• BIST 108.594
  • Altın 144,399
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 27 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 2 Mayıs 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 2 Mayıs 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Profesör' ünvanı taşıyan akademi yöneticilerinin cehalete övgüler düzdüğü ve okuyan sayısının artışı karşısında 'hafakanlar bastığını' açıkladığı günümüz Türkiyesinde, kitaba ve kitabın aydınlığına daha çok ihtiyacımız olduğu çok açık!

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

YENİ ÇIKANLAR

alevi.jpg

Erdal Gezik
ALEVİ HAFIZASINI TANIMLAMAK
(Geçmiş ve Tarih Arasında)
İletişim Yayıncılık


Erdal Gezik, çocukluk günlerinden itibaren dinlediği; tarihsel verilerin, efsanelerin, mitos ve söylencelerin birbirine karıştığı "büyüklerin"sohbetlerini yıllar sonra anlamlandırma çabası içine giriyor.

Bir yandan incelikli bir sözlü tarih çalışması yürütürken bir yandan da temel bir sorunun peşine düşüyor: "Birkaçı dışında ellerinde kitap görmediğim bu yaşlı insanlar geçmişe dair bilgilerini nereden almışlardı? Dilden dile anlattıkları, uzak diyarlarda, uzak zamanlarda yaşanmış bu olaylar neden onları halen bu kadar heyecanlandırıyordu?"

Adem, Havva ve Şit'le başlayan insanlık macerasının Hazreti Muhammed'e kadar uzanan öyküsü, onun yeni dini ilan etmesiyle birlikte yaşanan sorunlar, her şeyden önce amcasının oğlu Ali ile olan ilişkileri, Kerbela olayı...

Efsaneler, mitoslar, menkıbeler ve beyitlerden oluşan devasa bir hafızanın içine dalan Gezik, Alevi Hafızasını Tanımlamak'ta bu hafızayı daha yakından tanımaya, anlamaya, başka kültür ve medeniyetlerle derin bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Tüm bu birikimin yalnızca tesadüflerin oluşturduğu bir miras mı, yoksa bilinçli bir tercihin sonucu mu olduğu sorusunu da aklından çıkarmadan.

328 s.İstanbul, 2016

gunlerin.jpeg

Hasan Tahsin Benli
GÜNLERİN BUGÜN GETİRDİĞİ
(Yücel Top Anlatıyor)
İmge Kitabevi

Günlerin Bugün Getirdiği, ülkemiz sendikal hareketine yakından ve uzaktan, içeriden ve dışarıdan, mücadeleden ve sürgünden bir bakış. Yücel Top'un tanıklığı, 12 Mart'tan 12 Eylül'e, Selimiye Askeri Hapishanesi'nden DİSK avukatlığına, işçi sınıfıyla omuz omuza yürütülen mücadeleden sürgün yıllarına uzanan otuz yıllık bir yolculuk. Bu yolculukta sadece Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin ana durakları anlatılmıyor, aynı zamanda Yücel Top'un DİSK Avrupa Temsilcisi olarak geçirdiği yıllarda DİSK Davası'nın Avrupa'daki etkileri ve verilen mücadeleler de sergileniyor. Günlerin Bugün Getirdiği darbelerle kuşatılmış yakın Türkiye tarihindeki işçi sınıfı mücadelesini ve sendikal hareketi, anılarla, belgelerle, anekdotlarla aktaran bir tanıklık kitabı.

318 s.İstanbul, 2016

kritin.jpg

Kristin Ross
ORTAK LÜKS
(Paris Komünü'nün Siyasi Muhayyilesi)
Metis Yayıncılık

Kristin Ross kitabında, Paris Komünü'nün ardından gelen yorumların yarattığı sahte ikilikleri anarşizme karşı komünizm, köylüye karşı işçi, Fransız cumhuriyetçiliğinin sahiplendiği komün ile reel sosyalist gelenekteki komün vs. bir kenara bırakıyor ve Komün'ü yetmiş iki günün sonunda katliamla sona ermiş bir "trajedi" olarak yorumlamayı reddediyor.

