• BIST 108.953
  • Altın 144,354
  • Dolar 3,4810
  • Euro 4,1079
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 27 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 18 Nisan 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 18 Nisan 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Profesör' ünvanı taşıyan akademi yöneticilerinin cehalete övgüler düzdüğü ve okuyan sayısının artışı karşısında 'hafakanlar bastığını' açıkladığı günümüz Türkiyesinde, kitaba ve kitabın aydınlığına daha çok ihtiyacımız olduğu çok açık!

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

phpthumb_generated_thumbnail-001.jpeg 
Elif Durdu
NAİF BİR FLAMİNGONUN GÜNLÜĞÜ
Bilgi Yayınevi

İlk romanı ‘Düş Kıyamet' ile 2013’te okurlarına"merhaba" diyen Elif Durdu, yine özenli dil kullanımı ve akıcı üslubuyla bu kez Naif Bir Flamingonun Günlüğü ile karşımızda;

“Ne yazık ki kimsenin aklına gelmedi gerçekte kim olduğumuzu sorgulamak. Yerküre, derhal keşfedilme zarureti gösteren büyülere, firari büyücülere yataklık yapıyordu; geleceğimizden endişe eden saygıdeğer büyüklerimiz ise, bizi tarih kitaplarında yazılan yalanları ezberlemeye zorluyordu. İşte böyle böyle döndü dünya, arızalı ruhlar tarlasına!

Muhtemelen hiçbir zaman bizim kadar itaatkâr olmayacaksın, kimse seni ucuz öykülerle uyutamayacak. Yine de yolun bir yerinde, içine doğduğun dünyanın, kötü kurgulanmış gerilimlerle dolu bir mekân olduğunu anlayacaksın.”

200 s. İstanbul, 2016

908665.jpg
Kerem Yücel
MİSAFİR
Can Yayınları

Kerem Yücel'in fotoğrafladığı Serdar Korucu'nun metinlerini yazdığı Suriyeli mültecilerin yeni hayatlarını gözler önüne seren bir fotoğraf kitabı Misafir...

"İki oğlumuz da Suriye'de üniversiteyi kazanmak için çok uğraştı. Biri makine diğeri uçak mühendisi olacaktı.Savaş nedeniyle okullarını bıraktılar.Şimdi gündüzleri AVM'de çalışıyorlar.Geceleri ise üniversitedeler.Eğitim için değil. Temizlik yapıyorlar."

Endişeli gözler, tedirgin duruşlar, kabuk bağlamış özlemler, hayattan kovulmuş insanlar... Mültecilerin yaşadıklarına dram deyip geçiveriyoruz bazen, başımızı çevirmek kolay geliyor. Oysa yanı başımızda hayata tutunmaya çalışanlar aslında çok da bir şey beklemiyor bizden.gözlerine bakalım istiyorlar, ellerini tutalım, sözlerini dinleyelim. İşte Misafir bu bakışın kitabı.Suriye'den kaçıp bize sığınmış insanların nerede, nasıl yaşadıklarının tanığı bu kitap.Misafir'de anlatılan onların, ama cesaretimiz varsa, bizlerin de hikayesi.

Uzun yıllar zor coğrafyalarda fotoğraf çeken Kerem Yücel, Suriyeli mültecilerin ülkelerini terkedip Türkiye'ye sığındıkları ilk zamanlardan beri yaşamlarını fotoğraflıyor. Doğdukları yerleri terk ederek, yeni bir yaşama başlayabilmek için Türkiye'ye sığınan mültecilerin yaşadığı zor şartlara tanıklık eden Kerem Yücel, daha sonra bu hikayelerin peşini bırakamadı ve onların zor yaşamlarına ortak oldu. Kerem Yücel ile ekmeklerini bölüşen mülteciler yaşadıklarını bizlere anlatabilmek için Yücel'in objektifinin karşısına geçtiler. 

Her bir fotoğrafın farklı bir hikaye anlattığı bu kitapta metinler de Serdar Korucu'ya ait. 

