerindeki başarısı sayesinde, Teknik Üniversite'nin elektronik bölümünü kazanmıştı. Edebiyat, yaşamının amacı olmamasına karşın, tutkulu bir kitap okuruydu. Edebiyat kitapları da bunun içindeydi.

Yazma deneyimlerinden çok, okuma birikimleri vardı Ildız'ın. İşte bu birikim onu, gün gelecek, yazma serüvenine itecekti.

Yetmişli yıllarda Teknik Üniversite öğrencisi olarak tanıdığım Erdener Ildız, tam kırk yıl sonra bir anı kitabıyla karşımıza çıkacaktı: "Hapşırık"… Bu, bir anı kitabıydı. Ardından hikâye dosyaları geldi peş peşe.

Erdener Ildız hikâyelerini, geçmişin yaşam kesitlerinden, anılarından, aile ve arkadaş çevresindeki tiplerden yararlanarak kurguluyor. Anlatımı alabildiğine yalın. Dili işlek… Kurgusu dolambaçsız. Okurunu sıkmıyor. Anlattığı kişiler karton tipler değil, somut kişiler. Denebilir ki, çağdaş Türk öykücülüğünün neresinde duruyor bu hikâyeler? Onun kararını da eleştiricilere bırakalım, derim.

Necati Güngör Öykücü - Yazar

122 s.

İstanbul, 2015


Ali Artun

SANATIN İKTİDARI

(1917 Devrimi Avangard Sanat ve Müzecilik)

İletişim Yayıncılık

Tarihte sanatın sanatı yönettiği yegâne dönem, 1917 Devrimi'nden sonraki birkaç yıl. Bu birkaç yılda Rus İmparatorluğu'nun bütün sanat mirası, Avrupa'nın en zengin müzeleri ve koleksiyonları, akademiler, tiyatrolar, kurumlar avangard sanatçıların eline geçti. Ama onlar sanata karşıydılar; sanatı parçalamak, müzeleri yakıp yıkmak, akademileri kapatmak istiyorlardı. Peki, sanatın iktidarını ele alınca ne yaptılar? Sanatı nasıl yönettiler? Devrimle ve komünizmle nasıl bağlandılar?

En önce, sanatı, sanatın varlığıyla ilgili bir sorgulamaya dönüştürdüler. Bir bilgi ve iktidar siyasetine çevirdiler. Hayatla bütünleştirerek, sanat icrasını devrimci bir eylem gibi yaşadılar. Formun ve nesnenin "sıfır noktası"nı keşfederek sanatı tamamıyla kavramsallaştırdılar; soyutu icat ettiler. Müzeleri herkese açık atölyeler, forumlar, laboratuvarlar olarak örgütlediler. Bütün kenti bir enstalasyona, tiyatro sahnesine çevirerek, sanatın hayatını karnavallaştırdılar. Sanat enternasyonallerini başlattılar...

Sanatın kısacık iktidar dönemindeki deneyimleri, avangardın bir kehaneti sayılmalıdır. 20. yüzyıl sanatında eleştirel, çatışmacı ne varsa, işaretleri Rus avangardına çıkar. Bu sadece sanat için değil, mimarlık, tasarım, tiyatro, sinema için de doğrudur. Estetik için de geçerlidir. "Devrim sanatı", yalnızca sanatın ontolojisi ve praksisiyle ilgili değil, sanatın yönetimiyle, eğitimiyle, müzecilikle, küratörlükle ilgili olarak da hâlâ sonsuz bir ufuk serer önümüze.

Kapak: Vladimir Tatlin, Üçüncü Enternasyonal Anıtı, 1919.

194 s.

