• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 25 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 2 Ocak 2017

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 2 Ocak 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

ataturk-ile-allah-arasinda-ciltli40a3de39ec2182800c4f012e8948f6b0.jpg

Sinan Meydan

ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA

İnkilap Kitabevi

15 yıllık araştırmanın ürünü... Genişletilmiş ve gözden geçirilmiş yeni baskısıyla…

"Atatürk Ve Din" Konusundaki En Kapsamlı Çalışma

Atatürk ile Allah Arasında, bir taraftan Atatürk ve din konusundaki tüm gerçekleri, diğer taraftan Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türk modernleşmesini ve bu süreçte din ve devlet ilişkilerini gözler önüne seren bilimsel bir çalışmadır.

Atatürk ailesinden ve çevresinden nasıl bir din kültürü almıştır?
Atatürk'ün dini bilgilerinin bilinmeyen kaynakları nelerdir?
Atatürk din konusunda Yeni Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihatçılardan nasıl etkilenmiştir?
Atatürk'ün Alevilik, Mevlevilik ve Bektaşilikle nasıl bir ilişkisi vardır?
Atatürk'ün materyalizm, pozitivizm, sosyalizm ve Darvinizm'le ilişkisi nedir? 
Atatürk'ün -bazıları ilk kez yayımlanan- din ve İslam eleştirileri nelerdir?
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı yıllarındaki "İslami Meşruiyet Politikası"nın bilinmeyenleri nelerdir?
Atatürk modernleşmesi ile Osmanlı modernleşmesi arasında nasıl bir ilişki vardır?
Atatürk'ün hiç söz edilmeyen "Dinde Öze Dönüş Projesi" nedir?
Atatürk'ün manevi dünyasıyla ilgili gizli gerçekler nelerdir?
Atatürk'ün Kur'an'a bakışı nasıldır?
Atatürk'ün dört halifeye, Muaviye'ye, Hz. Muhammed'e ve halifeliğe bakışı nasıldır?
Atatürk'ün "ilk din", "namaz", "cami" konularındaki bilinmeyen araştırmaları nelerdir?
Atatürk'ün laiklik anlayışının temel özellikleri nelerdir?
Atatürk'ün İslam'a hizmetleri nelerdir?
Atatürk'ün tarih ve dil çalışmalarının temel özellikleri nelerdir?
Atatürk'ün Osmanlı'ya bakışı nasıldır?
Atatürk'e yönelik "dinsiz" suçlamalarının temel kaynakları durumundaki

Rıza Nur, Said-i Nursi ve Kâzım Karabekir'in iddiaları ve gerçekler nelerdir?

"Atatürk konusunda yazılmış en güzel kitaplardan biri…"
-Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk-

1343 s İstanbul 2016

iyimser-olmayan-umut3cf3b56ce382b79586312a3b1bf71f2c.jpg

Terry Eagleton

İYİMSER OLMAYAN UMUT

Ayrıntı Yayınları

Hani şu meşhur bardağın yarısını boş gördüğü yetmiyormuş gibi, diğer yarısının da tadı berbat bir şeyle dolu olduğundan neredeyse emin biri olarak, umut üzerine yazmak için biçilmiş kaftan değilim muhtemelen. Bir yanda hayat felsefesi "ye, iç, eğlen, yarın öleceğiz nasılsa" cümlesiyle özetlenebilecek olanlar var, bir yanda da kendime çok daha yakın hissettiğim, "yarın öleceğiz" diyenler. İnsanı dertlere salan bu eğilimlere rağmen bu konu üzerine yazmayı seçmemin bir nedeni, umudun, Raymond Williams'ın deyişiyle, "geleceğin kaybının hissedildiği" bir çağda merak uyandırıcı biçimde ihmal edilmiş bir kavram olması.
-Terry Eagleton-

Marksist edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton bu kitabında insani duyguların en hassaslarından biri olan "umudu" mercek altına alıyor. Eagleton boş umutlarla dolu umutlar arasında belirgin ayrımlar yaparak, "ihmal edilmiş" bu duyguyu edebiyat eserlerinden felsefi metinlere uzanan geniş bir düzlemde sorunsallaştırıyor. Eagleton bu çabasından hareketle gündelik hayatın boğucu ilişkileri, iktisadi süreçlerin geçirimsiz kodları arasında bocalayan "şimdi"nin insanına kışkırtıcı olduğu kadar düşündürücü de olan parlak yorumlar sunuyor. Hâlâ umudu olanlar ve umuttan bütünüyle vazgeçenler için eşsiz bir başucu kitabı...

