• BIST 108.615
  • Altın 145,126
  • Dolar 3,4955
  • Euro 4,1321
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 19 Aralık 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 19 Aralık 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

terorizmin-tarihi-antikcagdan-isid-e1fae6ed0746b100b26bb78b76431927b-001.jpg

Kolektif

TERÖRİZMİN TARİHİ

Nora Yayınevi

Terörizm çağında yaşıyoruz, ama tarihinden bihaberiz. Görüntülerin şiddetine, tehditlerin artışına, bilginin "durmaksızın" karışmasına maruz kaldığımızdan nihai olarak düşünmeye ve tahlile çok az yer ayırıyoruz. Yine de terörizm olgusunu anlamaya çalışmak acil bir görev.

Uluslararası uzmanların katılımıyla Gérard Chaliand ve Arnaud Blin elinizdeki bu eserde terörizmin tarihini antikçağdan en modern biçimlerine dek gözler önüne seriyor ve bize terörizm algısının ne denli evrildiğini anlatıyor. Böylelikle, radikal İslamcılık tarihsel bağlamına yerleştiriliyor. Yalnızca böylesi derin bir bakış, etkileri yok olmaktan uzak bu olgunun günümüzdeki kozlarını kavramamıza yardımcı olabilir.

Terör meselesi, antikçağın Zelotlarından ortaçağın Haşhaşilerine, 1789 terör hareketinden Stalinist teröre, İkinci Dünya Savaşı'nda direniş gruplarının teröründen Latin Amerika devrimci hareketlerine ve günümüz radikal İslamcılığına kadar, geniş bir tarihsel bağlamda ele alınıyor. Terörizmin Tarihi'nde, İslamcı terörizmin temel kaynaklarına odaklanılarak, ulusaşırı modern terörizmin oluşumu ve günümüz intihar eylemcilerinin yükselişi etraflı bir biçimde tartışılıyor.

Yazarlar aynı zamanda, Bakunin'den Usame Bin Ladin'e, terörizmin başlıca aktörlerinin söylev, bildirge ve diğer kuramsal metinlerini bir araya getirdiler. Dolayısıyla, sevgili okur, elinizin altındaki ilk büyük terörizm ansiklopedisidir!

741 s. 2016

asil-in-topugu-feto-nun-o-gecesi107e96f6c2765262f24fbcc92bd25e75.jpg

Mustafa Önsel

AŞİL’İN TOPUĞU, FETÖ’NÜN “O GECESİ”

Alibi Yayıncılık

Mustafa Önsel, "Ağacın Kurdu, TSK'de Şakirtlerin İşgali mi? Fethullah'ın Askerleri" kitabıyla, FETÖ tehlikesinin hangi boyutta olduğunu, "15 Temmuz 2016 Kalkışması"ndan çok önce kamuoyu ile paylaşmıştı Bu seriyi tamamlayan yeni kitabı; "Aşil'in Topuğu, FETÖ'nün O Gecesi", kalkışmanın hain ve kanlı olaylarını yani; "O Gece"yi anlatıyor.Darbeyi önlemek üzere halkımız sokağa çıktı. Şehitler verildi. Halkımızın kahramanlıkları basında çokça yer aldı.Oysa bu esnada olayların merkezinde, kışlalar da yaşananlar, verilen şehitler, bizzat erinden generaline kadar TSK mensuplarının kahramanlıkları ve bu isimsiz kahramanların küçük dokunuşlarla "Kalkışma"yı nasıl önledikleri pek dikkat çekmedi. Hâlbuki çok önemliydi. Mustafa Önsel, işte bu askerlerin hikâyelerini, "Aşil'in Topuğu"nda detaylarıyla anlatıyor, sonuçta da FETÖ'nün Kalkışma sonrası geldiği son noktaya ilişkin değerlendirmeler sunuyor. Mustafa Önsel, "O Gece", sokağa ilk çıkanlardan biri olarak bizzat "Yaşayanın Ağzından" birçok olaya açıklık getiriyor. 

