• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 11 °C
  • Antalya 10 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 13 Mart 2017

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 13 Mart 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

0001693138001-1-001.jpg

H.G. Wells

ZAMAN YOLCUSU

Kırmızı Kedi Yayınları

Zaman Yolcusu, makinesinden adımını dışarıya attığında kendini 802.700’lü yıllarda bulur. Dünyaya ve insanlığa dair bildiği her şey değişmiştir. Karşılaştığı, ütopik gelecekte yaşayan Eloi’ler hayatlarında mükemmel bir uyum yakalamış gibidir. Bu zarif yaratıkları inceleyip kendi dönemine dönmeyi düşünür Zaman Yolcusu. Ta ki Zaman Makinesi’nin çalındığını fark edene kadar...

H. G. Wells’in ilk romanı Zaman Makinesi hayal gücünün alışılagelmiş sınırlarının çok ötesinde bir serüvene çıkarıyor okurunu. Roman, Darwin ve Marx’ın düşünceleriyle beslenirken, yazarının sosyalist ve politik yaklaşımlarıyla da uzak bir geleceği hemen yanı başımızdaki bir distopyaya çeviriyor; kontrol edilmeyen bir kapitalizmin sonuçlarına tanık ediyor okurunu.

Hem bilimkurgunun hem de “zaman yolculuğu” temasının öncüsü kabul edilen Zaman Makinesi’ni, H. G. Wells’in kendi çizimi eşliğinde, ilk defa Türk okurlarla buluşacak olan eksik bölümü ve “Bir Milyon Yılının İnsanı – Bilimsel Bir Kehanet” makalesiyle sunuyoruz.

148 s. İstanbul 2017

0001687193001-1-001.jpg

Derleyen:Ahmet Aydoğan

HEİDEGGER TEKNOLOJİ VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ

Say Yayınları

İşi kolay ve külfetsiz yapma arayışı alet kullanmaya dönüştüğünde bunu insanın “gelişim” sürecinde bir ileri merhale olarak gördük ve insanın hanesine homo faber diye kaydettik. Bir şeyi elde etmek için bir başka şeyi kullanma “istimal”den çıkıp bir zaman sonra “istismar”a, o da en sıradanından en ulvi olanına kadar her şeyi “alet olarak kullanma” itiyadına dönüştüğünde buna dilimizde yer açma ihtiyacı duyduk ve “emellerine alet etme” dedik.
 

Fakat ne bu deyimin ne söylediğine kulak verdik, ne de bunun insana nereden musallat olduğunu irdeleme lüzumu duyduk. Tıpkı teknolojinin belirlenmiş amaçlara ulaşmak için kullanılan aletlerin imal ve istimaline matuf insani faaliyetten başka bir şey olmadığının ötesini düşünmeksizin söyleyiverdiğimiz gibi...

Fakat emelleri için her şeyi alet olarak kullanabilen insan makinenin ve mekanizmin ne manaya geldiğini ancak kendisinin de alet olarak kullanılmaktan muaf olamayacağını gördüğünde fark etti:

“Çağımız makine çağı olduğu için teknolojik bir çağ değil, teknolojik bir çağ olduğu için bir makine çağıdır.”

Teknoloji ve İnsanlığın Geleceği bizi teknik ve bünyesinde barındırdığı tehlikeleri bu son çıkıştan önce, makinelerin ellerinde birer makineye dönüşmeden bütün derinliği ve ciddiyetiyle düşünmeye davet ediyor. 