Ross'a göre, Komün'ün değerlendirildiği iki bağlamın, Soğuk Savaş'ın sona ermiş ve Fransız cumhuriyetçiliğinin tükenmiş olması, Komün'ü bu iki kısıtlayıcı bağlamın dışında ele almanın önünü açıyor ve bu sayede solu canlandırarak günümüzün meseleleriyle yüzleşmesine imkân sağlıyor. Ross, geleneksel solun hep yaptığı gibi olup bitmiş ve "başarısız olmuş" bir tarihsel olay olarak görülen Komün'den "dersler çıkarmak" yerine, Komün öncesinde, sırasında ve sonrasında oluşan kültürün, Komün'ün katılımcılarının kendi fikriyat ve pratiklerinin izini sürerek, bunların benzer meselelerle enternasyonalizm, eğitim, sanatın statüsü, emeğin geleceği, ekoloji vb. boğuştuğumuz bugün için nasıl gümrah bir kaynak olabileceğini gösteriyor. Komün öncesinde toplantılar ve kulüplerde konuşulanların, sonrasında da hem katliamdan kurtulanların hem de fiziken orada olmasalar da zihinleri ve yürekleriyle Komün'e destek vermiş Kropotkin, Morris ve Marx gibi düşünürlerin fikriyatında yarattığı devrimci etkinin izini sürüyor.

176 s.İstanbul, 2016

kayip.jpg

Jonathan Holt
KAYIP GEÇMİŞ
Yapı Kredi Yayınları


Carnavia üçlemesinin ilk kitabı olan Yüz Karası ile tüm dünyada çok satanlar listesine girmiş yazar Jonathan Holt, serinin ikinci kitabı Kayıp Geçmiş'de soğuk savaş döneminin tarihi gerçeklerinin üzerine soluk kesen bir kurmaca oluşturuyor.

Haz peşinde bir zümrenin gizli buluşmasına katılan meraklı ve toy bir genç kız kaçırılır. Genç kızı kurtarma operasyonu tarihinin yeniden yazılmasını sağlayacak gizli bilgileri de açığa çıkaracaktır. İtalyan askeri polisi Carabinieri'nin cesur subayları Piola ve Kat, CIA ve Vatikan gibi kurumları da içine alan olayların üzerine kararlılıkla giderken birbirlerine karşı olan kuvvetli hislerini de baskı altına almaya çalışırlar. 

432 s. İstanbul, 2016

hemingway.jpg

Ernest Hemingway
KAZANANA ÖDÜL YOK
Bilgi Yayınevi

Ernest Hemingway, Kazanana Ödül Yok'taki öykülerini, yaratıcılığının doruğundayken kaleme aldı. 

Avcılar, eşler, bilge yaşlı adamlar, garsonlar, boğa güreşçileri, sevilen kadınlar, kaybedilen kadınlar; hepsi burada, uçlarda yaşıyorlar, sevişiyorlar, ölümün kaçınılmaz gerçekliğiyle yüzleşiyorlar.

Böylesi karakterler, diyaloglar, zaman ve mekân, olağanüstü içgörü yalnızca Hemingway'in hayal gücünden doğabilirdi. 

Her biri yazarın eşsiz yeteneğiyle bezenmiş öykülerden oluşan Kazanana Ödül Yok, Hemingway'in eserlerine bir başlangıç yapmak ya da romanlarında derinlemesine ele aldığı temalara genel bir bakış için çok başarılı bir derleme.

160 s.Ankara, 2016

olumun.jpg

Pedro Antonio de Alarcon
ÖLÜMÜN DOSTU
Kırmızı Kedi

“Ölümün Dostu”nu Jorge Luis Borges anlatıyor;

"'Uzun Boylu Kadın' imgesinin Alarcón'un zihnini meşgul ettiği kuşku götürmez, aynı kadın, 'Ölümün Dostu'nda, soylu kılınmış ve şeytansı karakterinden arındırılmış bir biçim alır. Bu anlatı, ilk yarısına kadar, bir dizi başıbozuk doğaçlamadan oluşmuş gibi görünme tehlikesi taşır; öykü ilerledikçe, Dante'vari sonuna dek, yapıtın ilk sayfalarından itibaren her şeyin, iradi biçimde önceden tasarlandığını görürüz. Bu seçkide yer alan öykülerden çocukluğumda haberdar olmuştum; geçen zaman, o günlerde duyduğum esaslı dehşeti yok etmedi. Yaşım yüzyılla birlikte ilerliyor, şimdilerde, çocuk yaşımdaki sıcak kabulü gösteremesem de, aynı gönül borcu ve benzer bir heyecanla onları tekrar okuyorum."