Ve bu kitapta aşağıdaki soruların cevaplarını belgeleriyle veriyor; 
"Aşil'in Topuğu", FETÖ'nün "Son Kalesi" neresiydi?
15 Temmuz 2016 kalkışmasının icra tarihi saati neden öne çekildi?
Sözde darbeci Balyoz Davasından mağdur edilmiş general/amiral ve subaylar, gerçek FETÖ'cü darbecilere karşı nasıl direndiler? Kalkışmayı nasıl önlediler?
Askeri Birliklerde yaşanan kanlı olaylar…
"Kahraman er " bir tugayın kalkışmaya katılmasını nasıl önledi?
"Ben FETÖ'cü değilim." diyen Yüzbaşının foyası kalkışmada nasıl ortaya çıktı?
1994 KHO mezunu subayların önlenemez yükselişlerinin arkasında yatan neydi?
Analar ne kahramanlar doğurmuş? Başçavuş Ömer Halisdemir…
KHO 1985 devresinin en çok general çıkaran 63'üncü Kısmının sırrı? 
"Kalkışma günü Graham Fuller ve Henry Barkey İstanbul'da ne arıyorlardı?

Ve daha birçok soru bu kitapta cevap buluyor.
Yine balyoz gibi bir Mustafa Önsel kitabıyla tanışmaya hazır mısınız?

240 s. İstanbul 2016

diktatorluk-ve-demokrasinin-ekonomik-kokenleri7d2fc8cb83684298513096fd08f3b332.jpg

Daron Acemoğlu, James A. Robinson

DİKTATÖRLÜK VE DEMOKRASİNİN EKONOMİK KÖKENLERİ

Bağlam Yayıncılık

Bu kitap, demokrasinin oluşumu ile konsolidasyonuna yönelik bir çerçeve geliştiriyor. Farklı sosyal gruplar, siyasal güç ve kaynakların paylaşım şeklinden dolayı, farklı siyasal kurumları tercih ediyor. Bu nedenle, demokrasi vatandaşların çoğunluğunun tercihi iken seçkinlerin karşı olduğu bir yönetim biçimidir. Vatandaşlar, toplumsal huzursuzluk ve devrim ile tehdit edebildiğinde, diktatörlük kalıcı değildir. Buna karşılık baskının maliyeti yüksek ve imtiyazlar ile ilgili verilen sözler inandırıcı değilse, seçkinler demokrasinin oluşturulmasına mecbur kalabilirler. Demokratikleşme ile seçkinler, toplumsal istikrarı sağlayarak, güvenilir bir biçimde siyasal gücü vatandaşlara aktarabilirler. Demokrasi, seçkinlerin onu alaşağı etmek yönünde güçlü teşvik yoksa konsolide olabilir. Bu süreçler (1) sivil toplumun gücü (2) siyasal kurumların yapıları, (3) siyasi ve ekonomik krizlerin doğası, (4) ekonomik eşitsizliğin düzeyi, (5) ekonominin yapısı ve (6) küreselleşmenin biçimi ve kapsamına bağlıdır.

448 s. İstanbul 2016

homo-deus2b2ee48aba7afa9356ca56a933f285dd.jpg

Yuval Noah Harari

HOMO DEUS:YARININ KISA BİR TARİHİ

Kolektif Kitap

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus'ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği bu çalışmasında, insanın bambaşka bir türe, Homo deus'a evrildiği bir gelecek kurguluyor. 

Yola "önemsiz bir hayvan" olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?

Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?

Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?

İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında herhangi bir alametifarikası var mı?

Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?

"Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens'in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur."

"Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız." 
-Danıel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme'nin yazarı-

"Homo Deus'u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız." 
-David Runciman, The Guardian-

456 s. İstanbul 2016

tuhaf-kutuphane655aee3c4e477b49226bab33c7115696.jpg

Haruki Murakami

TUHAF KÜTÜPHANE

Doğan Kitap

Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü...

