• BIST 109.068
  • Altın 144,631
  • Dolar 3,4965
  • Euro 4,1104
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 33 °C
  • Antalya 31 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 15 Şubat 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 15 Şubat 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

YENİ ÇIKANLAR

tuna.jpg
al-(11)-001.jpg

Tuna Kiremitçi
KENDİ SEVEN AĞLAMAZ
Destek Yayınları

“Eğer aşkı bulduğunuzu düşünüyorsanız başka raflara bakın, çünkü bu, aşkı bulanların değil bulduğunu zannedip kaybedenlerin hikâyesi...”

Türk edebiyatının romantik kalemi Tuna Kiremitçi’nin “Kendi Seven Ağlamaz” adlı yeni romanı 14 Şubat Sevgililer Günü’nde kitabevi raflarındaki yerini alacak. Destek Yayınları tarafından piyasaya çıkarılan “Kendi Seven Ağlamaz”, bu yıl yazım hayatının 25’inci yılını kutlayan Tuna Kiremitçi’nin ustalık döneminde kaleme aldığı en şiirsel eseri…

Bir dönemin çocuk yıldızı, günümüzün yalnız ve unutulmuş genç kadını Sitare'nin dizide küçük bir rol oynamak için gittiği uzak şehirde karşısına çıkan aşkı anlatan “Kendi Seven Ağlamaz”, sürprizlerle dolu kurgusu, kalbe işleyen hisli anlatımıyla öne çıkıyor.

Hayatı boyunca gerçek aşkı arayan ancak bulamayan Sitare, sonunda gerçek aşkın ancak ayrı dünyalar arasında yaşanabildiğini eşsiz bir deneyimle öğreniyor. Beş ay önce depremle sarsılmış Hodan şehri yaralarını sarmaya çalışan Sitare'ye kendi hayatını hatırlatırken aşk ve hayat hakkında daha önce fark etmediği gerçeklerle yüzleşmesini de sağlıyor.

192 s
İstanbul, 2016

made.jpg
al-(11)-001.jpg

Raşide Gövebakan – Veli Duyan
MADDE BAĞIMLILIĞI VE AİLE
Yeni İnsan Yayınevi

Madde bağımlılığı özellikle ergenler ve gençler arasında her geçen gün yaygınlaşıyor. Bunun pek çok sebebi var ama en yaygın olanlar merak duygusu ve yakın çevrenin etkisidir.

Bağımlılık birden bire gelişmez, bir süreç içinde yavaş yavaş oluşur. Oysa yapılan çalışmalar ailelerin bu sürecin farkına varamadıklarını ve ancak iki yıl gibi uzun bir zaman sonra olan biteni anladıklarını, bu arada bağımlılığın çoktan başladığını gösteriyor.

Özellikle ergen evlatları bulunan ailelerin bu süreçleri daha başlarına gelmeden öğrenmeleri ve böyle bir durumla karşılaştıklarında nasıl davranmaları gerektiğini bilmeleri çok önemlidir.

Bağımlılık hem bağımlı hem de ailesi için zorlu bir süreçtir. Hayatın bu en zor durumlarından birine karşı ancak aileler kendilerini geliştirerek karşı durabilirler ve evlatlarını kurtarabilirler.

120 s.
İstanbul, 2015

haldun.jpg
al-(11)-001.jpg

Haldun Taner
ÖLÜRSE TEN ÖLÜR CANLAR ÖLESİ DEĞİL
Yapı Kredi Yayınları

Haldun Taner'den kültürümüzün unutulmaz kişileri üstüne unutulmaz yazılar. Portre edebiyatımızda bir doruk kitap. Haldun Taner'in bu en sevilen ve belki de en çok okunan düzyazı kitabı büyük bir özenle hazırlandı. Yazılarda bahsi geçen kişilerin adları öne çıkarıldı, daha da önemlisi kişi adları dizini yapıldı. Sadece bu dizine göz atıldığında bile Haldun Taner'in nasıl geniş bir kültür evreninde kalem oynattığı ve konu zenginlikleri anlaşılıyor.

Kimler, neler var bu kitapta?

