• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 12 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 12 °C

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 23 Eylül 2016

Yeni çıkan kitaplar ve editörün seçtikleri / 23 Eylül 2016
Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
[email protected]

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

'Aldatıldık' dememek için, 'aldanmamak' için ve ülkemizde ve dünyada olan bitenlerin farkında olmak için okumak ve daha fazla okumak gerektiğini bir kez daha ghatırlatmakta bir sakınca görmüyoruz.

Ülkemizin sürüklenmeye çalışıldığı karanlığa karşı en etkili direniş alanlarından birinin 'okumak' olduğunu düşünüyor ve sizlere daha aydınlık günlerde daha çok kitaplı gelecek günler diliyoruz.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

Kitap dünyasındaki son gelişmelerden haberdar olmak için ABC Kitap sayfalarını takip etmeniz sizin için yeterli.

Bayram tatili dönüşü küçük birt gecikme ile de olsa yeni çıkan kitapları ve editörlerimizin önerilerini sizlerle paylaşıyoruz. ABC Kitap sayfalarını okumadan kitapçı ve sahaf turuna çıkılmaz.

ABC izleyicilerine keyifli okumalar diliyoruz.

YENİ ÇIKANLAR

kafadan-dogumlar-germania42cccd0fa2a2dcc19eaa5b8feace0375.jpg

Günter Grass
KAFADAN DOĞUMLAR
Everest Yayınları

"Günter Grass, ressamlığından dolayı görsel bir yazardı. 

Hikâye ne kadar acımasız, sert ve siyasi olursa olsun, hikâyeyi yazarın yaratıcılığına dayandırmayı öğretti bize. 

Teneke Trampet'in yazarı, Nobel ödüllü Günter Grass, Zeus'un kafasından doğan Tanrıça Athena'ya gönderme yaptığı Kafadan Doğumlar'da 'anlatısal deneme' tarzının çarpıcı bir örneğini sunuyor. Kolaj tekniğiyle bir araya gelen roman, deneme, gezi yazısı, politik risale, film senaryosu parçaları, farklı yöntemler ve üslupların iç içe geçtiği, birbirlerinin şekline büründüğü, çokkatmanlı bir yapı oluşturuyor.

Almanların Soyu Tükeniyor mu? altbaşlığını taşıyan kitap, Uzakdoğu'ya tatile giden bir Alman çiftin, gezileri boyunca kafalarındaki Alman sorunlarıyla boğuşmalarının izini sürüyor.

Dokuz yüz elli milyon insan Çinli değil de Alman olsa neler olurdu? Dünya böyle bir şeye dayanır mıydı?

Ya, bazı politikacıların korktuğu gibi, Almanların soyu tükeniyorsa? Böyle bir akıl yürütülebilir mi? Üzerinde Almanların boy göstermediği bir dünya neye benzerdi? 

150 s. İstanbul 2016
 

ittihat-ve-terakki7326fb6a632a3308accb18605b546ae9.jpg
İlber Ortaylı, Erol Şadi Erdinç
İTTİHAT VE TERAKKİ
İnkilap Yayınevi

Türk siyasi tarihinin en önemli kırılma anlarına damgasını vuran bir gelenek İttihat ve Terakki... Gizli bir cemiyetten örgütlü ve güçlü bir yapıya ulaşarak hem Türk siyasi tarihinin hem de siyasal kültürünün seyrini değiştiren İttihat ve Terakki'nin bilinmeyenleri Erol Şadi Erdinç ve İlber Ortaylı'nin dilinden elinizdeki kitapta bir araya geliyor.

Yeni Osmanlılar, Jön Türkler, Babıali Baskını, 31 Mart Ayaklanması, asker-siyaset ilişkisi, İttihat ve Terakki'nin iki döneminden, suikastar, gizli örgütlenmeler ve darbelere bir dönemin zihniyet ve eylem haritası ile İttihat ve Terakki: Osmanlı İmparatorluğu'nda Gizli örgütlenmeler ve Darbeler önemli bir boşluğu dolduruyor.