192 s. İstanbul 2016

dublinler-ve-dublinler-uzerine-yazismalar78f1e9a8d772aa138398f9ed59b190f2.jpg

James Joyce

DUBLİNLİLER VE DUBLİNLİLER ÜZERİNE YAZIŞMALAR

Alakarga Yayınları

"Düşüncelerini neden kaleme almıyorsun, diye sordu. Ne için? diye cevap verdi özenli bir küçümsemeyle. Altmış saniye doğru düzgün düşünmekten aciz, saçma sapan süslü laflar edenlerle rekabet etmek için mi? Ahlakını polisin, güzel sanatlarını simsarların eline bırakmış gerizekalı bir orta sınıfın eleştirel bakışına teslim olmak için mi?"

James Joyce'un on beş öyküsünü içeren ilk kitabı Dublinliler, 20.yüzyılın başlarında Dublin ve çevresinde yaşayan orta sınıf İrlandalıların günlük yaşamını konu alıyor. 1905'te tamamlanmasına rağmen dokuz yıl aradan sonra yayımlanabilen bu öykülerde yayıncıları rahatsız eden bir şeyler vardır: Joyce'un olağanüstü bir gerçeklikle aktardığı sıradan hayatların işaret ettiği çöküş, İrlanda'nın hikâyesini okulu kıran çocuklar, rahipler, ayyaş yazıcılar, küçük politikacılarla aktaran usta yazar; okuyucusunu, ölümü dahi sıradan bir hadiseymiş gibi karşılayan insanların dünyasına davet ediyor. Joyce'un eşsiz kaleminden Dublinliler'i, yayıncısıyla yıllar süren çekişmeli mektuplaşmaları ile birlikte yayımlıyoruz.

288 s. İstanbul 2016

gri-kitap-yolculuk07c578d9f09a4bf171049dacc11e1f72.jpg

Şengül Hablemitoğlu

GRİ KİTAP-YOLCULUK

Kırmızı Kedi Yayınları

"Yas, sevdiğimiz birinin varlığıyla ölümü arasında geçen, birlikte yaşadığımız zamana duyulan hasrettir."

Ölüm, bir insanın görünür varlığının hayatını sona erdirmekle sınırlı değildir. Öyle ölümler vardır ki, aynı zamanda toplumsal varlığı da tahrip eder. Ülkemizde kolektif bilinç, bu ölümlere çeşitli atıflarda bulunur. Çünkü bu ölümler siyasi cinayetlerle, suikastlarla gelir. Hedef seçilen kişilerin kimlikleri ve ortak özellikleri bir yana, her ölümün ardından yaşanan toplumsal süreç benzerlik gösterir. Ve bu ölümlerle amaçlanan etki yaratıldıktan sonra toplumsal yaşam yeni bir cinayete kadar akışına döner. Bu insanların neden öldürüldükleri, zaman zaman hukuki süreçlerle ya da toplumsal çalkantılarla gündeme gelir ve tekrar gider. Bu ölümler, içinde yaşadığımız hız 

çağında, toplumun gitgide cılızlaşan hafızasında birer tarihsel olaydan öte yer edinememektedir. Çünkü fiziksel ölüm gerçeği, ölümü insanların zihinlerine yerleştirmek için yeterli değildir. Gri Kitap, günümüzün duygu ötesi toplumunda, böyle bir ölümün geride bıraktığı bir kadının acısına, yasına tanıklık edebilmeniz için yazıldı. Kitapta anlatılan, ölümü, ölüm acısını kabullenmeye çırpınan bir kadının gri yas yolculuğu...