İstanbul, 2015

Ender Arat

TÜRKLERE GÜVENDİLER

Tarih Boyunca Türk Topraklarına Sığınanlar

Tarihçi Kitabevi

Tarihçi’den yeni kitap: “TÜRKLERE GÜVENDİLER”

Emekli Büyükelçi Ender Arat’ın titiz çalışması “Türklere Güvendiler-Tarih Boyunca Türk Topraklarına Sığınanlar” yayınlandı.
Halep Başkonsolosluğu, Buenos Aires Büyükelçiliği, Brüksel’de AB Daimi Temsilciliği, Bonn Büyükelçiliği ve Büyükelçiliği açmak üzere Kişinev’de çalışan Arat, ardından Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü, Budapeşte Büyükelçisi, Başbakanlık Dışişleri Başdanışmanı, Dışişleri Bakanlığı Ekonomi ve Kültür İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı ve Madrid Büyükelçisi olarak görev yapmış, Haziran 2011’de emekliye ayrılmıştır.

Ender Arat çalışmasında, tarih boyunca Türk topraklarına sığınanları; Macarlar, Polonyalılar, Museviler, Almanlar, Avusturyalılar, Fransızlar, İtalyanlar, Estonyalılar, İspanyollar, Ruslar, Arnavutlar, Kırım Tatarları, Çerkesler, Abhazalar, Romenler, Gürcüler, Azeriler, Hintliler, İranlılar, Suudi Arabistanlılar, Kazaklar, Afganlar, Cezayirliler, Tunuslular, Moritanyalılar, Boşnaklar, Karadağlılar, Hıristiyan Topluluklar, Sırplar, Yunanlılar, Irak'tan kaçan Kürtler ve Suriyelileri anlatıyor.

“YÜZBİNLERCE İNSAN BU TOPRAKLARA SIĞINDI”

Tarih boyunca değişik nedenlerle kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalan çeşitli millet ve dinden yüz binlerce insan Osmanlı İmparatorluğu’na, daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti’ne sığınmışlardı.

Kimileri ilk durak olarak, kimileri ise ömürlerinin sonuna kadar yaşamak için Türk topraklarını güvenli liman seçmişlerdi. Bizler bunun pek farkında değildik.
Türkler, asırlardır vatanlarını, evlerini barklarını terk etmek zorunda kalan binlerce çaresiz insanı ırk, dil, din farkı gözetmeksizin bağırlarına bastılar. Hayatları tehlikeye giren, şiddet, baskı ve eziyete maruz kalan, tehdit edilen, aşağılanan bu insanlara Türkler daima kucak açtılar. Tereddüt göstermediler, ayırımcı olmadılar, kısıtlı imkanlarına rağmen evlerini, ekmeklerini zor durumdaki bu insanlarla cömertçe paylaştılar.

Türk topraklarına sığınan bu insanlar, mensubu oldukları ülkelerin kimi zaman liderleri, ulusal kahramanları, komutanları, askerleri, kimi zaman bilim adamları, seçkinleri, çoğu zaman da mütevazı bireyleriydiler. Değişik milletlere ve kültürlere mensup bu sığınmacılar, Türklere itimat ettiler. Bir kısmı daha sonra memleketlerine geri dönebilme imkanı bulabildi. Diğer bir kısmı, başka ülkelere göç ettiler. Birçoğu ise Türk vatandaşı oldular, ömürlerinin sonuna kadar Türkiye’de kaldılar. Türklere sığınan bu insanların bazıları, mensubu oldukları ülkelerde, tanınmış kişiler veya önemli görevlerde bulunmuş olmaları nedeniyle, gayet iyi biliniyordu. Diğerlerinden ise kendi milletleri de bihaberdi. Öteki ülkelerde ise bunları bilen çok nadirdi. Ülkemize gelince,

genel bir bilgisizlik hakimdi. Bazılarının yaşadıkları kentlerde oturdukları evler müzeye dönüştürülmüş ise de, o kentte mukim vatandaşlarımızın dahi haklarında bildikleri, kulaktan duyma söylentilerden ileri gitmiyordu.


Alberto Moravia

KÜÇÜMSEME

Destek Yayınları 

Çev:Eren Yücesan Cendey

“Nasıl olduğunu ben bilemeyeceğim, sen bileceksin... Tek bildiğim bir erkek gibi davranmadığın, bir erkek gibi olmadığın.”