'Erol Şadi Erdinç yazmayan değil, kolay yazmayan biriydi. Herkesi eleştirdiği gibi en başta da kendini eleştirdiği anlaşılırdı. Nitekm önemli bilgelerin yer aldığı bu eseri yayımlamak ölümünden sonra nasip oldu.

Türkiye tarihi, bütün Ortadoğu ve Balkanlar için önemi olan bir çalışma daha okuyucunun önüne çıkıyor.'

288 s. İstanbul 2016
 

dorian-gray-in-portresi30667aca9e62b87bc4eaa2eef2be9c9f.jpg
Oscar Wilde
DORIAN GRAY’İN PORTRESİ
Ayrıntı Yayınları

Oscar Wilde'ın 1890'da yayımlanan bu sarsıcı romanı modern insanın karanlık taraflarına bakmakta. Dorian Gray portresi yapıldığında, kendi olağanüstü güzelliğinin büyüsüne kapılır. Dünyanın güzelliklerini yaşamaktan yorgun düşmüş, giderek yaşlanıp çökmekte olan arkadaşı Lord Henry Wotton'un tahrik edici kışkırtmalarıyla daima güzel ve genç kalmaya büyük bir istek duymaya başlar; onun tarafından ruhunun genç kalmasıyla dış görünüşünün de genç kalacağına inandırılır. Bir devrin kapanışı olan on dokuzuncu yüzyıl sonlarında Ressam Basil Hallward'ın stüdyosunda başlayan roman Londra'nın en doğusundaki afyon ve uyuşturucu batakhanelerine kadar uzanır. Ressam da kendi yaptığı portreden ürker, garip bir çekingenlik ruhunu kasıp kavurur: Ressam, sanatında yansıttığı zarif ve yakışıklı figüre bakarken yüzünü bir zevk gülümsemesi yaladı ve sanki bir süre orada oyalanmak istedi. Ancak birden irkilerek doğruldu, uyanıp yitirmekten korktuğu tuhaf bir düşü beyninin içinde hapsetmek istercesine gözlerini yumup parmak uçlarını göz kapaklarının üzerine bastırdı.

384 s.İstanbul 2016
 

o-tam-metinb9460502ac1b33a2aee39c8db175dbfe.jpg

Stephen King
O
Altın Kitaplar 

Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry'yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık. Stephen King'in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da Daily Express'in tarif ettiği gibi, kendinizi O'nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.

1216 s. İstanbul 2015

 

freud-dusuncesinin-buyuklugu-ve-sinirlarid05b98094a2766fad8c0ad9a2e51c01e.jpg
Eric Fromm
FREUD DÜŞÜNCESİNİN BÜYÜKLÜĞÜ VE SINIRLARI
Say Kitap

“Kendini yanılgılara yönelten koşulları değiştirebilmesi için insanın önce bu koşulları doğuran yanlışlıkları yok etmesi gerekir.”
Freud da böyle bir tanımlama yapabilirdi. Marx’ınkine benzer bir cümle, psikanaliz teorisini kullanarak tedavi uygulayan bir bilim dalı için çok uygun bir slogan olurdu. Gerçek kavramını epeyce genişleten Freud’un en özgün yanı, gerçeğin bilinçli zihinle düşünülen ya da inanılan şey değil de, asıl düşünmek istenilmediği için bastırılan olgular olduğunu ortaya koymasıdır.
Onun buluşlarının büyüklüğü, gerçek sanılanların ötesindeki gizli ve üzeri örtülü olarak duran asıl gerçeğe nasıl varılacağının yöntemini göstermesinden kaynaklanır. Bir insanı iyi etmenin yolu, onun ruhsal yapısını anlayıp bastırma olayını yok etmekten geçer. Bunu deneysel çalışmalarıyla kanıtlayan Freud, gerçeğin iyileştirip kurtaracak tek yol olduğu ilkesini çalışmalarında (yani pratikte) uygulamıştır. Her ne kadar uygulamada bazı bozulmalara uğramış ve yeni yanılgılara yol açmışsa da bu ilke, onun insanlık tarihine yaptığı en önemli katkıdır.