Bir Osmanlı Vergi Tahsildarının Güncesi adlı kitabı elime aldım, okumaya başladım. Bu, Osmanlıca yazılmış zor bir kitaptı. Ne var ki tuhaf bir şekilde hiç güçlük çekmeden okuyabiliyordum. Kitabın sayfalarını çevirirken, Türk vergi tahsildarı İbn Armut Hasir olmuştum, belimde eğri bir pala, İstanbul'da vergi toplamaya çıkmıştım. Meyve ve tavuk, sigara ve kahve kokuları sokağa ağır ağır akan bir nehir gibi yayılmıştı. Hurma ve mandalina satan seyyar satıcılar yol kenarında yüksek sesle bağrışıyorlardı. 

Yalnız bir çocuk, gizemli bir kız ve Koyun Adam… Acaba korkunç yaşlı adamın onları hapsettiği ürkünç kütüphaneden kaçmayı başarabilecekler mi? Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü… Neden bunlar benim başıma gelmek zorundaydı ki? Oysa tek yaptığım, kitap ödünç almak için kütüphaneye gelmekti. "O kadar da canını sıkma" dedi Koyun Adam, beni avutmak için."Baksana Koyun Adam" dedim. "Neden o yaşlı adam benim beynimi yemek istiyor ki?" "Bilgiyle dolu beyin çok lezzetli olur çünkü. Yumuşacıktır. Aynı zamanda böyle topak topaktır."

72 s. İstanbul 2016

iki-turkiye42db6f2c332fb85c75a320f7e27e04df.jpg

Ziya Müezzinoğlu

İKİ TÜRKİYE-ANILAR

Tarihçi Kitabevi

Bu yönde edindiğimiz ve daha ileri, daha yeni çağdaş kazanımlarla siyasal, toplumsal ve kültürel hayatımızın zenginleşmesini beklerken, son 13 yıl boyunca Cumhuriyet döneminde edindiğimiz çağdaş değer ve kazanımların adım adım yıkımla karşılaşması, bir yandan derin düş kırıklığı yaratırken, öte yandan özlemlerimi yeniledi.

Şimdi yeniden ileriye, aydınlığa, çağdaş uygarlığa koşan Türkiye'yi özlüyorum.
Özgür ve bağımsız insanı özlüyorum.

Bu koşuyu kazanmak için gelişimi, aydınlanmayı, yaratıcılığı özümsemiş; akla ve bilime olan inancının önündeki siyasal, sosyal, ekonomik ve maddi engelleri kaldırmış; devlet dışındaki güç odaklarından bağımsızlığını kazanmış, özgür yurttaşların Türkiye'sini özlüyorum.
Çoğulcu demokrasiyi özlüyorum.

384 s. İstanbul 2016

agactaki-kiz00311eac756deeed6f540c3335ae02f6.jpg

Şebnem İşigüzel

AĞAÇTAKİ KIZ

Can Yayınları

Bu zamanın ruhunun, içinden geçtiğimiz günlerin romanı. Hayatın altüst olması diye bir şey varsa bunu bizden başkası bilemez. Ne olacak kaygısıyla yaşayan, endişeli, hayat standartları şaşmış, işinden olmuş. Ama her şeye rağmen hayat dolu, umut eden, direnen. Şebnem İşigüzel anlatıyor. Coşkuyla, tutkuyla, hazla. Eşsiz bir hayal gücüyle taçlanan Ağaçtaki Kız unutulmayacak bir hikâye sunuyor. Aklınızın ucundan geçmeyecek bir yerde karşılıyor bizi genç kahramanımız. Sonra başlıyor içtenlikle, tatlı tatlı şakımaya, anlatmaya. "Bu bir özgürlük ve aşk hikâyesidir. İki hasta gencin hikâyesi. Birisi benim." Böyle söylemesine rağmen bu aynı zamanda manzaraya hasret kalanların, aşkın, âşıkların, arkadaşlıkların, vicdan sahibi insanların, hayallerin, yere çakılmanın, bu hayatın romanı. Genç kız tam da bizi anlatıyor: gençlerini, çocuklarını, kadınlarını sevmeyen ülkeyi. Dallardaki kuşlar gibi cıvıl cıvıl diliyle bir solukta okunan, soluksuz okunan bir roman bu.