120 s. İstanbul 2016

dort-ismail-bir-leyla533efb76c835e478cb0ce4d4b334b523.jpg

Arife Kalender

DÖRT İSMAİL BİR LEYLA

Tekin Yayınevi

Her sabah masumdur. Kimse onun akşama kadar nasıl kirleneceğini bilemez. Geceler de öyle. Kara örtüsünü kim aralar, kim ışıkları yakar, ecel nerde gizlenir, kime uğrar? İnsanı aldatan alışkanlıkları ve umutlarıdır. Alışkanlıklarımız, dün yaşadıklarımızın çoğunu yarın da yaşayacağımızı fısıldar. Sürprizlerden söz etmez. Umut ise parçalandığı yerde en büyük mutsuzluğumuzdur.

Arife Kalender, gündelik hayatın içinde görmezden gelinen, ayrıntılarda kaybolan, yok sayılan hayatlardan süzerek yıllardır biriktirdiklerini şiirsel bir anlatımla öyküleştirerek Dört İsmail Bir Leyla'da aktarıyor.

144 s. İstanbul 2016

asktan-da-ustun4eee9eda1b9930913a30541385146a37.jpg

Hakan Bilge

AŞKTAN DA ÜSTÜN

HİTCHCOCK SİNEMASINDA KİŞİSEL BİR GEZİNTİ

Doruk Yayınları

Hitchcock olmadan Amerikan sineması ve kara film tarihi hatta dünya sineması tarihi tasavvur etmek imkânsızdır. Kendine özgü stiliyle pek çok yönetmeni etkileyen Hitchcock sineması her zaman ilginç ve çoğu kez de şaşırtıcıdır. Kendi sözleriyle "Geleneksel olana karşı çıkmaya, klikleri parçalamaya, bir kontrast oluşturmaya her zaman özel bir ilgi duymuşumdur."der. Notorious da birçok açıdan casusluk filmlerinin alışılageldik yapısını kurcalayıp bozan bir filmdir. Ne Amerikanizme dönük dolaylı bir övgü söz konusudur; ne de liberal hükümete yaranma endişesi; tersine Amerikanizmin ve liberalizmin öngördüğü değerler dizgesi açıkça sorunsallaştırılır. Somut ve soyut olanın bilinçli karışımını içeren Notorious yönetmenin başyapıtları arasındaki en zor filmlerinden biridir.

Hakan Bilge kitabında Notorious üzerinden detaylı bir çözümlemeye girişiyor. Bunu yaparken Hitchcock sinemasının tümünü bu kişisel gezintinin sınırlarına dahil ediyor. Sinemayı derinden etkilemiş bu yönetmene dair titizlikle hazırlanmış çalışma yazarın geniş bakış açısıyla ve dahil ettiği ek bölümlerle Hitchcock üzerine değerli bir kaynak.

"... Hitchcock'un filmleri bizi sinema hakkında temel sorulara geri götürür..."
-Roy Armes-

"Tıpkı Fellini, Bergman ve Bunuel gibi Hitchcock da artık bir okuldur. Zaman ona arka çıkmış ve en dikkafalı eleştirmenleri bile yıpratmıştır. Son tahlilde kazanan Hitchcock olmuştur."
-Truffaut-

dogu-da-asiret-ve-toprak-sorunudbd3e0417ad6597de6ff984bf95163e4.jpg

Kaan Turhan

DOĞU’DA AŞİRET VE TOPRAK SORUNU

Ulak Yayıncılık

"Her çiftçi ailesinin, geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması, kesinlikle gereklidir. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi, bu esastadır. Bundan fazla olarak, büyük toprağı modern araçlarla işletip vatana fazla üretim sağlanmasını özendirmek isteriz." (1936, Atatürk'ün S.D.I, s. 374)

Kan davası, çocuk gelinler, Kürt sorunu, PKK, terör, ekonomi, bölgelerarası dengesizlik, Güneydoğu Anadolu Projesi, Güneydoğu'ya yatırım… vb. Türkiye'de hemen her gün duyduğumuz, okuduğumuz ‘sorun'lardan! Sorunlaştı­rılmış, temel olarak da feodalitenin belirlediği bu ‘sorun'lar, algılamadaki coğrafyayı da sorunlaştırmaktadır.
Burada önemle vurgulanması gereken birgerçek var­dır. Aşiret kurumları, asla ve asla bölgenin kaderi değildir. Terör örgütünün propagandalarında da, bölge tarihini ya­zanlar da, aşiret kurumuyla Kürtlerin eşitliğini: birbirini tamamlayan, bütünleyen bir yapı olduğunu dillerine dola­mışlardır. Aşiretçilik, Kürtlerin feodalizmle göbek bağını ifade eder. Hiçbir feodal yapı, bir halkın gerçeği olamaz; do­layısıyla, Kürtlerin kırması gereken bir zincir varsa, o da bu aşiretçilik bağıdır. Kürtleri köleleştiren, ırgatlaştıran, topra­ğına el koyan, ağa ve şeyh gibi feodalizmin temsilcileridir. 