128 s. İstanbul, 2016

levi.jpg

Mario Levi
BİR CÜMLELİK AŞKLAR
Everest Yayınları

Bukitap aşka inancını kaybetmeyenler için yazıldı. Aşk için ve aşkla kendini var edenler için… Çünkü sevmek bir yetenektir. Sahiden sevmek sahici bir hayat yaşamak demektir. Aşk da hayat da bir ve aynı cümledir zaten. Bu yüzden bu kitapta yüz aşk ve yüz cümle var.

Her kalp en az bir kez aşk ateşine düşer… Bu aşkı bir cümleye sığdırabilir misiniz? Ya hayatı? Sevdiklerinizi? Unutamadıklarınızı? Unutmak istemediklerinizi? O cümle neyin cümlesidir o zaman?

126 s. İstanbul, 2016

seriat.jpg

Halil Nebiler
TÜRKİYE’DE ŞERİAT
Kaynak Yayınları

Elinizdeki kitap geçmisten günümüze Türkiye’de şeriatın tarihini anlatıyor.
Yazara göre Türkiye’deki bütün şeriatçı kalkışmaların arkasında emperyalizm vardır.
Bunu görmek için 31 Mart Olayı ve Şeyh Sait İsyanına bakmak yeterlidir. Şeriatla mücadele aynı zamanda emperyalizme karşı mücadeledir.

Bugün Suriye’de yaşananlar da bu gerçeğin somut olarak göstergesidir.
Halil Nebiler, engin birikimi ve sivri oldugu kadar akıcı da olan diliyle konuyu gözlerimizin önüne seriyor.

272 s. İstanbul 2016

felsefe-001.jpg

David Edmonds, Nigel Warburton
FELSEFE MUHABBETLERİ
(25 İlginç Konu Üzerine 25 Filozofla)
Maya Kitap


Felsefe, karşılıklı konuşmalar yoluyla başlamıştır. Herkesin çok iyi bildiği Sokrates, aslında hiçbir şey yazmamıştır. Sadece, şehir meydanında, kendi çağında yaşayan kişilerin en emin oldukları konularda akıllarını karıştırmıştır.

Edmonds ve Warburton, buradan hareketle dünyanın önde gelen filozoflarını, etikten estetiğe, metafizikten ateizme kadar düşünebileceğiniz en ilginç konular üzerine konuşmaya davet ediyor.

Her bir görüşme tek bir konuya odaklanmaktadır. Görüşmeler, kasten kısa ve öz tutulmuştur. İnternet üzerinde son derece popüler olan bu samimi ve aydınlatıcı muhabbetlerden yirmi beşi, ilk defa kitap olarak yayımlanıyor.
 

248 s.İstanbul, 2016

jack-001.jpg

Jack London
ATEŞ YAKMAK
Zeplin Kitap

London, çeşitli öyküler içerisindeki bin bir çeşit yaşamın ışığında doğanın acımasız gerçeklerini yüzümüze çarpan bu soğuğu, bu vahşeti anlatıyor bize.

Hava soğuktu, hem de çok soğuktu. İnsanın yalnız bedenini değil, ruhunu da donduran bir soğuktu. İnsana varlığını, geçmiş hayatını, mevcut durumunu, hayatın anlamını, mücadelenin değerini, nefes alabilmenin kıymetini sorgulatan bir soğuktu. Kimi zaman medeniyetin göbeğinden doğaya gelen, kimi zaman ise kendini bildi bileli doğal hayatla iç içe yaşamış insanların canını dişine takıp mücadele ettiği bir soğuktu. İnsana ummadığı şeyler yaptırabilen, onu ölümün kıyısına kadar sürükleyip ona kahkahayla gülerek, "Bakalım şimdi ne yapacaksın?" diyen vahşi bir soğuktu. Hayat bundan daha zor olabilir mi dersiniz?
 

240 s.İstanbul, 2016

sehirler.jpeg

Simla Yerlikaya
ŞEHİRLER DÜŞERKEN
(Işid Saldırıları, Yıkım ve Göç)
Tekin Yayınevi

2011 yılından bu yana Erbil'de yaşayan gazeteci Simla Yerlikaya, Şehirler Düşerken: IŞİD Saldırıları, Yıkım ve Göç'te IŞİD'in nasıl güçlendiğini, işgal ettiği topraklarda yaşanan dev göç dalgasını, bölgenin kaderini değiştirecek dinamikleri yerinden gözlemler ve röportajlarla anlatıyor ve direnen bütün halkların sesi oluyor.