Sakallı Celal (Yalınız) - Abdülhak Şinasi Hisar - Mükrimin Halil Yinanç - Ahmet Hamdi Tanpınar - Lâtife Uşaklıgil - Asaf Hâlet Çelebi - Celal Sılay - Cemal Sahir - Aliye Berger - Refik Halid Karay - Ahmet Selahattin - Ahmet Kutsi Tecer - Halide Edib Adıvar - Haşim İşcan - İsmail Dümbüllü - Selçuk Kaskan - Seha L. Meray - Muammer Karaca - Orhan Kemal - Kemal Tahir - Ulvi Uraz - Sıddık Sami Onar - Sait Faik Abasıyanık - Sabri Esat Siyavuşgil - Suat Yakup Baydur - Muhsin Ertuğrul - Vâlâ Nurettin Vâ-Nû - İsmail Galip Arcan - Naci Sadullah Daniş - Abdi İpekçi - Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu - Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Rauf Ulukut - Esat Mahmut Karakurt - Arif Müfid Mansel - S/S Ankara Vapuru - Akbaba Dergisi - Çiçek Pasajı -Tevfik Sağlam ve arkadaşları - Burhan Felek - Behçet Necatigil - Eşref Şefik Atabey - Azra Erhat, Faruk Güvenç - Bedrettin Tuncel - Orhan Eyüboğlu - Orhan Tahsin - Özdemir Asaf - Suavi Süalp - Enver Ziya Karal - Samet Ağaoğlu - Ahmet Rasim

152 s.
İstanbul, 2016

demokrasi.jpg
al-(11)-001.jpg

Alexis de Tocqueville
AMERİKA’DA DEMOKRASİ
İletişim Yayıncılık

Alexis de Tocqueville, kitabı hakkında, "İtiraf edeyim ki, Amerika'da Amerika'dan daha fazlasını gördüm" der. Orada demokrasinin kendi imgesini, eğilimlerini, karakterini, önyargılarını ve tutkularını aradığını ilave eder. 19. yüzyılın ilk yarısında yayımlandığında çok ilgi çeken, sonra epey unutulan ve 1960'larda yeniden keşfedilen Tocqueville'in eserleri arasında Amerika'da Demokrasi ilk sırada yer alır. Sadece olağanüstü bir siyasal gözlemcinin eseri değildir bu kitap. Aynı zamanda başat bir siyaset felsefesi eseri ve sosyoloji klasiğidir. Modern demokrasinin kendine sürekli sorduğu soruları anlamaya, yanıtlamaya yardımcı olur. Tocqueville, koşulların eşitliği, özgürlük fikriyle din ve efendilerle hizmetkârları arasındaki ilişkiler, ademi merkeziyet ve merkeziyetçilik gibi konulara Amerika'da verilmiş yanıtları inceleyerek, demokrasi felsefesinin bugün hâlâ geçerli olan çerçevesini çiziyor. Demokrasinin kendi içinden yeşeren despotik eğilimleri ve bunlara karşı üretilen demokratik engelleri göstererek, günümüzün acil sorularına ışık tutuyor.

784 s.
İstanbul, 2016

pasalar.jpg
al-(11)-001.jpg

Olivier Bouquet
SULTANIN PAŞALARI(1839-1909)
İş Bankası Kültür Yayınları

Osmanlı devleti 19. yüzyılda, özellikle de Tanzimat ile birlikte yeniden yapılandırılırken, "paşa" payesi de bu dönüşümden payına düşeni aldı. Hem Tanzimat (1839-1876) hem de II. Abdülhamid dönemlerinde (1876-1909) yeni ordunun, mülkiye bürokratlarının en yüksek kadroları ve tehdit altındaki imparatorluğu müdafaa için Londra'ya, Viyana'ya, Paris'e giden diplomatların en önemlileri paşaydılar veya paşa yapıldılar. Unvan neredeyse Osmanlı devletinin yüksek katlarının tamamını ifade eden bir terim halini aldı. Prof. Dr. Olivier Bouquet, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan ve Osmanlı devletinin son 35 yılında görev yapmış 51.000'den fazla mülki memurun sicillerini içeren Sicill-i Ahvâl defterlerinde iğneyle kuyu kazarcasına yaptığı çalışmanın sonunda, 282 paşalık bir derleme oluşturmuş. Söz konusu paşaların arşivde yer alan biyografik fişlerini başka kaynaklarla da destekleyerek, Osmanlı 19. Yüzyılına damgalarını vuran paşaları, yani aslında Osmanlı mülkiyesini üç eksende mercek altına yatırıyor: Bu statü grubunu belirleyen ayırt edici özellikleri; onların yetişmesinde belirleyici olan toplumsal ortamı, eğitim çevresini ve dil etkenini; kariyerlerindeki ilk adımlardan mezara kadar meslek ve yaşam güzergâhlarını kapsayan bu eksenler Osmanlı devlet bürokrasisinin 1839-1909 arası dönemine ışık tutuyor. Bouquet'nin bu önemli çalışması, Osmanlı tarihinin can alıcı bir dönemine çözümleyici bir bakış yöneltebilmek için sağlam bir zemin sunarken, içerdiği prosopografik bilgiler ve Sicill-i Ahvâl gibi çok zengin, ama yeterince kullanılmamış bir kaynağı hatırlatmasıyla da ayrı bir değer taşıyor.