Kitapta okuyacaklarınız, tarihten gelen ve günümüz­de de etkisini çokça gösteren aşiretleri anlatmaya ve temel sorunun bu aşiret kurumundan kaynaklandığını gösterme­ye çalışmaktır. Tarih çok geniş ve derin; ulaşılamayan, hele ki uzmanlığınız yoksa çok çile çektiğiniz bir alan. Çalışma yaparken, bunu anlayabiliyor ve öğrenebiliyorsunuz.

Kaan Turhan 

medyayi-kurtarmakb23d15674ef32cf6bf27dcba6ca8dd68.jpg

Julia Cage

MEDYAYI KURTARMAK

İş Bankası Kültür Yayınları

Kitle iletişim araçları ve bilişim sektöründeki baş döndüren gelişmeler, internet kullanımındaki hızlı artış ve yaygınlaşmayla hepimizin hayatını etkileyen dijital devrim çağında medya kuruluşları tarihsel açıdan zor bir dönemeçten geçiyor. Julia Cagé reklam gelirlerinin uzunca bir süredir düşüşte olduğu bu sektörde tekelleşmenin önüne geçebilecek kurtarıcı bir model öneriyor.

128 s. İstanbul 2016

ya-sanat-ya-hayatbe21bf82ce7607082da88c4008dc84b1-001.jpg

Tzvetan Todorov

YA SANAT YA SANAT

Sel Yayıncılık

Sanatçı, ister bir dahi olsun ister bütün zamanların en büyük yaratıcısı, sonuçta aynı havayı soluduğumuz, benzer çelişkilerle boğuştuğumuz bir insandır. Sanat ve edebiyat filozofu Tzvetan Todorov, bir sanat eserinin ilettiği mesaj ile yaratıcısının hayat tarzı ve gündelik yaşamı arasındaki ilişkiyi irdeleyerek çoğu zaman unutulan bu basit ve temel gerçeği son derece yalın ve berrak bir dille hatırlatıyor.

Genelde hepimiz gibi "geçinmek için" eser üretmek zorunda olan sanatçının gündelik yaşamla ilişkisini büyük ressam Rembrandt örneğini ele alarak aktaran Todorov, gerek ressamın tablo ve gravürlerinden bize uzanan insani değerleri gerekse sıradan bir hayat süren bu aynı kişinin eşleri, çocukları, yakınları ve komşularıyla arasındaki ilişkiyi gözler önüne seriyor. Ya Sanat Ya Hayat, aslında eserin de sanatçının da aynı hayatın içinden beslenerek karşımıza çıktığını gösterirken ikilemi tersine çeviriyor: Hem sanat hem hayat!

Kitabın ikinci bölümünde ise, bu kez bambaşka bir noktadan, sanat ile ahlak arasındaki yüzlerce yıllık çatışmadan yola çıkan Todorov, Iris Murdoch üzerinden dünyaya, hayata duyulan sevginin hem sanatın hem de ahlakın temelinde yattığını gösterirken, yine hem sanat hem hayat demektedir.

Bunca karmaşa ve kafa karışıklığı içinde yaşadığımız, sanatla hayatın bağını çoğu zaman kaçırdığımız günümüzde, ayakları sağlam bir zemine basan açık ve net çözümlemeler, yorumlar okumak, hayata ve sanata yeniden inanç duymak isteyen herkese...