96 s. İstanbul, 2016

905191.jpg
Leopold Von Sacher- Masoch
KÜRKLÜ VENÜS
Ayrıntı Yayınları

İnsani varoluşun karanlık taraflarına ışık tutuluyor Kürklü Venüs'te.Daha ilk sayfadan itibaren insanın arzuları ve tutkuları, saldırganlığa olan "içgüdüsel" eğilimleri didik didik ediliyor.Yerleşik değerleri ve anlamları sarsan, sınırları zorlayan kışkırtıcı bir roman Kürklü Venüs. İçinde "sevginin", "merhametin", "şefkatin", "cinselliğin" olduğu "aşk" da siyasal bir egemenlik oyunundan ibaret: 

Goethe'nin "Ya çekiç olmalısın ya örs" lafı hiçbir yere kadın erkek ilişkisine uyduğu kadar iyi uymuyor, laf arasında, rüyanda Bayan Venüs de bunu göstermişti sana. Erkeğin ihtirasında kadının gücü saklıdır ve erkek dikkat etmezse kadın bu gücü kullanmasını bilir. Erkeğin bir tiran veya kadının kölesi olmak arasında bir seçim yapmaktan başka şansı yoktur. Kendisini teslim ettiği anda boyunduruk kafasına geçirilmiştir ve kırbacı teninde hissedecektir...

"Aşk" insanın tutkularından, özellikle de egemenlik hırslarından bağımsız bir ruh hali değil; hatta efendi ve köle arasındaki kadim ilişki aşkı da belirleyen bir ilişki… 

176 s.İstanbul, 2016

907916.jpg
Beyazıt Akman
OSMAN
İKİNCİ KİTAP-SAVAŞ
Epsilon Yayınları

On üçüncü asrın sonları. Anadolu savaş ve kan içinde. İnsan kellelerinden kulelerle kalplere terör salan doğulu barbar Moğollar, Batılı fanatik Haçlı orduları ve hain Haşhaşinler.. Ve Türkleri tamamen bitirmek niyetinde olan imparatorluk varisi tekfurlar... Bu kaostan bir cihan lideri doğmak üzere... Küçük bir uç beyliğinden çıkarak bu katliamlara dur diyecek, umudun ve adaletin adı olacak bir genç! Kuruluş hiç böyle anlatılmadı.En son araştırmalar ışığında dört yılda yazıldı.İki ciltlik bir epik; film tadında bir roman.

Osmanlı İmparatorluğu'nu kuran, ona adını veren kahramanın hikayesi.Şövalye Mihal'in gözünden, Marko Polo'nun seyahatnamesinden ve Yunus Emre'nin kalp gözünden Osman.Türk ve dünya edebiyatının en kapsamlı Osman Gazi çalışması. Yeni kuruluş yılı olarak kabul edilen ve Osman Bey'in Doğu Roma İmparatorluğu ile savaşı 1302 Bafeus Muharebesi'nin ilk romanı. Akademisyen-yazar Beyazıt Akman'ın merakla beklenen bu büyük epiğini ikikitap halinde yayımlanmış.

Birinci Kitap: Osman'ın çocukluğu, gençliği, Rabia ile tanışması, ona aşık oluşu. Şeyh Edebali'nin dergahında insan-ı kamil olma serüveni.Şövalyelerle ilk çarpışmalar, tekfurlarla ilk savaşlar, Haşhaşinler ile hesaplaşma ve büyük bir ihanet.

İkinci Kitap: Osman en büyük kabuslarıyla yüzleşiyor, zorlu bir birlik mücadelesi veriyor. Mihal kritik bir karar aşamasına geliyor ve Aşık Yunus'un yolu Osman'la son kez kesişiyor.1302 Bafeus Muharebesi kitabın görkemli finalini oluşturuyor.

536 s.İstanbul, 2016

phpthumb_generated_thumbnail-(3).jpeg
Gerald Messadié
MARTİN HEİDEGGER’LE AŞK VE SUÇ YAŞAMIM
Destek Yayınları

Yirmi yıl önce toplatılan kitap, sansürsüz baskısıyla yeniden raflarda.