652 s.
İstanbul, 2016

borges.jpg
al-(11)-001.jpg

Jorge Luis Borges
25 AĞUSTOS 1983 VE DİĞER ÖYKÜLER
Kırmızı Kedi

Jorge Luis Borges, Latin Amerika edebiyatının en büyük isimlerinden biri. Farklı olguları bir araya getirmedeki ustalığıyla da "sınırlarda gezen" bir şair, öykü ve deneme yazarı. Fantastik öğeleri ağır basan kendine özgü kalemiyle Borges, her seferinde zorladığı bu sınırlar sayesinde gerçeküstücülük akımının vazgeçilmez bir üstadı haline geldi ve kendinden sonra gelen çok sayıda yazarın üslubunu, edebiyata bakışını değiştirdi.

25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler, gerçekliği yeniden kurgulayarak insanı kuşkuya düşüren Borges'in, olgunluk döneminde yazdığı incelikli ve imgelerle dolu öykülerinden bir seçki. Borges'le yapılmış detaylı bir söyleşinin de bulunduğu bu seçkide, zaman kavramının çürütülmesine, pek çok felsefi konunun ve paradoksun edebiyata aktarılmasına, benliğin parçalara ayrılmasına rağmen kimliğini kaybetmiş karakterlerin bile ayırt edilebilir hale gelmesine tanık oluyoruz.

116 s.
İstanbul, 2016

sevimsiz.jpg
al-(11)-001.jpg

Leon Bloy
SEVİMSİZ ÖYKÜLER
Kırmızı Kedi

"Bloy, okuyucunun ruhsal durumuna göre çekilmez ya da harika sayılabilecek benzersiz bir üslup geliştirmiştir. Her iki durumda da yazın sanatının en canlı üsluplarından biridir bu. Bloy'un üstatlarından Carlyle, evrensel tarihin, durmaksızın okumak ve yazmak zorunda olduğumuz ve başkalarının da bizleri yazdığı bir kitap olduğunu yineler; hayalci Swedenborg, hayvan, bitki ya da mineral gibi çevremizi saran tüm varlıkların tinsel olaylarla bağlantılı olduğuna inanır. Léon Bloy ise evreni, her insanın bir sözcük, bir harf ya da sadece bir noktalama işareti olarak yer aldığı bir tür ilahi şifre olarak kabul eder. Kozmik uzamı reddederek tüm uçurum ve ışıkların insan bilincinin yansımasından başka bir şey olmadığını iddia eder. Bir keresinde, zaten cehennemde yaşadığımızı ve her insanın en yakınındaki kişiye işkence etmekle görevli bir şeytan olduğunu söylemiştir."

Jorge Luis Borges

112 s.
İstanbul, 2016

binbir.jpg
al-(11)-001.jpg

Reşad Ekrem Koçu
BİNBİRDİREK BATAKHANESİ-CEVAHİRLİ HANIM SULTAN
Doğan Kitap

"Yaşından umulmayacak şeyler bilen Dilaver, hem başını uzattı hem de gözlerini yumdu. Sahba, oğlanın yanaklarından öpmek isterken ağzı dudaklar üzerine kayıverdi. Fakat dudak dudağa iken oğlan gözlerini açınca ve onunla göz göze gelince Sahba Kalfa öylesine korktu ki Dilaver'i bıraktı ve hemen yerine dönerek sanki hiçbir şey olmamış gibi altın tepsinin içinden bir küçük inci aldı ve oğlana göstererek, 'İnci !..' dedi; sersemlemiş olan Dilaver heyecanla soluyordu, fakat çabuk toplandı, o da hiçbir şey olmamış gibi, 'Sensin güzellerin genci !..' dedi ve hemen gitti. Sahba'nın dizi dibine oturdu."