232 s. İstanbul 2017 

0001691911001-1-001.jpg

Orhan Koçak

TEHLİKELİ DÖNÜŞLER

Metis Yayıncılık

Bir: Yusuf Atılgan’ın 1959 tarihli Aylak Adam’ı. Sonra üç: Ayhan Geçgin’in üç romanı, Kenarda, Gençlik Düşü ve Son Adım. Orhan Koçak, kentin içinde dönüp dolaşan, bakınan, arayan, kendini bir yere ait hissetmeyen, bunu arzu da etmeyen (yoksa eden mi) modern zaman aylağına eşlik ediyor, ona nüfuz etmeye, anlamaya çalışıyor. Atılgan ile Geçgin’in kitaplarını birlikte okuma girişimi basit bir karşılaştırma değil. Tıpkı tarihin inşaasında olduğu gibi, yeni eserlerin varlığında eskisinin de neredeyse bütün anlamının değiştiğini görüyoruz. Tehlikeli Dönüşler bir inceleme kitabı değil. Karşılamalar, dönüşler, ileri hamleler, geri çekilmeler: Tek bir kelimenin bile hatırını gözeten bu kitapta, herşey okumanın ve okuduğu üzerine düşünmenin hazzı için. Yazarının zihinsel hareketlerine kendinizi bırakarak, dans adımlarıyla okumanızı isteriz.

400 s. İstanbul 2017

0001690658001-1-001.jpg

Ernst Bloch

İBNİ SİNA VE ARİSTOTELESÇİ SOL

İletişim Yayıncılık

Ernst Bloch bu kitabında, İbni Sina ve İbn Rüşd üzerinden İslâm felsefesinin altın çağına bir bakış atıyor ve bu parlak dönemde, özgürleşmeci düşüncenin önemli bir uğrağını görüyor.

Ona göre bu düşünürler vahiy, meseller, mitler, mecazlar âleminden aklın olanaklarına uzanan sağlam köprüler kurmuşlardır. Bloch, bu düşünce birikimine, mekanik olmayan bir materyalist anlayışın gelişmesinde tarihsel bir rol atfediyor. İbni Sina-İbn Rüşd çizgisini, Aristoteles’in düşünsel mirasının sol kanadı olarak görüyor Bloch. Onun anlayışında bu yönelimin ana dayanağı, gelişme-değişme istidadı içeren, bir imkân/mümkün içeren, bir kuvve içeren “canlı” bir madde kavramıdır. Bu küçük kitap, somut ilgi alanının ötesinde, Marksizm içinde bir metafizik inşa eden Ernst Bloch’un kendi felsefesi için de bir giriş, bir kılavuz niteliğindedir.

“Maddeye, çoktan unutulmuş, taze ve yeni bir bakış söz konusudur burada. Bu bakışın edası ne mekanistlerinki gibi yavan ne öte dünyadakilerin arzuladığı gibi mahçuptur; İbni Sina onu enerjiyle yükleyerek aktarmıştır bize.”

120 s. İstanbul 2017

0001690651001-1-001.jpg

Hazırlayanlar: Feryal Saygılıgil

KADINLAR HEP VARDI

Türkiye Solundan Kadın Portreleri

Dipnot Yayınları

Kadınlar Hep Vardı, bu topraklarda yaşamış, Türkiye’nin sosyalist tarihine damga vurdukları halde pek de görülmemiş, hatta çoğunlukla yok sayılmış belli başlı kadınların portrelerini bir araya getiriyor. Türkiye solundan kadınları hikayeleriyle, duruşlarıyla ve direnişleriyle sergileyip onların cesaretini ve umudunu bugüne, bizlere aktarıyor.

Kadın araştırmacıların farklı kuşaktan sosyalist kadınlar üzerindeki çalışmalarının toplandığı bu kitap biyografi yazımında feminist yöntemin uygulanma biçimleri üzerine de çarpıcı örnekler içeriyor.Kadınlar Hep Vardı, hem siyasal tarihin hem de kadın tarihinin yeniden yazımında görmezden gelinen özneyi, kadınları, görünür kılarak önemli bir kapı aralıyor.