Kuşkularla, kıskançlıkla, saplantılarla bunalan Molteni,  karısının onu artık sevmemesinin hatta küçümsemesinin nedenini sorgulamaya başlar. Ancak beklenmedik bir anda tanık olduğu olay evliliğini, işini ve giderek bütün hayatını tamamıyla değiştirecektir.

Çağdaş İtalyan edebiyatının en büyük romanlarından biri olan “Küçümseme”, kuşkusuz Alberto Moravia’nın en çok tartışılan eserlerindendir. 1963 yılında ünlü Fransız yönetmen Jean-Luc Godard tarafından çekilen ve ülkemizde “Nefret” adıyla gösterime giren, başrolleri paylaşan Brigitte Bardot ile Michel Piccoli’nin ölümsüzleştiği filmi ile gişe rekorları kıran “Küçümseme”, savaş sonrası Avrupa’sının yeni değerleri ile buna uyum sağlayamayan yeni orta sınıfın çatışmasını saplantılı bir koca ile onun tutkulu karısının çalkantılı evliliği ekseninde ele alan eşsiz bir başyapıt.

264 s.

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ


Hilal Doğanay

Cihat Aşkın - Artık Melekleri Hissetme Vaktidir

Pan Yayıncılık 

"Kemana başlamanın yaşı yoktur, tıpkı mutluluğu hissetmenin yaşının olmadığı gibi." 

Bu kitap hayatını müziğe adamış bir keman virtüozunun, Cihat Aşkın'ın hikâyesidir. Artık Melekleri Hissetme Vaktidir adlı bu anı-biyografi kitabı bir insanı tutkunun, ısrarın, azmin, çalışmanın, disiplinin, hırsın, inancın ve aşkın nerelere sürüklediğinin kanıtıdır. 

Kimileri idealleri için yaşar, kimileri sırf kendileri için... Kimileri olur olmadık hayallerin peşinde koşar, kimileri hayallerini gerçekleştirebilmenin yollarını arar... Kimileri için yaşam ağır bir çile, kimileri içinse keyfine varılması gereken bir ödüldür... Cihat Aşkın'ın hayatta olma gayesi ise gücünün yettiğince topluma faydası dokunacak işler yapmak; kendini adadığı müzik alanında elinin uzanabildiği herkesle birikimini paylaşmaktır.

 208 s.

 İstanbul, 2015


Cahit Kayra

MARJİNAL SAVAŞ VE BAŞKALDIRI TEORİLERİ

Tarihçi Kitabevi 

1917 doğumlu, “asırlık çınar” Cahit Kayra üretmeye devam ediyor.

Maliye Müfettişliği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere birçok görevde bulunan ve Türkiye’nin siyasal, sosyal yaşamının neredeyse tamamına tanıklık eden Kayra’nın yeni kitabı “Marjinal Savaş ve Başkaldırı Teorileri” Tarihçi Kitabevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Cahit Kayra'nın mizahi öğeler içeren ve deneme türünde yazdığı bu eseri “Marjinal Ekonomi ve Marjinal Siyaset Teorileri” dizisinin de üçüncü kitabı olma özelliğine sahip…

“İnsanlık tarihi savaşlar ve savaşlar üzerine yazılmış destanlar, romanlar, araştırmalar, şiirlerle, senfonik yapıtlarla doludur. Ancak bütün bu değerli çalışmalar içinde önemsenmemiş ya da gözden kaçmış bazı konular ve sorunlar vardır. Biz bunlara belirleyici ve niteleyici bir önad olarak 'MARJİNAL' dedik. 
Her şey gibi savaşın da marjinali olabilir. Marjinal savaş olunca onun marjinal teorisi de olacaktır. Mesela iki ordunun siperleri karşı karşıya gelse, ama iki tarafın askerleri de savaşmak istemeseler... Olabilir mi? İşte marjinal bir durum! Bu duruma marjinal çözüm yolları bulmak gerekir. Biz böyle sorunları çözmeye çalıştık.
Bu kitapta da bu marjinal savaşlarla, marjinal savaş teorilerini bulacaksınız.”