112 S. İstanbul 2016

son-mektuplar6db5164b07e1bd79b073879fbe28f2a9.jpg

Vincent van Gogh

SON MEKTUPLAR

Kırmızı Kedi Yayınları

Sanatçı mektupları, bir başına özel bir kol. Yalnızca nasıl yaşadıklarını, sıkıntılarını, arayışlarını değil, sanat bağlamındaki düşünce ve kaygılarını, başka sanatçılarla ilgili can alıcı değerlendirmelerini içerir o belgeler. Bu bağlamda ortaya çıkarılmış sanatçı mektupları arasında ön sırada Van Gogh'unkilerin geldiği sır sayılmaz: Amansız koşullarda yapayalnız bir serüvenin dibine yazarını çeken dopdolu, inilti dolu, olgun izler. 

Turuncu Kitaplar dizisinde, sanatçının son dönem çığlıklarını bir araya getirdik: Van Gogh hâlâ çağdaşımız.

116 S. İstanbul 2016

mustafa-kemal-ataturk-un-ilk-aski-manastirli-eleni9599b1238c3164e6424b5be0c1b76890.jpg

İnan Çetin

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN İLK AŞKI-MANASTIRLI ELENİ

Destek Yayınları

Tarih 3 Haziran 1898.
O gün, tarihin belki de en bilinmez, en gizemli aşkının filizleneceği günün arifesiydi... Eleni salonda göründü. Rüya gibiydi: güzel ve zarif. Işıl ışıldı. Herkes güleç bir çehreyle Eleni'ye bakıyor, alkışlıyordu:
"İsim günün kutlu olsun Eleni!"
Balkanların Romeo ve Juliet'i olarak da anılan Mustafa Kemal ile Eleni Karinte'nin bir "isim günü" kutlamasında başlayan aşkları farklı boyutlarda şekillenecek, kaderleri başka türlü belirlenecekti. Ne var ki bu gençlik aşkı, belki, iki tarafça da ömür boyu sürecekti.

Mustafa Kemal Atatürk'ün İlk Aşkı "Manastırlı Eleni" iki insanın yaptıkları seçimlerle ayrı mecralarda şekillenen hayatlarının, bir bakıma trajik bir bakıma ise özverili aşklarının hikâyesidir.
"Yürüdüğümüz yollar hayatlarımızı belirler" sözünü doğrularcasına ve gün yüzüne çıkmamış pek çok ayrıntıyla zengin, şaşırtıcı ve derin...

168 s. İstanbul 2016

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

yok-olan-istanbulc12183cd15646886ae0c1be0e550f7ec.jpg

Adnan Özyalçıner

YOK OLAN İSTANBUL

Evrensel Basım Yayın

Üç tarafı denizlerle çevrili olan İstanbul, eşsiz coğrafyası, özellikle deniz mavisiyle yeşilin çeşidinin karıştığı Boğaz'ı, doğal bir liman konumundaki "Altın Boynuz" diye andığımız Haliç'iyle güzelliğine güzellik katar. 

Bugün tarihi ve coğrafyasıyla İstanbul'un bu eşsiz güzelliği yer yer yara almakta, tarihi doku, yaşam biçimi, kültürel yaşamı, doğası, kentin yoksullaşması pahasına ekonomik, endüstriyel ve toplumsal konumu hiçe sayılarak "kentsel dönüşüm"lerle plansız yapılanmalarla yok edilmektedir.

96 s. İstanbul 2016

gerceklik-acikligi-bir-manifesto06458af1a372442628cf36d48eacd4b5.jpg

David Shields

GERÇEKLİK AÇLIĞI: BİR MANİFESTO

Everest Yayınları

Gerçeklik Açlığı insanı düşünmeye itmekten fazlasını yapıyor. Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biri.” 