Birçok kişi IŞİD'in adını 10 Haziran 2014'te Musul'un düşmesiyle duydu. Oysa o güne gelene kadar yaşanan birçok gelişme bize olayların hiç de hayra gitmediğini göstermişti. IŞİD bir gecede ortaya çıkmadı. Irak'ın en büyük ikinci şehri olan Musul'u alabilecek kapasiteye de bir anda gelmedi. Örgütün dünyayı sarsacak derecede güçlü bir çıkışı Irak'ta yapmasını ve bu topraklarda güçlenmesini sağlayan nedenler ise ne mezhep farklılığı ne de Ortadoğu'nun kanlı tarihiydi. Irak'ta şehirlerin birbiri ardına IŞİD'in eline düşmesiyle beraber binlerce sivil de çaresiz, yaşadıkları yerleri terk etmeye başladı. Bu dev göç dalgasının sonuçları ise siviller için felaket oldu. 

Özellikle IŞİD kontrolündeki kentlerin Sünni olmayan dinî ve mezhepsel azınlıkları için yaşananların anlamı açıktı: Kıyım!

2014 yılında IŞİD'in Musul'u alması ile beraber Irak benzeri az görülür bir vahşete teslim oldu. Örgüt, Irak'ta ve Suriye'de binlerce masum insanı akıl almaz yöntemlerle katletti, kadınları köleleştirip pazarlarda sattı, kültürel mirası yerle bir eti. Felluce, Musul, Tikrit ve Ramadi gibi şehirler birer birer örgütün eline düşerken, bu kentlerde yaşayan Ezidiler, Kürtler, Hristiyanlar, Türkmenler, Şii ve Sünni gruplar için kâbus gibi günler başladı. Mezopotamya'nın kadim halkları yerlerinden edildiler, kıyıma uğradılar. Saldırıların ardından IŞİD'e karşı topyekûn savaş da başlamış oldu. Sadece Ortadoğu ülkeleri değil, ABD ve Avrupa devletleri de kısa sürede bu savaşa müdahil oldular.

312 s. İstanbul, 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

sibel.jpeg

Sibel Fügan Varol
TEMSİL İDEOLOJİ KİMLİK
Varlık Yayınları

Temsil, İdeoloji, Kimlik'te Sibel Fügan Varol, medyanın giderek en önemli toplumsal yapı haline geldiği günümüzde medya temsillerinin kimlik edinme sürecindeki rolünü yorumluyor, "düşünce ve eylemlerimize yön veren bilişsel haritalar" anlamıyla ideolojinin de medya temsilleri üzerinden kimliğimizi etkilediğini ileri sürüyor. Bu tezi ortaya koymak üzere, ideoloji, temsil ve kimlik kavramlarının anlam menzilinin neleri içerdiğini tarihsel perspektif içinde tartışıyor, aralarındaki etkileşimi inceliyor.

224 s.İstanbul, 2016

marx.jpg

Himani Bannerji
MARX’TAN YENİDEN DOĞMAK
("Irk", Toplumsal Cinsiyet ve Sınıf Üzerine Düşünceler)
Yordam Kitap

Himani Bannerji, yetmiş yaşlarında, Hintli bir kadın sosyolog. Üçüncü Dünyalı bilge yüzü, bizim için çok tanıdık. Hindistan'da, Bengal'de en iyi sömürge okullarında okuduktan sonra Batı'yla tanışmaya gidince, kendisine belletilen evrensel eşit insanlık inanışının tam bir masal olduğunu, Beyaz ve erkek olmadıkça Batı'da tam insan sayılmadığını acı bir biçimde keşfediyor. Büyüklüğü de işte tam o anda başlıyor. Çünkü boyun eğeceğine, kendisine en uygun yoldan gidip 'acıyı devrimci kuram eyliyor'. Böylece de karşımıza, Marksizmle feminizmi, ama Beyaz/burjuva değil ezilmişlerin feminizmini kaynaştıran müthiş bir kuramsal bakışla çıkıyor. 