Türkiye’de 1996 yılında yine Sertaç Canbolat’ın çevirisiyle ilk basımı yapılan ve “halkı cinselliğe karşı kışkırtmak” gerekçesiyle kısa sürede toplatılan yazar Gerald Messadié’nin “Martin Heidegger’le Aşk ve Suç Yaşamım” adlı romanı, yirmi yıl sonra yeniden ve sansürsüz baskısıyla bir kez daha piyasada…

Gerald Messadié’nin evlilik kurumu ile kişisel özgürlük arasındaki çatışmanın ürettiği ikilemler üzerine yazdığı en sert romanlardan biri olan Martin Heidegger’le Aşk ve Suç Yaşamım, Sertaç Canbolat’ın çevirisiyle kitabevi raflarındaki yerini aldı.

Kendisini ünlü filozof Martin Heidegger olarak tanıtan yaşlı bir adam, evine konuk olduğu genç çiftin hayatını geri dönülemez bir sürece sokacaktır. Evin genç ve güzel sahibesiyle, sözde Martin Heidegger arasında başlayan cinsel yakınlaşma, bundan sonra yaşanacakları tahmin edilemez ölçüde etkileyecektir. Güzel Grethe, kadınlığını keşfettiğini düşünürken kendini bir suçun ortağı olarak bulacaktır.

Evlilik kurumuna yüklenen toplumsal baskıyla, bireysel özgürlük arasındaki uyuşmazlığı, tesiri yüksek yalın cümleleriyle sorgulayan yazar Gerald Messadié, Grethe’yi bir hapishane hücresine yollayan çetrefilli polisiyeyi de örümcek ustalığıyla kusursuzca örüyor.

184 s. İstanbul 2016

908917.jpg
Murat Bardakçı
NACİYEM, RUHUM, EFENDİM…
İş Bankası Kültür Yayınları

Bu topraklarda Enver Paşa efsanesi sürüyor.Bir yurtsever, bir asi, bir devrimci, cesur bir asker, büyük bir komutan, bir ronantik ve bir aşık… Bu özelliklerin tümünü kişiliğinde toplayan kahramanları olan uluslar azdır. Bu nedenle onların hikayeleri bitmez… Enver Paşa yeni bir kitap daha İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı.

Birinci Dünya Savaşı'nda uğradığımız yenilginin ardından 1 Kasım 1918 gecesi Türkiye'den ayrılmasından 4 Ağustos 1922'de Pamir Dağları'nın eteklerinde can verişinden dokuz gün öncesine kadar eşi Naciye Sultan'a tam 417 adet mektup göndermiş; aşk ve hasret satırları ile dolu bu mektuplarda sürgündeki hemen her faaliyetini de ayrıntıları ile yazmıştı…

Mektuplarının ileride kendisi hakkında yapılacak çalışmalara kaynaklık edeceğinin bilincinde olan Paşa bunların günügününe toplanmış hatıralar olduğunu söylüyor; düşündüklerini, bildiklerini ve gördüklerini yazdığını ifade ediyor ve mektupların mutlaka saklanmasını istiyordu…

Enver Paşa'nın ailesi tarafından 90 küsur sene boyunca muhafaza edilen ve tam metinleri ilk defa bu kitapta yeralan mektuplar, Paşa'nın ayrıntıları şimdiye kadar bilinmeyen Rusya ve Orta Asya günlerindeki faaliyetlerini her bakımdan aydınlığa kavuşturmakta ve bir yerde de bizzat kaleme aldığı kendi tarihi olmaktadır.

624 s. İstanbul, 2016

909570.jpg
Semih Poroy
FEKLAVYE
Varlık Yayınları

Semih Poroy, Cumhuriyet Kitap Eki'nde 10 yıldır sürdürdüğü Feklavye yolculuğundan özel bir seçki yaptı. Büyük boy ve renkli bir baskıyla Varlık Yayınları arasında!