352 s. İstanbul 2017

0001689893001-1-001.jpg

Zübeyir Kındıra

ŞEYTANIN İMAMLARI

Siyah Beyaz Yayınları

Bazı kitaplar vardır ki yazmak, mangal gibi yürek ister.İşte elinizdeki eser onlardan biri…Ayrıca Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) konusunda en önemli kaynak kitap olma özel-liğini de taşıyor.Bu örgüte herkes alkış tutup yakınlaşmanın yollarını ararken, 17 yıl önce değerli meslektaşım Zübeyir Kındıra, “Fethullah”ın Copları” nı yazma yürekliliğini göstermişti.“Fethullah”ın Copları” nda bu yapılanmaya ilk kez “terör örgütü” diyen ve başta devlet olmak üzere hepimizi uyaran Zübeyir Kardeşim, yeni kitabıyla da FETÖ” nün adeta röntgenini çeki-yor.Bana gönderdiği kitap taslağını okudukça nasıl yoğun bir emek verdiğini, iddialarını belgelere dayandırdığını, ilginç olduğu kadar tuhaf ve karmaşık ilişkiler ağını dupduru bir dille anlaşılır kıldığını fark ettim.Okudukça etkilendim ve bir solukta bitirdim.

244 s. İstanbul 2017

untitled-3-002.jpg

M.H.Kan

UMAY

Destek Yayınları

Karanlık, Moba ve ortak yazım bir kurgu olan Mor adlı kitapların yazarı akademisyen M.H. Kan’ın yeni kitabı “Umay” Destek Yayınları’ndan çıktı.

Kahraman Tazeoğlu’yla birlikte kaleme aldığı “Mor” adlı bilimkurgu-distopya türündeki kitabıyla 100 binin üzerinde okura ulaşmayı başaran yazar, bu kez aşkın peşinde fantastik bir yolculuk ve büyüme hikayesini kaleme alıyor. Yazar, “Umay” ile okurunu, birbirinden farklı nitelikleriyle ve felsefeleriyle tarihe damga vurmuş kişiliklerle buluşturuyor.

Sevdiği kadını kaybeden bir adam, gözünü her kapadığında bir ömür daha büyüyor. Kemal'in kemâle eriş sürecini, her satırda takip etmek mümkün.

Umay ve Kemal aşkının içinden geçtiği sınavları okurken, kendinizi de aynı sınavları verirken bulacağınız “Umay”, epik bir aşk romanı.

160 s. İstanbul 2017

0001690480001-1.jpg
Rıfat Ilgaz

KARARTMA GECELERİ

Çınar Yayınları

Yıl 1944… İkinci Dünya Savaşı sınırlarımıza kadar dayanmıştır. Hitler faşizminin tüm Avrupa’yı ateşe attığı günler… Türkiye bu savaşa dâhil olmamak için dirense de etkileri tüm ülkede hissedilecektir. Ekmek, şeker, yakacak gibi temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmış, dışarıdan gelebilecek ani baskınları önlemek amacıyla geceleri her yerde karartma uygulaması başlamıştır. Ülkenin aydınlarına da baskı uygulanan bir dönemdir bu aynı zamanda.

Rıfat Ilgaz, Karartma Geceleri’nde işte bu kapkaranlık günleri anlatır. Bir aydın, şair ve edebiyat öğretmeni olan Mustafa Ural, yazdığı ve toplatılan şiir kitabı nedeniyle aranmaktadır. Sağlık problemleri vardır, bu nedenle de hemen teslim olmak istemez. İstanbul’un soğuk ve karartılmış sokaklarına, eş dost evlerine sığınır. Tutuklandığı zaman savaş bitmiştir, ama savaş yıllarının Türkiye’de bıraktığı izler uzun süre silinemeyecektir. Rıfat Ilgaz, Mustafa Ural’ın kaçış öyküsünü anlatırken, savaşın etkisindeki ülkemizin 1940’lı yıllarına da ışık tutuyor. Yurdumuzda ve uluslararası yarışmalarda birçok birincilik ödülü alan Karartma Geceleri’nin filmi de romanı kadar büyük bir ilgi görmüştür.