200 s. İstanbul 2016

 

toplumu-anlatmakcff90473f5442e7daf9ee050fac1e5a0.jpg

Howard S. Becker
TOPLUMU ANLATMAK
Heretik Yayıncılık

Howard S. Becker'ın her zamanki rahat ve kıvrak üslubuyla kaleme aldığı eseri şu ezber bozucu iddia ile yola çıkıyor: Toplumu Anlatmak sadece sosyal bilimcilerin tekelinde olan bir uğraş değildir. Romanlar, filmler, fotoğraflar, haritalar ve hatta matematiksel modeller dahi topluma ilişkin bir bilgi üretmenin ve bunu paylaşmanın etkili araçları olabilir. Becker'ın bu noktada verdiği örnekler de en az argümanları kadar ikna edici. Walker Evans'ın fotoğrafları, George Bernard Shaw'un oyunları, Jane Austen'ın ve Italo Calvino'nun romanları ve Erving Goffman'ın çalışmaları bunlardan sadece birkaçı. Kısacası, Toplumu Anlatmak, Becker'ın kendine özgü üslubuyla ve oldukça pratik tavsiyeleriyle, sadece sosyal bilimciler için değil, toplum hakkında bir şeyleri farklı biçimde söylemek isteyen herkes için zihin açıcı bir klavuz.

384 s. İstanbul 2016
 

bilincin-derin-kuyusu56736aa6a0049cf82f2b4687d30adf47.jpg

H. Fehmi İbrahimhakkıoğlu
BİLİNCİN DERİN KUYUSU
Boyalıkuş Yayınları

"Okumayı ilk öğrendiğimde artık kendi kitabımı yazabilirim demiştim.
Aradan uzunca bir süre geçmişti ki kızım okumayı öğrendiğinde bana dönüp artık kendi kitabımı yazabilirim demişti.
Aynı sözleri torunumdan duymadan önce yazdıklarımı kitap haline getirmem şart olmuştu.
İyi bir okuyucu, gezgin ve sözel anlatıcı olmuştum, ancak yazmak başlı başına zorlayıcı ve heyecan verici bir süreçti. […]
Bir hekim olarak yaşadığım, gördüğüm, duyduğum öyküleştirilebilecek birçok konu vardı.
Bunları kurgulayıp yazıya dökmek, sözcükleri art arda sıralayıp okuyana lezzet verecek hale getirmek çok heyecan verici bir deneyimdi.
Öyküleri kitap haline getirmekse bende bambaşka bir heyecan yarattı.
Yıllar önce kendime verdiğim sözü tutmanın keyfini de yaşadım."

144 s. İstanbul 2016
 

dostlar-arasinda37ade88bb1096e4cf3412e3852d3b6f2.jpg
Amos Oz
DOSTLAR ARASINDA
Doğan Kitap

Sabır, şefkat, şüphe, sevgi, hüzün, gurur, fedakârlık, ütopya… Bazen dostlar arasında yaşamak, düşmanlar arasında yaşamaya benzer...

Amos Oz, Dostlar Arasında ile yazmaya başladığı yer ve zamana dönüyor. 1950'lerde Kibutz Yekhat'ta yaşanan birbirine bağlı sekiz hikâye, 20. yüzyılın en büyük toplu rüyalarından birinin gölgesinde kişisel dertleriyle boğuşan idealist kadın ve erkekleri anlatıyor. 

