• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 29 °C
  • Antalya 27 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 20 Mart 2017

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 20 Mart 2017
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Kürk Mantolu Madonna'nın popçu Madonna olduğunu zanneden medya figürlerine ülkenin teslim edildiği bir dönemde, daha fazla okumanın bir ödev olduğunu bilen okurlarımıza yeni bir seçki sunuyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

0001693707001-1.jpg

Cahit Kayra

ADSIZ GEMİ

Tarihçi Kitabevi

Cahat Kayra, 40 civarında eseri bulunan 'asırlık bir çınar' diyebileceğimiz bir yazar. Kayra ekonomi, araştırma, siyaset, anı ve öykü-mizah kitaplarının ardından bu kez de bir romana imza attı. Kayra’nın “Adsız Gemi” isimli yeni kitabı Tarihçi Kitabevi etiketiyle şu günlerde raflarda yer aldı.

Kitaba da adını veren “Adsız Gemi”yle başlıyor roman… Ardından yirmi dokuz ayrı başlıkta sürüyor macera…

Kurşun renkli, kapalı bir günde, ince ve soğuk bir yağmurda limanda binilen döküntü bir gemi. Çevresindeki insanlardan, her şeyden kaçarak, geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkışın hikayesi…

Issız ve karanlık bir denizin rüzgârları… Çalkantılar, dramatik sonlar. Ağır ve isteksiz gidişini sürdüren bir gemi. Ayrılıklar, yalnızlaşma, başlangıç çabaları, umutlar, yeni yüzler, sürprizler, tesadüfler, umutlar, kavgalar, isyanlar; her şeyi yeniden sorgulama… 

Belki insanın yaşam serüveni, belki dünyamızın seyri… Zaman kavramının tümüyle yitip gittiği günlere mi gelinmişti yoksa?

“Yabancılaşma ve kaçış. Ufuksuz bir denizde kaybolmuş bir gemi. Garip gemi adamları. Anlamsız, abes, gerçek dışı olaylar. Bilge, doktor, ressam, dansöz, asker, işadamı, işçi, din adamı... Gerçeklere kapalı bir hayal dünyasının insanları. Yitirilmiş bir aşk ve pişmanlık. Çözümsüzlük.”

256 s. İstanbul 2017

0001693180001-1.jpg

Mustafa Balbay

İNSANI VE DEVLETİ YAŞATMAK İÇİN HAYIR

Halk Kitabevi

Mustafa Balbay’ın “İnsanı ve Devleti Yaşatmak İçin Hayır” adlı çalışmasından;

“16 Nisan'da sadece 18 maddelik anayasa değişikliğini oylamayacağız.

Geleceğimizi oylayacağız.

Bu oylamanın tekrarı yok.

Bilerek sandığa gitmeliyiz.

Bilgi ile alınan karar yenilmez.

Bu kitap sadece kendi kuşağımızı değil, önümüzdeki nesilleri de etkileyecek bir referandumla ilgili öğrenmek isteyeceğiniz her şeyi içeriyor.

Ülkem için ne yapabilirim, diye soruyorsanız;

öğrenmekle başlayın.

17  Nisan sabahı nasıl bir Türkiye'ye uyanacağım diye merak ediyorsanız...

Daha önce uyanın!”

200 s. İstanbul 2017

0001693759001-1.jpg

Ursula K.Le Guin

ZİHİNDE BİR DALGA

Metis Yayıncılık

Granit insanlar, Kızılderili amcalar, sözlük teyzeler; kütüphaneler, gerçek Yerdeniz adaları; Tolstoy, Borges, Dickens, Twain; Yüzüklerin Efendisi; masallar, toplumsal cinsiyet, ayaklar, güzellik, ölüm, sorgulanmayan varsayımlar... Ama hepsinden önemlisi düşlemek. Le Guin şöyle diyor:

“Hepimizin hayatlarımızı icat etmeyi, yapmayı, hayal etmeyi öğrenmemiz gerekir. Bize bu becerilerin öğretilmesi, bunun nasıl yapılacağını gösterecek rehberler gerekir. Bunu yapmazsak, hayatlarımızı başkaları bizim için yaparlar.”