Cahit Kayra, Marjinal Savaş ve Başkaldırı Teorileri, Tarihçi Kitabevi,

192 s.

Ocak 2016


Hüsnü Mahalli

MANİKİ DÜNYA

Destek Yayınları

Hüsnü Mahalli'yi atv Haber yıllarından, yani 20 yıldır tanırım. Bu süre boyunca, Türkiye'nin ve dünyanın nice haline tanıklık ettik. O tanıklıklarla tarihin müsveddesini tuttuk.Bir yandan da sayısız meslektaşımızın, tarihin çöplüğüne gömüldüğünü seyrettik. Gerçek yerine iktidarın, paranın, gücün yanında olmayı seçmişlerdi. Gördüklerini görmemeyi ve susmayı tercih etmişlerdi. İşte böyle bir Türkiye'de, gün geldi, birlikte program yapmaya karar verdik. Ama sadece Türkiye'yi değil, dünyayı konuşacaktık.

İyi de hangi dünyayı? Maniki, Çingenecede "kahpe" anlamına geliyor. Yunancada ise "belalı"... Öyle ya da böyle, maniki, dünyanın her köşesindeki yoksulların isyanı gibi. Programımızın adını bu yüzden MANİKİ DÜNYA koyduk. Bu yaşlı gezegenin ve özellikle bu zavallı coğrafyanın insanlarını anlatmak, onların haline tercüman olmak istedik.

Hüsnü Mahalli, dünyanın en yoksul ülkelerini gezip tanımış, onlardan birinde doğmuş ve şimdi de bir "vatandaşı" olarak Türkiye'nin trajedisini paylaşan bir gazeteci. Onun anıları elbette isyanın da sesi olacaktır: MANİKİ DÜNYA!
- Ayşenur Arslan-

Arabistanlı Lawrence 100 yıl önce Ortadoğu'nun haritalarını çizdi... Maniki dünyanın bir yerinde. İslam coğrafyasında.
"Müslüman'ım" diyenlerin İslam'ın "yapma" dediği her türlü rezaleti yaptığı topraklar. Hırsla, şehvetle ve gaddarlıkla. Daha fazla kan, acı ve gözyaşı kimin umurunda? Saddam, Mübarek, Aliyev, Elçibey, Kaddafi, Hariri, Arafat, Kral Hüseyin, Butaflika, Talabani, Barzani, Ahmedinecat, Hatemi, baba ve oğul Esad'lar, Koçaryan, Petrosyan ve diğerlerinin hikâyesi...

Hepsiyle konuştum. Birçok ülke ve bir o kadar savaş... Gidip gördüm. Hikâyeler ve anılar. Maniki dünyayı anlatmak için. Oturup yazdım işte. Dünya maniki olmasın diye.

328 s.
İstanbul, 2016

HAFTANIN KİTABI

HAFTANIN ÇOK SATANLARI

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 15:35
  • Yeni çıkan kitaplar / 4 Aralık 201704 Aralık 2017 Pazartesi 12:24
  • Editörün seçtikleri / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 19:26
  • Haftanın Kitabı: "Hacettepe Eczacılık Nerede?"27 Kasım 2017 Pazartesi 17:31
  • Haftanın çok satan kitapları / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:52
  • Yeni çıkan kitaplar / 27 Kasım 201727 Kasım 2017 Pazartesi 08:02
  • Suriye kazandı, kazandık!26 Kasım 2017 Pazar 00:21
  • Haftanın çok satan kitapları / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:37
  • Editörün seçtikleri / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 15:17
  • Yeni çıkan kitaplar / 20 Kasım 201720 Kasım 2017 Pazartesi 13:30
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)