360 s. İstanbul 2016

otekinin-ruyasi95d1ef5c91d4918cfc3a399527b28b34.jpg

Julia Cortazar

ÖTEKİNİN RÜYASI

Can Yayınları

Julio Cortazar'ın üç ciltlik öykü külliyatının bu ilk kitabı, edebiyata ve gerçekliğe yaklaşımıyla çağdaşlarını olduğu kadar sonraki nesilleri de derinden etkileyen Arjantinli yazarın zengin ve fantastik öykü dünyasının ilk durağı.

Yazarın 1937-1945 arasında kaleme aldığı ilk dönem öykülerinin yer aldığı Öteki Yaka ve kendi ismiyle çıkan ilk eseri olan Hayvan Hikâyeleri'nin (1951) yanında Oyunun Sonu (1956) ve Gizli Silahlar (1959) derlemelerini de içeren Ötekinin Rüyası, Cortázar'a aşina olanların her okuyuşta farklı yönlerini keşfedecekleri bir başucu kitabı, yeni başlayacaklar içinse mükemmel bir giriş niteliğinde.

"Cortazar esas devrimi öyküleriyle yaptı." 
- Mario Vargas Llosa-

616 s. İstanbul 2016

muhurlu-melek8ab62e703a9a687155aa18765bd21b72.jpg

Nikolay Leskov

MÜHÜRLÜ MELEK

Helikopter Yayınları

Dünyevi alemdesiniz ama bütün düşünce ve eylemlerinizi, inançlarınız biçimlendiriyor. Kuşkusuz bir çarpıklık bu, ama öyle diye gerçek dışı değil. Anlamakta zorlandığınız her olayda inancınız devreye giriyor ve yeni bir açıklama sunuyor size. Siz ise bunun doğru olamayabileceğini hissettiğiniz halde sorgulamadan kabul ediyorsunuz, çünkü hem elinizde daha iyisi yok, hem olsa bile inanç bu, öyle kolaycana sarsılmıyor. Bu insana has, doğal bir şey; ama insani olandan unutulmaz hikâyeler çıkarmak değil midir edebiyat? Bütün büyük Rus yazarları, halklarını canlı bir organizma olarak anlattıkları için evrenseldirler. Leskov da böyle bir yazar... Mühürlü Melek, Büyük Pyotr'un kilise reformuyla devlet dışı ilan edilmiş eski Rus ortodoksluğunun insanlarını anlatıyor... Hem de nasıl anlatıyor! Kuşkuyla inanç arasındaki çelişkiyi kendince, araya başka bir şey katmadan, olduğu gibi nasıl da hikâye ediyor! Onu okumakta bu kadar geç kalmış olmak utandırıyor beni, ama belki bu vesileyle okunmasına katkıda bulunurum... 

103 s. İstanbul 2016

tarihin-ironileri24c9fa88661525e79b49c2a3a89be8ac.jpg

Stuart Hall, Annie Paul

TARİHİN İRONİLERİ-STUART HALL

Zoom Kitap

Hall, büyük ölçüde 1980'ler boyunca yayımladığı bir dizi makaleyle Birleşik Krallık, İngiliz, Avrupa ve Avusturya akademisinde kültürel çalışmalar üzerinde ciddi bir etki yarattı ve 1990'lara gelindiğinde dünyanın en önde gelen entelektüellerinden biri olmuştu. Aslına bakılırsa kültürel çalışmaların uluslararası alanda yükselmesiyle birlikte Hall akademik bir yıldız, entelektüel bir ünlü ve felsefi bir guru olarak görülmeye başlandı: Önce Britanya'da, ardından da Birleşik Devletler'de kültürel çalışmalar denince akla gelen ilk isim oldu.
-Grant Farred, Cornell Üniversitesi-