264 s. İstanbul 2017

0001691943001-1.jpg

Anthony Smith

ETNO-SEMBOLİZM MİLLİYETÇİLİK

Alfa Yayıncılık

Milliyetçilik çalışan modernistler ve etno-sembolistler arasında 20. yüzyılın son çeyreğinden bu yana bir tartışma sürmektedir. Etno-sembolistlere göre milliyetçiliğin ortaya çıkışı modern-sınai toplumun bir sonucu değil, aksine modernitenin yükselişine eşlik eden, en başından beri onunla birlikte var olan bir olgudur. Bu iddianın en güçlü temsilcisi de disiplinlerarası Milliyetçilik Çalışmaları alanının kurucularından biri olan Anthony D. Smith’tir. Profesör Smith’in Etno-Sembolizm ve Milliyetçilik isimli bu çalışması, yıllar içinde oluşan literatürü okura özetledikten sonra tartışmaların doğasına dair etraflıca bilgiler sunuyor. Ardından milli duyuşun etno-sembolik konu ve kavramlar aracılığıyla tekrar tekrar üretilerek seçkinlerin politik ve toplumsal düşüncelerine nasıl yön verdiğini de gösteriyor. “Anthony Smith’in âlimliğinin alamet-i farikası haline gelen anlaşılırlık, hassasiyet ve analitik incelikle yazılmış olan Etno-Sembolizm ve Milliyetçilik, yazarın en etkili fikir babası olduğu milliyetçiliğin etno-sembolist yorumunu ustalıkla ve özlüce sunuyor.” Aviel Roshwald, Georgetown Üniversitesi. “Anthony Smith oldukça uzun bir süredir yoğun ve üretken bir biçimde milliyetçiliğin doğasını, kaynaklarını ve dallara ayrılmasını araştırıyor. Onun temel bulgularının ve vardığı sonuçların bu mükemmel ve kısa damıtılışı bu fenomenle ilgilenen herkes için paha biilmez kıymette.” Walker Connor, Middlebury College

215 s. İstanbul 2017

0001692046001-1.jpg

Derleyen: Savaş Çoban

MEDYA VE SOL

Sel Yayıncılık

Medyanın gündelik hayatımız üzerindeki hükmünü herhalde artık kimse inkâr etmeyecektir. “Güncel” makro gelişmelerden haberdar olma yönünde giderek genişleyen imkânlardan, mikro alanlarda kurulan kişisel ilişkiler ve kimliklere; her şey kuşatıcı bir kurum olarak medyanın dolayımından geçiyor.

Son zamanlarda objektif önermelerin geçerliliğini yitirdiğine, duyguların ve inanışların yükselişe geçtiğine işaret etmek için kullanılan “post-hakikat”, “alternatif olgular” gibi kavramsallaştırmalarla, kamuoyunu aydınlatıcı bir mecra olarak medyanın da defteri dürülüyor. İşte tam da böyle bir zamanda, medyanın mevcut hali ve alternatif bir medya yaratma imkânları üzerine düşünmek daha da önem kazanıyor.

Savaş Çoban’ın derlediği Medya ve Sol’a katkıda bulunan yazarlar, Marx’ın medyayı kavramaktaki gücünden iletişimin doğasına, medya endüstrilerinin rolünden toplumsal hareketlerin ortaya çıkmasında sosyal medyanın etkilerine dek medyanın çeşitli yönlerini farklı teorik yöntemlerle tartışmaya açıyor. 

348 s. İstanbul 2017

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

0001689464001-1.jpg

Orhan Koloğlu

TÜRK-ARAP İLİŞKİLERİ TARİHİ

Tarihçi Kitabevi

“Türk – Arap İlişkileri”nin konusu, iki ayrı toplumun dünyadaki birbirinden kopuk yaşamını gündeme getirmek değildir.

Aksine, dünyayı bir anlayışta birleştiren Türklerin ve Arapların birlikteliklerine 21. yüzyılın dünyasında nasıl bakıldığını göstermektir.