"Semih Poroy'un Feklavye serüveni, çizerin yazarı kuşatması örneğini getirdi. Bir benzeri, öncüsü yoktur diyemiyorum, ben görmedim." 
-Enis Batur-

"Feklavye, kitapları tanıtmaya, yorumlamaya, eleştirmeye çalışan onca ciddi, ağırbaşlı, uslu yazı arasında, 'muzır' bir özgürlük alanı açmıştır okuyucuya." 
-Celal Üster-

128 s.İstanbul, 2016

phpthumb_generated_thumbnail-(1).jpeg
İdil Nalbantoğlu
RÜYANIN KAPILARI
h2o Kitap

Bu kitapta yazılanlar büyü gibi ama değiller ve zaten büyü olamadıkları için hayal kırıklığına uğrayan birer öykü olarak kalmışlar. Yazarımız bir "Cadın." Kazanı kağıt, kepçesi kalem. Ejderha ya da duvarlardan geçen kahraman klişelerinden azade; kötülükler, şeytani tuzaklar, mistik cinlikler, polisiye tuhaflıklar içermeyen öykülerinin içine upuzun -bazen de kısacık- seyahatler boyunca, bolca hayal gücü, önemli miktarda yaşama sevinci, olabildiğince umut, sayısız göz kırpması, şaşırtıcı oranda şaşkınlık, umulmadık ölçüde gülücük katıyor. Bizi bir masalın içine sokacak, bir öyküde dolaşacaksınız ve sonra bir rüyadan uyanacaksınız… O kapıyı açın… Çocuklardan büyüklere bir uyarı: Bu kitapta kötülük ve kötü karakterler yoktur.

96 s. İstanbul, 2016

phpthumb_generated_thumbnail-(2).jpeg
Gürsel Korat
UNUTKAN AYNA
Yapı Kredi Yayınları

12 Haziran 1915 günü Nevşehir'de, bir bozkır sabahı: İğde kokuları içindeyiz, serinlikten ürpererek gözlerimizi ovuşturuyoruz. Yaşam olağan akışındadır, ölüm bu dünyaya yakışmaz görünmektedir.Oysa her şey koşup gelecek birazdan.On gün içinde devran değişecek.Hiç kimse o sabahtan sonra eskisi gibi olamayacak. 

Gürsel Korat Unutkan Ayna'da insanlığın soluğunu tuttuğu ve bakışlarını Anadolu'ya diktiği bir zaman parçasını anlatıyor: "Unutmanın" bazen "her şeyi eksiksiz görmek" anlamına geldiğini söyler gibi.

"Bana bak" dedi Mayreni, iyice kızmıştı, "Önümüzde kaç gün var, onu bile bilmiyoruz. Belki mezarımız bile olmayacak. Belki bu çocuklar birbirinden muradını alamayacak." Mayreni'nin gözleri, ne söylediğini o an anlamış birinin şaşkınlığıyla doldu, yüzü dehşetle gerildi, sesi giderek boğuklaştı: "Belki en sevdiklerimizin ölüsünü elimize alacağız." 

280 s.İstanbul, 2016

909205.jpg
Kolektif
GÖZDEKİ KIYMIK
(Yeni Türkiye Sinemasında Madun ve Maduniyet İmgeleri)
Metis Yayıncılık

"Kadınlar ve genç kızlar, azınlıklar, Kürtler, kent yoksulu genç erkekler, yerlerinden yurtlarından edilip büyük kentlere tıkıştırılanlar, Afrikalı göçmenler, eşcinseller, deliler, travma mağdurları, yaşlılar, ailesini katliamlarda kaybetmiş olanlar, kötü bir eğitimin içinde yönünü kaybeden genç insanlar, engelliler... -yani başarılı, "normal" erkek dışında kalan büyük çoğunluk.

Bütün bu madunlar Türkiye sinemasının son dönem filmlerinde kendilerine daha önce görülmemiş ölçüde yer buldular. Tamamlayıcı bir tarzda, yan karakterler ve anlatılar olarak ya da ideolojileri aklamak üzere çarpıtılmış imgeleriyle değil, ana karakterler olarak kendi sesleriyle, filmlerin merkezine yerleşerek... 

Adorno'nun "Gözünüzdeki kıymık en iyi büyüteçtir" sözünden adını alan kitap, bu değişimin çeşitli veçhelerini görünür hale getirerek, eleştirel bir değerlendirmeye girişiyor. Madunları ve maduniyet imgelerini filmler üzerinden ele alan bu incelemeler, bu yeni sinemasal muhayyilenin imkânlarını ve sınırlılıklarını görüntü, ses ve anlatı açısından irdelerken, aynı zamanda Türkiye toplumuna dair önemli bir kültürel, sosyolojik bilgi de üretiyorlar." 