Siyahî bir adamı İngiliz televizyonlarında klişe bir atlet ya da komedyen rolü dışında kamusal bir entelektüel rolünü işgal ederken görmek, genç siyahî insanlar üzerinde çok ciddi bir etki yaratıyordu. Stuart Hall, insanların kendileri (kimlikleri) hakkında olduğu kadar başkalarının gözünde nasıl göründüklerini düşünme biçimlerini değiştirmede de temsilin temel olduğunu düşünüyordu.

-Annie Paul, West Indies Üniversitesi-

88 s. İstanbul 2016

yalniz-kalabalikc989d31d4a745e9136a6ed5cf40b4b7f.jpg

David Riesman

YALNIZ KALABALIK

Heretik Yayıncılık

Birçokları tarafından yirminci yüzyılın en etkili eseri olarak kabul edilen Yalnız Kalabalık'ın, "yeni Amerikan orta sınıfını" iç ve dış yönelimli toplumsal karakterler üzerinden analiz etmesi, modern Amerikan toplumunda bireyin karşı karşıya kaldığı ekonomik, siyasal ve psikolojik gerilimlerin anlaşılmasına yeni ve heyecan verici boyutlar katıyor. Üzerinden yarım asır geçmiş olsa da, Yalnız Kalabalık'ın önerdiği keskin ve ince analizler bugün için, sadece Amerikan toplumunun değil, beğenilmek ve arzulanmak üzerinden onanmayı ve dolayısıyla da var olmayı en temel duyarlılık alanı yapmış tüm bir yaşam biçiminin maharetli ve ezber bozan bir eleştirisini sunuyor.

345 s. İstanbul 2016

hosbesc67d595682be2999c1dd024c96bc193f.jpg

John Berger

HOŞBEŞ

Metis Yayıncılık

"Gizli bir yetimler ittifakı öneririm. Birbirimize göz kırparız. Hiyerarşiyi reddederiz. Her türlü hiyerarşiyi. Dünyanın pisliğini olduğu gibi kabullenir, buna rağmen nasıl hayatta kaldığımıza dair hikâyeleri paylaşırız. Münasebetsiziz biz, kopuğuz. Evrendeki yıldızların yarısından fazlası hiçbir takımyıldıza ait olmayan yetim yıldızlardır. Takımyıldızların hepsinden daha fazla ışık verirler." 
-John Berger-

Berger'ın ağaçlar, taşlar, çiçekler, belli belirsiz ışıltılar ve biz okurlarla yaptığı bir hoşbeş bu denemeler. Herşeye rağmen dünyaya umutlu gözlerle bakabilmemiz için.

112 s. İstanbul 2016

sarmasik.jpg

Talat Turhan

SARMAŞIK

Nergiz Yayınları

OHAL Mahkemeleri, bu dava potansiyeli ne yapılsa yapılsın büyüklüğünün altıdan kalkamaz. Onun için Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalardan mağdur olan kişilere bilirkişi misyonu yüklenmesi faydalı olacaktır. Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Yalçın Akdoğan, Ahmet Ertük (TMSF eski başkanı), Bekir Bozdağ'da bildiklerini deşifre etmelidirler. 

Unutmayalım ki 241 şehidimiz var!

296 s. İstanbul 2016
 

zamanin-melodisi.jpg

Pierre Cassou-Nogues

ZAMANIN MELODİSİ

Kolektif Kitap

Dünyada bana kalan tek iyi şey, birkaç kez oyalanmış olmaktır.