Le Guin’in diğer yazılarından aşina olduğumuz iki tema öne çıkıyor: Süreç ve ritim – kadın olmak, yaşlı olmak, okur olmak, yazar olmak. Yazarın, hükmetmek şöyle dursun ancak takip edebildiği tempo ve sözcükler, zamanı gelince elinizi uzatsanız havada asılı onlarcasına erişebileceğiniz hissi veren o öyküler…

Zihinde Bir Dalga’yı okumak, eski bir arkadaşınızla oturup muhabbet etmeye benziyor: Kafa açıcı olduğu kadar, insana kendini rahat hissettiren bir tarafı var; hararetle daldan dala atlarken,  saatlerin nasıl geçip gittiğini anlamıyorsunuz bile.

296 s. İstanbul 2017

0001694504001-1.jpg

Enver Aysever

GECE BEKÇİSİNİN RÜYASI

Doğan Kitap

Enver Aysever’in yeni kitabı “Gece Bekçisinin Rüyası” bütün kitapçı raflarında yerini aldı. Aysever’in yeni yapıtının arka kapak yazısı şöyle:

“Benden yalan söylememi beklemeyin... Herkes en az bir kişiyi her koşulda işitir... Beni işit istiyorum. Sizi anlıyorum. Önce tutumunuzu sert biçimde karşıladım. Ama sonra fark ettim ki siz hekimsiniz, büyücü ya da falcı değilsiniz. Önünüzde sınırlı bilgi var, o halde benim konuşmayı unutmama hazırlıklısınız, oysa birdenbire işitmeyi unutmuş olmamı hesaba katamazdınız. Size kırgın değilim. Rahat edin isterim. Size kırılmadım, alınmadım, yargılamadım. Sözcükleri unutmuş biri olarak, bu yeni durum karşısında ben de hayret ediyorum. Yazarken, nasıl oluyor bilmiyorum, hiçbir sıkıntı duymadan su gibi akıyor sözcükler. Nasıl oluyor bilmiyorum, bir plakçının önünden geçerken şarkıları işitiyorum. Hatta söylüyorum. Bu hastalığım nedir, bilmiyorum. Sizden sakladığım yeni bir bilgi var. Buna asla inanmayacağınızı bildiğim için yazmayacağım. Ama bir şeyi kendime itiraf ettim; tedavi olmak istemiyorum. Sözcükleri unuttuğum için konuşamamaktan ve işitememekten memnunum. İçimdeki gürültü zaten yeterince baş ağrıtıyor. Sesini yitiren bir kadın... Kadının zihninde kaybolan bir ruh hekimi... İstanbul’a seslenen bir aktör... Valizi elinde yaşlı bir komşu… Ve onlara ‘Size güzel şarkılar çalmak isterdim’ diyen bir radyo...

176 s. İstanbul 2017

0001693208001-1.jpg

Erdal Öz

YAŞAMAYI NASIL ÖZLEDİM BİR BİLSEN!

Türkan İldeniz’e Mektuplar

Can Yayınları

Türkiye’nin iki genç aydını, şair Türkân Ildeniz’le yazar Erdal Öz, ülke ’60 İhtilali’ne yol alırken tanışır ve duygusal, coşkulu, aşkla ve edebiyatla dopdolu bir ilişki yaşarlar. “Yaşamayı Nasıl Özledim Bir bilsen” adlı kitapta, Erdal Öz’den Türkân Ildeniz’e gönderilmiş mektupları okuyacaksınız. Dönemin önemli dergi ve gazetelerinde eleştiriler kaleme alan Erdal Öz, yalnızca coşku dolu sevgi satırları koymamış bu mektuplara, edebî değerlendirmeler de göndermiş şair sevgilisine.

Erdal Öz imzalı, "Yaşamayı Nasıl Özledim Bilsen!" edebiyat okurları için tam bir hazine...  Kitaptan birkaç satır şöyle: Sanatta ‘bulmak’ tehlikedir. ‘Aramak’ ise sanatın cennete giden tek ve biricik yoludur. ‘Aramak’ların sonunda ‘Bulmak’lar vardır. Ama ‘Aramak’ sonu olmayan, bitmeyen bir çabadır. ‘Bulmak’ ise bir donukluktur, donmaktır, heykelleşmektir.