"Kapıdan girince kendinden geçen ve ancak iki üç adım attıktan sonra Hanımsultan'ı gören Tayyarzade, şehri civeleklik şanından hemen koştu, ihtiyar yosmanın dizleri üstündeki incili şalın yere sarkmış eteğini öptü ve kadının önünde el kavuşturup durdu. Hanımsultan evvela Tayyarzade'yi külah kenarından sarkmış bir tutam civan perçeminden mavi çiçekli çoraplar içindeki büyük büyük şahbaz ayaklarına kadar şöyle bir seyretti."

garip.jpg
al-(11)-001.jpg

Reşad Ekrem Koçu
TARİHİMİZDE GARİP VAKALAR
Doğan Kitap

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Osmanlı tarihi kimi eğlenceli, kimi dokunaklı nice garip vakalarla dolu: Dalkavukların hayli ayrıntılı fiyat tarifesinden "Maymun fuhşa alet olur" diye biçare hayvanları astırarak idam ettiren "Maymunkeş" Abdülkerim Efendi'ye, Kaşıkçı Elması'ndan bahriyelilerin maaşlarının gemi enkazı olarak ödenmesine, başına içi saman, talaş, hasır parçaları veya ziftli paçavra dolu bir kap koyup tutuşturarak padişaha "ateş istidası" veren dertlilerden devlet memurlarının yazlık evlerine gidiş tarihlerini düzenleyen "yalıya çıkma nizamı"na, mezarında başı kesilen şehzadeye varıncaya kadar pek çok garip vaka. Reşad Ekrem Koçu'nun bilgilendirirken eğlendirmeyi de ihmal etmeyen usta kaleminden.

akademik.jpg
al-(11)-001.jpg

Pierre Bourdieu
AKADEMİK AKLIN ELEŞTİRİSİ
(Pascalca Düşünme Çabaları)
Metis Yayıncılık

Kırk yıllık araştırmalarının sentez ve değerlendirmesini gerçekleştirdiği Akademik Aklın Eleştirisi'nde Pierre Bourdieu sosyoloji teorisi, tarih bilgisi ve felsefi düşünceyi harmanlıyor. Bourdieu tartışmaya akademik aklın görmezden geldiği temel önkoşulla başlıyor: Batı dillerinde okul anlamına gelen sözcüklerin ve "skolastik"in kökeni olan skhole, yani boş zaman. İnsan üstüne düşünen filozoflar ve genel olarak "skolastik eğilim", düşünmek için boş zamana sahip olmak gerektiğini akıllarına getirmezler. Akademik aklın felsefi antropolojide yaptığı bu manidar ihmalin vahim sonuçları vardır. Bourdieu eleştiri oklarını akademik aklın kendisine olduğu kadar, "skolastik eğilim"in dışında olanlar hakkında yürüttüğü spekülasyonlara da yöneltir: Kendini özgür sanan ve ne yaptığını bilen "özne" varsayımını kıyasıya sorgularken, meslek yaşamı boyunca yaptığı çalışmaların altında yatan alternatif insan tasavvurunu sistemli bir şekilde sergiliyor. Pascal'ın yanı sıra Wittgenstein, Austin ve Dewey gibi "sapkın" filozoflar eşliğinde gerçekleşen bu serimlemede simgesel şiddet, iktidar, çıkar, zaman, tarih, evrensellik ve varoluşun sosyolojik açıdan amacı gibi temalar yeni bir bakışla ele alınıyor.Sosyal bilimler ve felsefeyle ilgilenenlerin ilgiyle okuyacağını düşündüğümüz sarsıcı ve bir o kadar güzel bir kitap.