Konuya bir ırklar arası sorun şeklinde yaklaşmadığımızı peşinen belirtelim. 1500 yıla yakın bir süreden beri devam eden siyasi, sosyal ve kültürel ilişkiler konumuzu oluşturuyor. Üstelik sadece kendi aralarındaki ilişkilerle değil, bu alanlarda dünya tarihini etkileyen girişimleriyle Orta Asya’dan Avrupa ve Afrika kıtalarının en batısına kadarki alana da damgalarını vurmuşlardır. Bazen karşıt, bazen ortak girişimleri olsa da bugün bile İslami nitelik çerçevesinde birlikte anıldıklarına göre, geçmişin hiçbir zaman bütünüyle dışlanamayan ve etkisi hissedilen oluşumlarını anımsamakta yarar vardır. Geleceğin sağlıklı kurulması, tarihin gerçekçi ve duygusallıktan uzak sunulmasına bağlıdır.

 392 s. İstanbul 2017

0001690943002-1.jpg

Farabi

İDEAL DEVLET

İş Bankası Kültür Yayınları

Farabî (870-950): Türk-İslam filozofu, gökbilimci, müzisyen. İslam’ın Altın Çağ’ının en önemli isimlerden biridir. Farabî yükseköğrenimini Bağdat’ta tamamladı, zamanın ünlü bilginlerinden ders aldı.

Aristoteles’in ve Platon’un eserlerini inceledi, bu iki filozofun felsefelerini İslam’la bağdaştırmaya, bu sayede İslam dinine felsefi bir nitelik kazandırmaya çalıştı. Felsefeye mantık ile başlayıp metafizik üzerinde durdu; felsefenin dil, siyaset, doğa, zihin ile ilgilenen dallarında eserler verdi; müzik aletleri geliştirdi, müzik ve psikoloji konularında yazdı.

İslam felsefesinin gelişmesini ve korunmasını sağladı, İlkçağ Yunan-Latin eserlerinin Arapça tercümelerinden yararlanmak zorunda kalan ve kendisini Alpharabius ismiyle anan Batılı Orta Çağ düşüncesini etkiledi. İdeal Devlet bilinen 103 eserinden sonuncusudur ve Farabî’nin felsefesini tüm açılardan yansıtır. Eserde İlk Var Olan’ın nitelikleri, diğer varlıkların nasıl meydana geldiği, varlıkların dereceleri, bunun organlardaki karşılığı, bir beden gibi işleyen şehri/toplumu yönetecek kişinin nitelikleri, şehir/toplum türleri, her birinin güçlü ve zayıf yanları ele alınır

192 s. İstanbul 2017

0001690940001-1.jpg

Özlem Özdemir

CUMHURİYET IŞIĞINDA SÖYLEŞİLER

Kırmızı Kedi Yayınları

Türkiye Cumhuriyeti, günlük yaşamdan sanata her alanda çok önemli bir dönüşüm süreci geçiriyor... Baskı ve sansürle susturulmak istenen sanatçılar ve gazeteciler işsiz bırakılıyor, üretim olanakları kısıtlanıyor...

Çağdaş Türkiye için ürettikleri eserleri ve duruşlarıyla örnek oluşturan Emre Kongar, Soner Yalçın, Sumru Yavrucuk, Fazıl Say, Barbaros Şansal, Mert Fırat, Genco Erkal ve Zülfü Livaneli gibi pek çok sanatçı ve yazar bu noktaya adım adım nasıl gelindiğini anlatıyor. Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar neler değişti, sanatçılar ve yazarlar değişimden nasıl etkilendi, bundan sonra ne olur gibi soruların yanıtlarını arıyor bu kitap. Gelecek nesiller için sanattan siyasete son dönemin kaydını tutmayı amaçlıyor. Umutsuz, yılgın ve korku dolu günlerin içindeki okura da yalnız olmadığını fısıldıyor...

300 s. İstanbul 2017

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.