440 s.İstanbul, 2016

909463.jpg
Gülten Kazgan
LİBERALİZMDEN NEOLİBERALİZME /
NEOLİBERALİZMİN GETİRİSİ VE GÖTÜRÜSÜ
Remzi Kitabevi

Gülten Kazgan'ın İktisadi Düşünce adlı eserinin bir anlamda devamı olan bu kitapta, neoliberalizmin getirisi ve götürüsü tartışılıyor.Kitap, neoliberalizmin öyküsünü 35 yıllık açıklamalı bir takvimde sunuyor.Neoliberalizmin ufku pek parlak görünmüyor ve bu bakımdan Kazgan'ın çalışması iktisat dünyasında yeni bir tartışma başlatıyor.

176 s. İstanbul, 2016

909052.jpg
Miguel de Unamuno
YAMAN ADAM
Can Yayınları

Miguel de Unamuno'nun Behçet Necatigil tarafından çevrilen on hikâyesini bir araya getiren Yaman Adam, yazarın çok yönlü dünyasına açılan bir pencere niteliğinde.Aşk, felsefe, psikoloji, inanç, kadın erkek ilişkileri gibi konuların öne çıktığı bu öykülerde Unamuno'nun varoluşçu sorgulamaları da sıklıkla yer buluyor. 

Bazıları vardır, sevmedikleri halde sevilmek isterler; kendini feda eden kadından uçsuz bucaksız bir sevgi ve sadakat beklemekte haklı olduklarını sanırlar. Bazıları vardır, meşhur bir güzelle evlenirler; niçin? Onunla böbürlenmek, onu yanlarında bulundurmak, ehlileşmiş bir dişi aslan gezdirir gibi onu beraberlerinde gezdirmek ve, - İşte benim kraliçem! Bakın, bana ne kadar da itaatli, ne kadar bağlı, diyebilmek isterler de onun için. Hiç bu kafada bir insan, kraliçesini sevebilir mi?

176 s. İstanbul, 2016

 909053.jpg
Miguel de Unamuno
SİS
Can Yayınları


Şair García Lorca'nın, yurttaşı Miguel de Unamuno'yu "ilk İspanyol" diye nitelemesi, yazarın, eserlerinde İspanya insanının psikolojisi ve karakterini ustalıkla belirlemesinden gelir. Unamuno'ya göre hayat ölümlüdür ama sanat hayatı ebedîleştirir.Belki tek teselli de budur.Sis'in kahramanı Augusto Perez, bu teselli imkânına işaret etmektedir. Unamuno bir sabah kapısının açıldığını, içeri Perez'in girdiğini hayretle görür. Ve onu öldürmeye karar verir...

Ne büyük acılar ne de büyük sevinçler öldürür insanları; bu yüzden bu acı ve sevinçler, küçük küçük değersiz şeylerden oluşmuş muazzam bir sisle sarılı gözükürler. Evet, işte hayat dediğin; bir sis olup olacağı! Hayat bir sistir.

Behçet Necatigil'in klasik çevirisiyle sunduğumuz Sis, Unamuno'nun başyapıtlarından. 

240 s. İstanbul, 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

909109.jpg
Mine G. Kırıkkanat
HİÇ KİMSE
Kırmızı Kedi

Paris, 9 Ocak 2013'te olağandışı bir suikaste tanık oldu. PKK militanı üç kadın, bir tabancadan sıkılan on kurşunla öldürüldü.Yakalanan tek zanlı, o gün bugündür yargılanmayı bekliyor.Katil olduğuna dair kesin bir kanıt bulunamadı, kimse inanmadı, inanmıyor.

Hiç Kimse, bu gerçek suikastın gerçekdışı bir komploya uyarlanan romanıdır.

Mine G. Kırıkkanat'ın olağanüstü kurgusu, işlenen cinayetlerde uluslararası bir işbirliğini inandırıcı kılarken; Teşkilat'ın yetiştirdiği tetikçilerin sınır ötesi harekâtlarını ve derin devletin sırlarını da gözler önüne seriyor.