304 s.
İstanbul, 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

kadinlar.jpg
al-(11)-001.jpg

Eduardo Galeano
KADINLAR
Sel Yayıncılık

Farklı coğrafyalardan, ahir zamanlardan, yakın geçmişten, her yaştan, her sınıftan kadınlar…

Kimi büyük kimi küçük eylemlerle, kimi konuşarak kimi yalnızca susarak, yaparak ya da yapmayarak tarihin akışını değiştirmiş kadınlar… Engizisyona, senatoya, kiliseye, sömürgecilere, faşizme direnen kadınlar… Dans eden, seven, sevişen, ağlayan ve gülen kadınlar…

Eduardo Galeano yine dünyanın bütün köşelerini dolaşarak, kadınlar şahsında bir insanlık tarihine davet ediyor okuru. Yalnızca tekerrürden ibaret olmayan, çomak da sokulabilen bir insanlık tarihine…

Her satırıyla etkileyen, öfkelendiren ve umut veren bir derleme. Galeano ölümünden sonra da "dünyanın vicdanı" olmaya devam ediyor.

197 s.
İstanbul, 2016

 

direnis.jpg
al-(11)-001.jpg

Todd May
ŞİDDETSİZ DİRENİŞ
(Felsefi Bir Giriş)
Ayrıntı Yayınları

Mısır'daki Tahrir Meydanı'ndan New York'taki Occupy'a kadar dünyanın dört bir yanında şiddetsiz (nonviolent) direnişlerle karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz yüzyılı şiddetli çatışmalar ve savaşlarla dolu olarak görsek de, bu yüzyıl Mohandas Gandi ve Martin Luther King Jr.'ın başardıklarının ve Ferdinand Marcos'u iktidardan düşüren Filipinler'deki barışçıl gösterilerin açıkça sergilediği üzere, aynı zamanda şiddetsizlik yüzyılıdır. Peki, nedir şiddetsizlik? Mücadeleyi şiddetsiz kılan nedir? Şiddetsizlik siyaseti bünyesinde hangi değerleri barındırır? Oturmuş yerleşmiş bir terim olarak şiddetsiz direnişin "pasif direniş"ten farkları nelerdir?

Bu benzersiz çalışmada, kendisi de şiddetsiz kampanyalara katılmış olan felsefeci Todd May, kendine has ve ilgi uyandıran siyasal şiddetsizlik fenomeni üzerine ilk geniş kapsamlı felsefi düşünceyi sunuyor. Hem tarihi hem de güncel örneklerden faydalanan yazar, şiddetsizlik kavramını ve şiddetsizliğin hedeflerini inceliyor ve şiddetsizliğin ahlaki jui-jutsu'dan şiddetsiz zor kullanmaya kadar değişik dinamiklerini ele alıyor. Şiddetsiz faaliyeti, özellikle de haysiyet ve eşitlik varsayımına saygıyı ön plana çıkaran değerleri araştıran yazar, günümüzde şiddetsizliğin rolüne yakından bakıyor.

Siyasi bilimler, barış araştırmaları ve felsefe öğrencileri; aktivistler ve günümüz siyaseti ile ilgili olan herkes, en etkili fakat üzerinde en az tartışılan siyasi yaklaşımlardan biri olan şiddetsizliği anlamak adına bu kitabı paha biçilmez bulacaktır.

224 s.
İstanbul, 2016

oniki.jpg
al-(11)-001.jpg

Yevgeni Petrov, İlya İlf​
ON İKİ SANDALYE
İletişim Yayıncılık

On İki Sandalye, Sovyet Edebiyatı'nı mizah, taşlama ve ironi unsuruyla tanıştıran İlya İlf ve Yevgeni Petrov'un beraber yazdıkları ilk roman. Eski bir soylu olan Vorobyaninov, kayınvalidesinin ölüm döşeğinde açıkladığı sırrın ardından sandalyelere saklanmış elmasların peşine düşer. Hazine avcılığında bir de ortağı vardır: Ostap Bender. İkili, elmasların peşinde Sovyet şehirlerini dolaşırken, yeni toplumun panoraması okurun önüne boylu boyunca serilir. Sovyet bürokratları, mülksüzleştirilmiş sınıflar, başkent ve taşrada yaşanan değişimin mizahi tasviri, On İki Sandalye'yi Rus toplumunun 1920'lerin sonundaki görünümüne dair çarpıcı bir anlatıya dönüştürür. İlf ve Petrov, On İki Sandalye'de Rus toplumunun kolektif hafızasına kazınacak olan Ostap Bender tiplemesini ilk kez sahneye çıkartırlar. "İlf ve Petrov, Sovyetler Birliği'nin parmakla sayılabilecek kadar az ve başarılı taşlama yazarları arasındalardı."

-Chris Berg-

448 s.
İstanbul, 2016

HAFTANIN ÇOK SATANLARI

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)