• BIST 108.747
  • Altın 144,684
  • Dolar 3,4986
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 32 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 22 Şubat 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 22 Şubat 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

İşte haftanın yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin bunlar arasından sizin için seçtiği üç eser.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

 

YENİ ÇIKANLAR

izek.jpg
al-(11)-001.jpg

Slavoj Zizek
ANTİGONE’NİN ÜÇ YAŞAMI
Encore

Zizek bu sefer, belki de kendisinden hiç beklenmedik bir kurmaca eserle çıkıyor karşımıza: Antigone'nin Üç Yaşamı.

Klasik mitologyanın en temel eserlerinden olan Antigone'yi Lacan katıksız bir arzu modeli olarak ele alır. Bu eser Platon, Hegel, Kierkegaard ve Butler gibi birçok felsefeci tarafından ele alınmış, edebiyat alanında da pek çok çeviriye ve farklı yeniden anlatımlara konu olmuştu. Zizek de örneğin Hiçten Az kitabında bu tragedyayı tartışma konusu etmişti ama şimdi burada o tartışmayı çok daha başka bir boyuta taşıyor.

Zizek "bu metin bir sanat eseri değil, bir etik-siyasal egzersiz olma iddiasında" diyor, ama bu egzersizi dayanağı en temelde hayalgücü olabilecek bir kurmaca şeklinde ortaya seriyor. Antigone'yi kendince tercüme ediyor, yeniden yazıyor Zizek. Bunu yaparken metni bir bakıma güncelleştirmeye, güncel sorunlar bağlamına taşımaya hapsolmuyor, sadakat fikrinin kendisini de sorguluyor. Ona göre "klasik bir eseri canlı tutmanın tek yolu onu 'açık', geleceğe işaret eden bir şey olarak görmek"tir. KieSlowski'nin Veronique'in İkili Yaşamı filmine örtük bir atıfla, Antigone'deki "esas" olay örgüsünü bozup karşımıza eşzamanlı üç olası senaryo koyuyor.

80 s.

İstanbul, 2016

doris.jpg
al-(11)-001.jpg

Doris Lessing
BÜYÜKANNELER
Kırmızı Kedi

Çağımızın en önemli ve üretken yazarlarından Nobel ödüllü Doris Lessing, Kırmızı Kedi yayınlarının Türkçeye kazandırdığı kitabındaki dört kısa romanda, farklı edebiyat türlerinin en yetkin örneklerini sunuyor. Çeşitli insanlık hallerini olağanüstü bir duyarlılıkla betimleyen Lessing, aşkın ve sadakatin, yaşanılan ve hayal edilen hayatların arasındaki sınırı sorguluyor:

-İkinci Dünya Savaşı'nda saf aşkın peşine düşen bir asker…

-Farklı sınıflar ve farklı ten renkleri arasında yasak bir aşk yaşayan genç bir kız…

-Birbirlerinin oğullarına âşık olan iki kadın…

-Kadim bir uygarlığın neden çöktüğünü araştıran bir bilge…

Toplumsal yaşamın adaletsizliklerine direnen capcanlı karakterleri aracılığıyla sevginin yaratıcı ve bazen de yıkıcı gücünü betimleyen Lessing, dört kısa romanı birleştiren sivri ve ironik diliyle, anlatım gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Kitap hakkında dünya basınında çıkan yorumların kısa bir özeti şöyle;

"Olağanüstü bir içgörüye ve şaşırtıcı bir yeteneğe sahip olan yazarın, çok daha önce Nobel ödülünü almış olması gerektiğini kanıtlayan bir başka kitap."

-Chicago Tribune-

"Lessing bundan daha iyi yazmamıştı…"

-New York Times Book Review-

Ve son bir not; Büyükanneler, 2013 yılında başrollerini Robin Wright ve Naomi Watts'ın paylaştığı "Yasak Aşk" adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

344 s.