Denizleri, suları gör düşlerinde. Biz dağlara gidiyoruz Yaban’la.

Yalnızlığımızın dağlarında at koşturacağız. Uyu sen.

136 s. İstanbul 2017

0001693207001-1.jpg

George Orwell

PAPAZIN KIZI

Can Yayınları

Deneysel sayılabilecek anlatım biçimleriyle yazarın edebiyatında özel bir yere sahip olan Papazın Kızı, inancın ve inançsızlığın, ahlakın ve düşkünlüğün, paranın ve yoksulluğun sorgulandığı eşsiz bir roman.

Taşradaki bir kilise papazının kızı olan Dorothy Hare, babasının tüm görevleri onun üstüne yıkmasıyla dükkan borçlarından mıntıka işlerine, bağış toplamaktan cemaati pohpohlamaya her şeyden sorumlu hale gelmiştir. Dorothy’nin Tanrı’ya inancı tamdır, hayatın kendisine biçtiği rolü şikayet etmeden kabullenmiştir. Ama bir gün, o güçlü rutin aniden sarsılır ve Dorothy kendini beş parasız halde sokaklarda, tanımadığı insanlarla, ağır işçilik yaparken bulur dahası, kim olduğunu hatırlamamaktadır.

Orwell, bir gecede toplumun bir kesiminden bambaşka bir kesimine taşıdığı Dorothy vasıtasıyla 1930’ların İngiltere’sinde kadınların, işçilerin, evsizlerin haline ışık tutuyor.

328 s. İstanbul 2017

0001693429001-1.jpg

Çiğdem Aldatmaz

YUSUF ATILGAN / BİR RÜYANIN İZİNDEN

Alakarga Sanat Yayınları

Bu romanda, Anayurt Oteli ve Aylak Adam gibi iki kült kitabı bize hediye eden Yusuf Atılgan'ın yazarlık serüvenin yanında acılarına, mutluluklarına, tutkularına ve gelgitlerine tanıklık edeceksiniz.

“Özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar'ın öğrencisi olduğu için havalara uçuyormuş. İngilizce öğretmeni ise Behice Boran'mış. Yani kültür hayatının gelmiş geçmiş en büyük isimlerinin yetiştirdiği bir öğrenci. Kitaplara kendi kendine merak salıyor. Çünkü orada saklanabileceği kocaman, sınırsız bir dünya var ve bugünkü uzay yolculuğu gibi zahmetli ve pahalı değil.”

95 s. İstanbul 2017

0001694119001-1.jpg

Philippe Sollers

ROLAND BARTHES’IN DOSTLUĞU

Yapı Kredi Yayınları

Philippe Sollers'in değişik tarihlerde yazdığı Roland Barthes'la ilgili dört yazı ile Barthes'ın 1964-1979 arasında Sollers'e gönderdiği otuz beş mektuptan oluşuyor bu kitap.

İki yazarın arasında epeyce yaş farkı vardır. Barthes Sollers'e çok değer verir, yazılarıyla onu hep kollar, Sollers ise Barthes'a hayrandır. Aralarındaki sarsılmaz dostluğun, bu kitapta, Sollers'in yazılarına, Barthes'ın da mektuplarına yansıdığı açıkça görülür.

“Barthes öldüğünde o kadar üzülmüştüm ki, ne bir şey söyleyebildim ne de yazabildim… Cenaze törenine de gitmedim.'' (Sollers)

164 s. İstanbul 2017

0001693769001-1.jpg

Alfred Adler

EŞCİNSELLİK ÜZERİNE

Say Yayınları

Yirminci yüzyılın ortalarından itibaren toplumsal algının zenginleşmesi ve özgürlükçü düşünce yapısının yaşam tarzına bir serbesti kazandırmasıyla, günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde bir “yönelim” olarak görülen eşcinsellik tarih boyunca tartışılmış ve çoğunlukla ahlaksızlık, suç ve günah olarak kabul edilmiştir.