JONATHAN SAFRAN FOER

Gerçeklik Açlığı, Nietzsche’den Beckett’a, Godard’dan von Trier’e birçok önemli figürü ve Eminem, Larry David, Beastie Boys gibi popüler kültür ikonlarını, tam da artık onu deneyimleyemediği için “gerçeklik” konusunda takıntılı hale gelmiş Facebook ve Google nesliyle buluşturuyor.
David Shields hararetli tartışmalara yol açan kitabında, çağdaş sanat ve edebiyatın merkezindeki meselelere çığır açan bir bakış açısıyla yaklaşarak, kurgu-dışı ile kurgu, anlatı ile deneme arasındaki sınırlardan kurtulmayı öneriyor. Shields’a göre, başka şarkılardan alınmış parçalardan oluşan şarkılar, kolajlar, serbestçe alıntılanan metinler ve dijital teknolojiyle üretilmiş sonsuz kopyalar çağında artık bir yapıtın ya da fikrin sahibi olmanın tanımı; gerçekliğin, özgünlüğün anlamı değişiyor, telif hakkı talebi neredeyse bir kutsal kitap ya da efsane üzerinde hak iddia etmeye dönüşüyor. Devir paylaşımların, kendine mal etmenin, hatta “aşırma”nın devri.
Gerçeklik Açlığı, sınırlara meydan okuyarak başka yazarlara ait alıntılardan, aforizmalardan, anekdotlardan serbestçe “faydalanan”, okurları hakikilik, özgünlük ve yaratıcılığa dair geleneksel fikirler üzerine yeniden düşünmeleri için kışkırtan çarpıcı bir manifesto, kendi gerçekliğine sahip yeni bir çağa özgü yeni edebiyat ve sanat formları icat etmek için açık bir davet.

“Gerçeklik Açlığı’nı yeni bitirdim ve beni şaşırttı, mest etti, bozguna uğrattı. Kısacası, aydınlandım. Gerçekten de, önemli ve ileriyi gören bir kitap: Kendi kendini yaratan bir sanat eseri, görkemli, heyecan verici ve acımasız.”
JONATHAN LETHEM

islam-ve-bati6c4d83c109471336bccafc598d993a30.jpg

Bernard Lewis

İSLAM VE BATI

Akıl Çelen Kitaplar

Bernard Lewis, Orta Doğu ve İslam tarihi konusunda tartışmasız en büyük tarihçidir. Orta Doğu, Türk, İslam ve Arap tarihi üzerine yazdığı iki düzineden fazla kitap ve sayısız makale onun büyüklüğünün göstergesi olarak düşünülebilir. Fakat Bernard Lewis'i batılı diğer tarihçilerden farklılaştıran ve tarih alanındaki büyüklüğünü belirleyen şey, İslam'a ve Orta Doğu'nun kültürlerine önyargıdan uzak nesnel bir tutum almış olmasıdır. Ünlü Fransız tarihçi Robert Mantran, “Bilinmeyen ya da yanlış anlaşılmış bir evrenin kapılarını açan; bu evrenin din, düşünme tarzı, iktidar algıları, kültür gibi en mahrem alanlarına sizi götüren; genellikle önyargılı, yanlış ya da taraflı kavramları yerle bir eden bir yazarın ve bu yazarın kitaplarının etkisi altında kalmaya kim direnç gösterebilir ki.” diye yazmaktadır.

İslam ve Batı, çeşitli süreli yayınlarda İngilizce olarak yayınlanmış on bir makaleden oluşuyor. Makaleler üç ana başlık altında düzenlenmiş: Karşılaşmalar, Çalışmalar ve Algılar, İslam'ın Yanıtı ve Tepkisi. Bu makalelerde Lewis, İslam ve Hristiyanlığın ilk kez karşı karşıya gelmesinden başlayarak birbirlerini anlama çabalarını ve bir arada yaşama koşullarını inceliyor. Ona göre İslam ve Hristiyanlık ya da Batı iki kardeş uygarlığı temsil etmektedir ve ayrılıklarından ziyade benzerliklerinden dolayı çatışma içinde olmuşlardır. Lewis, “1400 yıldan daha uzun bir süredir, İslam ve Hristiyanlık, genellikle birbirine rakip zaman zaman da düşman ama her zaman komşu olarak yan yana yaşadılar. … Asya ve Afrika'nın daha eski inanç ve kültürleriyle kıyaslandığında, İslam ve Hristiyanlık ortak bir mirasa sahiptir ve –çoğunlukla ihtilaflı olsa da- ortak bir coğrafyayı paylaşan kardeş dinlerdir. … Bu uzun ve maalesef hiç bitmeyen mücadelede bu iki uygarlık, farklılıklarından daha çok benzerliklerinden dolayı birbirlerinden ayrılmıştır.”

İslam ve Batı, dünü, bugünü ve yarını anlamaya çalışan ve farklı uygarlıkların bir arada yaşayabilmesi konusu üzerinde düşünen herkesin okuması gereken bir başyapıt.

odakitap-002-001-002.jpg

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)