"Tutsak Önderliğin, esir düştüğünden beri T.C. hükümetine biat ettiğini hepimiz biliyoruz. Kuşkusuz önceden de işbirliği vardı, sen doğrusunu bilirsin. Belki de sana atılan iftira, aslında onun için geçerlidir. Şimdi hükümetin muhatabı oldu.Ada'dan barış görüşmelerini yönetiyor.

T.C.'nin bu süreçten Parti'ye para ve silah sağlayan kaynakları kurutmak için yararlanacağına emin olabilirsin. Tutsak Önderlikten kurban istenecek. O da verecek. Muhtemelen bizler arasından birkaç isim söyleyecek.Ve ben o isimlerden biriyim.Çok zamanım kalmadı, seziyorum.

Hoşçakal Heval..."

192 s. İstanbul, 2016

909184.jpg
Jean-Paul Sartre
SARTRE İLE SARTRE HAKKINDA
Metis Yayıncılık

Sartre ile Sartre Hakkında'da 60'ların ikinci yarısıyla, 70'lerin ilk yarısında yapılmış üç söyleşi yer alıyor.

Jean-Paul Sartre, düşünceleriyle eylemleri arasındaki tutarlılık açısından muhtemelen bütün modern tarihin en önde gelen düşünürüdür. Onun biyografisi ve eserleri hem yirminci yüzyıl deneyimlerinin tutanağı gibidir, hem de başkaları üzerinde derin etkileri olmuş etik bir öneridir.New Left Review dergisi editörleriyle ve Simone de Beauvoir ile yapılmış ve çalışmalarındaki temel kaygıları, kadın mücadelesine ve dünya düzenindeki hiyerarşiye bakışını konu alan bu söyleşiler aradan geçen uzun zamana rağmen bugün hâlâ son derece güncel.

96 s. İstanbul, 2016

909155.jpg
Aykut Kansu
İTTİHADÇILARIN REJİM VE İKTİDAR MÜCADELESİ 1908-1913
İletişim Yayıncılık

Tarihçi Prof. Dr. Aykut Kansu’nun “1908 Devrimi” adlı yakın ve modern tarihimizin kayıp halkası diyebileceğimiz bir dönemini aydınlatan ve tamamlayan çok önemli kitabından sonra, aynı konuaki yeni çalışması da İletişim Yayınları’ndan çıktı.

Modern Türkiye'nin oluşum tarihinde kilit rol oynayan bir dönem, 1908-1913 dönemi. Aykut Kansu, halihazır tarih yazımının dokunmadığı zengin bir kaynak birikimine dayanan olağanüstü titiz çalışmasında, bu kısa dönemin "mana ve ehemmiyetini" gözler önüne seriyor. Canla başla direnen Osmanlı ancien régime'iyle, yani Eski Düzen'le 1908 Devrimi arasındaki kıyasıya mücadelenin berisinde, tümüyle politikanın değişim sürecinin gerilimine tanık oluyoruz kitapta. Politikanın kapalı kapılar ardında devlet ricali tarafından yürütülen seçkinler arası bir faaliyet olmaktan çıkmaya, yavaş yavaş kamuoyuna, halka mal olmaya başlamasının sancılarını görüyoruz.Adeta siyasî polisiye zevkiyle de okunabilecek kitap, bu yanıyla, Türkiye'nin politik kültürünün inşasıyla ilgili bir "harç analizi" niteliğindedir.

"1908 Devrimi'yle birlikte bu paşaların alıştığı eski dünya ve mutlakiyetçi düzen çökmüş, ancak onun yerini alacak yeni düzen hemen kurulamamıştır. (…) 1908 sonunda meclisin açılması ile 1913'ün başında İttihadcıların meşru olmayan bir hükûmetten yasadışı yöntemlerle iktidarı geri almaları arasında geçen sürenin siyasî tarihi, yeni oluşturulmuş bir meclise dayanan ve işleri buradan yürütmeye çalışan yeni rejim yanlıları ile her ne pahasına olursa olsun eski düzeni yeniden kurmayı amaçlayan monarşist güçler arasındaki bitmek bilmeyen mücadelenin tarihidir."

610 s. İstanbul, 2016

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)