Yaşam olanca sıradanlığıyla boş vakitlerimizi alır elimizden; hepimiz hayatımızı kazanmak için çalışmak zorundayızdır, düzenin çarkı böyle işler. Hâl böyle olunca zaman öldürmek bir tür sabotaja dönüşür. Peki neden konuşmayız kaybettiğimiz zaman üzerine? Neden kelimeler bile kaybettiğimiz zamanı betimlemeye yetmez?

Zamanın Melodisi kayıp zamanı, çalıntı zamanı, öldürülen zamanı ve eylemsizliği el üstünde tutarak hak ettikleri değeri vermeye çalışırken zaman öldürmenin çeşitli hâllerini keşfe çıkıyor: Melankoli, eğlence, başarısızlık, ağırdan almak, salınmak, sıkıntı, hayal kurmak, sigara tüttürmek…

"Lakayt olmakla birlikte sorunsuz bir eylemsizlik olan oyalanmanın, kayıp zamanın modern hâli olduğu sonucuna vardım. Burton, Pascal ve Baudelaire bu sebeple oyalanmıyordu. Onlar kayıp zamanın eski biçimlerini tasvir ediyordu. Melankoliye kapılmadan, Tanrı'nın varlığı üzerine bahse girmeden, can sıkıntısı çekmeden oyalanmak, bu eylemsizlikte kalmak için makinelerin dünyasında yaşamak ve dolayısıyla da kendini bu zamansallıktan koparmanın önemli olduğunu bilmek gerekir."

248 s. İstanbul 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

islam-kulturunde-felsefenin-krizi-ve-aydinlanma-sorunu0b731c18d00ab4177f84b85a3542bbc8.jpg

Hasan Aydın

İSLAM KÜLTÜRÜNDE FELSEFENİN KRİZİ VE AYDINLANMA SORUNU

Bilim ve Gelecek

Doç. Dr. Hasan Aydın'ın bu yapıtı, felsefenin İslam kültüründeki yazgısında belirleyici olan anılan iki süreci, temel yapısal sorunlarını da dikkate alarak tarihsel-eleştirel yöntemle irdelemekte; tarihsel süreçte gözlemlenen felsefeye yönelik çatışma ve gerilim hattını, eleştirel bir perspektifle ortaya koymaktadır. Bu bakımdan yapıtın, felsefenin İslam kültüründe geçmişte başına gelenlerin, modern dönemde de gelmemesi için bir uyarı niteliği taşıdığı söylenebilir. 

Tarihsel veriler, felsefi düşünce ile kültürlerin 'sürekli aydınlanması' arasında, köklü bir ilişkinin olduğunu gösteriyor. Bir kültürde, felsefi düşünce bir biçimde kök salabiliyorsa, o kültürde belli bir aydınlanma süreci yaşanmakta, felsefi düşünce krize girdiğinde ya da kötürümleştiğinde, bir bütün olarak kültür dinamizmini yitirmekte, durağanlaşmakta ve bir süre sonra da kendini yeniden üretemez hale gelmektedir. 

Neden böyledir? Kuşkusuz sorunun yanıtı, üretim ilişkilerine ve toplumsal yapıya değin uzanan karmaşık çözümlemeleri gerektirmekle birlikte, ilk bakışta şunları söylemek olasıdır: Felsefi düşüncede öne çıkan sorun odaklı eleştirel yaklaşım, hakikati buldum diyen dogmatik düşünceleri saf dışı etmekte, farklı düşüncelerin, karşıt savların serbestçe tartışılabileceği demokratik bir ortamın oluşumuna katkı sağlamakta, kavramsal çözümlemeler ve mantıksal uslamlamalar yoluyla var olan düşüncelerin kritik edilmesine olanak sağlamakta, daha da önemlisi, bilgi ve değer üretiminin önündeki engelleri kaldırmaktadır. 