Kızının âşığına meydan okuyamayan bir baba, dünyanın kederini omuzlarında taşıyan yaşlı bir bahçıvan, sevgilisinin eski karısına dokunaklı mektuplar yazan bir kadın, tüm insanlığı birleştirecek yeni bir dil öğretmek isteyen yaşlı kundura tamircisi ve diğerleri…

Bu hikâyelerin her biri insana dair ışıltılı birer edebi anlatı. Hepsi bir araya geldiğinde müthiş bir dönemin ve idealin anlamlı bir portresi çıkıyor karşımıza.

144 s. İstanbul 2016


sadik-beyd7049746fcaf7e5002cfdf0d8318730c.jpg
Pınar Kür
SADIK BEY
Can Yayınları

Sadık Bey, ellili yaşların sonlarında, büyük bir şirketin küçük hissedarı, boşanmış, bir kız çocuk ve bir torun sahibi...

Sadık Bey ertelediklerinin yerine koyduklarıyla yaşıyor ve özellikle anılması gereken bir sorunu da yok. Enikonu yolunda bir yaşam.

Ama Sadık Bey bir gün, değişirken farkına bile varmadığı şeyleri kurcalamaya kalkıyor...

Usta yazar Pınar Kür son kitabı Sadık Bey'le okurlarına sadece bir roman değil, her gün çeşitli benzerleriyle karşılaştıkları orta halli, orta sınıflı ve orta yaşlı efendi insanların karanlık dünyalarını da sunuyor.

"Merdivenleri ağır ağır çıkıyordu. Ve şiiri kendi kendine mırıldanıyordu: Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden... Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak... OLMAYACAK... Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak. Başını kaldırıp yukarı baktı. Yaşadığı apartmanın dar merdivenlerinin tepesinde sema falan yoktu - ya da işte görünmüyordu. Şiirin gerisini hatırlayamadı. Epey uzun sürdü beşinci kata varması. Daireyi gençliğinde alıyorsun, merdiven, yokuş gibi şeyleri tehditkâr bulmadığın yıllarda... Sonra günü geldiğinde... soluk soluğa kalıyorsun."

168 s. İstanbul 2016


suskunlugun-yuku602f7010337109f87cff85c14e72263d.jpg

Cengiz Şişman
SUSKUNLUĞUN YÜKÜ
Doğan Kitap

Suskunluğun Yükü, Osmanlı-Türk Dönmeleri hakkında yazılmış en kapsamlı ve derin araştırma… Selanikli Dönmeler her zaman merak uyandırdı. Dönmeleri saran sır perdesini aralamaya çalışanlar isimlerin tespitiyle, komplo teorileriyle ilgilendiler çoğu zaman. Ancak Dönme kimliğinin doğuşu ve yüzyıllar içindeki evrimi etraflıca hiç anlatılmadı. 

Suskunluğun Yükü 17. yüzyılda Haham Sabatay Sevi'nin başlattığı hareketi, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılan etkileriyle ele alıyor. Dr. Cengiz Şişman, Sabatay Sevi'nin 1666'da İslam'ı seçmesiyle doğan Dönme toplumunun gizli Yahudi-İslami kimliğinin nasıl oluştuğunu, dönüştüğünü ve bugün nerede durduğunu zengin bir araştırmayla ortaya koyuyor. Suskunluğun Yükü, Osmanlı-Türk Dönmeleri hakkında bugüne kadar yazılmış en kapsamlı ve derinlemesine araştırma…

Dr. Cengiz Şişman hem Yahudilik ile İslam hem de Osmanlı tarihi bilgisi ve filolojik yeterliliğiyle Sabataycılık tarihi üzerinde yıllarca çalışmış, arşivlerde vakit geçirmiş, şifahi kültür kaynaklarından yararlanmış ve sonuçta dünya çapında bir eser ortaya çıkarmıştır. Bu aydınlatıcı eser sadece Sabataycılık için değil, Yahudilik, Osmanlı ve Türk tarihleri için de çok önemli bir vesika mahiyetindedir. 
-İlber Ortaylı-

400 s. İstanbul 2016
 

ask-dersleri52c85667a4dfe411940ffef77879b1b9.jpg
Alain De Botton
AŞK DERSLERİ
Sel Yayıncılık

Günümüzde "normal" ilişkiler şu şekilde tanımlanır: İki kişi tanışır, birbirine âşık olur, bu aşkı evlilikle taçlandırır, çok geçmeden çocuk yapmaya karar verir ve sonsuza dek mutlu yaşarlar. Bu son, aslında hikâyenin başlangıcıdır.