İstanbul, 2016

bassani.jpg
al-(11)-001.jpg

Giorgio Bassani
ALTIN GÖZLÜK
Yapı Kredi Yayınları

100. Doğum Yıldönümünde YKY'den yeni bir Giorgio Bassani kitabı yayımlanıyor: "Altın Gözlük" ilk kez Türkçede...

"İnsanda fazlasıyla hayvansı bir yan vardır, böyle olmakla beraber insan kendi doğasına teslim olabilir mi? Bir hayvan olduğunu kabul edebilir mi?"

Zengin, büyüleyici ve öte yandan faşizmin baskıladığı Ferrara kentinde, genç bir Yahudi öğrencinin kaderi orta yaşlı, olgun ve oldukça ünlü bir doktor olan Athos Fadigati'yle kesişir. Aralarında gelişen bu dostluk, romanın anlatıcısı gencin, Doktor Fadigati'nin kültürlü ve seçkin kişiliğinin gizlediği eşcinselliği yüzünden içine düştüğü yalnızlık uçurumunu keşfetmesini sağlar. O günlerin İtalya'sında bağışlanabilecekler arasında yer almayan bir günah… Ve bu saygıdeğer meslek sahibinin altın çerçeveli gözlüğü de, böylelikle kolay kolay kabullenilemeyen bir farklılığın -tıpkı anlatıcının Yahudi olması gibi-, sadece trajik bir duygu karmaşasına yol açacak bir çeşitliliğin simgesine dönüşür.

Giorgio Bassani'nin ünlü kitabı Finzi-Contini'lerin Bahçesi'nden sonra Altın Gözlük hem İtalya'nın o dönem siyasi arka planı hem de insan ruhu üzerine yine benzersiz bir roman... Ayrıca roman, 1987 yılında Giuliano Montaldo tarafından aynı adla filme çekildi. Film hem ödüller aldı hem de çeşitli ödüllere aday gösterildi.

96 s.

İstanbul, 2016

zmir.jpg
al-(11)-001.jpg

Dr. Turgay Bülent Göktürk
AMERİKAN BASININDA İZMİR YANGINI 1922
Tarihçi Kitabevi

Tarihçi'den yeni kitap: Dr. Turgay Bülent Göktürk'ün çalışması "Amerikan Basınında İzmir Yangını 1922"

9 Eylül 1922 tarihi; özgürlüğü ve bağımsızlığı için yola çıkan Türk Ulusu'nun Mustafa Kemal'in gösterdiği hedef doğrultusunda, zaferle taçlandırdığı bir gün olması nedeniyle Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nda özel bir yere sahiptir...İşte bu önemli olayın, Türk Ordusu'nun İzmir'i yeniden ele geçirişinin hemen dört gün sonrasında, 13 Eylül 1922'de meydana gelen ve yabancı kaynaklarda 'Büyük İzmir Yangını' (Great Fire of Smyrna) olarak adlandırılan felaket, İzmir'in tüm ekonomik, sosyolojik ve fiziksel görüntüsünü değiştirmiştir. İzmir'in Türk ve Yahudi mahalleleri dışındaki üçte ikisinin yanması ile sonuçlanan bu olayın ne şekilde başladığı ve yangının sorumluluğunun kime ait olduğu günümüzde bile tartışılan, üzerinde incelemeler yapılan bir konudur. Bu konuda Amerikan arşiv belgeleri, Fransız kaynakları ve basını ile İngiliz basını araştırmacılar tarafından incelenerek soru işaretlerine yanıt aranmıştır. 

Bu çalışmada; dönemin Amerikan kaynakları ve basını temel alınarak incelenmiş ve 'İzmir Yangını'nın ayrıntıları ile birlikte yangın sonrası İzmir'in ve mültecilerin durumunun Amerika tarafından ne şekilde gözlemlendiğine ışık tutulmaya çalışılmıştır.

hrahmi.jpg
al-(11)-001.jpg

Hüseyin Rahmi Gürpınar
KUYRUKLU YILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ
Bilgi Yayınevi

Türk edebiyatına birçok önemli eser kazandıran, romanları günümüzde de değerini ve özgünlüğünü koruyan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitalarının yeni basımlarını Bilgi Yayınevi yapıyor.