Adler de, çoğu meslektaşının aksine, eşcinselliğin doğumsal değil, edinsel olduğu tezini geliştirmiştir. Eşcinselliğin büyük ölçekli bir cesaret kaybından, yani yaşamda oynanacak cinsellik rolüne yeterince hazırlanılmadığından kaynaklandığını ve ilgili kişinin toplum içindeki “diğer” insanlardan biriymiş gibi eğitilmesindeki hatanın sonucunda ortaya çıktığını ileri sürmüştür.

Adler, ayrıca, cinsel sapıklık olarak gördüğü sadizm, mazoşizm, fetişizm ve eksibisyonizm konularını da tarihleriyle birlikte ele almış ve bu “sapıklıkları” tedavi edilmesi gereken birer anomali olarak değerlendirmiştir.

152 s. İstanbul 2017

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

0001694092001-1.jpg

Montesquıeu

KANUNLARIN RUHU ÜZERİNE

İş Bankası Yayınları

Bu muazzam eser dünyadaki bütün ulus ve halkların kanunları, gelenekleri, usullerini ele alır. Her bir topluma en uygun yönetim şeklini ve kanunları saptar, bunun maddi ve manevi gerekçelerini açıklar.

Montesquieu (1689-1755) insanlık tarihinin en büyük atılımı olan Aydınlanma döneminin önemli düşünürlerindendir. La Brede'de doğdu, hukuk eğitimi aldı. Bordeaux parlamentosu üyesiydi, hâkimlik yaptı. Bordeaux Akademisi'ne seçildi ve makaleler yayımladı. İran Mektupları ile ün kazandı, hayatını teorik ve edebi eserlerine adadı. 1748'de yirmi yıllık bir çalışmanın eseri olan Kanunların Ruhu Üzerine'yi yayımlattı. Eleştiriler üzerine, 1750'de kitabın savunmasını yazdı, ancak Katolik Kilisesi 1751'de kitabı yasakladı.

988 s. İstanbul 2017

rabita-ugur-mumcudan-sonra20170314111229.jpg

Hüseyin Hakkı Kahveci

Uğur Mumcu’dan sonra RABITA

Ulak Yayıncılık

Bugün Ortadoğu’daki çatışmaları, Suriye’yi, Irak’ı, hatta Türkiye’de olanları, gündemdeki Anayasa tartışmalarını anlamak için basın şehidi Uğur Mumcu’nun açtığı pencereden bakarak Rabıta’yı anlamak gerekiyor.

Ortadoğu’da Amerikancı İslam’ın (ılımlı İslam’ın) sacayaklarından biri de, bölgedeki sosyalist ve milliyetçi hareketlere karşı İslamcı örgütleri desteklemek amacıyla, 19 Mayıs 1962 tarihinde Mekke’de kurulan RABITA, resmi adıyla Dünya İslam Birliği örgütüdür.

Rabıta’nın finansörü dünyanın en geniş petrol rezervlerine sahip Suud yönetimi, bir diğeri ise Arap-Amerikan petrol şirketi ARAMCO (Arabian-American Oil Company) idi. Yani Amerikan sermayesi de vardı. Bir başka kaynak ise Suudlu petrol şeyhlerinin zekatları...

El Kaide, IŞİD gibi örgütler gerçekte, daha İslam’ın ilk yüzyılından itibaren ortaya çıkmış bir sapkın yolun bugünkü uzantısıdır. Emevilerin dini ile Haricilerin terörizmini birleştirirseniz El Kaide, IŞİD anla­yışına uzanırsınız. Bu çizgide İslam, artık insanlara erdem kurallarını aşılayan ve barışa ulaştıran bir din olmaktan çıkar; muhterislerin, dar kafalı yobazların tatmin ideolojisi durumuna düşer, düşmüştür. İşte El Kaide, IŞİD çizgisinin arkasındaki anlam da budur.

432 s. İstanbul 2017

0001690123001-1.jpg

Margaret Atwood

DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ

Doğan Kitap

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin  ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı…

384 s. İstanbul 2017

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)