Alain de Botton uzun zamandır beklenen yeni romanı Aşk Dersleri'nde bu yanılsamanın peşine düşerek, edebi kamerasını yolları aşka açılan bir kadın ve bir erkeğe çeviriyor. Uzun soluklu bir ilişkinin karmaşık ve çetrefil yollarının izlerini sürdüğü bu yolculukta, sevgililerin o romantik ve büyülü başlangıçlarının ardından didişmelerden surat asmalara, ilgisizliklerden ihanetlere kadar uzanan küçüklü büyüklü sarsıntılarına odaklanıyor. Hayal kırıklıklarının yaşandığı, ideallerin ve duyguların eğilip büküldüğü, ortalama bir varoluşun yarattığı baskılarla değişimlerden geçtiği gerçekliği mizahı elden bırakmayarak ele alıyor.

Aşkın yalnızca bir heves ya da deneyim değil öğrenmemiz gereken bir beceri olduğunun altını çizen Botton, günümüz ilişkilerinin arka planını bilgelikle sorgulayarak insanlığın en büyük bulmacalarından birine dair oldukça kışkırtıcı bir okuma vaat ediyor. Aşk Dersleri, içinde yaşadığımız bu yanılsamalar çağında gerçeklikle başa çıkmak isteyen okurlar için tam anlamıyla davetkâr bir kitap.

240 s. İstanbul 2016


EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

kapitalizmin-yukselisi-ve-hukukdba661173c8a6dc7e5832e9d925d7529.jpg

Micheal E. Tigar, Madeleine R. Levy
KAPİTALİZMİN YÜKSELİŞİ VE HUKUK 
Epos Yayınları

Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk, günümüz hukuk sisteminin kökenlerini ve gelişimini, 800 yıl önce çökmeye başlayan feodal yapı ile yükselen burjuva toplum arasındaki savaşım bağlamında ortaya koymaya çalışıyor.

Öykü, 11. yüzyıl kentlerinde ticari yaşamın başlamasıyla açılıyor, burjuva "hukukbilimi"nin 18. yüzyıldaki zaferiyle devam ediyor ve günümüzde burjuva adaletle hesaplaşmayı içeren başkaldırı hu- kukbilimiyle kapanıyor. 

Kapitalizmin Yükselişi ve Hukuk, hukukun ve hukuksal kurumların egemen sınıf çıkarlarını nasıl yansıttığı ve eski sınıfın yerini yavaş yavaş alan yeni sınıfla (burjuvazi) birlikte hukukun nasıl değiştiği üzerine odaklanıyor.

"Burjuva hukuku" ya da "burjuva hukukbilimi"nin kapitalizmle birlikte doğuşunu ve nihayet sınırlarını gösteren bu kitabın, toplumsal değişimle ciddi olarak ilgilenen herkes için (öğrenci, hukuk uygulamacısı, sade yurttaş) düşündürücü, yönlendirici ve ufuk açıcı olacağını umut ederiz.

384 s. İstanbul 2016
 

pazartesi-ya-da-sali721fff975b81539f5b0b32c1682f1970.jpg
Virginia Woolf
PAZARTESİ YA DA SALI
Kırmızı Kedi Yayınları

Virginia Woolf, ilk yazılı ürünlerini 1900'lerin başında vermeye başladı ve gazetelerin edebiyat eklerinde yazıları yayımlandı. Bu yazıları öyküleri izledi. Romancılığının ve çokça kullanacağı bilinçakışı tekniğinin adım sesleri de bu öykülerin bir kısmında açıkça duyuldu.