Türk edebiyatının köşe taşlarından Gürpınar, toplumun çeşitli sınıf ve tabakalarına mensup kişilerin belirli özelliklerini ustalıkla ortaya koyar, olayları abartılı olmayan bir güldürü ve anlatım rahatlığıyla okuyucuya sunar.

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, yazarın 7 Nisan 1326 (1910) tarihinde yazdığı "Önsöz"le başlar. Dünyamıza çarpacağı söylenen Halley kuyrukluyıldızının, ilginç bir evliliğe tanıklık eden İstanbul öyküsüdür roman. Bu güzel romanı, günümüz Türkçesiyle okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

180 s.

İstanbul, 2016

gulyabani.jpg
al-(11)-001.jpg

Hüseyin Rahmi Gürpınar
GULYABANİ
Bilgi Yayınevi

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Bilgi Yayınevi tarafından yeni basımı yapılan ikinci kitabı ise, yine Türk edebiyatının klasiklerinden Gulyabani…

Gürponar’ın büyük ilgi gören Gulyabani adlı romanı, 1976 yılında Ertem Eğilmez'in yönetmenliğinde Süt Kardeşler adıyla sinema filmi olarak çekilmiştir. Gulyabani'yi günümüz Türkçesiyle okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

176 s.

İstanbul, 2016

perker.jpg
al-(11)-001.jpg

M. K. Perker
BÜYÜKLERE MASALLAR
Kara Karga Yayınları

Dünyaca ünlü Türk çizer M.Kutlukhan Perker’in, “Büyüklere Masallar” adlı çizgi romanı kitabevi raflarındaki yerini aldı. Destek Yayınları’nın alt markası olan Kara Karga Yayınları tarafından piyasaya çıkarılan “Büyüklere Masallar”, Perker’in usta çizgileriyle yarattığı görsel serüvenciliğinin yanı sıra öykücülüğünü de karakteristik kalemiyle cömertçe ortaya koyduğu arşivlik bir albüm…

Çizgi roman sevenlerin yanı sıra, kısa öykülerin yarattığı şiddetli çarpışma hissinin müptelası olan okurların da zihninde uzun vadeli bir tesir bırakacak olan “Büyükler Masallar”, defalarca kez okumak isteyeceğiniz ve anlatma arzusu duyacağınız renkli masallardan…

zweig.jpg
al-(11)-001.jpg

Stefan Zweig
DOSTLARLA MEKTUPLAŞMALAR
Tekin Yayınevi

"Mektupları okuyacak zamanınız ve keyfiniz var mı şu sıralar? Olacağını umarım."

-Stefan Zweig-

Stefan Zweig, kişilikleri birbirinden çok farklı Rilke, Schnitzler, Bahr, Freud, Gorki ve Hesse gibi ünlü isimlerle uzun yıllar mektuplaşmış, onlarla yakın dostluklar sürdürmüştür.

Rainer Maria Rilke ile nazik ve gerçekçi görüş alışverişlerinde bulunmuş, Arthur Schnitzler ile dostça bir baba oğul ilişkisi kurmuş, aralarındaki tüm karşıtlıklara ve eleştirilere karşın Hermann Bahr ona hep yakın bir meslektaşı gözüyle bakmıştır. Kendisinden yirmi beş yaş büyük Sigmund Freud'a hayranlık besleyen Zweig'ın, Maksim Gorki'yle 1923-1936 yılları arasında süren mektuplaşmaları çok ilginçtir. Bunlar büyük sosyalist bir gerçekçi ile yürekli ve antifaşist bir hümanistin birbirlerine yazdıkları belgesel yanı yüksek mektuplardır.

384 s. 