333 s. İstanbul 2016

cehovf2bbc84cd2cb6fa2699c38d36a33897d.jpg

Henri Troyat

ÇEHOV

RUSYA’NIN EN BÜYÜK OYUN VE KISA HİKAYE YAZARI

Alfa Yayıncılık

Sayısız ödül kazanmış Troyat tüm hayatını büyük Rus yazarlarının biyografilerini yazmaya adamıştır.Çehov onun bu çabasını taçlandıran eseridir.Bir kölenin torunu ve iflas etmiş bir bakkalın oğlu olan Çehov, yaşadığı hayattan ancak doktorluk yaparak ve yazı yazarak bir çıkış yolu bulur.Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi gibi oyunları ve çevresinde olan biten her şeyi ince ince gözlemlemesi sonucu yazdığı kısa öyküleriyle hem müthiş bir başarı hem de Tolstoy ve Gorki dahil olmak üzere herkesin hayranlığını kazanmıştır.Ne yazık ki bu erken başarılara hastalığı gölge düşürmüş, çok geç bulduğu büyük aşkı da tüberküloz yüzünden yarım kalmıştır.

"Çehov, bir kez daha bize, geçen yüzyılın en büyük yazarlarından birisine dair her şeyi öğrenmek
istediğimizi hatırlatan harika bir kitap."
-Los Angeles Times-

"Sizi içine çeken bir inceleme." 
-The New York Review of Books-

"Çehov'u seven herkesin okumalı." 
-The Kirkus Review-

445 s. İstanbul  2016

canlarin-cinsiyeti868ba849ed4bea6fd3e95ed9beb58338.jpg

Nimet Okan

CANLARIN CİNSİYETİ

İletişim Yayıncılık

"Bizim erkeklerimize göre kadın dediğin evde oturur, işini yapar, gücüne bakar, bir yere gitmez... Alevilerde kadın-erkek eşittir yok. Onlar sözde... Çoğu [kadın] ceme giderken bile eşinden izin alıp gidiyor." "Çok fena küsüyorum, kararıyorum o insanlara... Mal mülk için 'O kız, bu oğlan,' diyorlar; 'Kız ele gidiyor, alıyor götürüyor malı,' diyorlar. Kızı 'el' görüyorlar." "Babam 'Sünni olmasın, isterse köyümün en kötüsü olsun; yeter ki kızım dışarı gitmesin,' derdi; dediği de oldu." Alevilik, kadın-erkek eşitliğine yaptığı vurguyla zaman içinde zihinlerde belli bir yer edindi, ancak bu eşitlik iddiasının gerçek hayata ne kadar taşındığı meçhul…

Nimet Okan, bu sorunun peşinden gidip topluluğun kadınlarına kulak vererek, günlük hayatın içine gizlenmiş ayrımcılıkları tek tek tespit ederek, sözde kalan bir eşitlik iddiasının aslını gün yüzüne çıkarıyor. Okula yazdırılmayan, hekime gönderilmeyen, miras hakkı çoğu zaman gasp edilen kadınların hikâyelerini öğreniyoruz. Canların Cinsiyeti, bizi Alevilik gelenekleri içinden geçirerek onun özel bir koluna, ismini bir kadından alan Anşabacılı topluluğunu keşfe götürüyor.

Tarihi Osmanlı dönemine uzanan bu topluluk da isimlerinden başlayarak cinsiyetlerarası eşitliğe yaptığı vurguyla tanınıyor, posta oturan "bacı"larıyla gurur duyuyor. Nimet Okan ise görünürdeki gurur perdesinin arkasında kalan isyana, Alevi kadınların isyanına dikkat kesiliyor. Bunu yaparken, devlet nezdinde karşılığını bulan Alevi-Sünni ayrımına, Alevilerin kendi içlerindeki dinî-sosyal-ekonomik hiyerarşiye, büyük kentlerde keskinleşen sınıf farkına değinmeyi de ihmal etmiyor. Canların Cinsiyeti, sloganlara-klişelere düşmeden, gerçekleri "keşfetmek" için…

256 s. İstanbul 2016

odakitap-003.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)