Bu kitaptaki denemeler işte bu bakışın ürünü. Hepsi gerçeğin başka bir yanına ışık tutuyor; böylece, birbirlerinden bağımsız olarak okunmaları, sorun yaratmak bir yana, insanı çokyönlü ve yine de bütünlüklü bir toplu görüşe ulaştırıyor. Bu kitapta, böyle bir okumayı kolaylaştırmak üzere, ilgili notlar ve kaynaklar, ayrı ayrı her yazının altına konmuş bulunuyor. Tagore'un insancıllığından Kanada'nın ırkçı çokkültürcülük siyasetine, Hindistan'da Müslümanları hedef alan toplu kıyımlardan feminizm kuramına, kimlik siyasetinden Batı sosyolojisinin ideolojik temellerine, din temelli milliyetçilikten kıyafet devrimlerinin toplumsal anlamlarına dek bu kitapta Türkiyeli bir Marksisti ya da bir feministi ya da ciddi bir sosyoloğu ya da vicdan sahibi herhangi bir meraklı insanı ilgilendirmeyecek hiçbir yazı yok.

Türkiye'yle tanışan birçok insan gibi, Himani Bannerji de, bize bir kez bulaştıktan sonra bizden kopamayanlardan. Altı yıldır Türkiye'ye gelip gidiyor. Yaşadığı Kanada'dan Hindistan'a gidip gelişlerinde, Türkiye'de süresi boyuna uzayan molalar vermeden edemiyor. Bu kitaba, Türkiye için özel bir giriş yazmış olması bu ilgisinin kanıtı. Kitabın önsözünü, bu seçkiyi gerçekleştiren Cem Eroğul yazdı. Sonsöz ise, Türkiye'deki hocasını Kanada'daki hocasıyla bir araya getiren Gökbörü Sarp Tanyıldız'a ait.

384 s. İstanbul, 2016
 

ahlak.jpg

Kurtul Gülenç
MARKSİZMDE AHLAK TARTIŞMALARI
(Adalet, Özgürlük, Mutluluk)
Tekin Yayınevi

İnsanların temel haklarını göz ardı eden bir sistemin ahlakı var mıdır? Marx için kapitalist toplumda burjuva sınıfı ve işçi sınıfı olmak üzere iki temel sınıf vardır. İki sınıfın çıkarları, arzuları ve ilgileri farklı olduğundan bu sınıfların ahlaki sistemleri, inançları ve değer yargıları da farklı olabilir. Kapitalist sistemde yaşayanlar arasında gerçekleşen değiş tokuş burjuva sınıfı açısından son derece adilken, işçi sınıfı açısından hiç de adil değildir. Eğer ahlakın kaynağında maddi koşullar ve ekonomik düzenlemeler var ise, Marx'a göre evrensel ahlak yasalarından, mutlak değerlerden, ezeli-ebedi ahlak sistemlerinden söz etmek olanaksızdır. Marksizmde Ahlak Tartışmaları belirli bir geleneğin ahlaka ilişkin fikirlerinin tartışılmasını, etik ve siyaset felsefesiyle bağlantılı olarak felsefi bakışın derinleştirilmesini amaçlamaktadır.

Marx'ın kapitalizm eleştirisi ahlaki bir eleştiri midir? 
Eğer öyleyse, eleştirinin ahlaki boyutu ile Marx'ın sosyal bilimsel sistemi bir arada, uyum içinde nasıl yürümüştür? Başka bir ifadeyle, Marx'ın bilimsel sistemiyle uyumlu bir ahlak teorisinden söz edilebilir mi? Eğer söz edilebilirse, bu teorinin temel bileşenleri ve kavram öbekleri (örn. adalet, eşitlik, mutluluk, özgürlük vb.) neler olabilir? Kapitalizm, insanların temel haklarını göz ardı ettiği için mi aşılmalıdır, yoksa insani özgürleşmenin asla tam anlamıyla yaşanamayacağı bir sistem olduğu için mi? Post-kapitalist toplum tasarımı hakkaniyet ilkesine mi dayanmaktadır? Bu tasarımın inşasında özgürlük kavramının yeri ve önemi nedir? Marksizmde Ahlak Tartışmaları isimli bu kitapta bu ve benzeri sorulara yanıt aranmaktadır. Böylelikle bir yandan Marx'ın kendi metinlerinin çağdaş düşünürlerce hangi argümanlar aracılığıyla değerlendirildiği gösterilmekte, diğer yandan günümüzde felsefenin keyfilikten sıyrılarak "iyi yaşam" talebinin yeniden canlandırılmasının ve bu çerçevede çağımızdaki problemlere etik ve politik düzeyde ışık tutabilmenin olanağı açığa çıkarılmaya çalışılmaktadır.

272 s. İstanbul, 2016

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)