İstanbul, 2015

tezer.jpg
al-(11)-001.jpg

Kolektif
GÜLEBİLİR MİYİZ DERSİN?
 (Tezer Özlü Kitabı)
İletişim Yayıncılık

Ardında bazen derin bir kederle bazen kalıbına sığmaz bir neşe ve yaşama aşkıyla; özgürce, kadınca ortaya koyduğu metinler bırakan Tezer Özlü, aramızdan erkenden ayrılan nevi şahsına münhasır bir kalem. Yaşamla ölüm arasındaki sınırlarda korkmadan gezinmiş, hep "gitmek, gitmek, gitmek, gitmek, gitmek..." istemiş, şehir şehir, ülke ülke dolaşıp eteklerinde biriktirdiği ne varsa gizli saklı demeden bazen fısıltıyla bazen çığlık çığlığa anlatmış, okurlarının hayatında yüreklendirici izler bırakmıştır.

Feryal Saygılıgil ve Beyhan Uygun Aytemiz, “Gülebilir miyiz dersin?” adlı bu çalışmayla Özlü'yle ilgili dopdolu bir kaynak sunuyor. Yazara dair anılara ve "karşılaşma anları"na ışık tutan yazıların yanı sıra toplumbilim, felsefe, psikanaliz, dilbilim gibi disiplinlerin ışığında Özlü metinlerini anlamlandırma çabasında olan ürünleri bir araya getiren bir kitap. Meral Akbaş, Beyhan Uygun Aytemiz, Narin Bağdatlı, İlkay Bakırtaş, Nihan Bozok, Ayda Özlü Çevik, Günseli Sönmez İşçi, Sibel Kır, Hatice Meryem, Derya Önder, Feryal Saygılıgil, Sennur Sezer, İpek Şahbenderoğlu, Seval Şahin, Bahadır Vural'ın katkılarıyla…

192 s.

İstanbul, 2016

 

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

merhume.jpg
al-(11)-001.jpg

Murat Uyurkulak
MERHUME
April Yayıncılık

Kült romanlar Tol ve Har'ın yazarı Murat Uyurkulak'tan tehlikeli bir eser daha: Merhume… Tanıtım bülteninde kitap pakkında şunlar yazıyor:

Hayat ölümden beter olduğunda, bazen cinayet hobiye dönüşür.

'Bir gün, öyle bir an geldi ki, kötü biri olmaya karar verdim. Taştan bir kalple kurtulurum sandım. Ama çok geçti artık, tüm vakitlerin sahibi silahına benden önce davranmıştı, şahane bir tebessümle bastı tetiğe, kurtulamadım, günaha girdiğimle kaldım. Şimdi önümarkamsağımsolumüstümbaşımyüzümgözüm tövbe...'

Olayı çözsen de kaderi değiştiremezsin. Beyhudelik zindanından çıkamazsın. Bunu sen de biliyorsun.

İlk harfinden son harfine dâhiyane buluşlarla dolu, hali pürmelalimizi deşifre eden bir macera! Zifirî karanlıkta yalnız olmadığını, çığlıkları duymaya başladığında anlayacaksın!

320 s

İstanbul, 2016

tutsa.jpg
al-(11)-001.jpg

Locatelli Kournwsky
NE TANRI NE EFENDİ
(Auguste Blanqui: Tutsak)
Mylos Kitap

"Bu topluma kin duymaya başladığımda 17 yaşındaydım..."

Büyük Fransız devrimci, işçi sınıfının evladı ve onun en büyük önderlerinden Louis Auguste Blanqui (1805-1881) 70 yaşında kendisiyle yapılan söyleşide hayat hikayesini anlatmaya bu kelimelerle başlıyor.

Devrimci bir cumhuriyetçi ve alt edilemez bir özgürlük savunucusu olan Blanqui, burjuvazinin ve monarşistlerin azılı bir düşmanıydı. Paris Komünü’nün de siyasal lideri Blanqui hakkında Karl Marx , "işçi sınıfının gerçek önderlerinden biri" diyordu. Bu ödün vermez devrimci, ömrünün kırk üç yılını Fransız hapishanelerinde geçirdi. 1877 yılında gazeteci Aurélien Marcadet, Blanqui ile cezaevinde haftada bir kez görüşerek onun kendi dilinden hayat hikayesini yazdı. İşte bu kitap da bahsi geçen söyleşinin çizgilerle anlatıldığı hikayedir.