Woolf, öykülerinde karakter incelemelerine çokça yer verdi, gerçek ve gerçekliğin doğası, kadınların toplumdaki rolü konularını özellikle işledi. Sıradan deneyimleri anlatırken insan zihninin çalışmasını ve algılarını öne çıkaran ayrıntılı anlatımlara başvurdu. Woolf'un öyküleri sıklıkla "Varolma Anları"na dayanır ve bu varolma anları zamanın ve mekânın içine hızlı girişlerle işlenir. Kimi öykülerinse, roman yazımı sürecinde ortaya çıkan yan ürünler olduğu bellidir, kitapta yer alan Kendi Türünü Seven Adam ya da Bir Özetleme'de olduğu gibi Mrs. Dalloway'in kahramanları Mr. ve Mrs. Dalloway'e sıkça rastlarız, aynı şekilde Varolma Anları adlı öyküde de Mrs. Dalloway adlı romanından izler bulmak hoş bir sürprizdir okura.

İlk öyküsü olduğu düşünülen Phyllis ve Rosamond bu kitabın da ilk öyküsü. Kitabın sonundaki Kaplıca ise ölümünden kısa bir süre önce, 1941'de bitirdiği, büyük olasılıkla son çalışması. Bu iki öyküyü ve aradaki 35 yıllık süreçte yazdığı öyküleri okumak, yazarın öykücülüğündeki gelişmeyi göstermesi bakımından son derece ilginç bir deneyim.

224 s. İstanbul 2016
 

siginamayanlar4e9a771cc5092d8beb0247665fd348b9.jpg

Ercüment Akdeniz
SIĞINAMAYANLAR
Evrensel Basım Yayın

İç savaşın yurtlarından ettiği Suriyeli mültecilerin göç yollarında yaşadıkları uzunca bir zaman görmezden gelindi. Mülteciler, geçiş ülkelerindeki yerel halkla "karşılaşma"larında çoğu zaman yalnız bırakıldılar. Kamplarda, sokaklarda ve iş yerlerindeki zorluklar, onları Ege ve Akdeniz'in "ileri"sine doğru bir ölüm yolculuğuna mecbur bıraktı. Ve dünya, mültecilerin sessiz çığlığına kulak tıkamaya devam etti. Küçük bir çocuğun bedeninin Bodrum kıyılarında belirdiği o meşum eylül sıcağına kadar. Suriyeli mülteciler, ancak kitlesel olarak Avrupa'nın kapılarına dayandıklarında gündem olabildiler. Peki, Alan Kurdî'nin geride bıraktığı "insani kriz" ile dünya nasıl başa çıkmaya çalıştı? Egemenler, sayısı milyonlarla ifade edilen Suriyeli mülteci nüfusla nasıl bir çıkar oyunu oynadı? Geri Kabul Anlaşması'nın tarafı Türkiye bu oyunun neresinde durdu? Elinizdeki kitap tüm bu sorulara cevap veriyor. Ercüment Akdeniz, Suriye Savaşının Gölgesinde Mülteci İşçiler'de Suriyelilerin Türkiye'ye girdikleri andan itibaren yaşadığı sömürü ve baskı cenderesini bir gazeteci titizliğiyle anlatmıştı. Şimdi de, ilk kitabın devamı niteliğindeki Sığınamayanlar'da, ölüm koridorlarında yaşanan kıyımın perde arkasında dönen pazarlıkları gözler önüne seriyor. 

Ercüment Akdeniz'in, kısaca Sığınamayanlar adını taşıyan bu kitabının Türkiye'de göç ve göçmenler meselesini sınıfsal bir perspektifle ele alması ve verilerini birinci elden alan çalışmalarıyla destekliyor olması bakımından, içinde bulunduğumuz dönemde bu konuda yapılmış çalışmalar içerisinde son derece önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. 
-Özgür Müftüoğlu-

176 s. İstanbul 2016

unnamed-040.jpg

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)