Kitap hakkında yapılan değerlendirmelerden yaptığımız kısa bir derleme şöyle;

“İşlenen sorunların maalesef güncelliğini koruduğu, mutlaka okunması gereken bir kitap.”

ActuaLitté

“19. yüzyılın önemli sosyalist simalarından Auguste Blanqui'nin pek bilinmeyen hareketli hayatını aydınlatan değerli bir eser.”

L'Express

“Heyecanla okuyacağınız bir senaryo, harika çizimler ve yerinde renkler... Mücadeleyle geçmiş bir hayatın sürükleyici hikayesi.”

planeteBD

216 s.

İstanbul, 2016

kriz.jpg
al-(11)-001.jpg

Doç. Dr. Sevtap Demirci
İNGİLİZ BASININDA OSMANLI’NIN İKİ BÜYÜK KRİZİ
Tarihçi Kitabevi

Tarihçi Kitapevi yayınladığı kitaplarla kendi alanında giderek seçkin bir yer ediniyor. Yayınevi’nden çıkan son tikap da bunun örneklerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Sevtap Demirci'nin yeni çalışması, "İngiliz Basınında Osmanlı'nın İki Büyük Krizi - Bosna-Hersek 1908-1909 / Balkan Savaşları 1912-1913" bu hafta raflardaki yerini aldı.

Tanıtım bülteninde çalışmanın amacı, “I. Dünya Savaşı'ndan önce İngiliz kamuoyunun Türklere ilişkin düşünceleri konusunda sahip olunan bilgi ve algıya katkıda bulunmaktır” diye ifade ediliyor.

Çalışmada 1908-1914 dönemi seçilmiş. Çünkü bu dönemde çok önemli ve tartışmalı kimi sorunlar Osmanlı'yı savunmada bırakmıştı ve ortam, ilgili tarafların tamamının ortak savaş alanı gibiydi. 

Kitapta iki önemli uluslararası kriz döneminde İngiliz kamuoyu inceleniyor; Bosna Hersek (1908-1909) ve Balkan Savaşları (1912-1913)… Çalışmada bu iki krizin seçilmesinin nedeni, Avusturya Macaristan'ın Bosna Hersek'i ilhak etmesinin, "Osmanlı İmparatorluğu'nun bölünmesine yol açan ilk önemli adım" olduğu belirtiliyor. Son adım ise Avrupa'da Türk egemenliğine son veren Balkan Savaşları'dır.

Bu dönem, iki farklı açıdan ilginç bir çalışma konusudur. İlk olarak, İmparatorluğun uzun tarihinde Jön Türk Hareketi’nin Anayasa’yı yeniden yürürlüğe koyduğu ve Sultan Abdülhamit’in saltanatına son verdiği yeni bir dönemdir. İkincisi de, Türklerin Avrupa’daki egemenliğinin hemen hemen sona erdiği bir devredir. Avrupa, Jön Türklerin İmparatorluğun daha fazla parçalanmasını çaresizce önleme çabalarına tanıklık etmiştir. Avusturya’nın (1908), İtalya’nın (1911) ve son olarak Balkan devletlerinin (1912-1913) Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saldırıları, yeni anayasal rejimin karşılaştığı başlıca güçlüklerdir.Bu çalışmada iki önemli uluslararası kriz döneminde İngiliz kamuoyu incelenmiştir: Bosna Hersek (1908- 1909) ve Balkan Savaşları (1912-1913). Çalışmada bu iki krizin seçilmesinin nedeni, Avusturya-Macaristan’ın Bosna Hersek’i ilhak etmesinin “Osmanlı İmparatorluğu’nun bölünmesine yol açan ilk önemli adım” olmasıdır. Son adım ise, Avrupa’da Türk egemenliğine son veren Balkan Savaşları’dır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)